Elektrik, modern hayatın görünmez kan damarıdır; ama temas edildiğinde en acımasız sonuçları üreten enerjidir. Bahçede askı çeken adam, inşaatta temizlik yaptığı sırada hataya yaklaşan işçi, trafo çevresinde oynayan çocuk, eski tesisatın çıplak kablosuna dokunan aile ferdi… Olay anı saniyelik, sonuçları ömür boyudur: Kalp ritim bozuklukları, derin yanıklar, uzuv kayıpları ve bazen ölüm. Bu tabloların arkasında hemen her zaman bir özensizlik vardır — yetersiz izolasyon, uyarısız hat, bakımsız tesisat, denetimsiz saha. Hukuk, bu özensizliğin bedelini sorumlusuna ödetir.
Büromuzda sıkça karşılaştığımız bu dosyalarda görüyoruz ki aileler üç noktada geride kalıyor. Birincisi, olay yerinin hemen ‘düzeltilmesi’: Hat düzenlenir, kablo değiştirilir, trafo çevresi sonradan kapatılır ve en güçlü delil ortadan kalkar. İkincisi, enerji kesintisi ve olay tespitinin kayıt altına alınmaması: Dağıtım şirketinin olay yerine gelişi, kesme ve onarım tutanakları sorumluluk zincirinin resmî belgeleridir. Üçüncüsü, mesleki boyutun atlanması: İşyerinde çarpılan işçinin dosyası, hem iş kazası hem SGK hem tazminat rejimlerini birlikte çalıştırır; tek kanaldan yürüyen dosya hak kaybettirir.
Çözüm, süreci üç eksende kurmaktır: Sorumlunun kimliği (hat mı, tesisat mı, işyeri mi), delil zinciri (olay yeri, tutanaklar, sağlık kaydı) ve zarar haritası (yanık, amputasyon, gelir kaybı). Bu rehberde 2026 itibarıyla elektrik çarpması tazminatını anlatıyoruz. İstanbul’un yoğun inşaat ve sanayi sahasında bu dosyalar, doğru kurulduğunda mağdurun yeniden ayağa kalkmasının mali omurgası olur.
Elektrik çarpmasında tazminat hakkı doğar mı?
Doğar; dayanak Türk Borçlar Kanunu m. 49’daki kusur sorumluluğu ve olayın niteliğine göre ağırlaşan rejimlerdir. Elektrik enerjisi, hukuken ‘tehlikeli faaliyet’ kapsamında değerlendirilir: Kontrolü ve dağıtımı, toplum için faydalı ama başkaları için riskli bir uğraştır ve bu riski yöneten, doğan zararın da hesabını verir. Olayın kaynağına göre tablo üç rejime ayrılır: Kamu hizmeti rejimi — yüksek gerilim hatları ve trafolarda dağıtım şirketinin sorumluluğu; özel mülk rejimi — bina içi tesisat ve cihazlarda malik/kiraya verenin bakım kusuru; iş hukuku rejimi — işyerinde çarpılan çalışan için işverenin iş güvenliği sorumluluğu. Hangi rejimin geçerli olduğu, davayı ve davalıları doğrudan belirler; bu yüzden ilk soru her zaman ‘elektrik nereden geliyordu’dur.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun yerleşik içtihatlarında, yüksek gerilim hatlarının işletilmesinde tehlikeli faaliyet sorumluluğunun ağır biçimde işletildiği, dağıtım şirketinin kusursuzluğunu kolayca ileri süremeyeceği vurgulanmıştır. Yargıtay HGK, 2011/5-491 E., 2012/94 K. sayılı kararında, yüksek gerilim hatlarında işletenin, teknik önlemleri almak ve risk alanını yönetmekle yükümlü olduğunu belirtmiştir. Bu çerçeve, mağdur açısından güçlü bir başlangıç noktasıdır: Sorumluluk varsayımı, hat ve trafo olaylarında şirkete geçer.
Kim sorumludur: dağıtım şirketi, malik, işveren mi?
