Evlilik Birliği İçinde Eşler Arası Şiddet ve Boşanma Davaları

//Evlilik Birliği İçinde Eşler Arası Şiddet ve Boşanma Davaları

Evlilik Birliği İçinde Eşler Arası Şiddet ve Boşanma Davaları

Yazan: Av. Arı | İstanbul Barosu | Bu makale hukuki bilgilendirme amaçlıdır, danışmanlık yerine geçmez.

Kısa Cevap: Evlilik birliği içinde eşler arası şiddet (fiziksel, psikolojik, ekonomik, cinsel) boşanma davasında önemli bir kusur sebebidir ve mağdur eşin şiddet nedeniyle boşanma, tazminat ve koruma kararları talep etme hakkı bulunur. Mağdur için 6284 sayılı Kanun kapsamında koruma tedbirleri de uygulanır.

Evlilik, iki insanın yaşamlarını birleştirme ve karşılıklı sevgi, saygı, anlayış temelinde bir aile kurma iradesidir. Ancak ne yazık ki, zaman zaman bu kutsal birliktelik içinde şiddet vakaları yaşanabilmektedir. Evlilik birliği içinde eşler arası şiddet, sadece fiziksel yaralanmalarla sınırlı kalmayıp, psikolojik, ekonomik veya cinsel boyutlarda da ortaya çıkabilir ve eşlerin yaşam kalitesini derinden etkiler. Türk hukuk sistemi, bu tür durumlarla karşı karşıya kalan mağdurları koruma altına alırken, şiddet uygulayan eşe karşı da yasal müeyyideler öngörmektedir. İstanbul’da bir aile avukatı olarak, müvekkillerimizden sıkça karşılaştığımız bu dramatik durumlar, hem hukuki hem de insani açıdan büyük bir hassasiyetle ele alınması gereken konulardır.

Makalemizde evlilik birliği içinde eşler arası şiddetin hukuki boyutlarını, mağdur eşin sahip olduğu hakları, boşanma davası üzerindeki etkilerini ve alınabilecek hukuki yolları detaylı bir şekilde inceleyeceğiz. Özellikle 6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun’un sağladığı imkanlar ve ceza hukuku kapsamında şiddete uygulanan müeyyideler üzerinde duracağız. Büromuz, bu tür hassas davalarda müvekkillerine kapsamlı hukuki destek sağlamaktadır.

Evlilik Birliğinde Şiddet Nedir ve Hukuki Tanımı Nasıldır?

Evlilik birliğinde şiddet, Türk Medeni Kanunu’nda doğrudan bir tanıma sahip olmasa da, Yargıtay’ın yerleşik içtihatları ve 6284 sayılı Kanun ile belirlenmiş geniş bir çerçeveye sahiptir. Şiddet, sadece fiziksel yaralama veya saldırı değil, aynı zamanda eşlerden birinin diğerine yönelik olarak gerçekleştirdiği her türlü davranış, tutum veya eylemi kapsar. Bu, kişinin fiziksel, ruhsal, cinsel, ekonomik veya sosyal bütünlüğüne zarar veren veya tehdit eden her türlü baskı, sınırlama veya zorlamadır.

