Kiracı Duvara Çok Sayıda Delik Açarsa Tahliye Olur mu? 2026

//Kiracı Duvara Çok Sayıda Delik Açarsa Tahliye Olur mu? 2026

Kiracı Duvara Çok Sayıda Delik Açarsa Tahliye Olur mu? 2026

Kısa Cevap: Kiracının duvara birkaç çivi çakması her zaman tahliye sebebi olmaz; ancak duvarlara çok sayıda delik açılması, yüzeyin bozulması, alçı veya seramikte zarar oluşması halinde bu durum sözleşmeye aykırılık ve hor kullanım tartışması yaratabilir. Türk Borçlar Kanunu m. 316, m. 321 ve m. 334 çerçevesinde somut hasar, yazılı izin, eski hale getirme imkanı ve ev sahibinin usulüne uygun ihtarı sonucu belirler. Özellikle İstanbul kira uyuşmazlıklarında küçük görülen bu müdahale, depozito ve tahliye davasına dönüşebilir.

Yazan: Av. Merve Arı | İstanbul Barosu | Bu makale hukuki bilgilendirme amaçlıdır, danışmanlık yerine geçmez.

Kiralanan bir evde duvara raf, tablo, dekor, ayna, askılık ya da çeşitli aparatlar asmak günlük hayatın parçası gibi görünür. Ancak duvarda birkaç iz bırakmakla, neredeyse tüm odalara çok sayıda delik açmak arasında hukuken ciddi fark vardır. Özellikle kiracı taşınırken duvarlarda onlarca dübel yuvası, kırılmış seramik, soyulmuş boya veya alçı çatlağı bırakırsa, ev sahibi bunu artık basit kullanım değil doğrudan zarar olarak değerlendirebilir.

Sorun çoğu zaman kira ilişkisi devam ederken değil, tahliye aşamasında büyür. Kiracı “bunlar kapatılır” diye düşünür; ev sahibi ise taşınmazın yeniden kiraya verilmesi için ciddi bir tamirat gerektiğini söyler. Büromuzda sıkça karşılaştığımız dosyalarda, duvar delikleriyle başlayan tartışmaların depozito kesintisi, tazminat ve hatta tahliye davasına dönüştüğünü görüyoruz. Uygulamada görüyoruz ki özellikle yeni boyanmış, dekoratif kaplamalı veya özel seramik yüzeyli dairelerde bu tür müdahaleler beklenenden daha büyük hukuki sonuç yaratabiliyor.

Çözüm, meseleyi salt estetik beğeni tartışması gibi değil, kira hukukundaki kullanım sınırları ve iade borcu çerçevesinde değerlendirmektir. Türk Borçlar Kanunu kiracının kiralananı özenle kullanma yükümlülüğünü, yazılı izin olmadan değişiklik yapma sınırlarını ve taşınmazı hangi koşullarda iade etmesi gerektiğini açık biçimde düzenler. İstanbul avukat veya İstanbul gayrimenkul avukatı desteğiyle olay doğru analiz edilirse, hem kiracının gereksiz hak kaybı önlenebilir hem de ev sahibinin gerçekten talep edebileceği kalemler netleşir.

Evet, duvara çok sayıda delik açılması bazı durumlarda sözleşmeye aykırılık sayılabilir.

Türk Borçlar Kanunu m. 316 uyarınca kiracı, kiralananı sözleşmeye uygun olarak özenle kullanmakla yükümlüdür. Aynı Kanun’un m. 321 hükmüne göre de kiracı, kiraya verenin yazılı rızasıyla kiralananda yenilik ve değişiklik yapabilir. Bu düzenlemeler birlikte değerlendirildiğinde, kiracının duvarda sıradan kullanım sınırını aşan sayıda delik açması, özellikle yüzey bütünlüğünü bozuyorsa sözleşmeye aykırılık oluşturabilir.

Burada önemli olan delik açmanın varlığı değil, bunun kapsamı ve sonucu. Bir tablo için tek çivi deliği ile tüm salon duvarına ağır raf sistemi kurmak, seramik üzerine çoklu delik açmak veya alçıpanı zayıflatacak yoğun dübelleme yapmak aynı şekilde değerlendirilmez. Mahkeme, yapılan müdahalenin kiralananın niteliğini etkileyip etkilemediğine, zarar doğurup doğurmadığına ve yazılı izin bulunup bulunmadığına bakar.

Özellikle duvar yüzeyinde kalıcı iz, çatlak, kırılma, boya kabarması veya ek tadilat ihtiyacı doğmuşsa, bu artık sadece kişisel kullanım tercihi olarak görülmeyebilir. Uygulamada görüyoruz ki kiracının “evi kullanıyordum” savunması, duvarlarda yaygın ve yoğun müdahale varsa her zaman yeterli olmuyor. İstanbul gayrimenkul avukatı desteğiyle sözleşme ve hasar kapsamı birlikte değerlendirilmelidir.