Dağıtım şirketi (ve bağlı görevliler), yüksek-orta gerilim hatları, direkler, trafo ve bu altyapının güvenliğinden sorumludur: Uyarı levhaları, güvenlik mesafeleri, izolasyon, topraklama, ağaç budama ve hattın yasal teknik standartlara uygunluğu bu sorumluluğun içindedir. Hattan sarkan kopuk iletken, yetersiz yükseklik, trafo çevresindeki açık erişim — bu eksiklerden doğan zarar, şirkete yükletilir. Bina maliki ve kiraya veren, iç tesisatın güvenliğinden sorumludur: Yaşlı ve sigortasız tesisat, çıplak kablo, kaçak/primitif bağlantılar, ıslak zeminde korumasız prize ulaşan kablolar… Bu eksikler, malikin (ve kiralık konutta bakımı üstlenen kiraya verenin) kusurudur; yapı eseri sorumluluğu (TBK m. 58) çerçevesinde de değerlendirilir.
İşveren, işyeri rejiminin merkezindedir: Elektrik yönetmeliği ve iş güvenliği kuralları, elektrik riski taşıyan işlerde izolasyon, topraklama, kilitleme-etiketleme, koruyucu ekipman ve yetkili personel şartlarını öngörür. Bu kuralların ihmali, işverenin kusurudur ve işçi lehine hem maddi-manevi tazminat hem iş kazası bağlamında ek haklar doğar. Üçüncü kişiler de zincire eklenebilir: Yetkisiz tamirci, askı yapan işçi, arızalı cihazı satan veya kuran firma. Pratik kural: Olayın elektriksel kaynağı ve mekânı belirlenir; muhtemel tüm sorumlular tek davada birlikte davalı gösterilir. Bu, hem kusur tartışmasını hem tahsilatı güçlendirir.
Yüksek gerilim hattı özelinde sorumluluk nasıl işler?
Yüksek gerilim olayları, tazminat pratiğinin en ağır dosyalarıdır ve iki ilkeyle yürür. Birinci ilke tehlikeli faaliyet sorumluluğudur: Dağıtım şirketi, hat ve trafo çevresindeki riski teknik önlemlerle yönetmekle yükümlüdür; önlem alınmadan doğan zararda sorumluluk ağırlaşır. Yargıtay 14. HD, 2021/5182 E., 2022/2073 K. sayılı kararında, hattın bulunduğu bölgede teknik güvenlik önlemlerinin ve uyarı düzeninin yeterliliğinin olaya özgü incelenmesi gerektiğini, bu inceleme yapılmadan sorumluluğun reddedilemeyeceğini belirtmiştir. İkinci ilke gerçek kusur dengesidir: Mağdur veya malik, riski artıran davranışlarla sürece girmişse kusur paylaşımı yapılır — hattın güvenlik bandı içine izinsiz yapı, hat altına parsel düzeni, direğe iple yaklaşma, hattan geçen askı/tentE kurma gibi.
Pratikte en çok tartışılan iki senaryo şunlardır: Hat dibinde yapı — İmarsız veya imara aykırı biçimde hatta yakın inşa edilen yapılarda, şirketin hattı önce kurduğu ve koruma bandının ihlal edildiği durumlarda malik kusuru ağırlaşır; ancak şirketin de ihlali bilip önlem alması gerektiği tartışılır. Sahada çalışan/gezen kişi — İnşaat, tarım veya hayvancılık faaliyetinde hatta yaklaşan kişi yönünden, uyarıların görünürlüğü ve mesafenin teknik yeterliliği belirleyicidir. Her iki senaryoda da bilirkişi (elektrik mühendisi) keşifle ölçüm yapar: Hat yüksekliği, gerilim seviyesi, güvenlik mesafesi, topraklama, uyarı düzeni. Dosyanın kaderi bu ölçümlerde çıkar; bu yüzden olay yeri, değiştirilmeden önce tüm ayrıntısıyla kayda alınmalıdır.
Mağdurun kusuru tazminatı nasıl etkiler?
TBK m. 52 uyarınca zarar görenin kusuru, tazminattan indirim sebebidir; elektrik dosyalarında tipik kullanıcı kusurları şunlardır: Uyarı levhalarını yok sayarak trafo/hat sahasına girme, yetkisiz elektrik işlemi (kablo ekleri, kaçak bağlantı), ıslak elle/çıplak ayak priz ve panele müdahale, güvenlik talimatlarına aykırı ekipman kullanımı (merdiven, askı, olta), arızalı cihazı fark edip kullanmaya devam. Bu davranışlar kusur payı doğurur ve tazminat oransal düşer; ancak mağdur kusuru, sorumlunun teknik özensizliğini tümüyle silmez — mahkeme iki kusuru karşılaştırır ve paylaştırır.
