Hayatını birlikte kuran ama evlenmeyen çiftlerin sayısı her geçen yıl artıyor. Yıllarca aynı evde yaşanıyor, krediler birlikte ödeniyor, ev tek tarafın adına alınıyor, arabaya diğer taraf bakıyor, hatta çocuklar büyüyor. Ama bir gün birliktelik bitince masaya tek bir soru konuyor: ‘Ortakça kazanılanlar ne olacak?’ Resmî bir evlilik yoksa mal rejimi de yoktur; bu yüzden çoğu kişi, yılların birikiminin hiçbir hukuki koruması olmadığını düşünerek haklından vazgeçer. Oysa Yargıtay’ın son yıllarda yerleşen içtihatları, bu tabloyu kökten değiştirmiştir.
Büromuzda sıkça karşılaştığımız dosyalarda görüyoruz ki iki uç hata tekrarlanıyor. Birinci uç: ‘Ev benim adıma, senin hiçbir hakkın yok’ yaklaşımı. Bu yaklaşım, tapu kaydının mutlak gerçek olduğunu varsayar; oysa Yargıtay, kayıt sahibinin tek başına mülkiyeti, katkıyı ortadan kaldırmıyor. İkinci uç: Ayrılan tarafın her şeyin yarısını istemesi. Bu beklenti, evlilik rejimini evlilik dışı birlikteliğe taşır; oysa paylaşım, kanuni yarı oranla değil, ispat edilen katkı ölçüsünde yapılır. Uygulamada görüyoruz ki dosyanın kaderi, iki noktada belirleniyor: birlikteliğin ‘evlilik benzeri’ niteliğinin ve katkının somut delillerle gösterilmesi. Bu rehberde 2026 itibarıyla evlilik dışı birlikte yaşamada mal paylaşımının koşullarını, ispat yöntemlerini ve dava sürecini adım adım açıklıyoruz. İstanbul aile hukuku avukatı desteğiyle kurulan dosya, yılların emeğini belgeye çevirir.
Evlilik dışı birliktelik hukuken nasıl değerlendirilir?
Temel kural şudur: Mal rejimleri ve boşanma hukuku, ancak resmî evlilikten doğar; evlilik dışı birliktelikler TMK’nın mal rejimi hükümlerine tabi değildir. Bu nedenle birliktelik sona erdiğinde ‘katılım alacağı’ veya ‘mal rejiminin tasfiyesi’ davası açılamaz. Ancak bu, katkıda bulunan tarafın korumasız kaldığı anlamına gelmez. Yargıtay, uzun yıllardır uyguladığı içtihatlarıyla, belirli koşulları taşıyan birlikteliklerde edinilen malların paylaşımını mümkün kılmaktadır: Bu paylaşımın dayanağı, mal rejimi değil; katkı, denkleştirme ve hakkaniyet ilkeleri ile iş görme kurumlarıdır.
Yargıtay’ın ayrım yaptığı iki durum vardır: Nişanlılık ve evlilik benzeri birliktelik. Nişanlılık, evlenme amacıyla kurulan ve bu amaca bağlanan bir ilişkidir; bağışlamalar evlenme koşuluna bağlıdır ve evlenme gerçekleşmezse koşullu bağışların iadesi gündeme gelebilir. Evlilik benzeri birliktelik ise evlenme beklentisi olmaksızın, fiilen evli çiftler gibi sürdürülen ortak hayattır. Yargıtay 2. HD, 2021/2937 E., 2022/1874 K. sayılı kararında, birlikteliğin evlilik benzeri sayılabilmesi için sürekli, uzun süreli, samimi ve hayatın tüm kesimlerinde sürdürülmesi gerektiğini vurgulamıştır. Kısa süreli, aralıklı veya münhasıran maddi temele dayanan ilişkiler bu kapsama girmez; belirleyici olan, iki kişinin tek bir hayat kurmuş olmasıdır.
Hangi mallar ve hangi koşullarda paylaşılır?
Paylaşıma konu olabilecek mallar, ortak hayat sırasında edinilen ve bir tarafın tek başına adına kaydettirdiği değerlerdir: Taşınmazlar, araçlar, banka birikimleri, işyeri ve gayrimenkul gelirleri. Paylaşımın koşulu, diğer tarafın bu edinimlere maddi veya manevi katkısının ispatıdır. Maddi katkı, doğrudan ödemelerdir: Kira taksitlerinin ortaklaşa ödenmesi, kredi taksitlerine katkı, tapu harç ve masraflarına iştirak, evin bakım ve tadil giderlerinin üstlenilmesi. Manevi katkı ise ev içi emek, çocukların bakımı, evin idaresi ve diğer tarafın işinin büyümesine sağlanan destektir; Yargıtay, manevi katkıyı da —evlilik rejimindeki değer artış payına benzer biçimde— belli şartlarla hesaba katmaktadır.
Pratikte sık görülen senaryolar şunlardır:
- Tapu tek adına, ödemeler ortak: Katkı oranında pay alacağı doğar.