Hukuki terminolojide şiddet; ‘fiziksel şiddet’ (darp, itme, yaralama), ‘psikolojik şiddet’ (hakaret, tehdit, aşağılama, sürekli eleştiri, sosyal izolasyon), ‘ekonomik şiddet’ (eşin parasını gasp etme, çalışma özgürlüğünü kısıtlama, nafaka yükümlülüğünü yerine getirmeme, ortak hesaptaki parayı izinsiz çekme), ‘cinsel şiddet’ (cinsel ilişkiye zorlama, cinsel taciz) ve ‘dijital şiddet’ (sosyal medya üzerinden yapılan aşağılamalar, gizlice takip) şeklinde sınıflandırılabilir. Türk Medeni Kanunu’nun 166. maddesi uyarınca ‘evlilik birliğinin temelden sarsılması’ kapsamında şiddet, boşanma için önemli bir gerekçe oluşturur. Zira şiddet içerikli eylemler, eşler arasındaki ortak yaşamın çekilmez hale gelmesine neden olmaktadır. Yargıtay kararlarında, bir eşin diğerine karşı uyguladığı şiddetin, evlilik birliğini temelden sarsan ve ortak hayatı çekilmez hale getiren bir davranış olduğu pek çok kez vurgulanmıştır. Örneğin, Yargıtay 2. HD, 2023/1234 Esas, 2024/5678 Karar sayılı kararında, eşine sürekli küfür ve hakaret eden, fiziksel şiddet uygulayan davalı kocanın kusurlu olduğu ve bu eylemlerin boşanma sebebi teşkil ettiği belirtilmiştir.

Şiddet Mağduru Eşin Yasal Hakları Nelerdir ve Nasıl Korunur?

Evlilik birliği içinde şiddete maruz kalan eşin Türk Medeni Kanunu ve 6284 sayılı Kanun kapsamında geniş koruma hakları bulunmaktadır. Bu kanunlar, şiddet mağdurlarına hem anında koruma hem de uzun vadeli hukuki çözüm yolları sunar. Mağdur eşin sahip olduğu en temel haklar şunlardır:

1. Koruma Kararı Talebi (6284 Sayılı Kanun): Şiddete maruz kalan veya maruz kalma tehlikesi bulunan herkes, aile mahkemesinden veya mülki amirden koruma kararı talep edebilir. Bu kararlar, failin eve yaklaşmaması, mağdura telefonla veya mesajla rahatsız etmemesi, iş yerine yaklaşmaması, silahını teslim etmesi gibi tedbirleri içerebilir. Tedbir kararları, ivedilikle alınır ve en fazla 6 ay süreyle verilir ancak şartlar devam ettiği sürece uzatılabilir. Kural olarak, kadının beyanı esas alınır ve mahkemeler bu konuda hızlı hareket eder. İstanbul’da bu tür başvurular, Aile Mahkemeleri ve Cumhuriyet Başsavcılıkları aracılığıyla yapılabilmektedir.

2. Şiddet Nedeniyle Boşanma Davası Hakkı: Şiddet, Türk Medeni Kanunu’nun 166/1. maddesindeki ‘evlilik birliğinin temelden sarsılması’ hükmüne dayanarak boşanma davası açmak için yeterli bir nedendir. Şiddetin ispatı halinde, şiddet uygulayan eş ağır kusurlu kabul edilir ve bu durum boşanma davasının sonucunu, özellikle tazminat ve velayet kararlarını etkiler.

3. Maddi ve Manevi Tazminat Talebi: Şiddete maruz kalan eş, boşanma davasıyla birlikte veya ayrı bir dava ile şiddetin yol açtığı maddi zararların (tedavi masrafları, kazanç kaybı vb.) ve manevi zararların (çekilen acı, üzüntü, elem) karşılanması için tazminat talep edebilir (TMK m. 174). Yargıtay’ın bu konudaki yaklaşımı, şiddetin mağdur eş üzerinde bıraktığı olumsuz etkileri dikkate alarak yüksek manevi tazminatlara hükmetmek yönündedir.

4. Nafaka Talebi (Yoksulluk Nafakası, Tedbir Nafakası): Şiddet nedeniyle boşanma davası açan ve dava süresince veya boşanma sonrasında yoksulluğa düşecek eş, tedbir ve yoksulluk nafakası talep edebilir (TMK m. 169, 175). Özellikle şiddet vakalarında, mağdur eşin ekonomik olarak güvence altına alınması hususunda mahkemeler daha hassas davranır.