Dengeyi koruyan iki ölçü vardır. Birincisi: Çocuklar ve risk algısı düşük kişiler yönünden kusur payı dar tutulur; trafo çevresinde oynayan çocuğun kusuru, alanı açık bırakan yönetime kıyasla küçüktür. İkincisi: Önlem yükümlüsü olan tarafın ihlali, kullanıcı hatasını gölgeler: Hat uyarısız ve teknik olarak yetersizse, sahaya giren kişinin payı sınırlı kalır. Mağdur cephesinin yapacağı iş, olay zincirini dürüstçe yazmak ve kendi davranışını netleştirmektir: Ne yaptım, neye dokundum, hangi uyarı vardı? Bu anlatı, kusur karşılaştırmasının — ve dolayısıyla alacağın — omurgasıdır.
Hangi zararlar talep edilir?
Elektrik çarpmasının tıbbi tablosu ağırdır ve zarar haritası buna göre genişler. Geçici tablo: Acil ve yoğun bakım, kalp ritim takibi, yanık tedavisi ve deri greftleri, enfeksiyon kontrolü. Kalıcı tablo: Amputasyon (kol, bacak, parça kayıpları), sinir hasarı ve fonksiyon kaybı, kozmetik izler ve ileri cerrahiler; bu hâllerde sürekli iş göremezlik oranı rapora bağlanır ve gelir yitimi sermayeye dönüştürülür — mağdurun mesleği, yaşı ve geliri hesabın çarpanlarıdır. Fizik tedavi, protez-ortez, psikolojik destek ve bakım giderleri ayrı kalemlerdir. Manevi tazminat, elektrik travmasının acısı ve yaşam planının bozulması için yüksek düzeyde talep edilir; amputasyon ve ağır yanıklarda yargı uygulaması cömerttir.
Ölüm hâlinde yakınların alacakları iki katmanlıdır: Destekten yoksun kalma tazminatı — ölenin gelir desteğinin yasal yakınlar (eş, çocuklar, gerektiğinde ana-baba) yönünden paylaşılan hesabı — ve her bir yakının kendi lehine ölüm acısına ilişkin manevi tazminatı. Cenaze giderleri de talebe girer. İşyerinde vuku bulan olaylarda SGK ödemeleri (geçici iş göremezlik, sürekli iş göremezlik aylığı) devreye girer; kurumun ödedikleri rücu edilmek üzere dosyada gösterilir ve tazminat hesabına yansıtılır. Tüm kalemlerin dilekçede ayrı ve belgeli kurulması, sonradan eklem güçlüklerini baştan önler.
İspat ve dava süreci nasıl yürür?
İlk 48 saat, dosyanın çerçevesini kurar ve adımlar bellidir: Olay yeri kaydı — fotoğraf-video, kablo/hat/trafo konumu, uyarı düzeni; değişiklik yapılmadan bilirkişi incelemesi beklenir. Resmî tutanaklar — dağıtım şirketinin olay yerine gelişi, enerji kesme ve onarım kayıtları; işyeri olayında iş kazası bildirimi (SGK) ve kolluk tutanağı. Sağlık kaydı — acil başvuru, yanık haritası, EKG, ilerleyen dönemde fonksiyon ve psikiyatri raporları. Yazılı bildirim — sorumlulara (şirket, malik, işveren) ihtarname; kayıtların muhafazası istenir. Ardından dava: Asliye hukuk mahkemesinde, bilirkişi (elektrik mühendisliği + adli tıp) incelemesiyle teknik kusur ve zarar raporları alınır. Paralel ceza dosyası (taksirle öldürme/yaralama veya iş güvenliği suçları) varsa bulguları paylaşılır; iki süreç koordineli yürütülür.
