Performans Düşüklüğü Nedeniyle İşten Çıkarma 2026

//Performans Düşüklüğü Nedeniyle İşten Çıkarma 2026

Performans Düşüklüğü Nedeniyle İşten Çıkarma 2026

Kısa Cevap: Performans düşüklüğü nedeniyle işten çıkarma, her durumda geçerli sayılmaz. İşverenin 4857 sayılı İş Kanunu m. 18, 19, 20 ve 21 çerçevesinde somut, ölçülebilir ve işçiye önceden bildirilen performans kriterlerini ortaya koyması; savunma sürecini usulüne uygun yürütmesi gerekir. İstanbul avukat desteği gerektiren uyuşmazlıklarda, eksik tutanak ve soyut değerlendirmeler çoğu zaman işe iade veya tazminat sonucunu doğurur.

Yazan: Av. Arı | İstanbul Barosu | Bu makale hukuki bilgilendirme amaçlıdır, danışmanlık yerine geçmez.

Performans düşüklüğü nedeniyle işten çıkarma, 2026 yılında işverenler kadar çalışanların da en çok araştırdığı iş hukuku konularından biridir. Özellikle kurumsal şirketlerde hedef baskısı, satış rakamları, raporlama yükümlülükleri ve ekip içi değerlendirmeler arttıkça, fesih gerekçesi olarak “düşük performans” daha sık kullanılmaktadır. Ancak iş hukukunda bu ifade tek başına sihirli bir anahtar değildir. İşveren sadece “memnun değilim” diyerek iş sözleşmesini geçerli şekilde sona erdiremez.

Problem tam da burada ortaya çıkar. Birçok çalışan, kendisine aylardır yazılı uyarı verilmeden bir gün ansızın performans düşüklüğü gerekçesiyle işten çıkarıldığını söyler. İşveren tarafı ise çoğu zaman sözlü memnuniyetsizlikleri yeterli sanır. Agitation aşaması kısa sürede büyür: çalışan kıdem ve ihbar tazminatı, işe iade, boşta geçen süre ücreti ve kötü niyet iddialarını gündeme getirir; işveren ise elinde yeterli kayıt olmadığını geç fark eder. Büromuzda sıkça karşılaştığımız dosyalarda, uyuşmazlığın özü performanstan çok ispat sorunu olmaktadır.

Solution kısmı ise nettir: performans düşüklüğü nedeniyle işten çıkarma ancak kanundaki şartlar oluşmuşsa ve süreç düzgün yürütülmüşse hukuka uygun kabul edilir. İstanbul iş hukuku avukatı desteğiyle dosya kurulduğunda, hem işveren gereksiz dava riskini azaltabilir hem de işçi hak kaybı yaşamadan süreci yönetebilir.

Performans düşüklüğü nedeniyle işten çıkarma geçerli olabilir; ancak bunun için yasal şartların tamamının oluşması gerekir.

4857 sayılı İş Kanunu m. 18 uyarınca, otuz veya daha fazla işçi çalıştırılan işyerlerinde en az altı aylık kıdemi bulunan ve belirsiz süreli iş sözleşmesiyle çalışan işçinin iş sözleşmesi, ancak geçerli bir sebebe dayanılarak feshedilebilir. Maddede açıkça işçinin yeterliliğinden veya davranışlarından kaynaklanan sebepler de geçerli fesih nedeni olarak sayılmıştır. Performans düşüklüğü bu çerçevede değerlendirilebilir; fakat soyut değil somut olmalıdır.

Yani işverenin, işçinin hedefleri neden tutturamadığını, görev tanımına göre hangi alanda yetersiz kaldığını, bunun işin yürütümünü nasıl etkilediğini ve performans değerlendirme ölçütlerinin baştan bilinir olduğunu göstermesi gerekir. Uygulamada görüyoruz ki sadece yöneticinin kanaatine dayalı değerlendirmeler çoğu zaman yeterli kabul edilmemektedir.

İş Kanunu m. 19 da ayrıca önemlidir. Bu maddeye göre fesih bildiriminin yazılı yapılması ve fesih sebebinin açık ve kesin şekilde belirtilmesi gerekir. İşçinin davranışı veya verimi ile ilgili nedenlerle fesihte savunma alınmadan fesih yapılması ciddi risk doğurur. Bu nedenle performans düşüklüğü nedeniyle işten çıkarma sürecinde savunma usulü çoğu davanın kırılma noktasıdır.