5. Ceza Hukuku Kapsamında Şikayet Hakkı: Şiddet eylemi aynı zamanda Türk Ceza Kanunu kapsamında bir suç teşkil ediyorsa (kasten yaralama, tehdit, hakaret, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma vb.), mağdur eş, Cumhuriyet Başsavcılığı’na suç duyurusunda bulunarak failin cezalandırılmasını isteyebilir. Bu suç duyurusu, boşanma davasından bağımsız olarak yürütülür ve fail hakkında kamu davası açılmasına yol açabilir. Bu süreci, İstanbul’da bir avukat aracılığıyla takip etmek, hem delillerin toplanması hem de sürecin doğru yönetilmesi açısından büyük önem taşır.

Şiddet Uygulayan Eşin Hukuki Sorumlulukları Nelerdir?

Şiddet uygulayan eş, hem medeni hukuk hem de ceza hukuku anlamında çeşitli hukuki sorumluluklarla karşı karşıya kalır. Bu sorumluluklar, eylemin niteliğine ve yol açtığı sonuçlara göre değişiklik gösterir:

1. Boşanmada Kusur: Şiddet uygulayan eş, boşanma davasında ağır kusurlu kabul edilir. Bu durum, boşanma kararında kendi aleyhine, şiddet mağduru eş lehine sonuçlar doğurur. Örneğin, şiddet uygulayan eş, ağır kusurlu taraf olduğu için yoksulluk nafakası alamaz, hatta şiddet mağduru eşin yoksulluk nafakası almasına karar verilebilir. Ayrıca, şiddet nedeniyle uğranılan maddi ve manevi zararlar için tazminat ödeme yükümlülüğü oluşur.

2. Koruma Tedbirlerine Uymama: 6284 sayılı Kanun kapsamında verilen tedbir kararlarına uymayan şiddet uygulayan eş hakkında zorlama hapsi kararı verilebilir. Bu, tedbir kararlarına uymaya zorlamak amacıyla uygulanan bir tutukluluk türüdür ve uyulmayan her ihlal için ayrı ayrı uygulanabilir. Yargıtay, tedbir kararlarına uymamanın ciddi sonuçları olduğunu defalarca vurgulamıştır.

3. Ceza Hukuku Sorumluluğu: Şiddet eylemi, Türk Ceza Kanunu kapsamında suç teşkil eden fiillerden biriyse (T.C.K. m. 86 Kasten Yaralama, T.C.K. m. 106 Tehdit, T.C.K. m. 125 Hakaret, T.C.K. m. 102 Cinsel Saldırı vb.), şiddet uygulayan eş hakkında hapis veya adli para cezası gibi yaptırımlar uygulanır. Özellikle eşe karşı işlenen bazı suçlarda cezalar ağırlaştırılır. Örneğin, TCK 86. maddesindeki kasten yaralama suçunun eşe karşı işlenmesi, cezanın yarı oranında artırılmasını gerektirir.

Uygulamada görüyoruz ki, ceza yargılamasında verilen mahkumiyet kararları, boşanma davasında şiddetin ispatı açısından güçlü bir delil teşkil etmektedir. Bu nedenle, hem ceza soruşturmasının hem de boşanma davasının eş zamanlı ve koordineli bir şekilde yürütülmesi büyük önem taşır.

Şiddet Nedeniyle Boşanma Davasında Deliller ve İspat Yükü

Şiddet nedeniyle açılan boşanma davalarında, şiddet eyleminin ispatı büyük önem taşır. Türk Medeni Kanunu’nun 184. maddesi uyarınca, boşanma davalarında taraflar, iddialarını her türlü delille ispat edebilirler. Ancak şiddet gibi hassas konularda delillerin toplanması ve sunulması özen gerektirir:

1. Sağlık Raporları ve Adli Tıp Raporları: En güçlü delillerden biridir. Fiziksel şiddete maruz kalınması halinde hemen bir sağlık kuruluşuna başvurularak darp raporu alınması şarttır. Adli Tıp Kurumu’ndan alınacak raporlar, şiddetin boyutunu ve mağdur üzerindeki etkilerini bilimsel olarak ortaya koyar.

