Kısa cevap: Evet, evlilik devam ederken eşler birlikte noter huzurunda mal rejimi sözleşmesi yaparak kanuni rejim olan edinilmiş mallara katılma yerine mal ayrılığı veya paylaşımlı mal ayrılığı rejimini seçebilir (TMK m. 203). Sözleşme resmi şekilde düzenlenir ve tapu kütüğünün beyanlar hanesine tescil edilmedikçe üçüncü kişilere karşı ileri sürülemez (TMK m. 204-205). Rejim değişince eski rejim tasfiye edilir; bu nedenle sözleşme yapılmadan önce mutlaka bir avukata danışılmalıdır.
Türk Medeni Kanunu’na göre evlenen her çift, aksine sözleşme yapmadığı sürece edinilmiş mallara katılma rejiminde kabul edilir. Bu rejimde evlilik birliği içinde edinilen mallar, boşanma veya ölüm hâlinde büyük ölçüde paylaşılır. Peki eşler evlilikleri devam ederken bu varsayılan rejimden çıkıp mallarını ayırabilir mi? Sorunun cevabı evet; ancak bu işlem yalnızca basit bir noter başvurusu değil, ciddi hukuki sonuçları olan bir mal rejimi sözleşmesidir. Bu rehberde sözleşmenin şartlarını, sürecini, maliyetini ve bilinmeyen risklerini adım adım anlatıyoruz.
Mal Rejimi Sözleşmesi Nedir, Kimler Yapabilir?
Mal rejimi sözleşmesi, eşlerin aralarındaki mal rejimini kanunda öngörülen seçimlik rejimlerden birine çevirmek için imzaladıkları resmi sözleşmedir. Türk Medeni Kanunu’nun 202. maddesine göre eşler, evlenmeden önce veya evlilik devam ederken, mal ayrılığı veya paylaşımlı mal ayrılığı rejimini seçebilir. Yani üç yasal seçenek vardır: kanuni rejim olan edinilmiş mallara katılma, mal ayrılığı ve paylaşımlı mal ayrılığı. Sözleşmeyle bu üçünün dışında özgün bir rejim tasarlanamaz.
Sözleşmeyi yapabilmek için iki temel şart vardır. Birincisi, sözleşmenin ancak evlenmeden önce veya evlilik sürerken yapılmasıdır (TMK m. 203). Boşanma davası açıldıktan sonra rejim değişikliği artık mümkün değildir; çünkü dava açılmakla mal rejimi zaten tasfiye edilir hâle gelir. İkincisi, eşlerden birinin kısıtlı olmamasıdır. Kısıtlılık hâlinde yasak, eşleri haksız borç ve tasfiye risklerinden korumak içindir.
Mal Ayrılığına Geçmek İsteyen Eş Neye İmza Atıyor?
Mal ayrılığı rejiminde eşlerin malları ve borçları tamamen ayrı kalır. Hangi mal kime aitse, yönetimi, kullanımı ve getirisi o eşe aittir. Boşanma hâlinde katılma alacağı veya değer artış payı gibi talepler söz konusu olmaz; yalnızca mülkiyeti kendi üzerinde kayıtlı olan mal korunur. Paylaşımlı mal ayrılığında ise eşler bir takvim yılına ait gelirlerinden belirli bir oranı (kanunen yarısına kadar) ortak pooled malla paylaşmayı kabul eder; bu rejim Türkiye’de nadir uygulanır.
Pratikte mal ayrılığına geçiş en çok şu durumlarda tercih edilir: eşlerden birinin ticari faaliyet yürütüp işletme borçlarıyla kişisel malvarlığının karışmasını istememesi, sermaye piyasası işlemlerinin vergisel ve tasfiye açısından sade tutulması, ikinci evliliklerde önceki evlilikten doğan çocukların miras beklentisinin netleştirilmesi veya çiftlerin kendi kazançlarını birebir kendinde tutma tercihidir. Gerekçe ne olursa olsun, imza öncesi hangi malların rejime tâbi olacağını bilmek şarttır.
Mal Rejimi Sözleşmesi Nasıl Yapılır? Adım Adım Süreç
Sözleşme tek başına yapılacak bir işlem değildir ve belirli bir sıra izler. Süreç şu adımlardan oluşur:
- 1. Ön değerlendirme: Eşlerin mevcut malvarlığı, borçları ve evlilik birliği içinde edinilmiş mallar listelenir. Bu aşamada özellikle katılma alacağına konu olabilecek varlıklar (taşınmaz, araç, banka mevduatı, şirket payı) tek tek belirlenir.
