Üniversite Okuyan Ergin Çocuğa Nafaka 2026 İstanbul

//Üniversite Okuyan Ergin Çocuğa Nafaka 2026 İstanbul

Üniversite Okuyan Ergin Çocuğa Nafaka 2026 İstanbul

Kısa Cevap: Evet, çocuk 18 yaşını doldurmuş olsa bile üniversite eğitimi devam ediyorsa ve kendi geçimini sağlayamıyorsa anne veya babadan nafaka talep edebilir. Bu talep çoğu olayda TMK m.328/2 ve TMK m.364 çerçevesinde değerlendirilir; miktar ise öğrencinin gerçek ihtiyacı ile ebeveynin ödeme gücüne göre belirlenir.

Yazan: Av. Arı | İstanbul Barosu | Bu makale hukuki bilgilendirme amaçlıdır, danışmanlık yerine geçmez.

Üniversiteye başlayan pek çok genç için en kritik sorunlardan biri, 18 yaşın doldurulmasıyla birlikte ekonomik desteğin otomatik olarak kesileceği düşüncesidir. Anne ve babalar da çoğu zaman aynı yanılgıya düşer ve reşit olan çocuğa artık hiçbir ödeme yapılmayacağını varsayar. Oysa Türk Medeni Kanunu bu konuda daha dengeli bir yaklaşım benimser. Çocuk ergin hale gelmiş olsa bile eğitimi sürüyorsa, şartların varlığı halinde nafaka talebi gündeme gelebilir.

Problem çoğu dosyada hukuki başlığın yanlış kurulmasıyla büyür. Uygulamada görüyoruz ki bazı aileler, daha önce boşanma dosyasında bağlanmış iştirak nafakasının kendiliğinden devam edeceğini sanır; bazıları ise çocuğun reşit olmasıyla her türlü yükümlülüğün bittiğini düşünür. Büromuzda sıkça karşılaştığımız uyuşmazlıklarda asıl sorun, hakkın bulunup bulunmadığından çok, talebin doğru hukuki zeminde ve doğru delillerle ileri sürülmemesidir. Bu da eğitim masrafları artarken dava sürecinin gereksiz yere uzamasına neden olur.

Çözüm ise kanuni dayanağı doğru okumaktır. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m.328/2, çocuk ergin olduğu halde eğitimi devam ediyorsa ana ve babanın durum ve koşullara göre kendilerinden beklenebilecek ölçüde, eğitim sona erinceye kadar çocuğa bakmakla yükümlü olduğunu düzenler. TMK m.364 ve m.365 ise yardım nafakasının kapsamını ve dava yöntemini tamamlar. İstanbul avukat veya İstanbul aile hukuku avukatı desteği arayan kişiler bakımından kritik nokta; hangi nafaka türünün söz konusu olduğunu, hangi delillerin gerekli olduğunu ve talebin ne kadar süreyle ileri sürülebileceğini baştan netleştirmektir.

Üniversite okuyan ergin çocuk nafaka isteyebilir mi? Evet, belirli şartlarla isteyebilir

Evet, üniversite okuyan ergin çocuk belirli şartların varlığı halinde nafaka isteyebilir. Buradaki temel şartlar; çocuğun reşit olması, eğitimine fiilen devam etmesi, kendi geçimini tek başına sağlayamaması ve anne veya babadan destek beklenmesinin hakkaniyete uygun olmasıdır. Sadece 18 yaşını doldurmuş olmak nafaka talebini ortadan kaldırmaz; ancak eğitimle bağlantılı gerçek bir ihtiyaç bulunmalıdır.

