Mirastan Feragat Sözleşmesi Noterde Yapılır mı? 2026

//Mirastan Feragat Sözleşmesi Noterde Yapılır mı? 2026

Mirastan Feragat Sözleşmesi Noterde Yapılır mı? 2026

Kısa Cevap: Evet, mirastan feragat sözleşmesi sıradan bir yazılı belgeyle yapılamaz; geçerlilik için resmi şekil gerekir. Uygulamada çoğu dosyada işlem noterde düzenleme şeklinde miras sözleşmesi mantığıyla yapılır; aksi halde sözleşmenin geçersizliği ve sonradan miras uyuşmazlığı riski ortaya çıkar.

Yazan: Av. Arı | İstanbul Barosu | Bu makale hukuki bilgilendirme amaçlıdır, danışmanlık yerine geçmez.

Evet, mirastan feragat sözleşmesi resmi şekilde yapılmalıdır

Mirastan feragat sözleşmesi, miras bırakan ile mirasçısı arasında yapılan ve mirasçının gelecekte doğacak miras hakkından vazgeçmesini konu alan özel bir sözleşmedir. Türk Medeni Kanunu m. 528 açık biçimde, mirasbırakanın bir mirasçısı ile karşılıksız veya bir karşılık sağlanarak mirastan feragat sözleşmesi yapabileceğini düzenler. Aynı maddede, feragat eden kişinin mirasçılık sıfatını kaybedeceği; karşılık alınarak yapılan feragatte ise sözleşmede aksi kararlaştırılmadıkça altsoyun da sonuçtan etkileneceği belirtilir.

Buradaki temel sorun şudur: Aile içinde yapılan birçok anlaşma, basit bir kağıda imza atılmasıyla yeterli sanılır. Oysa mirastan feragat sözleşmesi, sıradan bir taahhütname gibi düzenlenemez. Bu hata, murisin vefatından sonra kardeşler arasında ciddi davalara yol açar. Agitation kısmı burada başlar; yıllar önce imzalanmış bir belgeye güvenilerek mal devri yapılır, diğer mirasçılar paylaşım planı kurar, ancak ölümden sonra belgenin şekil eksikliği nedeniyle geçersiz olduğu ileri sürülür. Sonuçta hem aile içi kriz derinleşir hem de taşınmaz, banka hesabı ve tereke paylaşımı beklenenden çok daha karmaşık hale gelir.

Çözüm ise baştan doğru usulle hareket etmektir. Büromuzda sıkça karşılaştığımız dosyalarda, özellikle İstanbul’da aile büyüklerinin sağlığında yapılan sözlü anlaşmaların veya adi yazılı belgelerin sonradan dava konusu olduğunu görüyoruz. Uygulamada görüyoruz ki resmi şekil, bu sözleşmenin en kritik unsurudur; içerik ne kadar açık olursa olsun şekil eksikliği çoğu zaman bütün planı bozar. Bu nedenle İstanbul avukat desteğiyle sözleşmenin dayanağı, kapsamı ve sonuçları baştan netleştirilmelidir.

Evet, noterde yapılabilir; ancak her noter işlemi tek başına yeterli olmayabilir

Mirastan feragat sözleşmesi, hukuki niteliği itibarıyla miras sözleşmesinin bir türüdür. Türk Medeni Kanunu m. 545 gereğince miras sözleşmeleri resmi vasiyetname şeklinde yapılır. Bu nedenle mirastan feragat sözleşmesinde de resmi şekil aranır. Uygulamada bu işlem çoğunlukla noterlikte düzenleme biçiminde hazırlanır. Ancak önemli olan sadece notere gitmek değil, işlemin kanunun aradığı resmi miras sözleşmesi formuna uygun kurulmasıdır.

