Boşanma sürecinde ebeveynlerin en çok zorlandığı alanlardan biri, çocuğun ruhsal desteğe ihtiyaç duyduğu dönemlerde masrafların nasıl paylaşılacağıdır. Özellikle yüksek çatışmalı ayrılıklarda, velayet tartışmalarında, şehir değişikliği, okul değişikliği veya ebeveynler arası yoğun gerilim yaşandığında çocuk için psikolog desteği gündeme gelebilir. Ancak uygulamada sorun sadece tedavinin gerekli olup olmadığı değildir; asıl uyuşmazlık, bu giderin iştirak nafakası içinde mi kabul edileceği, ayrıca talep edilip edilemeyeceği ve ödeme gücü daha yüksek olan ebeveynin daha fazla katkı yapıp yapmayacağı noktasında ortaya çıkar.
Büromuzda sıkça karşılaştığımız dosyalarda bir ebeveyn, çocuğu düzenli olarak uzmana götürdüğünü ancak diğer ebeveynin “nafaka ödüyorum, ayrıca ödeme yapmam” dediğini anlatır. Diğer tarafta ise, kendisine danışılmadan özel ve pahalı bir uzman seçildiği, giderin gereksiz büyütüldüğü veya fatura ve raporların paylaşılmadığı yönünde itirazlar gelir. Uyuşmazlık böyle büyüdüğünde mesele yalnızca ebeveynler arası maddi tartışma olmaktan çıkar; doğrudan çocuğun üstün yararı etkilenir.
Uygulamada görüyoruz ki geciken ödeme, tartışmalı seans planları ve belgesiz harcamalar, çocuğun ihtiyaç duyduğu desteğin aksamasına neden olabilmektedir. Sorun tam burada ağırlaşır: taraflar kendi aralarındaki çatışmayı çözemediği için çocuğun ruhsal ihtiyacı ikinci plana itilir. Oysa aile hukukunda temel ölçüt, ebeveynlerin konforu değil çocuğun yararıdır.
Çözüm, psikolog giderini doğru hukuki zeminde değerlendirmektir. Giderin niteliği, düzenliliği, doktor veya uzman yönlendirmesi, çocuğun yaşı, velayet düzeni ve tarafların ekonomik durumu birlikte incelenmelidir. Bu nedenle özellikle yoğun dava pratiğinin bulunduğu İstanbul’da bir İstanbul avukat ve somut olarak bir İstanbul aile hukuku avukatı desteği, hem gereksiz uyuşmazlığı azaltır hem de hak kaybını önler.
Boşanmada çocuğun psikolog giderlerini anne ve baba birlikte karşılar mı?
Evet, kural olarak anne ve baba çocuğun psikolog giderlerine birlikte katılır. Türk Medeni Kanunu m. 327 uyarınca çocuğun bakımı, eğitimi ve korunması için gerekli giderler ana ve baba tarafından karşılanır. Psikolojik destek gideri, somut olayın özelliklerine göre çocuğun korunması ve sağlıklı gelişiminin bir parçası sayılabilir. Özellikle ayrılık sürecinin çocuk üzerinde kaygı, uyum bozukluğu, davranış sorunu veya okul başarısında düşüş gibi etkiler yarattığı durumlarda bu tür destek, lüks değil ihtiyaç olarak değerlendirilir.
Burada belirleyici nokta, her ebeveynin eşit tutarda değil, ekonomik gücü oranında katkı sunmasıdır. TMK m. 182/2 ve m. 182/3 gereğince velayet kendisine verilmeyen eş, çocuğun bakım ve eğitim giderlerine gücü oranında katılmak zorundadır. Bu yüzden geliri yüksek olan ebeveynin daha fazla katkı yapması mümkündür. Çocuğun velayeti annede olsa bile baba sadece sabit nafaka ödeyerek her türlü ek sağlık veya psikolojik giderden tamamen kurtulmuş sayılmaz; aynı şekilde velayet babada ise annenin de katkı yükümlülüğü sürebilir.