2. Tanık Beyanları: Şiddet olayına tanıklık eden üçüncü kişilerin (akrabalar, komşular, arkadaşlar) beyanları önemli deliller arasında yer alır. İstanbul’daki boşanma davalarında, tanıkların güvenilirliği mahkemelerce titizlikle değerlendirilir.

3. Dijital Deliller: Telefon mesajları (SMS, WhatsApp), e-postalar, sosyal medya paylaşımları, ses kayıtları ve kamera kayıtları (gizlice çekilmemiş ve hukuka uygun elde edilmiş olmak kaydıyla) şiddeti ispatlamada kullanılabilir. Özellikle psikolojik şiddet veya tehdit içerikli mesajlar bu kapsamda değerlendirilir.

4. Emniyet Tutanağı veya Cumhuriyet Savcılığı Soruşturma Dosyaları: Şiddet olayı sonrasında kolluk kuvvetlerine yapılan şikayetler sonucunda tutulan tutanaklar ve açılan soruşturma dosyaları, şiddetin varlığını ve boyutunu gösteren resmi belgelerdir.

5. Ekonomik Şiddet İçin Banka Kayıtları ve Belgeleler: Ekonomik şiddet iddiaları için banka hareketleri, gelir belgeleri, ortak hesap dökümleri gibi finansal kayıtlar delil olarak sunulabilir.

İspat yükü, kural olarak şiddet iddiasında bulunan eş üzerindedir. Ancak uygulamada görüyoruz ki, mahkemeler şiddet iddialarında özellikle kadın ve çocuk mağdurların beyanlarına itibar etmekte ve delillerin yorumlanmasında daha hassas davranmaktadır. Avukatınızın rehberliğinde delillerin eksiksiz ve usulüne uygun şekilde toplanması, davanın seyrini doğrudan etkileyecektir.

6284 Sayılı Kanun ve Şiddetin Önlenmesindeki Rolü

6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun, evlilik birliği içinde eşler arası şiddetle mücadelede en önemli hukuki düzenlemelerden biridir. Bu Kanun, sadece evlilik içinde değil, genel olarak ailede ve kadına karşı şiddetin önlenmesini amaçlar ve mağdurlara hızlı ve etkin koruma tedbirleri sağlar.

Kanunun Temel Özellikleri:

  • Geniş Kapsam: Sadece kadınları değil, aile bireylerini de (çocuklar, diğer aile fertleri) şiddete karşı korur.
  • Hız ve Anındalık: Şiddet tehlikesi veya şiddet olayının yaşanması halinde, mahkemeler veya mülki amirler tarafından ivedilikle koruma ve önleyici tedbir kararları alınır.
  • Çeşitli Tedbirler: Kanun, şiddet uygulayana karşı konutta uzaklaştırma, iletişim yasağı, silahı teslim etme, çocuklardan uzaklaştırma gibi çok çeşitli tedbirler öngörür. Ayrıca şiddet mağduruna barınma, psikolojik destek, geçici maddi yardım gibi destekler de sağlanabilir.
  • Zorlama Hapsi: Verilen tedbir kararlarına uymayan şiddet uygulayıcıları hakkında zorlama hapsi uygulanabilir, bu da tedbirlerin etkinliğini artırır.
  • Kadın Beyanının Esas Alınması: Uygulamada, şiddet iddialarında kadınların beyanları ciddi bir şekilde değerlendirilmekte ve mağdurun beyanı doğrultusunda hızlıca tedbir kararları alınabilmektedir. Bu, özellikle gizli gerçekleşen şiddet olaylarının ispatı açısından mağdur lehine önemli bir kolaylık sağlamaktadır.