Bu ayrım önemlidir. Çünkü bazı kişiler, noterde onaylı imza beyanı ya da sıradan düzenleme sözleşmesinin yeterli olduğunu düşünür. Oysa feragat sözleşmesinin muris ile mirasçı arasında, resmi şekle uygun ve miras sözleşmesinin karakterini taşıyacak biçimde yapılması gerekir. Noterde atılan her imza otomatik olarak geçerli bir mirastan feragat sözleşmesi üretmez. İçerik, taraf sıfatı, işlem tarihi ve resmi şeklin tamamı birlikte değerlendirilir.

Yargıtay kararları da bu noktada şekil unsuruna özel önem verir. Yargıtay 3. HD, 2018/6442 E., 2019/3674 K. sayılı kararında mirastan feragat sözleşmesinin miras sözleşmesi niteliğine dikkat çekmiştir. Benzer şekilde Yargıtay 14. HD, 2016/629 E., 2018/3337 K. sayılı karar çizgisinde, mirastan feragat sözleşmelerinin resmi şekle bağlı olduğu vurgulanmaktadır. Bu nedenle işlem noterde yapılmış olsa dahi, noter işleminin doğru hukuki formatta kurulup kurulmadığı ayrıca incelenmelidir.

Evet, bedelli ve bedelsiz feragat arasında çok önemli farklar vardır

Mirastan feragat sözleşmesi karşılıksız yapılabileceği gibi bir karşılık alınarak da kurulabilir. TMK m. 528 bu ayrımı açıkça kabul eder. Karşılıksız feragatte feragat eden mirasçının hakları sona erer; ancak altsoy bakımından etkinin nasıl doğacağı somut sözleşme ve kanuni yorum çerçevesinde değerlendirilir. Karşılık sağlanarak yapılan feragatte ise sözleşmede aksi belirtilmedikçe feragat edenin altsoyu da sonuçtan etkilenir.

Uygulamada en çok hata burada yapılır. Örneğin ebeveyn, bir çocuğuna daire devredip karşılığında mirastan feragat belgesi imzalatır. Fakat sözleşmede bu karşılığın ne olduğu, devrin hangi paya mahsup edildiği ve altsoyun etkilenip etkilenmeyeceği yeterince açık yazılmaz. Murisin ölümünden sonra feragat eden kişinin çocukları, kendilerinin feragatten etkilenmediğini ileri sürebilir. Böylece beklenen nihai çözüm yerine yeni bir tereke davası doğar.

Büromuzda sıkça karşılaştığımız bir başka örnek de şudur: Aile büyükleri, bir taşınmazı sağlığında devrettikleri için artık o çocuklarının miras hakkı kalmadığını düşünür. Oysa yapılan taşınmaz devri ile mirastan feragat aynı şey değildir. Açık, geçerli ve resmi bir feragat sözleşmesi yoksa, salt mal devri her zaman miras hakkını tamamen ortadan kaldırmaz. İstanbul miras avukatı desteği alınmadan yapılan işlemlerde, tam da bu ayrım yüzünden ciddi hak kayıpları yaşanabilmektedir.

Evet, saklı paylı mirasçılar bakımından feragat sözleşmesi etkili olabilir

Mirastan feragat sözleşmesinin en önemli işlevlerinden biri, saklı paylı mirasçılar bakımından ileride çıkabilecek tenkis ve paylaşım uyuşmazlıklarını önlemektir. Türk Medeni Kanunu m. 505 ve m. 506, saklı paylı mirasçıları ve saklı pay oranlarını düzenler. Altsoy, ana ve baba ile sağ kalan eş bakımından kanunda korunan belirli oranlar vardır. Normalde mirasbırakan, saklı payı ihlal edecek ölçüde özgür tasarrufta bulunamaz.