Hayır, her delik açılması otomatik tahliye sebebi değildir.

Kira uyuşmazlıklarında en sık düşülen yanlışlardan biri, duvarda delik varsa doğrudan tahliye kararı çıkacağını sanmaktır. Bu doğru değildir. Tahliye bakımından asıl mesele, deliklerin sayısı kadar, bunların taşınmazda ne derece zarar yarattığı ve bu aykırılığın giderilip giderilemeyeceğidir. Birkaç küçük çivi izi çoğu olayda tahliye sonucu doğurmazken, yaygın ve onarımı masraflı müdahale farklı değerlendirilebilir.

TBK m. 316/2 gereğince kiracı kiralanana kasten ağır zarar veriyorsa veya kiraya veren açısından durum çekilmez hale gelmişse, kiraya veren konut ve çatılı işyeri kiralarında yazılı ihtarla en az 30 gün süre vererek aykırılığın giderilmesini isteyebilir. Bu sistem, her aykırılıkta doğrudan feshe gidilemeyeceğini gösterir. Önce aykırılık, sonra uygun süre, sonra giderilmemesi değerlendirilir.

Yargıtay 3. HD, 2017/8658 E., 2018/173 K. sayılı kararında, TBK m. 316 kapsamındaki akde aykırılık nedeniyle tahliye taleplerinde kanunun öngördüğü usul ve sürelere dikkat edilmesi gerektiğini vurgulamıştır. Bu karar, özellikle küçükten büyüğe çeşitli hasar iddialarında ev sahibinin usule uygun hareket etmek zorunda olduğunu gösterir.

Büromuzda sıkça karşılaştığımız dosyalarda, ev sahibi tahliye istemini öfkeyle ve aceleyle kuruyor; ama ihtar ve süre prosedürüne dikkat edilmediği için dava zayıflıyor. Uygulamada görüyoruz ki tahliye için yalnızca hasar iddiası değil, bu iddianın doğru hukuki yolla ileri sürülmesi gerekir.

Evet, yazılı izin veya sözleşme hükmü sonucu ciddi şekilde etkiler.

Kiraya veren, duvara raf, tablo, askılık veya benzeri sabitlemeler için açık yazılı izin vermişse dosyanın seyri değişebilir. TBK m. 321/2 gereğince kiraya veren, yazılı rıza gösterdiği yenilik ve değişiklikler bakımından, aksi ayrıca kararlaştırılmadıkça kiralananın eski haliyle iadesini isteyemez. Bu nedenle yazılı izin varsa, sonradan sadece genel memnuniyetsizlikle tam sorumluluk iddiası ileri sürmek zorlaşabilir.

Ancak izin verilmiş olması her zaman sınırsız serbesti anlamına gelmez. Örneğin “birkaç tablo asabilirsiniz” şeklindeki muvafakat, her odaya yoğun raf sistemi kurma veya seramik duvarlara çoklu delik açma yetkisi vermez. Aynı şekilde sözleşmede çıkışta eski hale getirme şartı yer alıyorsa, kiracının yine onarım sorumluluğu doğabilir.

Uygulamada görüyoruz ki sözlü izin iddiaları ispat bakımından oldukça zayıf kalıyor. Emlakçıya söylenmiş olması, telefon görüşmesi yapılması veya “sorun olmaz” denmesi çoğu zaman yeterli görülmüyor. İstanbul avukat desteğiyle değerlendirilen dosyalarda, mesaj, e-posta veya sözleşme eki niteliğindeki yazılı kayıtlar belirleyici oluyor.

Bu nedenle hem kiracı hem ev sahibi için en sağlıklı yol, duvara yoğun müdahale gerektiren her işlemde yazılı netlik sağlamaktır. Basit görünen bir eksiklik, aylar sonra büyük tartışma yaratabilir.

Evet, ev sahibi gerçek zararını ve eski hale getirme giderini isteyebilir.

Türk Borçlar Kanunu m. 334 uyarınca kiracı, kiralananı aldığı durumda geri vermekle yükümlüdür; ancak sözleşmeye uygun kullanım nedeniyle oluşan olağan eskime ve bozulmalardan sorumlu değildir. Bu nedenle duvar deliklerinde asıl soru şudur: Ortada olağan kullanım sınırında kalan küçük izler mi vardır, yoksa kiracının aktif müdahalesiyle oluşmuş gerçek bir hasar mı?