TMK m.328/1 uyarınca ana ve babanın bakım borcu kural olarak erginliğe kadar sürer. Aynı maddenin ikinci fıkrası ise önemli bir istisna getirir: Çocuk ergin olduğu halde eğitimi devam ediyorsa, ana ve baba durum ve koşullara göre kendilerinden beklenebilecek ölçüde destek vermekle yükümlüdür. Bu nedenle üniversite öğrencisi olan, düzenli geliri bulunmayan ve yaşam giderlerini karşılamakta zorlanan çocuk, anneye veya babaya karşı nafaka davası açabilir.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu da bu yaklaşımı açık biçimde benimsemektedir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 2017/3-1012 E., 2021/874 K. sayılı kararında; ergin çocuğun eğitiminin devam etmesi halinde TMK m.328 ve m.364 hükümlerinin birlikte değerlendirilmesi gerektiğini, nafaka talebinin somut ekonomik ihtiyaç ve ödeme gücü dengesine göre incelenmesi gerektiğini vurgulamıştır. Bu nedenle konu yalnızca yaş meselesi değil, eğitim ve ihtiyaç meselesidir.

Bu nafaka iştirak nafakası mı olur? Hayır, çoğu olayda yardım nafakası niteliği taşır

Hayır, çocuk ergin olduktan sonra istenen ödeme çoğu olayda klasik iştirak nafakası olarak değil, yardım nafakası niteliğinde değerlendirilir. Boşanma kararında küçük çocuk lehine hükmedilen iştirak nafakası, kural olarak çocuğun ergin olmasıyla sona erer. Bundan sonraki dönemde üniversite eğitimi devam eden çocuğun bizzat kendi adına talepte bulunması gerekir.

Uygulamada en sık yapılan hata, eski boşanma ilamındaki iştirak nafakasının artırılması yoluna gidilmesidir. Oysa reşit olduktan sonra hukuki ilişki değişir. Hakim, dilekçedeki adlandırmaya bağlı olmaksızın maddi vakıaları değerlendirir; ancak talebin doğru kurulması süreci ciddi biçimde hızlandırır. Bu nedenle dava açılırken reşit çocuğun eğitimine devam ettiği, gelirinin yetersiz olduğu ve TMK m.328/2 ile TMK m.364 kapsamında yardım nafakası istediği açık şekilde belirtilmelidir.

Bu konuda Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 2013/3-1627 E., 2015/1020 K. sayılı kararında; üniversitede okuyan ve düzenli geliri bulunmayan ergin çocuk yararına yardım nafakasına hükmedilmesi gerektiğini, talebin sırf yanlış nitelendirme nedeniyle reddedilemeyeceğini ortaya koymuştur. Karar, reşit çocuğun eğitim desteği isteminin aile içi dayanışmanın hukuki yansıması olduğunu net biçimde göstermektedir.

Dava kim tarafından açılır ve hangi mahkeme görevlidir? Evet, davayı çoğu zaman ergin çocuk bizzat açar

Evet, üniversite okuyan ergin çocuk bakımından davayı çoğu durumda çocuk kendisi açar. Çünkü artık velayet ilişkisi teknik olarak sona ermiştir ve anne ya da babanın temsil yetkisi kural olarak bulunmaz. Bu nedenle üniversite öğrencisi olan reşit kişi, anneye, babaya veya somut olaya göre her ikisine karşı talepte bulunabilir.

Görevli mahkeme aile mahkemesidir. Aile mahkemesinin bulunmadığı yerlerde aile mahkemesi sıfatıyla asliye hukuk mahkemesi görev yapar. Yetki bakımından ise davalının yerleşim yeri mahkemesi genel yetkili olmakla birlikte, nafaka davalarına ilişkin özel yetki kuralları da değerlendirilir. Dosyanın hangi mahkemede açılacağının baştan doğru planlanması, usulden zaman kaybını önler.

İstanbul gibi büyük şehirlerde öğrencinin farklı ilçede, ebeveynin farklı ilçede yaşıyor olması ayrıca önem taşır. İstanbul aile hukuku avukatı desteği tam da bu noktada değer kazanır; çünkü dava dilekçesi, yetki seçimi, gider avansı, öğrenci belgesi, SGK ve gelir kayıtları gibi belgelerin eksiksiz hazırlanması gerekir. Uygulamada görüyoruz ki yetki veya eksik evrak sorunları yüzünden basit görünen dosyalar aylarca uzayabilmektedir.

