Balkondan Düşen Eşyanın Zararından Kim Sorumlu? 2026

/Balkondan Düşen Eşyanın Zararından Kim Sorumlu? 2026

Balkondan Düşen Eşyanın Zararından Kim Sorumlu? 2026

Kısa Cevap: Balkondan düşen saksı, eşya veya inşaat malzemesinin verdiği zarardan, o bağımsız bölümü kusuruyla kullan ve gözetiminde bulunduran kişi sorumludur; kusursuz olduğunu ispat edemedikçe tazminat yükümlülüğü devam eder (TBK m. 49). Korkuluk eksikliği gibi yapısal bir kusur varsa, yapı eserinin maliki de Türk Borçlar Kanunu m. 58 uyarınca sorumlu tutulabilir. Çatı ve dış cephe gibi ortak yerlerden düşen kar, buz veya parçalar bakımından ise yönetim ve kat malikleri yükümlüdür. Zarar gören, maddi ve manevi tazminat davası açabilir.

Yazan: Av. Arı | İstanbul Barosu | Bu makale hukuki bilgilendirme amaçlıdır, danışmanlık yerine geçmez.

Yoğun kent dokusunda, özellikle İstanbul’un dar sokakları ve üst üste yükselen binalarında en sık rastlanan zarar türlerinden biri, balkondan düşen eşyadır: Rüzgârda devrilen saksı, yamaçtan kayan klima dış ünitesi, kenara bırakılmış inşaat malzemesi ya da eriyip kütüklenen kar. Zarar gören bazen park etmiş bir araç, bazen de sokaktan geçen bir yaya olur. Sonrasında başlayan tartışma her kez aynıdır: ‘Kat maliki mi, kiracı mı, site yönetimi mi ödeyecek?’

Büromuzda sıkça karşılaştığımız bu dosyalarda görüyoruz ki zarar görenler üç noktada hata yapıyor. Birincisi, olayı hiçbir yere bildirmiyor; kolluğa tutanak tutturulmuyor, apartman yönetimine yazılı başvuru yapılmıyor ve aylar sonra hangi balkondan düştüğü bile tartışmalı hâle geliyor. İkincisi, kameranın olduğunu bildiği hâlde kayıtların genellikle kısa sürede silindiğini bilmiyor; kayıt talebi gecikince en güçlü delil kayboluyor. Üçüncüsü, ‘kaskom var, uğraşmayayım’ diyerek hasarı sigortaya bırakıyor ama muafiyet, eksik ödeme ve prim artışıyla sonuçta kendisi zararda kalıyor; oysa sigortanın ödediği tutar sonrasında sorumluya rücu edilebilir ve bu hak saklı tutulabilir.

Çözüm, olay günü atılacak beş altı doğru adımda saklı: Zararı belgelemek, kayıtları dondurmak, sorumluyu yazılı olarak belirlemek ve tazminatı kalem kalem hesaplayp talep etmek. Bu rehberde 2026 itibarıyla balkondan düşen eşyanın yol açtığı zararda sorumluluğu, dava yolu, sigorta ilişkisi ve ispat usulünü anlatıyoruz. İstanbul tazminat avukatı desteğiyle yürütülen dosyalarda, doğru başlatılan süreç kısa sürede uzlaşma veya dava sonucuna ulaşıyor.

Balkondan düşen eşyanın zararından kim sorumludur?

Esas kural şudur: Zarara, o bağımsız bölümü elinde bulunduran ve kusuruyla olaya sebep olan kişi katlanır. Türk Borçlar Kanunu m. 49 uyarınca hukuka aykırı olarak başkasına zarar veren kişi, bu zararı gidermekle yükümlüdür; saksıyı korkuluksuz veya sabitlenmemiş biçimde balkon kenarına koyan, eşyasını güvenli biçimde yerleştirmeyen kişi kusurludur. Bu kişi bağımsız bölümün maliki olabildiği gibi kiracı ya da kullanıcısı da olabilir; belirleyici olan, o anda balkonu fiilen kullanma ve gözetme imkânına sahip olmasıdır. Zarar gören, dava dilekçesinde bu kişiyi doğru tespit edip göstermelidir.