Ancak geçerli bir mirastan feragat sözleşmesi yapılmışsa, feragat eden kişi artık mirasçılık sıfatını kaybeder ve saklı pay iddiası da gündemden düşebilir. Bu nedenle özellikle aile işletmesi, tek taşınmazlı tereke veya bir çocuğa sağlığında önemli mal devri yapılan dosyalarda feragat sözleşmesi pratik bir araç olarak kullanılmaktadır. Fakat burada da kritik olan nokta, sözleşmenin gerçekten feragat doğurup doğurmadığıdır. Şekil bozuksa veya sözleşme kapsamı belirsizse, yıllar sonra saklı pay ve tenkis iddiaları yeniden masaya gelir.

Uygulamada görüyoruz ki, birçok kişi mirastan çıkarma ile mirastan feragati karıştırıyor. Mirastan çıkarma tek taraflı bir ölüme bağlı tasarruftur; feragat ise iki taraflı sözleşmedir. Bu fark dava sonucunu doğrudan etkiler. Yargıtay 7. HD, 2023/2198 E., 2023/3745 K. sayılı kararda da mirastan feragatın beklenen hak ve katılma hakkı çerçevesinde sözleşmesel niteliği tartışılmıştır. Dolayısıyla feragat, saklı pay sorununu çözebilir; ama ancak doğru kurulduğunda.

Evet, geçersizlik ve iptal iddiaları çoğu zaman şekil ve irade sorunundan çıkar

Mirastan feragat sözleşmeleri ölümden sonra en sık iki nedenle tartışılır: şekle aykırılık ve irade fesadı. Şekle aykırılıkta, sözleşmenin resmi vasiyetname biçiminde kurulmadığı, murisin katılımının eksik olduğu veya işlemin miras sözleşmesi niteliğini taşımadığı ileri sürülür. İrade fesadında ise aldatma, korkutma, yanılma veya murisin işlem ehliyeti bulunmadığı iddia edilir.

Özellikle yaşlılık, hastalık ve aile baskısı iddiaları, bu sözleşmelerde çok sık gündeme gelir. Bir mirasçı, murisin gerçek iradesinin bulunmadığını veya işlem günü ayırt etme gücünün zayıf olduğunu öne sürebilir. Bu durumda sağlık kayıtları, tanık anlatımları, noter işleminin düzenleniş biçimi ve varsa doktor raporları önem kazanır. Sözleşme yıllarca kimse tarafından tartışılmamış olsa bile, ölümden sonra açılan davada bu itirazlar ciddi sonuç doğurabilir.

Yargıtay 14. HD, 2017/1871 E., 2017/5019 K. sayılı karar çizgisi, mirastan feragat sözleşmelerinin hükümsüzlüğü ve buna bağlı mirasçılık belgesi tartışmaları bakımından uygulamada sık anılır. Benzer biçimde Yargıtay 14. HD, 2017/5681 E., 2021/1924 K. sayılı karar da feragat sözleşmesinin kapsamının ve sonuçlarının somut olay üzerinden değerlendirilmesi gerektiğini gösterir. Bu nedenle bir belgenin başlığına bakıp kesin hüküm vermek doğru olmaz; içeriğin ve şeklin birlikte incelenmesi gerekir.

Evet, lehine yapılan kişi mirasçı olamazsa feragat hükümden düşebilir

Türk Medeni Kanunu m. 529, mirastan feragat sözleşmesinin hükümden düşmesini düzenler. Buna göre feragat sözleşmesi belli bir kişi lehine yapılmışsa ve o kişi herhangi bir sebeple mirasçı olamazsa, feragat de hükümden düşer. Eğer feragat belirli bir kişi lehine yapılmamışsa, en yakın ortak kökün altsoyu lehine yapılmış sayılır; onların mirasçı olamaması halinde de sözleşmenin sonucu ortadan kalkabilir.

Bu madde özellikle aile içinde “bu mal kardeşinde kalsın” mantığıyla yapılan işlemlerde önemlidir. Diyelim ki bir çocuk, belirli kardeşi lehine feragat etti; fakat o kardeş muristen önce vefat etti ya da mirasçı olma imkanı ortadan kalktı. İşte bu durumda, feragatin devam edip etmeyeceği TMK m. 529 çerçevesinde ayrıca değerlendirilir. Yani feragat sözleşmesi her zaman sonsuza kadar ve her koşulda aynı etkiyi yaratmaz.