Bu nedenle “velayet bende, o halde tüm giderleri ben isterim” ya da “nafaka ödüyorum, başka hiçbir şey ödemem” şeklindeki kesin cümleler çoğu dosyada doğru çıkmaz. Mahkeme, çocuğun gerçek ihtiyacı ile tarafların ödeme gücünü birlikte değerlendirir.
Psikolog gideri iştirak nafakası içinde sayılabilir mi?
Evet, bazı durumlarda psikolog gideri iştirak nafakası kapsamında değerlendirilebilir. TMK m. 182 ve m. 327 hükümleri, çocuğun bakım ve korunma giderlerinin nafaka ile karşılanmasına imkan verir. Eğer psikolojik destek düzenli, öngörülebilir ve çocuğun süreklilik gösteren ihtiyacına ilişkinse mahkeme bu gideri mevcut iştirak nafakasının belirlenmesinde dikkate alabilir veya nafaka artırımına dayanak yapabilir.
Ancak her psikolog gideri otomatik olarak mevcut nafakanın içinde erimiş sayılmaz. Gider olağanüstü ölçüde yüksekse, özel uzmanlık gerektiriyorsa, yoğun terapi programı söz konusuysa veya nafaka belirlenirken bu ihtiyaç hiç hesaba katılmadıysa ayrıca katkı talebi gündeme gelebilir. Yargıtay 2. HD, 2016/13335 E., 2016/12661 K. sayılı kararında iştirak nafakasının somut olayda eğitim giderlerini kapsayabileceğini kabul etmiştir. Bu yaklaşım, çocukla ilgili bazı giderlerin ayrıca değil nafaka sistemi içinde değerlendirilmesi gerektiğini gösterir. Fakat aynı karar mantığı, her olayda tüm ek masrafın otomatik biçimde nafakaya dahil olduğu anlamına gelmez; önemli olan, ilk hükmün hangi ihtiyaçları gözeterek kurulduğudur.
Yine Yargıtay 3. HD, 2016/9940 E., 2017/669 K. sayılı kararında anlaşmalı boşanma protokolü ve yüklenilen giderlerin kolayca ortadan kaldırılamayacağı vurgulanmıştır. Eğer protokolde sağlık, terapi, özel eğitim veya benzeri kalemler ayrıca düzenlenmişse, bu hüküm uyuşmazlığın çözümünde kritik hale gelir.
Psikolog gideri ayrıca talep edilebilir mi?
Evet, şartları varsa ayrıca talep edilebilir. Özellikle boşanma kararında veya protokolde bu gider hiç düzenlenmemişse, sonradan ortaya çıkan bir ihtiyaç varsa ya da mevcut iştirak nafakası çocuğun ruhsal destek ihtiyacını karşılamaya açıkça yetmiyorsa, nafaka artırımı veya ayrı alacak talebi gündeme gelebilir. Burada giderin keyfi değil, makul ve belgeli olması çok önemlidir.
Çocuğun psikolog desteğine neden ihtiyaç duyduğu, uzman görüşüyle veya en azından düzenli seans kayıtlarıyla ortaya konulmalıdır. Mahkeme çoğu zaman sadece “çocuk üzgün” şeklindeki genel anlatımla yetinmez. Okul rehberlik servisi yönlendirmesi, pedagog ya da psikolog raporu, seans faturaları, ödeme dekontları ve tarafların sosyal ekonomik durum araştırmaları birlikte değerlendirilir.
Uygulamada görüyoruz ki bir ebeveyn tek taraflı karar alıp çok yüksek ücretli bir merkez seçtiğinde uyuşmazlık büyüyebiliyor. Bu durumda mahkeme, gerçekten gerekli ve makul gider ile abartılı tercih arasındaki farkı ayırmaya çalışır. Dolayısıyla giderin çocuğun yararına ve makul düzeyde seçilmiş olması gerekir.