Yargıtay 3. HD, 2017/11795 E., 2018/6405 K. sayılı kararında, boya ve badana giderlerinin her olayda otomatik olarak hor kullanma sayılmayacağını, olağan yıpranma ile kötü kullanımın somut olarak ayrılması gerektiğini vurgulamıştır. Yargıtay 3. HD, 2021/7613 E., 2021/12348 K. sayılı kararında da boya badana ve benzeri giderlerin kiracıya yüklenebilmesi için hor kullanmanın açık şekilde ortaya konulması gerektiği belirtilmiştir.

Bu içtihatların mantığı duvar delikleri bakımından da önemlidir. Ev sahibi yalnızca “duvarda iz var” diyerek tüm tadilat bedelini kiracıya yükleyemez. Ancak onlarca dübel yuvası, söküm sırasında kopmuş sıva, çatlayan seramik, duvarın tekrar sıvanıp boyanmasını gerektiren yaygın hasar varsa, bu masraflar somut zarar olarak talep edilebilir. Yani masraf ancak gerçek ve ölçülebilir zarar kadar istenebilir.

Uygulamada görüyoruz ki özellikle dekoratif sıva, taş kaplama veya özel seramik yüzeylerde tek bir delik bile yüksek onarım maliyeti doğurabilirken, düz boyalı duvarda birkaç küçük delik çok daha sınırlı maliyet doğurabiliyor. Bu yüzden zarar hesabı yüzeyin niteliğine göre yapılmalıdır.

Evet, yoğun delik açılması bazı dosyalarda hor kullanma iddiasını güçlendirebilir.

Kira hukukunda “hor kullanma” kavramı, kiralananın olağan ve makul kullanım sınırını aşacak şekilde zarar görmesiyle gündeme gelir. Duvarların neredeyse tamamına rastgele delik açılması, sökülen aparatların ardından yama yapılmaması, deliklerin etrafında büyük boya kayıpları oluşması veya yüzey kırıklarının bırakılması durumunda ev sahibi hor kullanma iddiasını daha güçlü kurabilir.

Ancak burada da otomatik kabul yoktur. Mahkeme, taşınmazın yaşı, boyanın durumu, teslim anındaki hali, müdahalenin boyutu ve onarım imkanı gibi unsurları birlikte değerlendirir. Özellikle teslimde zaten yıpranmış yüzeyler varsa, tüm hasarın kiracıya yüklenmesi doğru olmayabilir. Bu nedenle fotoğraf, video, teslim tutanağı ve bilirkişi incelemesi önem kazanır.

Büromuzda sıkça karşılaştığımız dosyalarda, ev sahibinin eski hasarları da kiracıya yüklemeye çalıştığını; kiracının ise açıkça kendi yaptığı yoğun müdahaleyi “normal kullanım” gibi göstermeye çalıştığını görüyoruz. Uygulamada görüyoruz ki bu dosyaların çoğunda son sözü deliller söylüyor. İstanbul gayrimenkul avukatı desteğiyle hazırlanan dosyalarda, hor kullanma ile olağan yıpranma ayrımı daha net yapılabiliyor.

Evet, tahliye yerine onarım ve uzlaşma çoğu zaman daha pratik bir çözümdür.

Her duvar hasarı davası mutlaka tahliye veya uzun yargılama ile sonuçlanmak zorunda değildir. Özellikle kiracı taşınmadan önce delikleri profesyonel şekilde kapatır, yüzeyi uygun malzemeyle düzeltir, gerekirse rötuş ya da tam boya yapar ve bunu ev sahibiyle yazılı biçimde mutabakata bağlarsa, uyuşmazlık büyük ölçüde daralabilir.

Ev sahibi bakımından da makul onarım ile lüks tadilat ayrımı yapılmalıdır. Sırf birkaç yoğun delik var diye tüm evi baştan dekorasyon değişikliğiyle yenileyip bunun tamamını kiracıya yüklemek hukuken savunulabilir değildir. Gerçek zarar neyse, talep de onunla sınırlı olmalıdır.

Uygulamada görüyoruz ki teslim öncesi ortak tespit yapılması en sağlıklı yöntemlerden biridir. Taraflar hasarı birlikte görür, fotoğraflar, onarım planını netleştirir ve böylece sonradan büyüyecek tartışmalar önlenir. İstanbul avukat desteğiyle yapılacak kısa bir yazılı mutabakat, tahliye sonrası depozito ve tazminat kavgasını önleyebilir.

Evet, doğru delil toplanmazsa haklı taraf bile zorlanabilir.