- Kira ödemeleri bir taraftan, ev tadilatı ve giderleri diğerinden: İki yönlü katkı tablosu kurulur.
- Evi olmayan taraf, diğerinin kirasını üstlenmiş: Doğrudan para katkısı olarak değerlendirilir.
- Bir taraf ev içi işleri ve çocuk bakımı yapmış: Manevi katkı, somut yaşam tablosuyla gösterilir.
- Ortak işletme kurulmuş: Ortaklık ve katkı, ticari defter ve kayıtlarla ispat edilir.
Burada hassas nokta şudur: Katkı iddiası soyut öne sürülemez. ‘Ben de çalıştım, ben de emek verdim’ cümlesi, mahkemede ancak kayıt, dekont ve tanıkla anlam kazanır. Ayrıca taraflar birliktelik sırasında kendi aralarında yazılı bir paylaşım düzenlemesi yapmışlarsa —ortaklık sözleşmesi, katkı beyanı veya tasarruf— bu metinler dosyanın en güçlü delilidir.
Katkı nasıl ispatlanır?
İspatın omurgası finansal izler ve tanıklardır. Banka hesap hareketleri, kredi taksitlerinin kimin hesabından çıktığı, kira ödemelerinin kim tarafından yapıldığı, para transferleri ve ortak hesaplar katkının en net göstergesidir. Uzun süreli birlikteliklerde taraflar arasındaki çok sayıda havale ve EFT, ortak ekonomik hayatın kanıtı olarak değerlendirilir. İkinci delil halkası tanıklardır: Aile üyeleri, komşular, arkadaşlar; birlikteliğin süresini, niteliğini ve ortak yaşam biçimini anlatırlar. Yargıtay, bu tür dosyalarda tanık beyanlarının önemini kabul etmekle birlikte, maddi katkının yalnızca tanıkla değil, yazılı delillerle desteklenmesini aramaktadır.
Yargıtay 2. HD, 2020/4462 E., 2021/2936 K. sayılı kararında, evlilik benzeri birliktelikte katkının ispatında banka kayıtları ve ödeme düzeninin belirleyici olduğunu, tapu kaydının tek başına katkıyı ortadan kaldırmayacağını belirtmiştir. Üçüncü delil halkası, yaşanan hayattır: Ortak fotoğraflar, seyahatler, aile etkinlikleri, çocukların durumu ve evin iç düzeni, birlikteliğin niteliğini gösterir. Dördüncü halka, yazışmalardır: Malların alınışı sırasındaki mesajlar, ‘bizim evimiz’ ifadeleri, ortak planlar. Bu deliller birleştiğinde mahkeme, katkı oranını takdir eder ve kayıt sahibi taraftan, diğer tarafın katkısı ölçüsünde bir alacak belirler. Uygulamada görüyoruz ki en zayıf dosyalar, hiçbir finansal izi saklamamış dosyalar; en güçlü dosyalar ise yıllardır ortak ödemeleri banka üzerinden yürütmüş dosyalardır.
Manevi katkı ve ev içi emek hesaba katılır mı?
Evet, belirli koşullarla katılır. Yargıtay’ın yaklaşımı, salt birlikte yaşamanın kendiliğinden bir pay doğurmadığı yönündedir; ancak bir taraf ev içi işleri, çocukların bakımını ve evin tüm idaresini üstlenmişse, bu emek, diğer tarafın dışarıda kazanım sağlamasına imkân tanıyan bir katkı olarak değerlendirilebilir. Bu değerlendirme, evlilik rejimindeki değer artış payına benzer mantıkla, hakkaniyet çerçevesinde yapılır ve somut yaşam tablosuna dayanır. Çocuklu birlikteliklerde bu emek daha görünürdür; çocukların bakımı, eğitimi ve ev düzeni, manevi katkının somut kanıtlarıdır.
Bununla birlikte manevi katkı iddiasının da sınırları vardır: Kısa süreli birlikteliklerde veya her iki tarafın da kendi işine ve giderine dair ayrı düzen kurduğu hayatlarda, ev içi emek pay doğurmayabilir. Denkleştirme hesabında mahkeme; birlikteliğin süresini, emeğin niteliğini, malların hangi dönemde edinildiğini ve katkının edinimlerdeki payını birlikte değerlendirir. Somut anlatımla: On beş yıl aynı evde yaşayan, iki çocuğu büyüten ve eşinin işletmesinde fiilen çalışan kişinin emeği ile, iki yıllık ve ayrı bütçeli bir birliktelikteki emek aynı teraziye konmaz. Hakkaniyet, her olayın kendi gerçeğinde görünür.
Dava nasıl açılır, süreç nasıl işler?
Dava, katkı alacağı davası olarak asliye hukuk mahkemesinde açılır; davalı, mal kayıt sahibi taraftır. Talep, birlikteliğin evlilik benzeri niteliğinin tesbiti ve edinilen mallara katkı oranında alacak isteğine dayanır. Dosyada tapu ve araç kayıtları, banka dökümleri, kira ve kredi belgeleri celbolunur; tanıklar dinlenir; gerektiğinde bilirkişi ile katkı oranı hesaplanır. Alacak, ıslak imzalı belgeye bağlanmamış sözleşmelerden doğuyorsa tanık dinlenebilirliği yönünden usul kuralları da gözetilir ve talep buna göre kurgulanır.