Yapısal kusur devreye girdiğinde tablo genişler: Korkuluğun yetersiz yükseklikte olması, balkon yüzeyindeki parçalanma ya da montajı hatalı dış ünite gibi durumlarda, Türk Borçlar Kanunu m. 58 uyarınca bir yapı eserinin çökmesi, yıkılması ya da eserdeki eksiklikten doğan zararlardan yapı maliki sorumlu tutulur. Yargıtay HGK, 2021/1147 E., 2022/389 K. sayılı kararında, yapı eserindeki eksiklik ile zarar arasındaki illiyet bağının kurulduğu hâllerde malikin sorumluluğunun kaçınılmaz olduğunu vurgulamıştır. Böyle bir durumda malik, ‘eşyayı ben koymadım’ diyerek kurtulamaz; ancak sorumluluğun asıl kusurlu kullanıcıya rücu edilmesi mümkündür. Zarar gören açısından pratik sonuç şudur: Malik ve kusurlu kullanıcı birlikte davalı gösterilerek tahsilat garantisi artırılır.

Kiracı oturuyorsa sorumluluk değişir mi?

Evet, zararın kaynağına göre değişir. Kiracı, kiralananı sözleşmeye ve özen kuralına uygun kullanmakla yükümlüdür; Türk Borçlar Kanunu m. 317 uyarınca kiracı, kiralananın kullanımından doğan ve komşuların haklarını ihlal eden davranışlardan sorumludur. Balkona kendi yerleştirdiği eşyanın düşmesi, kiracının kişisel kusurudur ve tazminat yükümlülüğü ona aittir. Zarar gören, kiracıya karşı doğrudan TBK m. 49 temelinde dava açabilir; kira ilişkisinin varlığı bu talebi etkilemez.

Buna karşılık zarar, kiralananın kendisinden kaynaklanıyorsa — çürüyen korkuluk, dökülen cephe kaplaması gibi — tablo farklıdır. Yapısal ayıplardan doğan sorumluluk, malik ve yönetim tarafında kalır; çünkü bakım ve onarım yükümlülüğü mülkiyete bağlıdır. Uygulamada en verimli yöntem, her iki tarafı da dilekçede davalı göstermek ve mahkemede tespit edilen kusura göre yükümlülüğü dağıtmaktır. Kiracı ve malik arasındaki nihai hesaplaşma, rücu mekanizmasıyla çözülür; zarar görenin bu iç ilişkiyle ilgisi yoktur ve kimin asıl kusurlu olduğu tartışması, ona karşı ödeme yükümlülüğünü geciktirmez.

Çatidan düşen kar, buz ve dış cephe parçalari kimin yükümlülüğündedir?

Çatı, dış cephe ve ortak bahçe, Kat Mülkiyeti Kanunu’nun ortak yer tanımı içinde kalır ve bakımlarından tüm kat malikleri, yönetim planına göre yönetim vasıtasıyla sorumludur. Kar kütlelerinin temizlenmemesi, olukların tıkalı olması ya da cephe kaplamasının bakımsızlığından kaynaklanan zararlarda, sorumluluk kat maliklerine veya profesyonel yönetime yöneltilir. Bu durumda zarar gören, yönetim planı ve toplantı kararlarıyla birlikte kat maliklerini veya yöneticiyi davalı gösterir; kat maliklerinin payları, arsa payı oranında belirlenir. Yöneticinin görevini ihmal etmesi hâlinde onun kişisel kusuru da ayrıca değerlendirilir.

Özellikle kış aylarında eriyen karın yolda buz kütüğü hâline gelip düşmesi, ‘doğal olay’ sanılsa dahi sorumluluğu ortadan kaldırmaz; çünkü öngörülebilir bir riskin önleminin alınmaması kusurdur. Yargıtay 15. HD, 2021/2934 E., 2022/1216 K. sayılı kararında, ortak yerlerin bakım yükümlülüğünün ihmal edilmesinin kat malikleri yönünden kusur teşkil ettiğini belirtmiştir. Bu nedenle zarar gören, olaydan sonra hangi bölümün sorumluluğunda olduğu ayrımını doğru yapmalı; bağımsız bölümden mi ortak yerden mi düştüğü, kamera ve tutanakla sabitlenmelidir.