Süre rejimi klasiktir: Zararı ve sorumluyu öğrendiğiniz tarihten itibaren iki yıl içinde, her hâlde olaydan on yıl içinde dava açılmalıdır (TBK m. 72). Sigorta ve uzlaşma görüşmeleri süreyi durdurmaz; masada otururken takvim işler. Kamu nitelikli altyapı tartışmalarında idari yönler de erken değerlendirilmelidir. Uygulamada görüyoruz ki ilk gün ihtarname gönderilen ve tutanakları saklanan dosyalarda, şirketler ve sigortalar dava öncesinde ciddi tekliflerle masaya gelmeyi tercih ediyor; hazırlıksız dosyalarda ise hem süre hem delil riski büyüyor.
Sıkça Sorulan Sorular
Yüksek gerilim hattı dibindeki evimde olay yaşandı; kime dava açayım?
Önce hattın durumunu belirleyin: Hattan kaynaklanan teknik bir eksik varsa (kopma, yetersiz yükseklik, izolasyon) birinci davalı dağıtım şirketidir; tehlikeli faaliyet sorumluluğu çerçevesinde ağır yükümlüdür. Yapının hattın koruma bandına aykırı kurulması ise malik yönünden kusur payı doğurur; mahkeme payları dağıtır. İki tarafı da dosyada gösterin ve bilirkişi keşfini talep edin. Hat ve yapı tarihlerini (hangisi önce yapıldı) tapu ve şirket kayıtlarıyla netleştirin. Olay yerini değiştirmeden önce tüm delili toplayın.
İşyerinde elektrik çarptım; hangi haklarım var?
İşyeri olayı iki rejimi birden çalıştırır. İş kazası olarak SGK’ya bildirilir; tedavi, geçici-sürekli iş göremezlik ödemeleri ve gerekirse aylık bağlanır. Ayrıca işverenin iş güvenliği yükümlülüklerini ihlali varsa, maddi ve manevi tazminat davası açarsınız; ihmal ağır ise tazminat tutarı yükselir. Koruyucu ekipman, eğitim ve yetkilendirme kayıtları kusur değerlendirmesinin merkezindedir. Arabuluculuk dava şartıdır; süreleri kaçırmadan yürütün. Sigorta ödemeleri hesaba katılır, hakkınızı düşürmez.
Çocuk trafo çevresinde çarpıldı; sorumluluk nasıl?
Çocuk mağdurlarda sorumluluk ağırlıkla alanı yöneten tarafa geçer: Trafo ve hattın erişime kapatılmış, uyarılı ve teknik standartlarda olması gerekir. Açık erişim, kırık çit, etkisiz uyarı bu yükümlülüğün ihlalidir. Veli gözetim kusuru tartışılır ama sahayı güvenli düzenlemeyen tarafın kusuru karşısında sınırlı kalır. Çocuk yönünden manevi tazminat ve ileri tedavi kalemleri yüksek olur. Olay yerinin hemen kapatılması/ düzeltilmesi, değişiklik öncesi fotoğrafla belgelenmelidir. Delil ilk günden avukat eliyle güvenceye alınmalıdır.
Tazminat ne kadar olur?
Tutar, seyrin ağırlığına ve kusur oranına bağlıdır: Geçici yaralanmada tedavi ve iş kaybı; kalıcı tabloda amputasyon ve sinir hasarına bağlı sürekli iş göremezlik üzerinden gelir yitimi (yaş ve mesleğe göre sermaye hesabı), protez-ileriki cerrahiler ve yüksek manevi tazminat; ölümde yakınların destek tazminatı ve manevi alacakları öne çıkar. Hesap, sağlık kurulu raporu, gelir belgeleri ve bilirkişi değerlendirmesiyle kurulur. Kusur payınız varsa tazminat o oranda düşer. Somut tutar ancak dosya bazında belirlenebilir; kalemlerin eksiksiz kurulması sonucu doğrudan etkiler.
Dava için ne kadar sürem var?
Zararı ve sorumluyu öğrendiğiniz tarihten itibaren iki yıl içinde, her hâlde olaydan on yıl içinde dava açmanız gerekir (TBK m. 72). Şirket ve sigortayla uzlaşma görüşmeleri süreyi durdurmaz; görüşme sürerken de dava hakkınızı takvimde tutun. Paralel ceza ve SGK süreçleri, hukuk davasının süresini kendiliğinden uzatmaz. Ölüm hâlinde yakınların öğrenme anı esas alınır. İlk gün ihtar ve kayıt almak, hem süreyi hem delili korur.
Bu konuda hukuki destek almak için bizimle iletişime geçin.
Leave A Comment