Performans düşüklüğü iddiası, ölçülebilir kriterler yoksa çoğu zaman zayıf kalır.

Evet, performansın objektif ölçütlere bağlanması gerekir. İşçinin performansı; satış hedefi, üretim adedi, hata oranı, teslim süresi, müşteri memnuniyeti, çağrı cevaplama oranı veya göreve özgü benzer parametrelerle değerlendirilebilir. Ancak bu kriterler önceden bilinir değilse, kişiden kişiye değişiyorsa ya da aynı pozisyondaki çalışanlara eşit uygulanmıyorsa fesih zemini zayıflar.

Örneğin beyaz yaka bir çalışan için yıllık hedefler düzenli iletilmemiş, performans toplantıları kayıt altına alınmamış ve eğitim desteği verilmemişse; sonradan “beklenen verim alınamadı” denmesi tek başına yeterli olmaz. İstanbul avukat desteği gerektiren iş davalarında mahkemeler çoğu kez şunu sorar: Bu performans standardı ne zaman belirlendi, işçiye nasıl bildirildi, eksiklik hangi veriyle saptandı, iyileştirme fırsatı verildi mi?

Yargıtay 9. HD, 2024/14265 E., 2025/1325 K. sayılı dosya dahil son dönem karar çizgisinde, performans gerekçesine dayalı fesihlerde değerlendirmenin somut ve denetlenebilir kayıtlara dayanmasının önemsendiği görülmektedir. Yine Yargıtay 9. HD, 2024/12166 E., 2024/12481 K. ile Yargıtay 9. HD, 2024/7079 E., 2024/9688 K. sayılı kararlarda, performans düşüklüğü iddiasının başka bir fesih sebebini örtmek için kullanılıp kullanılmadığı da ayrıca incelenmektedir. Bu nedenle sadece başlık olarak “performans” yazılması yetmez; içeriğinin dosyayla doldurulması gerekir.

İşveren savunma almadan ve iyileştirme süreci tanımadan feshe giderse, dava riski ciddi biçimde artar.

Bu sorunun cevabı çoğu olayda evettir. İş Kanunu m. 19 uyarınca işçinin davranışı veya verimi ile ilgili sebeplerde savunma alınması temel güvencelerden biridir. Savunma istem yazısında hangi eksikliğin görüldüğü, hangi döneme ilişkin olduğu ve işçiden neyin açıklanmasının beklendiği açıkça gösterilmelidir. Genel ifadelerle hazırlanan savunma talepleri sonradan işvereni korumayabilir.

Bunun yanında performans düşüklüğü, her zaman ani fesih nedeni değildir. Birçok olayda önce uyarı, geri bildirim, eğitim, mentorluk veya makul iyileştirme süreci beklenir. Özellikle çalışan uzun süredir aynı pozisyondaysa ve daha önce ciddi olumsuz kayıt yoksa, işverenin bir anda feshe yönelmesi mahkeme önünde sorgulanır. Büromuzda sıkça karşılaştığımız uyuşmazlıklarda, çalışan performans planına hiç alınmadığı halde fesih yapıldığı için işe iade kararı çıkabilmektedir.

Burada şu ayrımı da yapmak gerekir: Düşük performans ile disiplin ihlali aynı şey değildir. İşe geç gelme, amire hakaret veya işyeri düzenini bozma gibi olaylar bazı durumlarda farklı fesih sebeplerini doğurabilir. Performans düşüklüğü ise çoğu kez işçinin verimliliği ve yeterliliği ile ilgilidir. Bu ayrım yanlış kurulduğunda, fesih bildirimindeki çelişki işveren aleyhine sonuç verebilir.

İşçi performans gerekçesiyle işten çıkarıldığında işe iade davası açabilir; ancak bunun da şartları vardır.

Evet, her işçi değil; kanundaki iş güvencesi koşullarını sağlayan işçi işe iade davası açabilir. Bunun için genel olarak işyerinde otuz veya daha fazla işçi çalışması, işçinin en az altı aylık kıdeminin bulunması ve belirsiz süreli iş sözleşmesiyle çalışması gerekir. İşveren vekili niteliği taşıyan bazı üst düzey çalışanlar ise kapsam dışında kalabilir.