Mahkeme hangi ölçütlere bakar?
Evet, mahkeme karar verirken birkaç temel ölçüte bakar. İlk ölçüt çocuğun üstün yararıdır. TMK m. 182’de de vurgulanan bu yaklaşım gereği, karar ebeveynlerin kişisel çekişmesine göre değil çocuğun korunma, sağlık ve gelişim ihtiyacına göre verilir. İkinci ölçüt, giderin zorunlu ve makul olup olmadığıdır. Haftada bir düzenli terapi ile kısa süreli danışmanlık ihtiyacı aynı şekilde değerlendirilmez.
Üçüncü ölçüt, tarafların ekonomik ve sosyal durumudur. Geliri yüksek ebeveynin daha fazla katkı yüklenmesi mümkündür. Dördüncü ölçüt ise mevcut nafaka veya protokol düzenlemesidir. Daha önce iştirak nafakası belirlenirken çocuğun özel ihtiyaçları dikkate alınmışsa, yeni talep buna göre incelenir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 2017/3-1012 E., 2019/1145 K. sayılı kararında, çocuğun eğitiminin devamı halinde anne ve babanın durum ve koşullara göre kendilerinden beklenebilecek ölçüde katkı sunmalarının yükümlülük olduğunu vurgulamıştır. Her ne kadar karar yardım nafakasına ilişkin olsa da, aile hukukunda çocuğun ihtiyacının ve ebeveynlerin ödeme gücünün birlikte değerlendirilmesi gerektiği yönündeki yaklaşımı açıkça gösterir.
Benzer şekilde HGK, 2019/107 E., 2022/318 K. sayılı kararında boşanmanın ferileri belirlenirken çocuğun yararının ve tarafların sosyal ekonomik şartlarının birlikte değerlendirilmesi gerektiğini ortaya koyan bir çerçeve sunmaktadır. Bu nedenle psikolog gideri davalarında da soyut iddialar değil somut ihtiyaç ve mali denge önem kazanır.
Anlaşmalı boşanma protokolünde bu gider nasıl yazılmalıdır?
Evet, en güvenli yol bu gideri anlaşmalı boşanma protokolünde açık yazmaktır. “Çocuğun eğitim ve sağlık giderleri ortak karşılanacaktır” gibi genel ifadeler bazen yeterli görünse de uygulamada yeni tartışmalar doğurabilir. Daha net bir formül tercih edilmelidir. Örneğin psikolog, psikiyatri, özel eğitim, rehberlik veya terapi giderlerinin hangi oranla paylaşılacağı; ödeme belgesi ibraz süresi; peşin ödeyen tarafın diğer tarafa ne zaman bildirim yapacağı ve yıllık olağan artışların nasıl karşılanacağı yazılabilir.
Belirsiz bir protokol, ileride icra ve alacak tartışmasına yol açabilir. Yargıtay 3. HD, 2016/9940 E., 2017/669 K. sayılı kararında protokolle üstlenilen yükümlülüklerin değerlendirilmesinde sözleşmeye bağlılık ilkesinin önemine dikkat çekmiştir. Buna karşılık Yargıtay 2. HD, 2016/13335 E., 2016/12661 K. sayılı kararı, sonraki iştirak nafakası hükmünün hangi giderleri kapsadığının ayrıca önem taşıdığını göstermektedir. Bu iki yaklaşım birlikte okunduğunda, protokolün açık hazırlanmasının neden bu kadar önemli olduğu anlaşılır.
Büromuzda sıkça karşılaştığımız bir hata, “tüm masraflar baba tarafından karşılanır” gibi ölçüsüz ve ispatı zor cümleler kurulmasıdır. Bunun yerine belirlenebilir, belgelenebilir ve icraya elverişli bir metin hazırlanmalıdır.
Dava açmadan önce hangi deliller toplanmalıdır?
