Mirastan Feragat Sözleşmesi 2026: Şartlar ve Sonuçlar

//Mirastan Feragat Sözleşmesi 2026: Şartlar ve Sonuçlar

Mirastan Feragat Sözleşmesi 2026: Şartlar ve Sonuçlar

Kısa Cevap: Mirastan feragat sözleşmesi, miras bırakan ile muhtemel mirasçı arasında yapılan ve ancak resmi şekilde geçerli olan bir miras sözleşmesidir. TMK 528 ve 529 uyarınca ivazlı veya ivazsız yapılabilir; özellikle altsoyu etkileyip etkilemeyeceği, sözleşmenin türüne ve içeriğine göre değişir.

Yazan: Av. Arı | İstanbul Barosu | Bu makale hukuki bilgilendirme amaçlıdır, danışmanlık yerine geçmez.

Miras uyuşmazlıklarında en çok karıştırılan konulardan biri mirastan feragat sözleşmesidir. Problem şudur: Aile içinde yıllar önce imzalanan bir belge, ölümden sonra herkes tarafından farklı yorumlanır. Bir kişi mirastan tamamen çıktığını düşünürken başka bir mirasçı bunun geçersiz olduğunu ileri sürebilir. Özellikle taşınmazların, aile şirketlerinin veya yüksek değerli malvarlığının bulunduğu dosyalarda bu tartışma çok daha sert hale gelir.

Agitation kısmı uygulamada oldukça yıpratıcıdır. Büromuzda sıkça karşılaştığımız dosyalarda, miras bırakan hayattayken noterde yapılan bir sözleşme ölümden sonra kardeşler arasında ciddi dava konusu olur. Uygulamada görüyoruz ki, sözleşmenin resmi şekle uygun olup olmaması, karşılık verilip verilmediği, feragatin belirli bir kişi lehine mi yoksa genel olarak mı yapıldığı ve altsoyun etkilenip etkilenmediği çoğu zaman yanlış değerlendirilmektedir. Yanlış yorumlanan tek bir cümle, mirasçılık belgesinden tapu devrine, tenkis davasından tereke paylaşımına kadar birçok yeni uyuşmazlık doğurabilir.

Çözüm ise sözleşmeyi sadece başlığına bakarak değil, Türk Medeni Kanunu hükümleri ve Yargıtay içtihatlarıyla birlikte değerlendirmektir. TMK 528 mirastan feragat sözleşmesini, TMK 529 ise feragatin belirli bir kişi lehine yapılmasının sonuçlarını düzenler. Ayrıca resmi şekil, miras sözleşmelerine ilişkin hükümler ve somut olayın aile yapısı birlikte ele alınmalıdır. Özellikle bir İstanbul avukat veya İstanbul miras avukatı desteğiyle sözleşmenin geçerliliği ve etkisi doğru analiz edilmelidir.

Mirastan feragat sözleşmesi nedir?

Doğrudan cevap: Mirastan feragat sözleşmesi, miras bırakan ile yasal veya atanmış muhtemel mirasçısı arasında yapılan ve miras hakkından kısmen ya da tamamen vazgeçilmesini sağlayan bir miras sözleşmesidir.

Türk Medeni Kanunu m. 528’e göre miras bırakan, bir mirasçısı ile karşılıklı olarak mirastan feragat sözleşmesi yapabilir. Bu sözleşme ivazlı yani bir karşılık verilerek yapılabileceği gibi ivazsız yani karşılıksız da yapılabilir. Feragat eden kişi, sözleşmenin kapsamına göre mirasçılık sıfatını tamamen veya kısmen kaybedebilir.

Buradaki en önemli nokta, bu işlemin tek taraflı bir beyan olmamasıdır. Sadece mirasçının “ben miras istemiyorum” demesi, her zaman TMK anlamında mirastan feragat sonucunu doğurmaz. Çünkü burada miras bırakanın da sözleşmenin tarafı olması gerekir. Bu yönüyle mirastan feragat, sıradan bir aile içi yazıdan veya adi kâğıda yazılmış taahhütten farklıdır.

Mirastan feragat sözleşmesi çoğu zaman aile içi denge kurmak amacıyla yapılır. Örneğin bir çocuğa sağlığında taşınmaz devredilmiş olabilir ve buna karşılık o kişi ileride mirastan pay talep etmeyeceğini kabul etmiş olabilir. Ancak bu planlama hukuken doğru kurulmazsa, ölümden sonra beklenen barış yerine daha ağır bir miras kavgası doğabilir.

Mirastan feragat sözleşmesi nasıl geçerli olur?