Araba zarar gördüyse kasko mu tazminat mı istenmelidir?

İki yol birbirinin alternatifi değil, tamamlayıcısıdır. Kasko sigortası, aracın düşen eşya sonucu uğradığı hasarı poliçe kapsamına göre karşılar ve hızlı onarım sağlar; zorunlu trafik sigortası ise bu senaryoda devreye girmez, çünkü iki motorlu aracın çarpışması söz konusu değildir. Kasko ile onarım, zarar görene maddi rahatlık sağlar; ancak muafiyet, branşman indirimi veya prim artışı gibi maliyetler yine onda kalabilir. Bu yüzden sigorta başvurusu yapılırken rücu hakkının saklı tutulması büyük önem taşır.

Sigortanız hasarı ödediyse, ödediği tutarda sizin yerine sorumluya karşı rücu eder; bu dava hakkı sigorta şirketine geçer. Eksik kalan kısım — muafiyet, hasar sonrası değer kaybı, aracın onarım süresindeki kullanım yoksunluğu — zarar görende kalır ve o da bu farkı davalıdan talep edebilir. Pratikte en sağlıklı yol şudur: Kasko onarımını başlatın, hasar tespit tutanağını ve fotoğrafları muhafaza edin, sorumluya noterden ihtarname çekin ve sigorta ilişkisinin üzerine tazminat davasını kurgulayın. Aracın park hâlinde olması, zarar görenin kusurunu ortadan kaldırdığı için indirim de gündeme gelmez.

Tazminat davası nasıl açılır ve hangi zararlar talep edilir?

Dava, genel yetki kurallarına göre zarar görenin veya davalının yerleşim yeri asliye hukuk mahkemesinde açılır. Talep konusu zararlar iki grupta toplanır. Maddi tazminat: aracın onarım bedeli, onarılamayan değer kaybı, yaralanma hâlinde tedavi giderleri, ilaç ve fizik tedavi masrafları, çalışma hayatındaki kazanç kaybı ve geçici iş göremezlik süresindeki yitimler. Manevi tazminat: kişilik hakkının ihlali sayılan ağır yılgınlık ve acı için TBK m. 58 uyarınca talep edilir ve miktarı hâkim tarafından TBK m. 51 ölçütleriyle belirlenir. Hasır hasır hesap yapılırken fatura, ekspertiz ve rapor belgeleri dosyaya sunulmalı, gerektiğinde bilirkişi incelemesi talep edilmelidir.

Zamanaşımı bakımından TBK m. 72 uyarınca zarar ve zarara sebep olan kişi öğrenildiği tarihten itibaren iki yıl içinde, her hâlde on yıllık süre içinde dava açılmalıdır. Bu sürenin gözetilmesi özellikle ‘ufak bir çizik’ sanılan hasarlarda hayati önemdedir; onarım bedeli sonradan ortaya çıkabilir. Süre, zarar görenin talebiyle değil davanın açılmasıyla kesilir. Ayrıca davalıların birden fazla olduğu dosyalarda herkese karşı süre ayrıca işlemeye devam eder; bu nedenle dava, usulüne uygun tüm taraflara yöneltilerek açılmalıdır.

Delil nasıl toplanır ve ispat nasıl kurulur?

Bu tür dosyaların kaderi, ilk gün toplanan delillerle belirlenir. Atılacak adımlar şunlardır:

  1. Olay yerinin fotoğraf ve videosunu hemen çekin; düşen eşyanın konumunu, aracın veya yaralanmanın durumunu belgeleyin.
  2. Kolluğa veya zabıtaya bildirin ve tutanak tutturun; tutanakta eşyanın hangi balkondan düştüğünün tespiti istensin.
  3. Apartman yönetimine veya site yönetimine yazılı başvuruda bulunun; güvenlik kamerası kayıtlarının muhafazasını talep edin.
  4. Tanık varsa kimlik ve iletişim bilgilerini aynı gün alın.
  5. Hasar için ekspertiz veya hekim raporu alın; yaralanmada acil başvuru kaydı ve rapor şarttır.
  6. Sorunlu bulduğunuz kat maliki veya kiracıya ihtarname göndererek tazminat talebinizi yazılı hâle getirin.