Yargıtay 2. HD, 2014/9081 E., 2014/11344 K. sayılı kararında da çocuğun ergin olduğu halde eğitimi devam ediyorsa, ana ve babanın bakım yükümlülüğünün ancak ergin çocuğun kendisi tarafından açılan bir dava ile somutlaştırılabileceğine dikkat çekmiştir. Bu yaklaşım, reşit olduktan sonra talep hakkının doğrudan çocuğa ait olduğunu gösterir.

Nafaka miktarı nasıl belirlenir? Evet, ihtiyaç ve ödeme gücü birlikte hesaplanır

Evet, nafaka miktarı belirlenirken öğrencinin gerçek ihtiyaçları ile anne ve babanın ödeme gücü birlikte dikkate alınır. Hukuk burada ne öğrenciyi zenginleştirmeyi ne de ebeveyni geçim sıkıntısına sokmayı amaçlar. Amaç, eğitim sürecinin makul ölçüde sürdürülebilmesi için hakkaniyete uygun bir denge kurmaktır.

Mahkeme genellikle barınma, ulaşım, yemek, okul materyalleri, kitap, sınav ve kayıt masrafları, şehir dışında okuma halinde kira veya yurt giderleri gibi kalemleri inceler. Öğrencinin burs alması, part-time çalışması veya başka bir gelir elde etmesi nafaka miktarını etkileyebilir; ancak bu durum her zaman talebi tamamen ortadan kaldırmaz. Aynı şekilde ebeveynin yalnızca gelirine değil, düzenli giderlerine, bakmakla yükümlü olduğu diğer kişilere ve yaşam standardına da bakılır.

TMK m.4 hakkaniyet ilkesini, TMK m.330 ise bakım giderlerinin tarafların mali güçleriyle bağlantılı olarak değerlendirilmesini destekleyen genel yaklaşımı yansıtır. Yardım nafakası dosyalarında da benzer mantıkla somut olayın dengesi aranır. Öğrenci yüksek harcamalar ileri sürse de bunların belgeyle desteklenmesi önemlidir. Ebeveyn gelirini düşük gösterse bile bankacılık hareketleri, tapu kayıtları, araç sahipliği ve yaşam tarzı gibi unsurlar değerlendirmeye alınabilir.

Büromuzda sıkça karşılaştığımız dosyalarda tarafların en çok hata yaptığı nokta, gider listesini soyut bırakmalarıdır. Oysa kira sözleşmesi, yurt dekontu, okul kayıt belgesi, ulaşım giderleri ve sağlık harcamaları gibi belgeler dosyanın omurgasını oluşturur. İstanbul avukat desteği ile hazırlanan dosyalarda bu tablo daha sistemli kurulduğu için talep daha güçlü hale gelir.

Hangi deliller gerekir? Evet, öğrenci belgesi ve ekonomik kayıtlar belirleyicidir

Evet, bu davalarda delil yapısı son derece önemlidir. Mahkemenin ilk baktığı unsur, öğrencinin gerçekten eğitimine devam edip etmediğidir. Bu nedenle güncel öğrenci belgesi, kayıt yenileme bilgileri, transkript, varsa devamlılık belgeleri ve eğitim süresini gösteren resmi kayıtlar temel delillerdir.

Bunun yanında ekonomik ihtiyaç da ispatlanmalıdır. Kira kontratı, yurt faturaları, yemek ve ulaşım giderleri, kitap ve eğitim materyali masrafları, burs veya kredi belgeleri, çalışılıyorsa gelir durumunu gösteren evraklar önem taşır. Ebeveynin gelirinin tespiti için maaş bordroları, SGK hizmet dökümleri, vergi kayıtları, araç ve tapu kayıtları, banka hareketleri ve gerektiğinde sosyal ekonomik durum araştırması devreye girebilir.