Doğrudan cevap: Mirastan feragat sözleşmesi ancak resmi şekilde, miras sözleşmesi biçiminde yapılırsa geçerli olur; adi yazılı belge çoğu durumda yeterli değildir.

Mirastan feragat sözleşmesinin en kritik unsuru şekildir. TMK 528 hükmü tek başına okunmamalı; miras sözleşmelerine ilişkin resmi şekil kurallarıyla birlikte değerlendirilmelidir. Yargıtay uygulamasında da bu konu nettir: Sıradan bir yazılı belge, aile içinde imzalanmış tutanak veya tanık huzurunda düzenlenmiş özel bir metin, resmi şekil yoksa çoğu durumda geçerli mirastan feragat sözleşmesi sayılmaz.

Bu konuda Yargıtay 2. HD, 2008/15407 E., 2009/507 K. sayılı kararında, resmi şekilde yapılmayan bir belgenin mirastan feragat sonucu doğurmayacağını vurgulamıştır. Yine doktrinde ve uygulamada, mirastan feragat sözleşmesinin miras sözleşmesi niteliği nedeniyle şekle sıkı sıkıya bağlı olduğu kabul edilir. Bu yaklaşım, eski içtihat çizgisinde de yer almakta olup YİBK 11.02.1959 tarih, 16/14 sayılı karar ile desteklenmektedir.

Bu nedenle noterde veya kanunun aradığı resmi usulde düzenlenmemiş bir belgenin sonradan “feragat sözleşmesi” olarak savunulması çoğu zaman sonuç vermez. Büromuzda sıkça karşılaştığımız hatalardan biri de budur: Aile büyükleri kendi aralarında bir kâğıt imzalatmakta, yıllar sonra bunun her şeyi çözdüğünü sanmaktadır. Oysa resmi şekil eksikse, belge çoğu kez beklenen sonucu doğurmaz.

İvazlı ve ivazsız mirastan feragat arasındaki fark nedir?

Doğrudan cevap: İvazlı feragatte feragat eden kişi bir karşılık alır; ivazsız feragatte ise herhangi bir karşılık verilmez. Bu ayrım özellikle altsoyun etkilenip etkilenmeyeceği bakımından çok önemlidir.

TMK 528/1 uyarınca feragat sözleşmesi karşılık sağlanarak veya karşılıksız yapılabilir. Uygulamada karşılık çoğu zaman taşınmaz devri, para ödemesi, şirket hissesi, araç devri ya da belirli bir malvarlığı unsurunun sağlığında bırakılması şeklinde karşımıza çıkar. İvazlı feragat, miras bırakanın tasarruf özgürlüğünü genişletmek için en çok tercih edilen yollardan biridir.

İvazsız feragat ise daha çok aile içi uzlaşı veya belirli bir mirasçının mirastan kendi isteğiyle çekilmesi şeklinde gündeme gelir. Ancak ivazsız sözleşmelerde ileride uyuşmazlık çıkma ihtimali genellikle daha yüksektir. Çünkü “gerçekten ne amaçlandı” sorusu daha fazla tartışma yaratır.

Bu ayrım salt teorik değildir. Yargıtay 14. HD, 2019/2152 E., 2019/7969 K. sayılı kararda ivazsız feragatin sonuçları değerlendirilmiş; feragat edenin altsoyunun somut olayda mirasçılık durumunun ayrıca gözetilmesi gerektiği belirtilmiştir. Bu karar, özellikle ivazsız feragatlerde altsoy meselesinin otomatik çözülemeyeceğini göstermesi bakımından önemlidir.

Mirastan feragat altsoyu da etkiler mi?

Doğrudan cevap: İvazlı mirastan feragat, sözleşmede aksi yazılmadıkça feragat edenin altsoyunu da etkiler. İvazsız feragatte ise kural daha farklıdır ve sözleşmenin kapsamı dikkatle incelenmelidir.

TMK 528/3 açık bir düzenleme içerir: Bir karşılık sağlanarak yapılan mirastan feragat, sözleşmede aksi öngörülmedikçe feragat edenin altsoyu için de sonuç doğurur. Bu şu anlama gelir: Feragat eden kişi çocuklarıyla birlikte mirasçılık sıfatından çıkabilir. Dolayısıyla daha sonra çocukların “biz yine de saklı pay isteriz” demesi her zaman mümkün olmayabilir.

Ancak ivazsız feragatte durum daha tartışmalıdır. Uygulamada görüyoruz ki, birçok kişi her feragatin otomatik olarak torunları da etkilediğini sanmaktadır. Oysa ivazsız feragatte sözleşmenin tam metni, irade açıklamaları ve korunan saklı pay ilişkisi ayrıca incelenmelidir. Öğretide farklı görüşler bulunmakla birlikte, feragatin altsoyu etkileyip etkilemeyeceği somut sözleşme düzenine göre değerlendirilir.