Uygulamada görüyoruz ki bu hüküm çoğu zaman gözden kaçırılır. Taraflar sadece ilk aşamada kimin pay alacağını düşünür, ancak yıllar içindeki aile değişimlerini hesaba katmaz. Oysa İstanbul avukat ve özellikle İstanbul miras hukuku avukatı desteğiyle sözleşmeye açık hükümler konulması, ileride çıkabilecek bu tür belirsizlikleri azaltır.

Evet, muris hayattayken doğru planlama yapılırsa büyük davalar önlenebilir

Mirastan feragat sözleşmesi, doğru kurulduğunda aile içi miras planlamasında güçlü bir araçtır. Özellikle bir çocuğa işyeri bırakılacaksa, diğerine sağlığında taşınmaz verilmişse veya aile işletmesinin bölünmeden devam etmesi isteniyorsa, feragat sözleşmesi planlı bir çözüm sağlayabilir. Ancak belge, sadece “ben mirastan vazgeçtim” cümlesinden ibaret olmamalıdır. Karşılığın ne olduğu, feragatin tam mı kısmi mi olduğu, altsoya etkisi ve belirli kişi lehine yapılıp yapılmadığı açık olmalıdır.

Büromuzda sıkça karşılaştığımız uyuşmazlıklarda asıl sorun, işlem yapılmış olması değil; işlemin eksik ve gelişigüzel yapılmış olmasıdır. Uygulamada görüyoruz ki muris hayattayken atılan doğru adım, ölüm sonrası üç ayrı davayı baştan engelleyebilir. Tereke tespiti, tenkis, tapu iptali, muris muvazaası veya mirasçılık belgesi itirazı gibi birçok uyuşmazlık, iyi planlanmış bir feragat sözleşmesiyle azaltılabilir.

Özellikle İstanbul gibi taşınmaz değerlerinin yüksek olduğu yerlerde, tek bir daire veya işyeri bile büyük ekonomik çekişme yaratır. Bu nedenle “aile içinde hallettik” düşüncesi çoğu zaman yetersiz kalır. Mirastan feragat sözleşmesi düşünülüyorsa, işlem öncesinde hukuki inceleme yapılması, taraf iradesinin doğru tespiti ve resmi şeklin eksiksiz kurulması gerekir.

Evet, dava açmadan önce belge ve işlem geçmişi toplanmalıdır

Bir mirastan feragat sözleşmesinin geçerli olup olmadığını değerlendirmek için öncelikle noter işlem örneği, düzenleme tarihi, taraf kimlikleri, murisin işlem günündeki sağlık durumu, varsa devredilen mal veya ödenen para bilgileri ve aile kayıtları birlikte incelenmelidir. Sadece sözleşmenin fotokopisine bakarak kesin yorum yapmak çoğu dosyada yanıltıcı olur.

Eğer sözleşmeye rağmen size miras payı verilmediği düşünülüyorsa, önce belgenin gerçekten geçerli feragat oluşturup oluşturmadığı incelenmelidir. Tersi durumda, yani feragat sözleşmesine güvenip paylaşım planı yapıldıysa, bu kez belgenin ileride iptal davasına dayanıklı olup olmadığı kontrol edilmelidir. Özellikle mirasçılık belgesi, taşınmaz devri ve bankadaki tereke parası işlemleri başlamadan önce hukuki durum netleştirilmelidir.

İstanbul avukat desteğiyle yapılan ön inceleme, hem gereksiz dava açılmasını önler hem de açılacak davanın doğru kurgu ile hazırlanmasını sağlar. Çünkü bazen sorun gerçekten feragat sözleşmesinde değil; muris muvazaası, ehliyetsizlik veya tereke hesabının yanlış yapılmasında olabilir.