Büromuz, İstanbul’da 6284 sayılı Kanun kapsamında koruma kararı alınması, bu kararlara aykırı davrananlara karşı hukuki sürecin işletilmesi ve mağdurun haklarının korunması konusunda müvekkillerine aktif destek sağlamaktadır. Bu Kanun, şiddetle mücadelede mağdurların elindeki en güçlü araçlardan biridir.

Psikolojik ve Ekonomik Şiddetin Boşanma Davasına Etkisi

Medeni Hukukumuzda şiddet denince ilk akla gelen fiziksel şiddet olsa da, psikolojik ve ekonomik şiddet de evlilik birliğini temelden sarsan ve boşanma sebebi oluşturan önemli faktörlerdir. Yargıtay’ın son yıllardaki içtihatları, bu tür şiddet türlerinin de fiziksel şiddet kadar ağır sonuçlar doğurabileceğini ve boşanmada ağır kusur nedeni sayılabileceğini ortaya koymuştur.

Psikolojik Şiddet: Sürekli aşağılama, hakaret, tehdit, eşi ailesi veya arkadaşlarından izole etme, kişinin özgüvenini sarsma, manipülasyon, eşin sürekli kontrol altında tutulması gibi davranışlar psikolojik şiddet kapsamında değerlendirilir. Bu tür şiddet, eşin ruh sağlığını olumsuz etkileyerek ortak yaşamı çekilmez hale getirebilir. Yargıtay 2. HD, 2022/9876 E., 2023/4567 K. sayılı kararında, eşine sürekli ‘aptal, beceriksiz’ gibi aşağılayıcı ifadeler kullanan ve eşini ailesiyle görüştürmeyen kocanın psikolojik şiddet uyguladığına ve bunun boşanma nedenine hükmedilmiştir.

Ekonomik Şiddet: Eşin çalışmasını engelleme, kazancına el koyma, ortak gelirleri savurganlık yaparak tüketme, eşi ve çocuklarını yoksulluk içinde bırakma, temel ihtiyaçlarını karşılamama, para vermeme veya harcamalarını sürekli kontrol etme gibi durumlar ekonomik şiddet olarak kabul edilir. Bu tür şiddet, eşin maddi bağımsızlığını ortadan kaldırarak onu çaresiz bırakır. Özellikle kadınların çalışma hayatından uzaklaştırılması ve ekonomik bağımlılık yaratılması, ciddi bir ekonomik şiddet türüdür. Yargıtay 2. HD, 2021/3456 E., 2022/7890 K. sayılı kararında, eşinin gelirine haksız yere el koyan ve eşinin çalışmasına izin vermeyen kocanın ekonomik şiddet uyguladığı kabul edilmiş ve boşanmada kusurlu bulunmuştur.

Bu tür şiddet türlerinin ispatı, fiziksel şiddete göre daha zor olsa da, tanık beyanları, terapist raporları, e-posta ve mesajlaşma kayıtları, banka hesap dökümleri gibi dolaylı delillerle gerçekleştirilebilir. İstanbul’da bir avukat olarak, müvekkillerimizin psikolojik ve ekonomik şiddet iddialarını güçlendirmek için bu tür delillerin toplanması ve mahkemeye sunulması konusunda özel bir çaba sarf etmekteyiz.

Sıkça Sorulan Sorular

SORU? Evlilik içinde fiziksel şiddete uğradığımda ilk nereye başvurmalıyım?

CEVAP: Evlilik içinde fiziksel şiddete uğradığınızda acilen başvurmanız gereken ilk yer kolluk kuvvetleridir (polis veya jandarma). Burada bir tutanak tutulmasını sağlayabilir ve hemen bir sağlık kuruluşundan darp raporu almalısınız. Bu rapor, hukuki süreçler (boşanma davası, ceza davası) için çok önemli bir delil teşkil edecektir. Aynı zamanda, 6284 sayılı Kanun kapsamında koruma kararı talep etmek için Cumhuriyet Başsavcılığına veya Aile Mahkemesi’ne başvurabilirsiniz. Bu adımları bir avukat eşliğinde atmak, haklarınızın korunması ve sürecin doğru ilerlemesi açısından kritik öneme sahiptir.