- 2. Sözleşme metninin hazırlanması: Seçilen rejim, yürürlük tarihi ve tasfiyenin ertelenip ertelenmeyeceği metinde açıkça düzenlenir. Standart bir noter şablonu yerine, çiftin durumuna göre hazırlanmış bir metin kullanılması ileriki uyuşmazlıkları önler.
- 3. Noterde resmi şekilde düzenleme: Mal rejimi sözleşmesi resmi şekle tâbidir (TMK m. 204). Eşlerin her ikisi de bizzat notere gitmeli, kimlik ve evlilik cüzdanıyla başvurmalıdır. Vekâletname ile temsil bazı noterlerce kabul edilse de, süreçte terslik yaşamamak için bizzat katılım önerilir.
- 4. Tapu kütüğüne tescil: Eşlerden biri, sözleşmeyi taşınmazların bulunduğu tapu müdürlüklerine beyan ettirir. İstanbul’da işlem, taşınmazın kayıtlı olduğu ilçenin tapu müdürlüğünde yapılır; örneğin Kadıköy’de kayıtlı bir daire için Kadıköy Tapu Müdürlüğü yetkilidir. Sözleşme tapu kütüğünün beyanlar hanesinde gösterilmedikçe üçüncü kişilere karşı ileri sürülemez (TMK m. 205).
- 5. Diğer siciller: Araç tescil, banka bildirimleri ve şirket pay defteri gibi diğer sicillere de gerek hâlinde bilgi verilir; ancak TMK’daki asıl etki tapu tescilinden doğar.
Rejim Değişince Eski Mallar Ne Olur? Tasfiye Kuralı
Bu bölüm, çiftlerin en çok atladığı noktadır. Türk Medeni Kanunu’nun 225. maddesine göre mal rejiminin değişmesi hâlinde önceki rejim tasfiye edilir. Yani evliliklerinin 10. yılında edinilmiş mallara katılma rejiminden mal ayrılığına geçen bir çift için, sözleşmenin yapıldığı gün yeni rejim başlar; ancak o güne kadar biriken edinilmiş mallar eski rejime göre tasfiye edilir hâle gelir. Bu, eşlerden birinin diğerine katılma alacağı doğurabileceği anlamına gelir.
Kanun bu sıkıntıyı görmüş ve esneklik tanımıştır: Eşler, önceki rejime göre doğacak alacakların ödenmesinin, ilgili malların mülkiyetinin saklı tutulması suretiyle ertelenmesini sözleşmeyle kararlaştırabilir (TMK m. 225/2). Erteleme düzenlemesi yapılmazsa, rejim değişikliğinden doğan tasfiye alacağı istenebilir hâle gelir. Ayrıca unutulmamalıdır ki eşler, mal rejiminin tasfiyesinde birbirine karşı düşecek alacaklarından önceden feragat edemez (TMK m. 227). Yani “sözleşmede karşılıklı feragat ettik” kaydı tek başına geçersizdir; doğru yol erteleme ve tasfiye planlamasıdır. Bu dengeyi kurmak, alanında deneyimli bir avukat olmadan neredeyse imkânsızdır.
Tescil Edilmezse Sözleşme Geçersiz mi Kalır?
Hayır, geçersiz olmaz; ancak etkisi sınırlı kalır. Mal rejimi sözleşmesi eşler arasında yapıldığı andan itibaren geçerlidir. Buna karşılık tapu kütüğünde beyan edilmediği sürece iyi niyetli üçüncü kişilere karşı ileri sürülemez (TMK m. 205). Somutlaştıralım: Mal ayrılığına geçtiği hâlde tescil yaptırmayan eşin borçlusu, eşin adına kayıtlı bir taşınmazı icra yoluyla haczedebilir; “mal rejimi sözleşmesi var, bu benim kişisel malım” itirazı tescil yoksa koruma sağlamayabilir. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin yerleşik uygulamasında da tescil, üçüncü kişilere karşı koruyucu etkisinin ön şartı olarak görülmektedir. Bu nedenle sözleşme imzalandıktan sonra tescil işlemlesi ertelenmemelidir.