Uygulamada görüyoruz ki özellikle taraflar arasında kişisel gerilim yüksekse, dava duygusal beyanlarla yürütülmeye çalışılır. Oysa aile mahkemesi duygudan çok ispatla karar verir. Öğrencinin gerçekten eğitime devam edip etmediği, yaz okuluna kalıp kalmadığı, açık öğretim veya örgün eğitim durumu, düzenli gelirinin bulunup bulunmadığı somut evraklarla ortaya konmalıdır. Yargıtay da açık öğretimde veya farklı eğitim modellerinde okuyan öğrenciler bakımından otomatik ret yaklaşımını benimsememekte; somut ihtiyacı incelemeyi esas almaktadır.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 2013/3-1627 E., 2015/1020 K. sayılı kararında açık öğretimde eğitim gören ve düzenli geliri bulunmayan davacı bakımından sırf eğitim türüne dayanılarak ret verilmesini isabetsiz bulmuştur. Bu yaklaşım, delilin yalnızca okul adı değil, öğrencinin gerçek eğitim ve ihtiyaç durumu olduğunu göstermektedir.

Nafaka ne zaman sona erer? Evet, eğitim bitince veya ihtiyaç kalkınca sona erebilir

Evet, ergin çocuğa bağlanan bu nafaka süresiz ve değişmez bir ödeme değildir. Esas kural, eğitimin sona ermesi, öğrencinin kendi geçimini sağlayabilir hale gelmesi veya artık nafakaya ihtiyaç duymaması halinde yükümlülüğün sona ermesidir. Aynı şekilde anne ya da babanın ödeme gücünde ciddi ve kalıcı bir azalma meydana gelirse nafakanın azaltılması veya kaldırılması gündeme gelebilir.

Örneğin öğrenci mezun olup düzenli işe girmişse, uzun süre eğitime fiilen devam etmiyorsa, okul kaydı görünse bile eğitim hayatı fiilen bitmişse veya kendi gelir düzeyi geçimini karşılayacak noktaya ulaşmışsa nafaka tartışmalı hale gelir. Buna karşılık yaz okulu, yüksek lisans hazırlığı, zorunlu staj veya mezuniyetin teknik olarak uzaması gibi hallerde somut durum dikkatle incelenmelidir. Her dosyada otomatik bir cevap yoktur.

TMK m.331 değişen koşullar halinde nafakaya ilişkin uyarlama mantığını destekler. Yardım nafakası da ekonomik gerçeklikten kopuk biçimde sürdürülmez. Bu nedenle hem öğrenci hem ebeveyn açısından düzenli belge tutmak önemlidir. Mahkemeler, taraflardan birinin soyut şekilde “artık ihtiyacı yok” veya “ödeyemiyorum” demesinden çok, bu iddiaların belgeyle desteklenmesine bakar.

İstanbul aile hukuku avukatı ile yürütülen dosyalarda en önemli avantajlardan biri de tam burada ortaya çıkar: nafakanın ilk kez talep edilmesi kadar, daha sonra artırılması, azaltılması veya kaldırılması ihtimallerinin de baştan öngörülmesidir. Böylece dava yalnızca bugünü değil, kısa vadeli hukuki yol haritasını da kapsar.

İstanbul açısından neden dikkatli hareket etmek gerekir? Evet, yüksek yaşam giderleri dosyayı doğrudan etkiler

Evet, İstanbul bakımından bu tür davalar çoğu şehirden daha hassas değerlendirilir; çünkü barınma ve yaşam giderleri belirgin biçimde yüksektir. Üniversite öğrencisinin yurt bulamaması, kiraların yüksekliği, ulaşım masrafları ve temel yaşam giderleri nafaka miktarının belirlenmesinde fiilen etkili olur. İstanbul avukat ile çalışan kişiler açısından bu yerel ekonomik gerçekliğin dosyaya somut rakamlarla taşınması önemlidir.