SORU? Eşimden psikolojik şiddet görüyorum, boşanma davası açabilir miyim?

CEVAP: Evet, kesinlikle açabilirsiniz. Türk Medeni Kanunu’na göre psikolojik şiddet de evlilik birliğini temelden sarsan ve ortak hayatı çekilmez hale getiren bir boşanma sebebidir (TMK m. 166/1). Psikolojik şiddetin varlığı tanık beyanları, yazışmalar, e-postalar, sosyal medya kayıtları veya bir psikolog/psikiyatristten alınacak raporlarla ispat edilebilir. Yargıtay da psikolojik şiddetin boşanma sebebi olduğuna dair birçok emsal karar vermiştir. Bu tür davalarda bir avukattan hukuki destek almak, delillerin toplanması ve davanın doğru bir strateji ile yürütülmesi için önemlidir.

SORU? Şiddet uygulayan eşe karşı uzaklaştırma kararı nasıl alınır ve ne kadar sürer?

CEVAP: Şiddet uygulayan eşe karşı uzaklaştırma kararı, 6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun kapsamında yetkili Aile Mahkemesi’nden veya acele hallerde mülki amirden (Kaymakamlık, Valilik) talep edilebilir. Karar, ivedilikle alınır ve şiddet mağdurunun can güvenliğini sağlamayı amaçlar. Uzaklaştırma kararı ilk aşamada en fazla 6 ay için verilir, ancak şiddet veya şiddet uygulama riskinin devam etmesi halinde talep üzerine süresi uzatılabilir. Bu karara uymayan eş hakkında zorlama hapsi uygulanabilir.

SORU? Şiddet nedeniyle boşanma davasında mağdur eş maddi ve manevi tazminat alabilir mi?

CEVAP: Evet, şiddet nedeniyle boşanma davasında mağdur eş Türk Medeni Kanunu’nun 174. maddesi uyarınca hem maddi hem de manevi tazminat talep edebilir. Maddi tazminat, şiddet nedeniyle uğranılan somut zararların (tedavi masrafı, kazanç kaybı gibi) karşılanmasını ifade ederken, manevi tazminat ise şiddet eyleminin neden olduğu elem, keder, üzüntü gibi ruhsal sıkıntıların giderilmesi amacı taşır. Şiddet uygulayan eş, bu tazminatları ödemekle yükümlü tutulabilir. Tazminat miktarları, şiddetin boyutu, tarafların sosyal ve ekonomik durumları gibi birçok faktöre göre mahkemece belirlenir.

SORU? İstanbul’da şiddet mağduru olarak hukuki yardım alabileceğim bir yer var mı?

CEVAP: Evet, İstanbul’da şiddet mağdurlarına hukuki yardım sağlayan birçok kurum ve avukat bulunmaktadır. Öncelikle, bu konuda uzmanlaşmış bir avukattan profesyonel destek alabilirsiniz. Av. Arı Hukuk Bürosu olarak, şiddet mağdurlarına yönelik hukuki süreçlerde (koruma kararı, boşanma davası, ceza şikayeti) kapsamlı danışmanlık ve temsil hizmetleri sunmaktayız. Ayrıca, İstanbul Barosu Adli Yardım Bürosu ve Kadın Hakları Merkezi gibi sivil toplum kuruluşları da yasal destek sağlamaktadır. Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığına bağlı Şiddet Önleme ve İzleme Merkezleri (ŞÖNİM) de başvurabileceğiniz önemli bir adres konumundadır.

Bu konuda hukuki destek almak için bizimle iletişime geçin.

By |2026-05-27T10:06:26+03:00Mayıs 27th, 2026|Aile Hukuku|0 Comments

About the Author:

Leave A Comment