Sözleşmenin Boşanma ve Miras Üzerindeki Etkisi
Mal ayrılığı rejimi yürürlükte iken boşanma gerçekleşirse, eşlerin birbirinden mal paylaşımı talep etmesi mümkün değildir; herkes kendi adına kayıtlı malvarlığını alır götürür. Ancak dikkat edilmesi gereken iki nokta vardır. Birincisi, rejim değişikliğinden önceki dönem için tasfiye erteleme kararı alınmamışsa, eski dönem mallarına ilişkin katılma alacağı talebi hâlâ doğabilir. İkincisi, mal ayrılığı rejimi yalnızca eşler arasındaki ilişkiyi düzenler; 3. kişilerle ve miras hukuku ile olan ilişkiyi değiştirmez. Rejim ne olursa olsun eş, yasal mirasçısı olarak miras payını korur.
Ölüm hâlinde de benzer kural uygulanır: mal ayrılığı rejiminde eşin kendi malvarlığı mirasçılara geçer ve kalan eş ancak kendi malvarlığını ve miras payını alır. Edinilmiş mallara katılma rejimindeki tasfiye alacağı ve miras payının bir arada değerlendirilmesi gibi bir hesap yapılmaz. Bu nedenle özellikle ikinci evliliklerde çocuklar ve yeni eş arasındaki beklentiyi netleştirmek için mal rejimi sözleşmesi ile birlikte vasiyetname planlaması yapılması isabetli olur.
Mal Rejimi Sözleşmesi Maliyeti ve Sık Yapılan Hatalar
İşlemin maliyeti iki kalemden oluşur: noter tarafından alınan harç ve düzenleme ücreti ile varsa tapu beyan (şerh) harcı. Noter ücreti, metnin kapsamına ve eklenen beyan sayısına göre değişir; özellikle tasfiye ertelemesi veya özel düzenlemeler içeren sözleşmeler standart şablondan daha külfetli olabilir. Güncel tarifeler için işlem yapılacak notere veya Noterler Birliği’nin tarifelerine bakılmalıdır; sabit bir fiyat vermek yanıltıcı olur çünkü tarife yılda birkaç kez güncellenebilmektedir.
Sık yapılan hataları şöyle özetleyebiliriz:
- Tescili hiç yaptırmamak: En yaygın hata. Sözleşme üçüncü kişilere karşı korumasız kalır.
- Tasfiye ertelemesi düzenlememek: Rejim değişikliği, eski dönem için beklenmedik katılma alacağı doğurabilir.
- Boşanma kararı alındıktan sonra sözleşme denemesi: Bu aşamada artık rejim değiştirilemez.
- Karşılıklı feragat kaydı yazdırmak: TMK m. 227 karşısında geçersizdir, güven telkin etmez.
- Vergisel sonucu hesaplamamak: Rejim değişikliği tek başına vergi doğurmaz, ancak tasfiye aşamasındaki devir ve ödemelerde damga vergisi, harç ve kazanç yönünden etkiler doğabilir; işlem öncesi mali müşavir görüşü alınması faydalıdır.
Sık Sorulan Sorular
Evlendikten sonra mal rejimi sözleşmesi yapabilir miyiz?
Evet. Türk Medeni Kanunu’nun 203. maddesi, mal rejimi sözleşmesinin evlenmeden önce veya evlilik devam ederken yapılmasına izin verir. Evlilik Aktenizi aldığınız günden itibaren dilediğiniz anda birlikte notere başvurarak edinilmiş mallara katılma rejiminden mal ayrılığına geçebilirsiniz. Tek sınırlama, boşanma davasının açılmış olmasıdır; dava açıldıktan sonra rejim değişikliği yapılamaz. Ayrıca eşlerden birinin kısıtlı olması hâlinde sözleşme akdedilemez. İşlem eşlerin ortak iradesine dayandığı için tek başınıza değişiklik yapmanız da mümkün değildir.
Mal ayrılığına geçersek boşanmada mal paylaşımı olur mu?
Mal ayrılığı rejiminin yürürlükte olduğu dönem için boşanmada mal paylaşımı talep edilemez; her eş kendi adına kayıtlı malvarlığını korur. Ancak rejim değişikliğinin yapıldığı tarihe kadar geçerli olan edinilmiş mallara katılma rejimi dönemi ayrı değerlendirilir. Sözleşmede tasfiyenin ertelenmesi kararlaştırılmamışsa, eşlerden biri eski döneme ilişkin katılma alacağı talep edebilir. Bu nedenle “mal ayrılığına geçtik, hiçbir paylaşım olmaz” generalizasyonu yanlıştır; kritik nokta rejimin başlangıç tarihi ve tasfiye planlamasıdır. Süreklilik arz eden bu hesapların bir avukat kontrolünde yapılması gerekir.