Özellikle şehir dışında ailesinden ayrı yaşayan öğrenciler bakımından kira, depozito, abonelik, yemek ve ulaşım giderleri ciddi bir bütçe oluşturur. Mahkeme her talebi olduğu gibi kabul etmese de hayatın olağan akışına uygun giderleri dikkate alır. Bu nedenle İstanbul aile hukuku avukatı desteği, yerel ekonomik koşulların dilekçeye ve delillere doğru yansıtılması bakımından pratik değer taşır.

Sonuç olarak üniversite okuyan ergin çocuğa nafaka meselesi, sadece “18 yaş doldu mu dolmadı mı” sorusundan ibaret değildir. Asıl mesele; eğitimin devam edip etmediği, öğrencinin gerçekten desteğe ihtiyaç duyup duymadığı ve ebeveynin bu desteği ne ölçüde sağlayabileceğidir. Hukuki zemin doğru kurulduğunda hem gereksiz çatışma azalır hem de eğitim sürecinin sağlıklı ilerlemesi için daha öngörülebilir bir çözüm ortaya çıkar.

Sık Sorulan Sorular

18 yaşını dolduran çocuğa eski nafaka kararı otomatik devam eder mi?

Hayır, çoğu durumda eski iştirak nafakası kararı otomatik biçimde aynı içerikle devam etmez. Çocuk ergin olduktan sonra hukuki statü değişir ve üniversite eğitimi sürüyorsa çoğu kez reşit çocuğun kendi adına yardım nafakası talep etmesi gerekir. Eski boşanma ilamına dayanılarak doğrudan aynı nafakanın süreceği varsayımı uygulamada ciddi hatalara yol açar.

Üniversite öğrencisi part-time çalışıyorsa yine de nafaka alabilir mi?

Evet, alabilir; ancak bu durum otomatik bir hak anlamına gelmez. Part-time çalışma, öğrencinin tüm ihtiyaçlarını karşılayacak düzeyde değilse nafaka talebi tamamen ortadan kalkmayabilir. Mahkeme çalışmadan elde edilen gelir ile eğitim ve yaşam giderleri arasında denge kurar. Gelir düşükse veya düzensizse, yine de hakkaniyete uygun bir yardım nafakasına hükmedilebilir.

Açık öğretim öğrencisi olan ergin çocuk nafaka isteyebilir mi?

Evet, isteyebilir; açık öğretimde okuyor olmak tek başına ret nedeni değildir. Mahkeme, öğrencinin gerçekten eğitimine devam edip etmediğine, düzenli geliri olup olmadığına ve yardıma muhtaçlık durumuna bakar. Yargıtay uygulaması da eğitim türünden çok somut ihtiyacın araştırılması gerektiğini kabul etmektedir. Bu nedenle açık öğretim dosyaları da ciddiyetle hazırlanmalıdır.

Nafaka sadece babadan mı istenir, anneden de istenebilir mi?

Nafaka yalnızca babadan istenmez; şartları varsa anneden de istenebilir. Türk Medeni Kanunu bakımından bakım ve destek yükümlülüğü cinsiyete göre değil, ebeveyn sıfatına ve ekonomik güce göre değerlendirilir. Hatta somut olayda her iki ebeveynin de katkısı söz konusu olabilir. Mahkeme, tarafların gelir durumuna göre yükü paylaştırabilir veya yalnızca ödeme gücü olan ebeveyne sorumluluk yükleyebilir.

Bu dava ne kadar sürer ve geriye dönük nafaka alınır mı?

Davanın süresi mahkemenin iş yüküne, delillerin toplanma hızına ve tarafların itirazlarına göre değişir. İstanbul gibi yoğun yargı çevrelerinde süreç daha uzun olabilir. Geriye dönük talep konusunda ise her dosya ayrıca değerlendirilir; uygulamada dava tarihi ve talep biçimi büyük önem taşır. Bu nedenle hak kaybı yaşanmaması için dava stratejisinin baştan dikkatle kurulması gerekir.

Bu konuda hukuki destek almak için bizimle iletişime geçin.

By |2026-08-03T21:03:30+03:00Ağustos 3rd, 2026|Aile Hukuku|0 Comments

About the Author:

Leave A Comment