Yargıtay 14. HD, 2019/2152 E., 2019/7969 K. sayılı kararında, ivazsız yapılan feragatte sonradan sağ doğan altsoyun durumunu dikkate almış ve bu ayrımın sonuç doğurduğunu ortaya koymuştur. Ayrıca Yargıtay 7. HD, 2023/2198 E., 2023/3745 K. sayılı kararda da ivazlı feragat halinde feragat eden mirasçının mirasçılık belgesinde nasıl gösterileceğine ve payın akıbetine ilişkin önemli açıklamalar yer almaktadır.

Bu yüzden “babam feragat ettiyse çocukları da mirastan çıkar” şeklinde ezber bir sonuca varmak tehlikelidir. Özellikle geniş aileli ve çok taşınmazlı tereke dosyalarında bu hata büyük pay kayıplarına yol açabilir.

Feragat belirli bir kişi lehine yapılmışsa ne olur?

Doğrudan cevap: Feragat belirli bir kişi lehine yapılmışsa, feragat edenin payı kural olarak o kişiye geçer; o kişinin mirasçı olamaması halinde ise feragat hükümsüz hale gelebilir.

TMK 529 bu konuyu özel olarak düzenler. Eğer mirastan feragat sözleşmesi belirli bir kişi lehine yapılmışsa, feragat edenin payı bu kişiye ait olur. Bu durum özellikle aile işletmeleri, tarım arazileri veya tek elde toplanması istenen taşınmazlar bakımından sık görülür.

Ancak lehine feragat yapılan kişi herhangi bir nedenle mirasçı olamazsa, TMK 529/1 gereğince feragat düşebilir. Bu da feragat eden kişinin veya onun hukuki konumunun yeniden değerlendirilmesi sonucunu doğurur. İşte bu nedenle sözleşme hazırlanırken yalnızca bugünkü aile dengesi değil, ileride meydana gelebilecek ölüm, reddi miras, mirastan çıkarma veya mirasçılıktan yoksunluk ihtimalleri de düşünülmelidir.

Uygulamada görüyoruz ki, sözleşmede lehdarın açıkça gösterilmemesi veya ifade bozukluğu bulunması ölümden sonra çok ciddi uyuşmazlıklara neden olmaktadır. Sözleşmenin “genel feragat” mi yoksa “belirli kişi lehine feragat” mi olduğunun net kurulması gerekir. Aksi halde mirasçılık belgesi, tapu işlemleri ve paylaşım davası süreçleri uzar.

Mirastan feragat sözleşmesi sonradan iptal edilebilir mi?

Doğrudan cevap: Evet, bazı durumlarda sözleşmenin geçersizliği veya iptali ileri sürülebilir; ancak bunun için şekil eksikliği, irade sakatlığı veya sözleşmenin kapsamına dair hukuki nedenler somut biçimde ortaya konmalıdır.

Her mirastan feragat sözleşmesi tartışmasız geçerli değildir. Resmi şekle uyulmaması, taraf ehliyeti sorunu, irade fesadı, hata, hile, korkutma veya sözleşmenin aslında başka bir işlem niteliği taşıması gibi nedenlerle geçersizlik iddiaları gündeme gelebilir. Özellikle yaşlı veya hasta miras bırakanların imzaladığı sözleşmelerde ehliyet ve irade tartışması sık görülür.

Bunun yanında bazı davalarda sorun iptal değil, sözleşmenin yorumudur. Belge geçerlidir; ancak kapsamı yanlış uygulanmaktadır. Örneğin feragatin sadece belirli mallar için mi yoksa tüm miras payı için mi yapıldığı, saklı payı kapsayıp kapsamadığı, altsoyu etkileyip etkilemediği veya ivazın gerçekten ödenip ödenmediği ayrı inceleme gerektirir.

Bu nedenle ölümden sonra ortaya çıkan her itiraz “iptal davası” olarak düşünülmemelidir. Bazen mirasçılık belgesinin düzeltilmesi, bazen tenkis davası, bazen de tapu iptali ve tescil davası ile birlikte değerlendirme yapılması gerekir. Bir İstanbul avukat desteğiyle doğru dava türünün seçilmesi hak kaybını önler.

Mirastan feragat sözleşmesi yapılırken nelere dikkat edilmelidir?

Doğrudan cevap: Resmi şekil, sözleşmenin ivazlı mı ivazsız mı olduğu, altsoyun durumu, lehdar belirlemesi ve karşılığın açıkça yazılması en kritik noktalardır.