Sözleşme için eşlerden biri yalnız gidebilir mi?
Mal rejimi sözleşmesi çiftin ortak iradesiyle kurulur ve resmi şekilde düzenlenir. Noterlik mevzuatı uyarınca imzaların bizzat eşlerce atılması esastır; uygulamada bazı noterler, imzaya ilişkin özel düzenlemeleri haiz vekâletname ile temsili kabul edebilir. Ancak işlem, ileride akdedilir mi diye itiraz gelmesin diye bizzat katılım en güvenlisidir. Vekâlet yolu tercih edilecekse vekâletnamede mal rejimi sözleşmesi akdetmeye açık yetkinin bulunması şarttır. İstanbul’daki noterler arasında uygulama birebir aynı olmayabileceğinden, başvurmadan önce seçtiğiniz noteri arayarak gereklilikleri teyit etmeniz zaman kazandırır.
Tapuya tescil şart mı, tescilsiz sözleşme hiç mi geçerli değil?
Tescilsiz sözleşme eşler arasında geçerlidir; yani iki eş, sözleşmenin hükümlerine birbirine karşı bağlıdır. Ancak Türk Medeni Kanunu’nun 205. maddesi uyarınca sözleşme tapu kütüğünün beyanlar hanesinde gösterilmedikçe üçüncü kişilere karşı ileri sürülemez. Bunun pratik anlamı şudur: Eşin borçlusu olan bir banka veya icra dairesi, tescil yoksa mal rejimi değişikliğini tanımayabilir ve eşin taşınmazı üzerinde takip başlatabilir. Tescil işlemi, taşınmazın kayıtlı olduğu tapu müdürlüğünden yapılır ve tüm taşınmazlar için ayrı ayrı gerçekleştirilmelidir. İstanbul’da birden fazla ilçede malı olan çiftlerin her tapu müdürlüğüne ayrıca başvurması gerekir.
Mal rejimi sözleşmesi vasiyetname gibi sonradan değiştirilebilir mi?
Vasiyetname tek taraflı bir işlemken mal rejimi sözleşmesi iki taraflı bir sözleşmedir; bu yüzden değiştirilmesi de eşlerin ortak iradesini gerektirir. Eşler diledikleri zaman yeni bir resmi sözleşmeyle önceki düzenlemeyi değiştirebilir veya yeniden edinilmiş mallara katılma rejimine dönebilir. Her değişiklikte de rejim geçişi söz konusu olduğu için tasfiye ve tescil kuralları yeniden devreye girer. Ölüm hâlinde ise sözleşme, kalan eş ve diğer mirasçılara karşı hüküm ve sonuçlarını doğurmuş olarak sona erer; kalan dönem miras hukuku kurallarına göre çözülür.
İş adamı eşim için mal ayrılığı hangi durumlarda avantajlı?
Ticari işletme yöneten bir eş için mal ayrılığı rejimi, işletme borçları ile aile malvarlığını ayıran pratik bir düzenlemedir. Rejim uygulanırken eşin şirket payları, ticari kazançlar ve işletmeye ait alacaklar kişisel malvarlığında kalır; tasfiye aşamasında diğer eşin bu değerler üzerinde katılma talebi doğurmaz (rejimin başladığı dönem itibarıyla). Benzer şekilde yatırım amaçlı sık alım-satım yapan eş, tasfiye hesabının yükünü ortadan kaldırmış olur. Buna karşılık bu rejim, evdeki diğer eşin emeğinin para karşılığı olmayan katkısını koruyan katılma alacağı mekanizmasını da bertaraf eder. Bu yüzden karar verirken sadece borç riski değil, adalet dengesi de bir hukukçuyla birlikte değerlendirilmelidir.
Yazan: Av. Arı | İstanbul Barosu
Mal rejimi sözleşmesi, imza atması bir saat sürse de etkisi yıllarca devam eden bir işlemdir. Yanlış düzenlenmiş bir metin, tasfiye sürecinde beklenmedik alacaklar ve itilaflar doğurabilir. İstanbul ofisimizde evlilik hukuku ve mal tasfiyesi konusunda deneyimli ekibimizle durumunuzu birlikte değerlendirebilir, sözleşme metninizin hazırlanmasından tapu tesciline kadar tüm süreci yönetebiliriz. Görüşmek için iletişim sayfamızı kullanabilirsiniz.
Leave A Comment