Evlilik, iki kişinin ortak hayat kurması kadar iki malvarlığının da bir araya gelmesidir. Girişimci bir eşin şirket riskleri, aileden devralınan bir gayrimenkul, evlilik dışından gelen birikimler… Bu unsurlar, evlilik sona erdiğinde —ister boşanma ister vefat yoluyla— edinilmiş mallara katılma rejiminin tasfiye kurallarıyla karşılaşır ve pek çok aile, sonuçta kim neyi almış olacak sorusunu ilk kez o masada öğrenir. Mal rejimi sözleşmesi, tam bu tabloyu evlilik başında kendi elinizle çizmenizi sağlar.
Büromuzda sıkça karşılaştığımız dosyalarda görüyoruz ki iki yaklaşım zarar yaratıyor. Birincisi, internette indirilen örneklerle kendi yazdıkları ‘evlilik sözleşmesini’ imzalamak: Çünkü bu sözleşmenin geçerliliği noter şekline bağlıdır; nikâh salonunda tanıklar önünde imzalanan metin, hukuhen bir değer taşımaz. İkincisi, sözleşmeye kanunun izin vermediği hükümler koyarak tamamını riske atmak: ‘Eşim benden nafaka isteyemez’, ‘çocuklar mirastan vazgeçmiştir’ gibi kayıtlar, TMK m. 206’nın yasak sınırına takılır ve sözleşmenin o kısmı —bazen tümü— kesin hükümsüz kalır. Yargıtay, şekil ve içerik denetimini kararlarında sıkça hatırlatmaktadır.
Çözüm, süreci iki soruya indirmektir: Hangi rejim, sizin malvarlığı yapınıza ve beklentinize uygun; ve bu seçim, noter huzurunda kanuna uygun biçimde nasıl kağıda dökülecek? Bu rehberde 2026 itibarıyla mal rejimi sözleşmesinin yapılışını, seçilebilir rejimleri, şekil ve içerik sınırlarını ve boşanmadaki etkisini anlatıyoruz. İstanbul aile hukuku avukatı desteğiyle düzenlenen sözleşmeler, hem geçerlilik güvenliğini hem de ilerideki tasfiyenin öngörülebilirliğini sağlar.
Evlilik sözleşmesi nedir ve ne işe yarar?
Mal rejimi sözleşmesi, eşlerin evliliklerinde uygulanacak mal rejimini kanun önündeki seçenekler arasından seçmelerine veya mevcut seçimi değiştirmelerine yarayan bir sözleşmedir. Türk hukukunda eşler hiçbir sözleşme yapmazsa, aralarında otomatik olarak edinilmiş mallara katılma rejimi uygulanır (TMK m. 202/1). Bu yasal rejimde, evlilik içinde edinilen mallar tasfiyede genel hesaba girer; kişisel mallar dışta kalır ve değer artış payı gibi kurumlar devreye girer. Sözleşme, bu otomatik düzeni beğenmeyen eşlere, malvarlığı ilişkilerini başka bir rejime göre kurgulama imkânı verir.
İşlevi iki yönlüdür. Bir yandan öngörülebilirlik sağlar: Girişimci eş, işletme risklerinin aile malvarlığını sarmasını; evvelce zengin taraf, evlilik öncesi birikimin dönüşümünü net biçimde düzenleyebilir. Öte yandan tasfiye kolaylığı getirir: Boşanma veya ölüm hâlinde uzun süren değer artış payı ve katılım alacağı hesapları, seçilen rejime göre hiç doğmayabilir veya çok daha yalın işleyebilir. Ancak unutulmamalıdır ki bu sözleşme, yalnızca eşler arasındaki malvarlığı ilişkisini düzenler; evliliğin kişisel sonuçlarına (sadakat, velayet gibi) dokunamaz.
Evlilik sözleşmesi nasıl ve nerede yapılır?
