Evlilik öncesinde ya da evlilik devam ederken malvarlığının nasıl yönetileceği çoğu zaman konuşulmak istenmeyen bir konu gibi görülür. Oysa sorun tam da burada başlar. Problem, tarafların birbirini kırmamak için hukuki çerçeveyi konuşmaktan kaçınmasıdır. Agitation kısmında ise uygulamada görüyoruz ki konuşulmayan bu alan; boşanma, miras, icra, aile konutu ve şirket hisseleri gibi başlıklarda çok daha yıpratıcı bir krize dönüşebiliyor. Solution ise nettir: doğru zamanda, doğru mal rejimini seçerek, resmi şekil şartına uygun bir evlilik sözleşmesi hazırlamak.
İstanbul gibi ekonomik hayatın yoğun olduğu şehirlerde evlilik sözleşmesi daha da önemlidir. Şirket ortaklığı, aileden gelen taşınmazlar, yüksek kredi borçları, yurt dışı gelirleri, ikinci evlilikler ve önceki evlilikten çocuklar gibi başlıklar, standart bir aile düzeninden daha karmaşık sonuçlar doğurur. Bu nedenle İstanbul avukat desteğiyle ilerlemek ve özellikle bir İstanbul aile hukuku avukatı ile risk analizi yapmak çoğu zaman sonradan açılabilecek uzun davaların önüne geçer.
Evlilik sözleşmesi nedir ve neden yapılır?
Evlilik sözleşmesi, eşlerin mal rejimini belirlemek için yaptığı resmi sözleşmedir. TMK m. 202 uyarınca eşler arasında yasal mal rejimi edinilmiş mallara katılma rejimidir. Ancak eşler, mal rejimi sözleşmesiyle kanunda düzenlenen diğer rejimlerden birini seçebilir. TMK m. 203, eşlerin mal rejimi sözleşmesini evlenmeden önce veya sonra yapabileceğini açıkça düzenler.
Bu sözleşmenin amacı yalnızca boşanmaya hazırlık değildir. Tam tersine, malvarlığının sınırlarını, yönetimini, borç risklerini ve gelecekte doğabilecek hak iddialarını önceden belirleyerek aile içi belirsizliği azaltmaktır. Büromuzda sıkça karşılaştığımız uyuşmazlıklarda taraflar “Bu ev kimin sayılacak?”, “Şirket hissesi paylaşılır mı?”, “Aileden gelen para ortak mal olur mu?” sorularına ancak dava açıldıktan sonra cevap aramaktadır.
Özellikle şu durumlarda evlilik sözleşmesi ciddi fayda sağlar:
- Taraflardan birinin şirket ortağı veya esnaf olması
- Evlilik öncesi yüksek değerde taşınmaz, araç veya altın birikimi bulunması
- Aileden kalan mirasların ileride tartışma yaratma ihtimali
- Önceki evlilikten çocukların haklarının korunmak istenmesi
- Yurt dışı gelirleri veya karma malvarlığı yapısı bulunması
Yargıtay uygulaması da mal rejimi uyuşmazlıklarında sözleşmenin varlığını, içeriğini ve şekil şartını belirleyici kabul eder. Son dönemde mal rejimi sözleşmesiyle bağlantılı uyuşmazlıklarda Yargıtay 2. HD, 2024/9494 E., 2025/12006 K. sayılı karar ile mal rejimi sözleşmesi eksenindeki değerlendirmeler; tasfiye ve alacak hesaplamalarında ise Yargıtay 2. HD, 2025/5528 E., 2026/3743 K. ve Yargıtay 2. HD, 2025/4356 E., 2026/3749 K. sayılı kararlar dikkat çekmektedir.
Eşler hangi mal rejimlerini seçebilir?
Eşler, kanunda sayılan mal rejimlerinden birini seçebilir. TMK m. 202 ve devamı hükümlerine göre temel seçenekler sınırlıdır; taraflar kanunda olmayan bambaşka bir rejim yaratamaz, ancak kanuni çerçevede tercih yapabilir.
1. Edinilmiş mallara katılma rejimi
Bu rejim yasal rejimdir. Evlilik boyunca edinilen mallar ile kişisel mallar ayrılır. TMK m. 218 ve devamı maddelerde düzenlenen bu sistemde çalışma karşılığı edinilen gelirler, sosyal güvenlik ödemeleri, çalışma gücü kaybı tazminatlarının bazı bölümleri ve edinilmiş malların yerine geçen değerler paylaşım hesabında önem kazanır.