Kiracı duvara çok sayıda delik açtıysa ve bu konuda uyuşmazlık çıkmışsa, davanın kaderini büyük ölçüde deliller belirler. Ev sahibi açısından başlangıç teslim fotoğrafları, kira sözleşmesi, yazılı izin bulunmadığını gösteren kayıtlar, tahliye anı fotoğrafları, ekspertiz ve tamir faturaları önemlidir. Kiracı açısından ise başlangıçta duvarın zaten sorunlu olduğunu gösteren görseller, yazılı izin yazışmaları, yaptığı onarım teklifleri ve yüzeyin kolay tamir edilebilir olduğunu gösteren kayıtlar önem taşır.

Özellikle şu belgeler kritiktir:

  • Kira sözleşmesi ve tadilat hükümleri
  • Giriş teslim tutanağı ve başlangıç fotoğrafları
  • Yazılı izin veya taraf yazışmaları
  • Tahliye anına ilişkin fotoğraf ve video kayıtları
  • Hasar tespit tutanağı
  • Onarım teklifi, fatura ve bilirkişi raporu

Uygulamada görüyoruz ki teslim tutanağı yoksa, deliklerin ne kadarının eski ne kadarının yeni olduğu ciddi tartışma yaratıyor. Aynı şekilde kiracı aparatlar söküldükten hemen sonra aceleyle duvarı kapatıp boyarsa, hasarın asıl boyutu ayrıca tartışmalı hale gelebiliyor. Bu nedenle hem ev sahibi hem kiracı açısından belge toplama süreci geciktirilmemelidir.

Sıkça Sorulan Sorular

Kiracı duvara çok sayıda tablo deliği açtıysa hemen tahliye edilir mi?

Hayır, hemen ve otomatik olarak tahliye kararı verilmez. Tahliye için hasarın boyutu, aykırılığın giderilip giderilemeyeceği, ev sahibinin TBK m. 316 kapsamında yazılı ihtar verip vermediği ve kiracının bu ihtara rağmen durumu düzeltip düzeltmediği birlikte değerlendirilir. Küçük ve onarılabilir izler çoğu zaman tahliyeden çok onarım veya tazminat tartışması doğurur. Ancak yaygın ve kalıcı hasar varsa sonuç kiracı aleyhine ağırlaşabilir.

Ev sahibi duvarda çok delik var diye tüm boya masrafını kiracıya yükleyebilir mi?

Her zaman hayır. Yargıtay kararları, boya ve badana giderlerinin otomatik biçimde kiracıya yüklenemeyeceğini; olağan yıpranma ile hor kullanmanın somut olarak ayrılması gerektiğini kabul eder. Eğer duvardaki delikler gerçekten kapsamlı tamir ve boya ihtiyacı doğurmuşsa, bu zarar talep edilebilir. Ancak ev sahibinin genel yenileme veya lüks dekorasyon masrafını kiracıya yüklemesi hukuken savunulamaz. Gerçek ve makul zarar ispatlanmalıdır.

Kiracı çıkarken delikleri kapatırsa sorumluluğu biter mi?

Çoğu olayda sorumluluğu azaltır ama her zaman tamamen bitirmez. Delikler kapatılmış olsa bile duvar yüzeyi kabarmış, boya tonu farklı kalmış, seramik çatlamış veya alçı yapısı bozulmuş olabilir. Bu durumda ev sahibi ek zarar iddiasında bulunabilir. Yine de kiracının profesyonel onarım yaptırması, kötü niyet iddialarını zayıflatır ve depozito ile tahliye tartışmalarında elini güçlendirir.

Sözlü izin aldıysa kiracı güvende midir?

Sözlü izin tamamen değersiz sayılmaz; ancak uyuşmazlık çıktığında ispat gücü zayıftır. TBK m. 321 yazılı rızayı esas aldığı için, mesaj, e-posta veya imzalı izin belgesi çok daha güvenli delildir. Özellikle yoğun müdahale gerektiren durumlarda, “ev sahibi telefonda sorun olmaz demişti” savunması çoğu zaman tek başına yeterli kabul edilmez. Bu nedenle yazılı kayıt kiracı açısından büyük önem taşır.

Bu konuda İstanbul gayrimenkul avukatı ile çalışmak neden önemli olabilir?

Çünkü duvara çok sayıda delik açılması gibi küçük görünen bir mesele, tahliye, hor kullanma tazminatı, depozito kesintisi, eski hale getirme ve sözleşmeye aykırılık başlıklarını aynı anda doğurabilir. İstanbul avukat veya İstanbul gayrimenkul avukatı desteğiyle sözleşme hükümleri, hasarın gerçek boyutu, deliller ve ihtar süreci birlikte değerlendirilir. Böylece gereksiz dava riski azalır ve somut olaya en uygun çözüm daha sağlıklı belirlenir.

Bu konuda hukuki destek almak için bizimle iletişime geçin.

By |2026-09-03T13:02:32+03:00Eylül 3rd, 2026|Gayrimenkul Hukuku|0 Comments

About the Author:

Leave A Comment