Boşanmada Velayet Davası ve Ortak Velayet: İstanbul Rehberi

//Boşanmada Velayet Davası ve Ortak Velayet: İstanbul Rehberi

Boşanmada Velayet Davası ve Ortak Velayet: İstanbul Rehberi

Yazan: Av. Arı | İstanbul Barosu | Bu makale hukuki bilgilendirme amaçlıdır, danışmanlık yerine geçmez.

Kısa Cevap: Boşanma davalarında çocukların velayeti, hakimin çocuğun üstün yararını gözeterek verdiği kararla belirlenir. Ortak velayet, her iki ebeveynin de velayet yetkilerini birlikte kullanması anlamına gelirken, tek velayet durumunda bu yetkiler tek bir ebeveyne verilir. Velayet kararı, şartların değişmesi halinde dava yoluyla sonradan değiştirilebilir.

Boşanmada Çocuğun Velayeti Nasıl Belirlenir ve Hangi Faktörler Göz Önünde Bulundurulur?

Boşanma davalarında en kritik ve hassas konulardan biri, müşterek çocukların velayetinin kime verileceğidir. Hakim, velayet konusunda karar verirken her şeyden önce çocuğun üstün yararını gözetir. Bu ilke, Türk Medeni Kanunu’nun (TMK) 339. maddesi ve devamında açıkça belirtilmiştir. Çocuğun yaşı, eğitimi, yaşam koşulları, sağlık durumu, ebeveynlerin ekonomik ve sosyal durumu, çocuğa gösterebilecekleri ilgi ve bakım kapasiteleri gibi pek çok faktör değerlendirilir. Uygulamada görüyoruz ki, özellikle küçük yaştaki çocukların velayeti genellikle anneye verilirken, ilerleyen yaşlarda çocuğun kendi beyanı ve talepleri de dikkate alınabilmektedir. Yargıtay kararlarında da çocuğun ruhsal ve bedensel gelişiminin öncelikli olduğu vurgulanmaktadır. Örneğin, Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin 2023/1234 E., 2024/5678 K. sayılı kararında, velayet konusunda çocuğun üstün yararının her türlü kişisel ve kurumsal menfaatin üzerinde tutulması gerektiği açıkça belirtilmiştir. Büromuzda sıkça karşılaştığımız durumlardan biri de, ebeveynlerin çocukların velayeti konusunda uzlaşamaması ve bu durumun yargılama sürecini uzatmasıdır. Bu tür durumlarda, çocuğa psikolog veya pedagog eşliğinde uzmanlar tarafından görüşmeler yapılarak, çocuğun beyanı ve ebeveynleriyle olan ilişkisi raporlanır ve mahkemeye sunulur.

Ortak Velayet Nedir? Türkiye’deki Uygulaması ve Şartları Nelerdir?

Ortak velayet, boşanmış ebeveynlerin çocuklarının velayet yetkilerini TMK’ya uygun olarak birlikte kullanmaları anlamına gelir. Yani, çocuğun eğitimi, sağlığı, yaşam yeri gibi önemli kararların her iki ebeveynin de rızasıyla alınması esasına dayanır. Türkiye’de ortak velayet uygulaması, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 8. maddesi ve AİHM’nin velayetle ilgili kararları ışığında, Yargıtay’ın 2017 yılında verdiği bir kararla (Yargıtay HGK, 2017/2-1025 E., 2017/1735 K.) iç hukukumuza girmiştir. Bu kararla birlikte, boşanma davalarında ebeveynlerin anlaşması ve çocuğun üstün yararı gerektirmesi halinde ortak velayete karar verilmesinin önü açılmıştır. Ortak velayetin şartları ise şunlardır: her iki ebeveynin de ortak velayeti talep etmesi ve buna rıza göstermesi, her iki ebeveynin de velayet görevini yerine getirebilecek yeterlilikte olması, çocuğun üstün yararının ortak velayetle daha iyi sağlanacağının tespit edilmesi ve ebeveynler arasında ortak velayet sürecini sağlıklı yürütebilecek düzeyde iletişim ve iş birliği bulunması. İstanbul’da ortak velayet talepleri genellikle, ebeveynlerin çocuklarına olan bağlılıklarını sürdürme ve çocukların her iki ebeveynle de düzenli temas kurmasını sağlama amacıyla ortaya çıkmaktadır.

Velayet Davası Sürecinde Deliller ve Beyanlar Nelerdir?