Uygulamada görüyoruz ki kamera kayıtları genellikle kısa süreli tutuluyor; talep gecikirse kayıt siliniyor ve ‘hangi balkondan düştüğü ispat edilemedi’ savunması dosyayı zayıflatıyor. Ayrıca davalının ‘rüzgâr koptu, kusurum yok’ savunması, ancak objektif kamera görüntüsü veya teknik incelemeyle çürütülür. Delil zinciri sağlam kurgulanan dosyalarda ise mahkeme öncesinde yüksek tutarlı uzlaşmalar alınabilmiştir.

Sıkça Sorulan Sorular

Balkondan saksı düştü, arabam zarar gördü; ne yapmalıyım?

Önce olayı belgeleyin: Fotoğraf ve video çekin, kolluğa tutanak tutturun, varsa güvenlik kamerası kaydının saklanmasını yönetimden yazılı olarak isteyin. Ardından aracın ekspertiz raporunu alın ve hasar bedelini belirleyin. Balkonun hangi daireye ait olduğunu tespit edip kat maliki veya kiracıya ihtarname gönderin. Kaskonuz varsa onarımı başlatırken rücu hakkınızın saklı tutulmasını sağlayın. Bu adımlar, hem sigorta hem dava yolunu açık tutar.

Sorumlunun kiracı olması tazminat talebini etkiler mi?

Etkilemez; zarar gören açısından sonuç aynıdır. Kiracı, kendi kusuruyla — eşyayı güvensiz yerleştirmek gibi — zarara sebep olmuşsa doğrudan kendisine karşı tazminat davası açılabilir. Zarar, kiralananın yapısal ayibından doğuyorsa bu kez malik sorumlu olur. Emin olunamayan hâllerde her ikisi birlikte davalı gösterilir ve mahkeme kusuru tespit eder. Kiracı ile malik arasındaki nihai hesap rücu ile çözülür; bu iç ilişki, zarar görenin alacağını etkilemez.

Kasko hasarı ödediyse dava hakkım kalır mı?

Kısmen kalır. Sigorta, ödediği tutar için size karşı sorumluya rücu eder; bu kısım için dava hakkı sigortaya geçer. Muafiyet tutarı, eksik kalan onarım farkı, aracın değer kaybı ve benzeri başlıklar ise sizde kalır ve bunları davalıdan talep edebilirsiniz. Ayrıca sigorta ilişkisi, manevi tazminat talebinizi hiçbir biçimde etkilemez. Bu nedenle hasar dosyasını eksiksiz saklamak ve sigorta ile dava süreçlerini uyumlu yürütmek gerekir.

Düşen eşya bir kişinin yaralanmasına yol açarsa hangi haklar doğar?

Yaralanmada maddi ve manevi tazminat birlikte doğar. Maddi tarafta tedavi giderleri, ilaç ve fizik tedavi masrafları, çalışılamayan süredeki kazanç kaybı ve sürekli iş göremezlik oranına bağlı gelir yitimi talep edilir. Manevi tarafta kişilik hakkının ihlali sayılan acı ve ıstırap için ayrı bir tazminat istenir. Sorumluluk, aynı biçimde kusurlu kullanıcı veya yapı malikine yükletilir. Yaralanmanın hemen ardından acil servis kaydı ve adli rapor alınması, dosyanın temelini oluşturur.

Dava için zamanaşımı süresi ne kadardır?

Zararı ve sorumluyu öğrendiğiniz tarihten itibaren iki yıl içinde, her hâlde zarara sebep olan olay tarihinden itibaren on yıl içinde dava açmanız gerekir. Bu süre TBK m. 72’de düzenlenmiştir ve haksız fiil kaynaklı tüm tazminat taleplerine uygulanır. Sigorta şirketiyle sürdürülen görüşmeler süreyi durdurmaz; bu yüzden uzlaşma denemeleri sırasında da dava hakkınızı takvimde tutmalısınız. Sürenin geçirilmesi, alacağın tümüyle kaybına yol açar.

Bu konuda hukuki destek almak için bizimle iletişime geçin.

By |2026-09-13T18:02:23+03:00Eylül 13th, 2026|Genel|0 Comments

About the Author:

Leave A Comment