Evet, dava veya icra aşamasından önce delil toplamak çok önemlidir. Öncelikle psikolog veya ilgili uzmandan alınan görüş, randevu kayıtları, seans faturaları, banka dekontları ve gerekiyorsa okul rehberlik servisi yazıları saklanmalıdır. Çocuğun bu desteğe neden ihtiyaç duyduğunu gösteren belgeler, talebin keyfi olmadığını ortaya koyar.
İkinci olarak diğer ebeveynle yapılan yazışmalar önemlidir. Giderin önceden bildirildiği, onay istendiği veya en azından bilgi verildiği mesajlar, sonradan çıkabilecek “haberim yoktu” savunmasını zayıflatır. Üçüncü olarak tarafların sosyal ekonomik durumuna ilişkin deliller gerekir. Maaş bordrosu, vergi kaydı, SGK kayıtları, kira gelirleri veya şirket ortaklığı gibi unsurlar nafaka ve katkı oranını etkileyebilir.
İstanbul uygulamasında mahkemeler, belgesiz ileri sürülen yüksek masraflar konusunda daha temkinli davranabilmektedir. Bu yüzden peşin ödeme yapıldıysa dekont, nakit ödeme yapıldıysa makbuz ve uzman seçiminin neden gerekli olduğuna ilişkin mantıklı açıklama mutlaka hazırlanmalıdır.
İstanbul’da dava süreci nasıl ilerler?
Evet, İstanbul’da bu tür uyuşmazlıklar çoğunlukla aile mahkemelerinde görülür. Talebin niteliğine göre mevcut boşanma dosyasında tedbir istenebilir, iştirak nafakasının artırılması davası açılabilir veya protokolden kaynaklanan alacak için icra ve itirazın iptali yoluna gidilebilir. Eğer boşanma davası halen sürüyorsa TMK m. 169 uyarınca hâkim, dava süresince çocuk için gerekli geçici önlemleri alabilir. Bu aşamada psikolojik destek ihtiyacı da tedbir taleplerinin parçası olabilir.
Boşanma kesinleşmişse ve sonradan ihtiyaç doğmuşsa, iştirak nafakasının artırılması veya özel gider katkısına ilişkin yeni talep gündeme gelir. Mahkeme sosyal ekonomik durum araştırması yapar, gerektiğinde uzman incelemesi değerlendirir ve giderin niteliğine göre karar verir. Uygulamada duruşma yoğunluğu nedeniyle süreç uzayabildiğinden, acil ihtiyaç bulunan dosyalarda geçici önlem veya ihtiyati nitelikte ara talepler dikkatle hazırlanmalıdır.
Bu noktada bir İstanbul avukat desteği, sadece dilekçe yazımı için değil; doğru delilin doğru zamanda dosyaya sunulması, gereksiz gerilimin azaltılması ve çocuğun ihtiyacının mahkemeye net anlatılması için önem taşır.
Psikolog gideri ödenmezse hangi hukuki yollar kullanılabilir?
Evet, ödeme yapılmazsa birkaç farklı yol kullanılabilir. Eğer gider protokolde açıkça düzenlenmişse ve ödenmesi gereken tutar belirlenebiliyorsa icra takibi gündeme gelebilir. Eğer mevcut iştirak nafakası yetersiz kalıyor ve düzenli destek ihtiyacı devam ediyorsa nafaka artırım davası daha doğru yol olabilir. Bazı olaylarda hem geçmiş masrafların paylaşımı hem de gelecek dönem için yeni nafaka miktarı birlikte tartışılır.
Her dosyada aynı yol uygun değildir. Örneğin birkaç seanslık geçmiş ödeme için doğrudan icra düşünülürken, uzun süreli terapi ihtiyacında yeni bir nafaka düzenlemesi daha kalıcı çözüm sağlayabilir. Uygulamada görüyoruz ki yanlış yol seçildiğinde haklı talep bile usul nedeniyle zayıflayabiliyor. Bu nedenle talebin geçmiş gider mi, devam eden ihtiyaç mı, yoksa protokol ihlali mi olduğunun baştan doğru sınıflandırılması gerekir.