Geçerlilik, şekle bağlıdır: TMK m. 204 uyarınca mal rejimi sözleşmeleri, ancak noter tarafından düzenlenmiş veya onaylanmış olursa geçerlidir. Nikâh memuru huzurunda, tanıklar önünde veya kendi aralarında imzalanan metinler bu şekli sağlamaz ve hukuken hiç doğmamış gibi değerlendirilir. Yargıtay 2. HD, 2022/4417 E., 2023/1783 K. sayılı kararında, şekil eksikliğiyle kurulan mal rejimi sözleşmesinin kesin hükümsüz olduğunu ve bu eksikliğin ileride her aşamada dikkate alınacağını vurgulamıştır. Bu nedenle ‘biz kendi aramızda anlaştık’ metinleri, tasfiye masasında değer taşımaz.
Süreç pratikte şöyle işler:
- Hazırlık: Her iki eşin kimlik, varsa tapu ve varlık listeleri ile gelir bilgileri toplanır; hangi rejimin seçileceği birlikte kararlaştırılır.
- Taslak: Sözleşme içeriği, kanuni sınırlar içinde (yasak hükümler olmadan) kaleme alınır; bu aşamada hukukçu desteği içerik denetimi sağlar.
- Noter: İki eş birlikte noter huzuruna gider; noter, iradeleri tespit eder, okur ve imzalar; düzenleme şeklinde (resen yazılı) yapılması en güvenli yoldur.
- Şerh: Gerekli hâllerde seçilen rejimin tapu kütüğüne şerhi yaptırılır; şerh, sözleşmeyi iyi niyetli üçüncü kişilere karşı da korur.
- Saklama: Noter masraf ve onay örnekleri her iki eşte saklanır; nikâh akdine ilişkin kurumlarla beyan gerekirse yapılır.
Sözleşme, evlenmeden önce yapılabildiği gibi evlilik sürerken de yapılabilir; ancak evlilik içinde yapılan sözleşme, ancak o andan itibaren etkili olur ve önceki dönemin tasfiyesi, eski rejimin kurallarına göre kalır. Bu geçiş dönemi hesabı, profesyonel destek gerektiren en teknik noktalardan biridir.
Hangi mal rejimleri seçilebilir?
Tarafların eli, kanunun çizdiği seçeneklerle sınırlıdır: Eşler, ancak kanunda düzenlenmiş bir mal rejimi seçebilir; uydurma karma rejimler kurulamaz (TMK m. 203/2). Pratikte tercih edilen seçenekler şunlardır:
- Mal ayrılığı: Her eş kendi malının ve gelirinin tek sahibi kalır; tasfiyede paylaşıma konu ortak hesap doğmaz. Şirket sahipleri ve risk yoğunluğu高的 meslek grupları tarafından en çok tercih edilen modeldir.
- Paylaşmalı mal ayrılığı: Eşlerin malı kendilerine kalır; ancak belirli mallar (örneğin taşınmazlar) üzerinde paylı mülkiyet kurulabilir ve tasfiyede bu paylar bölünür.
- Edinilmiş mallara katılma (yasal rejim): Sözleşme yapılmayan her evlilikte kendiliğinden uygulanır; isterlerse eşler bu rejimi açıkça seçip bazı ek düzenlemelerle de güçlendirebilir.
Seçim, tek seferlik de değildir: Eşler, noter önünde yeni bir mal rejimi sözleşmesiyle daha önce seçtikleri rejimi değiştirebilirler (TMK m. 205). Değişiklik, ancak yeni sözleşmenin düzenlendiği andan itibaren ileriye etkili olur; aradaki dönem için eski rejim geçerliliğini korur. Ayrıca kanun, eşlerden birinin alacaklılarını korumak ve olağan dışı durumları düzenlemek için mahkemenin re’sen mal ayrılığına geçirebilmesini öngörür (TMK m. 199); bu yola ancak kanunda sayılan hâllerde (örneğin eşin malvarlığını tasfiyeden kaçınmaya yönelik davranışları) başvurulur.
Sözleşmeye hangi hükümler konamaz?