2. Mal ayrılığı rejimi
TMK m. 242 ve devamındaki bu rejimde her eş kendi malvarlığı üzerinde daha bağımsızdır. Ticari risk taşıyan eşler, aileden gelen varlıkların karışmasını istemeyenler veya ikinci evlilik yapanlar bakımından tercih edilebilir. Ancak bu rejim, ekonomik olarak daha zayıf eş açısından her olayda avantajlı değildir.
3. Paylaşmalı mal ayrılığı rejimi
TMK m. 244 ve devamında yer alan bu rejim, aileye özgü bazı mallar bakımından paylaşım etkisi yaratır. Tam mal ayrılığı kadar sert değildir; fakat edinilmiş mallara katılmadan da farklı sonuç verir.
4. Mal ortaklığı rejimi
TMK m. 256 ve devamında düzenlenen mal ortaklığı, kapsamı daha geniş ve teknik sonuçları olan bir rejimdir. Her aile için uygun değildir. Özellikle borç, tasarruf yetkisi ve ortaklık malları bakımından ayrıntılı değerlendirme gerekir.
Uygulamada görüyoruz ki taraflar çoğu zaman yalnızca “mal ayrılığı” ifadesini duyup onu tüm sorunların çözümü sanıyor. Oysa doğru seçim, aile yapısına, gelir modeline ve gelecekteki risklere göre yapılmalıdır. İstanbul aile hukuku avukatı desteği burada doğrudan fark yaratır.
Evlilik sözleşmesi nasıl yapılır ve noter şartı nedir?
Evlilik sözleşmesi resmi şekle bağlıdır. TMK m. 205 uyarınca mal rejimi sözleşmesi noterde düzenleme veya onaylama şeklinde yapılmalıdır. Evlenme başvurusu sırasında yazılı olarak hangi mal rejiminin seçildiği de bildirilebilir. Buna karşılık yalnızca evde yazılan, imzalanan ya da dijital ortamda hazırlanan bir metin tek başına geçerli bir mal rejimi sözleşmesi sayılmaz.
Bu nedenle izlenecek yol genellikle şöyledir:
- Tarafların malvarlığı, borç durumu ve beklentileri analiz edilir.
- Hangi mal rejiminin uygun olduğu belirlenir.
- Sözleşme taslağı hukuka uygun şekilde hazırlanır.
- Taraflar noterde resmi işlem yapar.
- Gerekirse evlilik dosyası ve ileride doğabilecek ispat ihtiyacı için belgeler korunur.
Noter aşamasında şu hatalar sık görülür:
- Tarafların içeriği tam anlamadan imza atması
- Kanunda olmayan hükümler eklenmesi
- Mal rejimi seçimi ile miras tasarruflarının karıştırılması
- Kişisel mal listesi yapılmadan genel ifadeler kullanılması
- İrade sakatlığına yol açabilecek baskılı aile ortamı
Yargıtay kararlarında şekil, irade ve ispat unsurlarının önemsendiği görülmektedir. Özellikle tasfiye davalarında sözleşmenin gerçekten geçerli olup olmadığı, hangi tarihten itibaren hüküm doğurduğu ve eşlerin hangi mal grubuna neyi dahil ettiği ayrıntılı biçimde incelenir.
Evlilik sözleşmesi ne zaman yapılabilir ve sonradan değiştirilebilir mi?
Evlilik sözleşmesi hem evlenmeden önce hem de evlilik devam ederken yapılabilir. TMK m. 203 bunu açık biçimde kabul eder. Eşler dilerse yasal rejimle evliliğe başlar, daha sonra resmi şekilde başka bir mal rejimine geçebilir. Ancak değişiklik, geriye dönük tüm sorunları otomatik olarak ortadan kaldırmaz; hangi tarihten itibaren hüküm doğurduğu, tasfiye anı ve mevcut malların niteliği ayrıca değerlendirilir.
TMK m. 206 bazı hallerde hakim kararıyla olağanüstü mal rejimine geçiş imkanını da düzenler. Örneğin bir eşin diğerinin menfaatlerini ciddi biçimde tehlikeye düşürmesi, malların yönetiminde ağır sorunlar yaratması veya borç baskısı oluşturması halinde dava yoluna başvurulabilir.