İş Kanunu m. 20 uyarınca fesih bildiriminin tebliğinden itibaren bir ay içinde arabuluculuğa başvurulması gerekir. Arabuluculukta anlaşma olmazsa, son tutanağın düzenlendiği tarihten itibaren iki hafta içinde dava açılabilir. Bu sürelerin kaçırılması, güçlü dosyalarda bile hak kaybı yaratabilir. İstanbul iş hukuku avukatı desteği burada önem kazanır; çünkü birçok çalışan önce sadece tazminat hesabına odaklanıp işe iade süresini kaçırmaktadır.

Mahkeme feshin geçersiz olduğuna karar verirse, işçinin işe iadesine hükmedebilir. İş Kanunu m. 21 kapsamında işçinin süresinde başvurmasına rağmen işveren işe başlatmazsa, işe başlatmama tazminatı ve boşta geçen süre ücreti gündeme gelir. Uygulamada bu kalemler çoğu zaman kıdem ve ihbar tazminatıyla birlikte ciddi ekonomik sonuçlar doğurur.

İspat yükü büyük ölçüde işverendedir; işçi de kendi delillerini güçlü toplamalıdır.

Evet, geçerli fesih sebebini ispat yükü esas olarak işverene aittir. İşveren; performans tabloları, hedef formları, e-posta kayıtları, yazılı uyarılar, eğitim planları, savunma talepleri ve karşılaştırmalı performans verileriyle iddiasını desteklemelidir. Sadece tanık anlatımı veya genel müdür değerlendirmesiyle yetinmek çoğu zaman yeterli olmaz.

İşçi açısından da pasif kalmak doğru değildir. Performans hedeflerinin belirsiz olduğunu gösteren yazışmalar, görev tanımı dışındaki iş yükünü ispatlayan belgeler, prim sistemindeki tutarsızlıklar, eşit işlem ilkesine aykırılık oluşturan örnekler ve baskı içeren mesajlar dosyada önemli hale gelebilir. Uygulamada görüyoruz ki kimi zaman performans düşüklüğü denilen durum aslında mobbing, sendikal nedenle fesih, hamilelik, hastalık raporu veya ücret uyuşmazlığının üzerini örtmek için kullanılabilmektedir.

Yargıtay 9. HD, 2024/10266 E., 2024/14861 K. sayılı karar ile Yargıtay 9. HD, 2024/7150 E., 2024/9672 K. sayılı karar çizgisinde de, performans gerekçesinin dosyanın bütünü içinde değerlendirilmesi ve gerçek fesih nedeninin araştırılması gerektiği yönündeki yaklaşım dikkat çekmektedir. Bu yüzden dosyada sadece sonuç değil süreç de incelenir.

Her düşük performans iddiası kıdem ve ihbar tazminatını ortadan kaldırmaz.

Hayır, otomatik olarak kaldırmaz. Performans düşüklüğü çoğu durumda haklı neden değil, geçerli neden tartışması yaratır. Bu ayrım çok önemlidir. Geçerli nedenle fesihte işe iade ve iş güvencesi hükümleri gündeme gelirken, kıdem ve ihbar tazminatı koşulları somut olaya göre varlığını koruyabilir. İşveren performans gerekçesini kullanarak tazminat ödememeyi hedefliyorsa, bunun hukuki karşılığı her zaman bulunmaz.

Özellikle işçi en az bir yıllık kıdeme sahipse ve kıdem tazminatını ortadan kaldıracak ayrı bir haklı fesih sebebi yoksa, sadece verim düşüklüğü iddiası çoğu zaman kıdem tazminatını kendiliğinden silmez. İhbar bakımından da bildirim süreleri ve usul önemlidir. Bu nedenle işten çıkarılan çalışanların sadece çıkış koduna bakıp sonuca varmaması gerekir; fesih bildirimi, SGK kodu, bordrolar ve savunma evrakı birlikte incelenmelidir.

İstanbul iş hukuku uyuşmazlıklarında erken hukuki değerlendirme, tarafların en büyük kaybını önler.