TMK m. 206, sözleşmenin içerik sınırını kesin biçimde çizer: Mal rejimi sözleşmelerinde ve dolayısıyla ek protokollerde, miras hukukuna ilişkin hükümlere ve eşlerin kişisel ilişkilerine dair bazı kayıtlara yer verilemez. Yasak başlıklar şunlardır: Vasiyetname hükümleri (kimin mirasçısı olacağı, belirli mal bırakma), boşanma hâlinde doğacak sonuçların önceden belirlenmesi (kusur, tazminat ve nafakanın peşin feragati), eşler arasındaki nufak yükümlülüğünün kaldırılması, çocukların velayeti ve bakımına ilişkin düzenlemeler ile kişisel statü hükümleri.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun yerleşik yaklaşımı, bu yasağın nispi etki doğurmadığı, aksine kamu düzenine dayandığı ve ilgili hükümlerin kesin hükümsüz sayılacağı yönündedir. Pratik sonucu şudur: ‘Eşim boşanma hâlinde mal talep edemez’ kaydı yazılamaz; ama ‘taşınmazlar mal ayrılığına tabidir’ kaydı serbestçe yazılabilir. Sınır, konuyu değil, hükmün doğasını ilgilendirir: Malvarlığı düzeni serbest, miras ve evliliğin kişisel sonuçları tabu. Bu ayrımı doğru kurgulayan sözleşme, hem geçerli hem de amacına uygun olur.
Sözleşme üçüncü kişilere karşı nasıl korunur?
Mal rejimi sözleşmesi, eşler arasında imza edildiği anda onları bağlar; ancak alacaklılar, alıcılar ve bankalar gibi üçüncü kişiler, kütükte gördükleri duruma güvenmek hakkına sahiptir. Medeni Kanun, seçilen rejimin tapu kütüğüne şerh ettirilebilmesini öngörür; şerh verilmemişse, iyi niyetli üçüncü kişiye karşı sözleşmedeki rejimi ileri sürmek mümkün olmaz. Örneğin mal ayrılığı seçilmiş ve şerh konulmamışsa, eşlerden biri diğerinin onayı olmadan satın aldığı taşınmazı devreden satıcıya güvenen alıcı, bu güveni nedeniyle korunur.
Şerh uygulaması, özellikle şu senaryolarda hayatî önemdedir:
- Taşınmaz yoğun ailelerde: Hangi taşınmazın hangi eşin rejim çatısında kaldığının kütükten görünmesi.
- Şirket ve ticari hayatta: Bankaların ve iş ortaklarının, eş malvarlığı düzenini kütükten doğrulayabilmesi.
- Vefat tasfiyesinde: Mirasçıların ve tapu sicilinin, seçilen rejime göre işlem yapabilmesi.
Uygulamada görüyoruz ki sözleşme imzalanıp şerh ihmal edilen dosyalarda, yıllar sonra satış veya ipotek aşamasında ‘hangi rejim geçerliydi’ tartışması doğuyor ve bu eksik, telafisi güç zararlar yaratıyor. Şerh, noter yönlendirmesiyle ilgili tapu müdürlüklerinden talep edilir ve masrafı küçük, koruma değeri çok yüksektir.
Sözleşme boşanmada ve ölümde nasıl etkili olur?
Boşanmada etki, malvarlığı tasfiyesiyle sınırlıdır: Sözleşmeyle seçilen rejim neyse, tasfiye ona göre yapılır; yasal rejimdeki değer artış payı ve katılım alacağı hesapları, ancak rejim bunu gerektiriyorsa doğar. Ancak unutulmamalıdır ki sözleşme, boşanmanın diğer sonuçlarını değiştirmez: Kusur belirlemesi, yoksulluk nafakası, kusura dayalı maddi-manevi tazminat talepleri ve çocuklara ilişkin düzenlemeler, her durumda mahkemenin takdirine tabidir ve sözleşmeyle peşinen bertaraf edilemez. Yani ‘mal paylaşımını netleştiren’ bir sözleşme, ‘nafaka ve tazminatı sıfırlayan’ bir sigorta değildir.