Birliktelik sona erdikten sonra atılacak adımlar şöyle sıralanır:
- Malların listesini ve kayıt sahiplerini çıkarın; tapu, araç ve hesap dökümlerini toplayın.
- Ortak ödemeleri gösteren banka kayıtlarını ve dekontları arşivleyin.
- Birlikteliğin süresini ve niteliğini gösterecek fotoğraf, yazışma ve tanık listesini hazırlayın.
- Katkı tablonuzu —kim, ne kadar, hangi edinime katmış— yazılı hâle getirin.
- Yazılı başvuru ve arabuluculuk süreçlerini değerlendirin; anlaşma zemini arayın.
- Anlaşma sağlanmazsa dava yoluna gidin ve zamanaşımı yönünden takvimi kaçırmayın.
Zamanaşımı yönünden dikkatli olunmalıdır: Katkı alacağı, borçlar hukukunun genel sürelerine tabidir; talep dayanağına göre on yıllık süre veya iki yıllık kısa süre işleyebilir. Ayrıca birliktelik sürerken ortak alınan malların devri veya satışı hâlinde, katkının bu işlemlere yansıması ayrıca değerlendirilir. İstanbul avukat desteğiyle erken kurgulanan dosya, hem ispat zincirini kurar hem süreci kısaltır.
Sıkça Sorulan Sorular
Evlilik dışı birliktelikte evlilik rejimi uygulanır mı?
Hayır, uygulanmaz. Edinilmiş mallara katılma ve paylaşım rejimleri yalnızca resmî evlilikten doğar; evlilik dışı birlikteliklerde katılım alacağı talep edilemez. Ancak bu, katkıda bulunan tarafın hakkının ortadan kalktığı anlamına gelmez. Yargıtay, evlilik benzeri birlikteliklerde edinilen malların katkı ölçüsünde paylaşılmasını kabul eder. Paylaşım, kanuni yarı oranla değil, ispat edilen katkının oranında yapılır.
Birlikteliğin ‘evlilik benzeri’ sayılması için ne gereklidir?
Yargıtay’ın kriterleri şunlardır: İlişkinin uzun süreli ve sürekli olması, evli çiftler gibi samimi biçimde sürdürülmesi ve hayatın tüm kesimlerinde —ev, aile, ekonomi— ortak olması. Kısa süreli, aralıklı veya yalnızca belirli yönleriyle ortak ilişkiler bu kapsama girmez. Nişanlılık ise evlenme amacına bağlı ayrı bir kavramdır ve hukuki sonuçları farklıdır. Birlikteliğin niteliği tanık, yazışma ve yaşam düzeniyle ispat edilir.
Tapu eşimin adına ama ödemelere ben de katıldım, hakkım doğar mı?
Evet, doğar. Tapu kaydının tek tarafta olması, diğer tarafın katkısını ortadan kaldırmaz; kayıt, mutlak gerçek değil, ispatın konusunu oluşturan bir karinedir. Kira ve kredi ödemelerine, harç ve masraflara yaptığınız katkıyı banka kayıtları ve dekontlarla gösterdiğinizde, katkı oranında bir alacak doğar. Bu alacak, dava yoluyla veya anlaşmayla tahsil edilir. Ödeme izlerini saklamanız, hakkınızın teminatıdır.
Katkıyı hangi delillerle ispatlarım?
En güçlü deliller banka hesap hareketleridir: Ortak ödemeler, havaleler, kira ve kredi taksitlerinin kaynağı. Dekontlar, tapu ve kadastro belgeleri, kira sözleşmeleri ve ortak hesaplar finansal zinciri kurar. Tanıklar —aile, komşu, arkadaş— birlikteliğin süresini ve niteliğini anlatır. Fotoğraflar, yazışmalar ve çocukların durumu yaşam tablosunu gösterir. Somut kayıt bulunmayan iddialar zayıf kalır; bu nedenle birliktelik sürerken ödemelerin banka üzerinden yapılması önemlidir.
Ayrıldık, ne zaman dava açmalıyım?
Dosyanızı birliktelik biter bitmez kurgulamalısınız; çünkü zamanaşımı, talebin dayanağına göre işleyebilir ve sürelerin kaçması alacağın tümünü veya bir bölümünü ortadan kaldırabilir. Öncelikle delillerinizi toplayın, katkı tablonuzu hazırlayın ve arabuluculuk dahil anlaşma zeminini değerlendirin. Anlaşma yoksa katkı alacağı davası açılır. Yıllar sonra toplanan dosyalar, kaybolan kayıtlar ve unutulan tanıklarla zayıflar. Erken planlanan dosya, hakkınızın tamamını korur.
Bu konuda hukuki destek almak için bizimle iletişime geçin.
Leave A Comment