Evet, çünkü performans düşüklüğü dosyaları kâğıt üzerinde basit görünse de teknik ayrıntı barındırır. İstanbul gibi büyük şehirlerde insan kaynakları süreçleri daha kurumsal görünse bile, pratikte eksik savunma, standart metin ihtarlar, matbu performans formları ve geç oluşturulmuş tutanaklar çok sık karşımıza çıkar. Bu da hem işveren hem işçi bakımından gereksiz dava maliyeti üretir.

Büromuzda sıkça karşılaştığımız tablo şudur: İşveren gerçekten verim sorunu yaşadığını düşünür; işçi ise feshi kişisel veya keyfi görür. Dosya dikkatle incelendiğinde çoğu zaman taraflardan biri süreci yanlış yönettiği için uyuşmazlık derinleşmiştir. Oysa doğru zamanda hukuki analiz yapılırsa, arabuluculuk aşamasında dahi daha sağlıklı çözümler üretmek mümkündür.

Sıkça Sorulan Sorular

Performans düşüklüğü nedeniyle işten çıkarılan işçi hemen dava açmalı mı?

İşçi öncelikle fesih bildiriminin içeriğini, SGK çıkış kodunu, savunma sürecini ve işyerindeki çalışan sayısını değerlendirmelidir. İş güvencesi kapsamındaysa, fesih bildiriminin tebliğinden itibaren bir ay içinde zorunlu arabuluculuğa başvurulması gerekir. Bu süre kısa olduğu için beklemek çoğu zaman risklidir. Belgeler toplanıp hızlı hukuki analiz yapılması en doğru yoldur.

İşveren performans düşüklüğünü sadece hedef tutmama ile ispatlayabilir mi?

Hayır, tek bir hedefin tutmaması her zaman yeterli olmayabilir. Hedefin gerçekçi olup olmadığı, işçiye önceden bildirilip bildirilmediği, ekipte diğer çalışanlara aynı standardın uygulanıp uygulanmadığı ve düşüşün süreklilik gösterip göstermediği önem taşır. Mahkemeler genel olarak objektif, ölçülebilir ve sürdürülebilir performans kayıtları arar. Tek seferlik başarısızlık çoğu zaman tek başına yeterli kabul edilmez.

Savunma alınmadan yapılan performans feshi geçersiz sayılır mı?

Birçok olayda bu ciddi bir geçersizlik riski yaratır. İş Kanunu m. 19 kapsamında işçinin davranışı veya verimi ile ilgili nedenle fesihte savunma alınması önemli bir usul güvencesidir. Savunma hiç alınmamışsa ya da neden açık anlatılmamışsa, mahkeme feshin usule aykırı olduğunu değerlendirebilir. Ancak her dosya kendi delil yapısı içinde incelenir; bu nedenle belgelere bakılmadan kesin sonuca gidilmemelidir.

Performans nedeniyle işten çıkarılan işçi kıdem tazminatı alabilir mi?

Evet, çoğu somut olayda alabilir. Çünkü performans düşüklüğü genellikle haklı nedenle derhal fesih değil, geçerli nedenle fesih kapsamında tartışılır. İşçi en az bir yıllık kıdeme sahipse ve kıdem tazminatını ortadan kaldıracak ayrı bir ağır kusur veya haklı fesih sebebi yoksa, kıdem tazminatı talep etmesi mümkündür. İhbar tazminatı ve diğer işçilik alacakları da ayrıca değerlendirilmelidir.

Performans gerekçesi aslında mobbing veya sendikal baskıyı gizliyorsa ne olur?

Bu durumda uyuşmazlık yalnızca performans ekseniyle ele alınmaz. İşçi, fesih gerekçesinin görünürde başka, gerçekte başka olduğunu delillerle ortaya koyabiliyorsa; işe iade, tazminat ve bazı hallerde ayrımcılık veya sendikal tazminat talepleri gündeme gelebilir. Özellikle yazışmalar, tanık anlatımları, performans kayıtlarının tutarsızlığı ve fesih öncesi baskı süreci burada belirleyici olabilir.

Bu konuda hukuki destek almak için bizimle iletişime geçin.

By |2026-07-06T13:02:32+03:00Temmuz 6th, 2026|İş Hukuku|0 Comments

About the Author:

Leave A Comment