Sık Sorulan Sorular

Mirastan feragat sözleşmesi el yazısıyla yapılırsa geçerli olur mu?

Genel olarak hayır. Mirastan feragat sözleşmesi, miras sözleşmesinin bir türü olduğu için resmi şekle tabidir. Bu yüzden tarafların kendi aralarında el yazısıyla veya bilgisayarda hazırladığı ve sadece imzaladığı belge çoğu durumda yeterli olmaz. Belgenin içeriği ne kadar açık olsa da TMK m. 545 kapsamında aranan resmi şekil sağlanmamışsa, ölümden sonra ciddi geçersizlik itirazlarıyla karşılaşılabilir. Özellikle taşınmaz ve yüksek değerli tereke dosyalarında bu risk çok büyüktür.

Mirastan feragat eden kişi sonradan tekrar mirasçı olabilir mi?

Kural olarak geçerli bir feragat sözleşmesi yapıldıysa kişi mirasçılık sıfatını kaybeder. Ancak sözleşmenin geçersizliği, hükümden düşmesi veya kapsamının yanlış yorumlanması gibi hallerde sonuç değişebilir. Örneğin sözleşme belli bir kişi lehine yapılmışsa ve o kişi mirasçı olamaz hale gelirse TMK m. 529 devreye girebilir. Bu nedenle her somut olayda sözleşmenin metni, lehine yapılan kişi ve ölüm sırasındaki aile yapısı birlikte değerlendirilmelidir.

Bedel alınarak yapılan feragatte çocuklar da mirastan mahrum kalır mı?

Çoğu durumda evet, ancak otomatik ve sınırsız bir sonuç varmış gibi düşünmek doğru değildir. TMK m. 528’e göre bir karşılık sağlanarak yapılan feragat, sözleşmede aksi öngörülmedikçe feragat edenin altsoyu için de sonuç doğurur. Yani sözleşmede özel bir düzenleme yoksa çocuklar da etkilenebilir. Fakat sözleşme dili, karşılığın niteliği ve altsoya ilişkin kayıtların nasıl yazıldığı çok önemlidir. Bu yüzden standart belge kullanmak yerine somut aile yapısına göre metin hazırlanmalıdır.

Miras bırakan sağlığında bir daire verdiyse ayrıca feragat sözleşmesi gerekir mi?

Bir daire verilmiş olması tek başına her zaman feragat anlamına gelmez. Sağlığında yapılan taşınmaz devri, bağış, satış veya denkleştirme amaçlı işlem olabilir; fakat bunların her biri hukuken farklı sonuç doğurur. Eğer amaç gerçekten o mirasçının gelecekte miras hakkından vazgeçmesi ise, bunun açık ve resmi bir mirastan feragat sözleşmesiyle kurulması çok daha güvenlidir. Aksi halde diğer mirasçılar ölümden sonra bu devrin niteliğini tartışabilir.

Mirastan feragat sözleşmesi iptal edilmek istenirse hangi deliller önemlidir?

İptal veya hükümsüzlük iddiasında noter işlem örneği, murisin sağlık kayıtları, tanık beyanları, varsa doktor raporları, devredilen malın tapu ve banka belgeleri, aile içi yazışmalar ve sözleşme kurulurken tarafların gerçek iradesini gösteren veriler önemlidir. Özellikle ehliyetsizlik, aldatma veya baskı iddiası varsa işlem gününe yakın tarihli tıbbi kayıtlar kritik hale gelir. Sadece “baskı vardı” demek çoğu zaman yeterli olmaz; somut delil yapısı güçlü kurulmalıdır.

Bu konuda hukuki destek almak için bizimle iletişime geçin.

By |2026-07-20T21:02:59+03:00Temmuz 20th, 2026|Miras Hukuku|0 Comments

About the Author:

Leave A Comment