Miras planlamasında en büyük hata, sadece “feragat aldıysak mesele bitti” düşüncesidir. Oysa iyi hazırlanmış bir sözleşme ile kötü hazırlanmış bir sözleşme arasında çok büyük fark vardır. Özellikle İstanbul gibi yüksek değerli malvarlığının sık bulunduğu şehirlerde, sözleşme metnindeki bir belirsizlik yıllarca dava sebebi olabilir.

  1. Sözleşmenin resmi şekilde yapılması sağlanmalıdır.
  2. Feragatin tam mı kısmi mi olduğu açıkça yazılmalıdır.
  3. İvaz varsa ne olduğu ve nasıl verildiği somut biçimde gösterilmelidir.
  4. Altsoyun etkilenip etkilenmeyeceği tereddüde yer bırakmadan düzenlenmelidir.
  5. Belirli kişi lehine feragat varsa lehdar net biçimde belirtilmelidir.
  6. Saklı pay, tenkis ve ileride açılabilecek davalar bakımından hukuki sonuçlar önceden değerlendirilmelidir.

Büromuzda sıkça karşılaştığımız bir başka sorun da şudur: Aileler sözleşmeyi yalnızca bugünkü barışı korumak için yapar, fakat ölümden sonra doğacak usul sorunlarını hesaba katmaz. Oysa mirastan feragat sözleşmesi yalnızca bir imza işi değil, uzun vadeli bir miras planlama aracıdır.

Sık Sorulan Sorular

Mirastan feragat ile mirasın reddi aynı şey midir?

Hayır, aynı şey değildir. Mirastan feragat, miras bırakan hayattayken onunla yapılan bir sözleşmedir ve gelecekte doğacak miras hakkına ilişkindir. Mirasın reddi ise miras bırakan öldükten sonra, yasal süre içinde yapılan tek taraflı bir beyandır. Bu nedenle zamanları, tarafları ve sonuçları tamamen farklıdır. Uygulamada bu iki kavram çok sık karıştırılır ve yanlış dava stratejisi kurulmasına neden olur.

Aile içinde imzalanan adi yazılı belge mirastan feragat sayılır mı?

Kural olarak hayır. Mirastan feragat sözleşmesi resmi şekle bağlıdır ve basit bir aile içi kâğıt çoğu zaman yeterli olmaz. Her ne kadar belge başka bir borç ilişkisi veya ödeme ispatı bakımından anlam taşıyabilirse de, TMK anlamında geçerli mirastan feragat sonucu doğurması için resmi şekil aranır. Bu nedenle sadece imzalı bir kâğıda güvenmek ileride ciddi uyuşmazlık yaratabilir.

Feragat eden kişinin çocukları sonradan miras talep edebilir mi?

Bu sorunun cevabı sözleşmenin ivazlı mı ivazsız mı olduğuna ve metnindeki düzenlemeye bağlıdır. İvazlı feragatte, sözleşmede aksi yazılmamışsa altsoy da etkilenebilir. İvazsız feragatte ise durum daha dikkatli yorumlanır. Bu nedenle çocukların hak durumu otomatik belirlenmez; sözleşme metni, aile yapısı ve Yargıtay içtihatları birlikte değerlendirilmelidir.

Mirastan feragat eden kişi daha sonra fikrini değiştirip dava açabilir mi?

Geçerli şekilde yapılmış bir sözleşme varsa, sırf sonradan fikir değişikliği tek başına yeterli olmaz. Ancak şekil eksikliği, ehliyetsizlik, irade sakatlığı, hile, korkutma veya sözleşmenin kapsamına ilişkin ciddi hukuki sorunlar varsa dava açılabilir. Burada önemli olan, salt memnuniyetsizlik değil, hukuken geçerli bir itiraz sebebinin bulunmasıdır. Bu yüzden ön değerlendirme yapılmadan dava açılması çoğu zaman zaman ve masraf kaybına yol açar.

Mirastan feragat sözleşmesi tapu ve mirasçılık belgesini nasıl etkiler?

Etkisi oldukça büyüktür. Feragat eden kişinin mirasçılık sıfatı ve payının kime geçeceği, mirasçılık belgesinin içeriğini doğrudan etkileyebilir. Özellikle belirli kişi lehine feragat veya ivazlı feragat hallerinde tapu devri, iştirak çözümü ve paylaşım hesapları buna göre yapılır. Yargıtay 7. HD, 2023/2198 E., 2023/3745 K. kararı da feragatin mirasçılık belgesindeki gösterimine ilişkin önemli sonuçlar ortaya koymaktadır.

Bu konuda hukuki destek almak için bizimle iletişime geçin.

By |2026-06-12T21:02:45+03:00Haziran 12th, 2026|Miras Hukuku|0 Comments

About the Author:

Leave A Comment