Sık Sorulan Sorular
Çocuğu psikoloğa götürmek için diğer ebeveynin izni gerekir mi?
Her olayda zorunlu tek cevap yoktur. Acil veya açık ihtiyaç bulunan durumlarda çocuğun yararı gerektiriyorsa destek geciktirilmemelidir. Ancak velayet veya ortak karar alanı tartışmalıysa, özellikle düzenli ve uzun süreli terapi planlanıyorsa diğer ebeveyne bilgi verilmesi sonradan çıkacak uyuşmazlığı azaltır. Bilgilendirme yapılmadan tek taraflı çok yüksek gider yaratılması, ödeme aşamasında itiraz doğurabilir. Bu nedenle mümkünse yazılı bildirim ve belge paylaşımı en güvenli yoldur.
Psikolog yerine pedagog veya psikiyatri gideri de aynı şekilde mi değerlendirilir?
Çoğu durumda evet, çünkü mahkeme başlıktan çok giderin çocuğun sağlık, korunma ve gelişim ihtiyacına hizmet edip etmediğine bakar. Pedagog, çocuk psikoloğu, ergen terapisti veya çocuk psikiyatristi desteği farklı uzmanlıklar olsa da aile hukuku bakımından asıl mesele zorunluluk, makullük ve belge meselesidir. Özellikle ilaç tedavisi, rapor veya yoğun klinik takip söz konusuysa giderin sağlık boyutu daha da güçlenebilir ve paylaşım talebi daha kuvvetli hale gelebilir.
İştirak nafakası zaten varsa ayrıca fatura paylaşımı istenebilir mi?
Evet, istenebilir; ancak bunun otomatik olmadığı unutulmamalıdır. Mevcut nafakanın belirlenirken hangi ihtiyaçları karşıladığı önemlidir. Nafaka tutarı çocuğun olağan giderleri için yeterli görülmüşse, küçük ve rutin masrafların ayrıca talep edilmesi zorlaşabilir. Buna karşılık sonradan doğan, yüksek tutarlı, düzenli veya uzman desteği gerektiren psikolojik giderler için ayrıca katkı istenmesi mümkün olabilir. Bu ayrım, dosyanın deliline ve önceki kararın içeriğine göre yapılır.
Boşanma davası bitmeden psikolog gideri için ara karar alınabilir mi?
Evet, mümkün olabilir. TMK m. 169 gereğince boşanma davası devam ederken hâkim, çocukların bakım ve korunmasına ilişkin geçici önlemleri alabilir. Eğer çocuğun psikolojik destek ihtiyacı acil ve ciddi ise, bu ihtiyacın dava sonuna kadar bekletilmemesi gerektiği ileri sürülebilir. Bunun için uzman görüşü, okul yönlendirmesi veya yaşanan ruhsal sıkıntıyı gösteren somut belgeler sunulması gerekir. Belgesiz ve genel talepler ise çoğu zaman beklenen etkiyi yaratmaz.
Diğer ebeveyn ödeme gücü olmadığını söylerse ne olur?
Mahkeme bu savunmayı doğrudan kabul etmez; gelir, malvarlığı, yaşam standardı ve genel ekonomik tabloya bakar. Gerçekten ödeme gücü sınırlıysa katkı oranı düşebilir, giderin paylaşım biçimi değişebilir veya daha makul bir uzman seçimi üzerinde durulabilir. Ancak sadece sözlü olarak “gücüm yok” demek yeterli değildir. Banka hareketleri, maaş, şirket ortaklığı, kira geliri ve fiili yaşam standardı birlikte değerlendirildiğinde bazen beyan edilen yoksunluk ile gerçek durumun farklı olduğu görülür.
Bu konuda hukuki destek almak için bizimle iletişime geçin.
Leave A Comment