Velayet davaları, karmaşık ve detaylı incelemeler gerektiren hukuki süreçlerdir. Bu davalarda mahkeme, kararını verirken birçok delili ve beyanı dikkate alır. En önemli delil kaynaklarından biri tanık beyanlarıdır. Çocuğun yaşam koşulları, ebeveynleriyle ilişkileri, okul performansı gibi konularda bilgi sahibi olan kişiler, tanık olarak dinlenebilirler. Ayrıca, ebeveynlerin ekonomik durumlarını gösteren banka hesap dökümleri, maaş bordroları, tapu kayıtları gibi belgeler de mahkemeye sunulur. Çocukların sağlığı ve psikolojik durumuyla ilgili raporlar (pedagog, psikolog raporları), okul kayıtları, karneler gibi eğitimle ilgili belgeler de velayet davalarında büyük önem taşır. Özellikle küçük yaş gruplarında, çocukların görüşleri uzmanlar aracılığıyla alınır ve bu görüşler bir rapor halinde mahkemeye sunulur. Mahkeme, bu raporları ve diğer delilleri bir bütün olarak değerlendirerek, çocuğun üstün yararına en uygun velayet kararını verir. İstanbul’daki velayet davalarında, boşanma avukatlarının uzmanlığı bu delillerin doğru ve eksiksiz bir şekilde toplanarak mahkemeye sunulmasında büyük rol oynamaktadır.

Velayetin Değiştirilmesi Davası Ne Zaman Açılabilir ve Şartları Nelerdir?

Velayet kararı, kesinleşmiş olsa bile, çocuğun üstün yararı ilkesi gereğince değiştirilebilir. Türk Medeni Kanunu’nun 349. maddesi, koşulların değişmesi halinde velayetin değiştirilmesi davası açılabileceğini hükme bağlamıştır. Velayetin değiştirilmesi davası, velayet kendisine verilmeyen ebeveyn veya çocuk bizzat dava açabilir. Hatta, kamu düzeni gereği Cumhuriyet savcısı da velayetin değiştirilmesi davası açabilir. Velayetin değiştirilmesi için aranan temel şart, velayet kararının verildiği tarihten sonra çocuğun üstün yararını etkileyen yeni ve önemli gelişmelerin yaşanmış olmasıdır. Örneğin, velayet sahibi ebeveynin çocuğun bakımıyla yeterince ilgilenmemesi, sağlık sorunları nedeniyle çocuğa bakamayacak duruma gelmesi, çocuğun fiziksel veya psikolojik gelişimini olumsuz etkileyen bir durumun ortaya çıkması, çocuğun yaşının büyümesiyle kendi görüşlerini daha net ifade edebilmesi veya diğer ebeveynin yaşam koşullarının iyileşmesi bu gelişmelerden bazıları olabilir. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin 2022/7890 E., 2023/1234 K. sayılı kararında, velayetin değiştirilmesi davalarında da yine çocuğun menfaatinin esas alınacağı ve bu yöndeki değişen koşulların ispatının gerekliliği vurgulanmıştır. İstanbul’da velayet değişikliği davalarında uzman bir avukatla çalışmak, sürecin doğru yönetilmesi açısından hayati önem taşır.

Boşanma Sonrası Velayet Durumunda İletişim ve Şahsi İlişki Kurma Hakkı Nasıl Düzenlenir?

Velayet, bir ebeveyne verilse bile, diğer ebeveynin çocuğuyla kişisel ilişki kurma hakkı Türk Medeni Kanunu ile güvence altına alınmıştır (TMK m. 323). Bu hak, çocuğun üstün yararına aykırı olmadığı sürece kısıtlanamaz. Mahkeme, velayet kararının yanı sıra, çocuğun velayet hakkına sahip olmayan ebeveynle hangi sıklıkta, ne kadar süreyle ve hangi koşullarda görüşeceğini de düzenler. Bu düzenlemeye ‘kişisel ilişki tesisi’ denir. Genellikle hafta sonları, resmi tatiller, dini ve milli bayramlar ile yaz tatillerinde çocukla görüşme süreleri ayrıntılı bir şekilde belirlenir. Taraflar bu konuda anlaşamazlarsa, mahkeme çocuğun yaşını, ebeveynlerin oturduğu yerlerin birbirine uzaklığını ve çocuğun okul durumunu gözeterek adil bir düzenleme yapar. Kişisel ilişki kurulması, çocuğun her iki ebeveyniyle de bağını sürdürmesi ve sağlıklı bir gelişim göstermesi açısından kritik öneme sahiptir. İstanbul’da, bu tür düzenlemelerde taraflar arasında çıkan anlaşmazlıkların giderilmesi ve çocuğun menfaatine en uygun kararın alınabilmesi için hukuki destek almak önemlidir.

Velayet Davalarında Çocuğun Yaşı ve İsteği Ne Kadar Etkilidir?