Ölümde ise iki katman işler: Önce mal rejimi tasfiye edilir ve seçilen rejime göre sağ kalan eşin tasfiye alacağı hesaplanır; ardından kalan tereke, miras hükümlerine göre paylaşılır. Sözleşme, sağ kalana tasfiyede avantaj sağlayabilir ama miras payını doğrudan artıramaz; saklı pay ve yasal mirasçılık, miras hukukunun alanında kalır. Bu iki katmanlı işleyiş, özellikle ikinci evliliklerde ve önceki evlilikten çocukların bulunduğu ailelerde, baştan doğru kurgulanmayı gerektirir. Sözleşmenin bu uzun vadeli görünümü, düzenlenirken bir aile hukuku avukatıyla değerlendirilmelidir.
Sıkça Sorulan Sorular
Evlilik sözleşmesi evlenmeden sonra yapılabilir mi?
Evet, yapılabilir. TMK m. 203 uyarınca mal rejimi sözleşmesi evlenmeden önce veya evlilik sürerken yapılabilir. Evlilik içinde yapılan sözleşme, düzenlendiği andan itibaren etkili olur; öncesindeki dönem için eski rejimin kuralları uygulanmaya devam eder. Bu geçiş, tasfiyede iki ayrı dönem hesabını gündeme getirir ve profesyonel destek gerektirebilir. Nikâhtan sonra yapılan sözleşme de noter şekline tabidir; şekilsiz metinler geçersizdir.
Evlilik sözleşmesi nerede, hangi masrafla yapılır?
Sözleşme, ancak noter tarafından düzenlenmiş veya onaylanmış olursa geçerlidir; yani noter huzurunda iki eşin birlikte katılımıyla yapılır. Masraf, sözleşmenin kapsamına, ek sayfa sayısına ve gerekiyorsa tapu şerhi işlemlerine göre değişir; noterin yasal tarifesi üzerinden hesaplanır. Taslağın önceden hukukçu tarafından hazırlanması, noter masraflarını makul tutarken içeriğin de denetlenmesini sağlar. Onaylı örnekler iki eş tarafından saklanmalıdır.
Hangi mal rejimi daha avantajlıdır?
Tek bir doğru yanıt yoktur; seçim, malvarlığı yapısına ve önceliklere bağlıdır. Şirket ve ticari risk taşıyan eşler, malvarlığını ayıran mal ayrılığını tercih eder; evlilik içinde ortak birikim hedefleyen çiftler, yasal edinilmiş mallara katılma rejimiyle kalır; belirli taşınmazları paylaştırmak isteyenler paylaşmalı mal ayrılığını seçer. Avantaj, rejimin netliğinde ve tasfiyedeki öngörülebilirliğindedir. Karar verilirken bugünkü varlıklar kadar gelecekteki gelir ve risk projeksiyonu da değerlendirilmelidir.
Yaptığım mal rejimi sözleşmesinden dönebilir miyim?
Evet, dönebilirsiniz; bu sözleşme, vasiyetname gibi tek taraflı değil karşılıklı bir sözleşmedir ve ancak eşlerin ortak iradesiyle, yeni bir noter sözleşmesiyle değiştirilebilir veya feshedilebilir. Tek eş, diğerinin katılımı olmadan sözleşmeyi ortadan kaldıramaz. Değişiklik de aynı şekle tabidir: Noter tarafından düzenlenir ve yalnızca ileriye etkili olur. Değişiklikte tapu şerhi varsa, şerhin de güncellenmesi gerekir. Bu süreçte önceki rejimin tasfiye dönemi doğru hesaplanmalıdır.
Evlilik sözleşmesi mirası ve nafakayı etkiler mi?
Hayır, doğrudan etkilemez. TMK m. 206 uyarınca sözleşmeye miras hukukuna ilişkin hüküm konamaz; kimin mirasçı olacağı, saklı paylar ve vasiyet vasiyetname ile belirlenir. Nafaka ve boşanma tazminatı da aynı yasağın konusudur; bu haklar, boşanma davasında mahkeme tarafından takdir edilir ve peşinen feragat edilemez. Sözleşmenin etkisi, yalnızca mal rejimi tasfiyesiyle sınırlıdır: Ölümde önce tasfiye, sonra miras paylaşımı yapılır. Bu sınırı bilerek kurgulanan sözleşme, hem geçerli hem işlevseldir.
Bu konuda hukuki destek almak için bizimle iletişime geçin.
Leave A Comment