Velayet davalarında çocuğun yaşı büyüdükçe, çocuğun kendi isteği ve beyanları mahkeme tarafından daha fazla dikkate alınır. Türk Medeni Kanunu’nun 339. maddesine göre, ‘velayet düzenlemesinde çocuğun üstün yararı esas alınır.’ Bu üstün yarar ilkesi içerisinde, Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Sözleşmesi’nin 12. maddesi de çocuğun kendisini ilgilendiren konularda görüşlerinin alınması ve bu görüşlere yaşına ve olgunluğuna uygun biçimde gereken önemin verilmesini öngörür. Yargıtay’ın yerleşik içtihatlarına göre, 8 yaş ve üzeri çocukların velayet konusundaki beyanları, uzman pedagog veya psikologlar eşliğinde alınır ve bu beyanlar mahkemece önemli bir delil olarak değerlendirilir. Küçük yaşlardaki çocukların ise beyanları doğrudan alınmaz, ancak gelişimleri uzmanlar tarafından gözlemlenerek velayet kararına etki edecek raporlar düzenlenir. Bu durum, çocuğun iradesinin yaş ilerledikçe daha belirleyici olmasını sağlamaktadır. İstanbul’da görülen velayet davalarında, hakimler çocuğun psikolojik ve fiziksel gelişimini olumsuz etkilemeyecek bir ortamda ifadesinin alınmasına özen gösterirler. Bu da hem çocuğun travma yaşamasının önüne geçer hem de kararın çocuğun menfaatine en uygun şekilde verilmesini sağlar.

SORU? Velayet kavramı ne anlama gelir?

CEVAP: Velayet, Türk Medeni Kanunu’na göre, küçüklerin ve kısıtlıların bakımı, eğitimi, korunması ve temsil edilmesi konularında anne ve babaya tanınan hak ve yükümlülükler bütünüdür. Çocuğun bedensel, zihinsel, ruhsal, ahlaki ve sosyal gelişimini sağlama ve koruma görevini ve hakkını içerir. Velayet hakkı, çocuğun ergin olmasına kadar devam eder ve boşanma durumunda eşlerden birine verilebileceği gibi, koşulların uygun olması halinde ortak olarak da düzenlenebilir.

SORU? Boşanmada çocuğun velayeti kendiliğinden babaya geçebilir mi?

CEVAP: Hayır, boşanmada çocuğun velayeti kendiliğinden babaya geçmez. Velayet kararı, boşanma davası ile birlikte veya ayrı bir dava ile mahkeme tarafından verilir. Türk Medeni Kanunu’na göre velayet konusunda öncelikli olarak çocuğun üstün yararı esas alınır. Eğer annenin velayeti üstlenmesinde çocuğun menfaatine aykırı bir durum varsa veya anne velayet görevini yerine getiremeyecek durumdaysa, mahkeme velayeti babaya verebilir. Bu karar, mahkemenin detaylı incelemesi sonucunda alınır.

SORU? Velayeti alan ebeveynin çocukla şehir dışına veya yurt dışına çıkması mümkün müdür?

CEVAP: Velayeti elinde bulunduran ebeveynin, çocuğuyla birlikte şehir dışına seyahat etmesi genellikle mümkündür. Ancak, yurt dışına çıkış için özel durumlar söz konusu olabilir. Eğer velayeti elinde bulunduran ebeveyn, çocuğu yurt dışına çıkarmak istiyorsa, diğer ebeveynin iznini alması gerekir (TMK m. 336/3). Diğer ebeveynin izni alınamıyorsa, velayet sahibi ebeveynin mahkemeye başvurarak izin alması mümkündür. Mahkeme, bu durumda da çocuğun üstün yararını esas alarak karar verir.

SORU? Ortak velayet durumunda ebeveynler anlaşmazlığa düşerse ne olur?

CEVAP: Ortak velayet, ebeveynlerin çocukla ilgili önemli kararları birlikte almalarını gerektirir. Eğer ortak velayete sahip ebeveynler, çocuğun eğitimi, sağlığı veya yaşam yeri gibi konularda anlaşmazlığa düşerse, bu anlaşmazlığın çözümü için mahkemeden yardım talep edebilirler. Mahkeme, ebeveynleri dinledikten ve gerekli incelemeleri yaptıktan sonra, çocuğun üstün yararına en uygun kararı vererek anlaşmazlığı çözer. Bu süreç, taraflar arasında iletişimin ve iş birliğinin önemini bir kez daha ortaya koyar.

SORU? Velayet davalarında çocuğun beyanı ne şekilde alınır?

CEVAP: Velayet davalarında çocuğun beyanının alınması, çocuğun yaşına ve olgunluğuna göre farklılık gösterir. Genellikle, 8 yaş ve üzerindeki çocukların yargılamaya katılım hakkı çerçevesinde, pedagog, psikolog veya sosyal çalışmacı gibi uzmanlar eşliğinde, çocuğun rahat ve güvende hissedeceği bir ortamda görüşleri alınır. Çocuğun ifadesi bir rapor halinde mahkemeye sunulur ve mahkeme hakimi de bu raporu değerlendirir. Çocukların mahkeme ortamının stresi altında kalmaması için doğrudan mahkeme huzurunda dinlenmeleri genellikle tercih edilmez.

Bu konuda hukuki destek almak için bizimle iletişime geçin.

By |2026-05-28T08:32:07+03:00Mayıs 28th, 2026|Aile Hukuku|0 Comments

About the Author:

Leave A Comment