Büromuzda sıkça karşılaştığımız bir başka hata da nişanlılık döneminde hazırlanan taslakların evlilikten yıllar sonra hiç güncellenmeden kullanılmak istenmesidir. Oysa o tarihte olmayan şirket ortaklığı, konut kredisi, miras kalan taşınmaz veya yurt dışı yatırım sonradan tabloyu tamamen değiştirir. Sözleşme bir kez yapılıp unutulacak bir belge değil, doğru zamanda gözden geçirilmesi gereken hukuki bir çerçevedir.
Geçersizlik sebepleri nelerdir ve hangi riskler dava doğurur?
Evlilik sözleşmesi her metin gibi sınırsız serbestlik taşımaz. İlk temel risk, resmi şekle uyulmamasıdır. Noter şartı yerine getirilmediyse sözleşmenin geçerliliği ciddi biçimde tartışılır. İkinci risk, irade sakatlığıdır. Hata, hile veya korkutma ile imzalanan belgeler dava konusu olabilir. Üçüncü risk ise içeriğin kanuna aykırı kurulmasıdır.
Örneğin tarafların “boşanmada hiçbir koşulda mahkemeye gidilmeyecek”, “nafaka hakkı tamamen kaldırılmıştır” veya “çocuk üzerindeki tüm karar yetkisi tek eşe aittir” gibi hükümler yazması, mal rejimi sözleşmesinin kapsamını aşar. Mal rejimi sözleşmesi esasen malvarlığı rejimini düzenler; velayet, kişisel ilişki veya kamu düzenine ilişkin bazı haklar bu sözleşmeyle serbestçe bertaraf edilemez.
Uygulamada şu riskler çok sık dava yaratır:
- Sözleşme tarihinin yanlış anlaşılması
- Hangi malın kişisel mal sayılacağının açık yazılmaması
- Aileden gelen para ile alınan taşınmazın belgelendirilememesi
- Şirket hisseleri ve kar paylarının ayrı değerlendirilmemesi
- Eşlerden birinin borçluluk durumunun gizlenmesi
Mal rejimi tasfiyesinde eksik araştırmanın bozma nedeni yapıldığı görülmektedir. Bu noktada Yargıtay 2. HD, 2025/5528 E., 2026/3743 K. sayılı karar, edinilmiş mal ve katılma alacağı ekseninde incelemenin eksik bırakılmasının önemini göstermektedir. Yine Yargıtay 2. HD, 2025/4356 E., 2026/3749 K. sayılı karar da mal rejiminin tasfiyesi ile denkleştirme ve alacak hesaplamalarının teknik niteliğine işaret etmektedir.
Boşanma veya ölüm halinde evlilik sözleşmesi nasıl sonuç doğurur?
Evlilik sözleşmesi, boşanma ya da ölüm halinde malvarlığı hesabının hangi kurallarla yapılacağını doğrudan etkiler. Eğer taraflar yasal rejim olan edinilmiş mallara katılma rejimindeyse TMK m. 231 ve devamındaki artık değer, katılma alacağı ve eklenecek değer hesapları devreye girer. Mal ayrılığı seçilmişse her eşin kendi malı üzerinde hakkı ağırlık kazanır; ancak somut olaya göre katkı payı, sebepsiz zenginleşme veya başka alacak tartışmaları yine gündeme gelebilir.
Ölüm halinde ise konu yalnızca miras hukukuyla sınırlı değildir. Önce mal rejiminin tasfiyesi yapılır, sonra kalan tereke üzerinden miras paylaşımı değerlendirilir. Bu nedenle evlilik sözleşmesi, mirasçıların payını dolaylı olarak etkileyebilir. Özellikle önceki evlilikten çocukların bulunduğu ailelerde bu konu kritik hale gelir.
İstanbul’da yüksek değerli konutlar, ticari işletmeler ve aile şirketleri bakımından yanlış kurulan bir mal rejimi planlaması, hem boşanma hem de miras dosyalarında uzun süren uyuşmazlıklara neden olabilir. İstanbul avukat desteğiyle önceden hazırlanmış teknik bir planlama, sonradan ortaya çıkan “bu daire kimin hesabına girecek?” sorusunu büyük ölçüde sadeleştirir.
Evlilik sözleşmesi hazırlarken hangi belgeler ve hangi strateji gerekir?
Evlilik sözleşmesi hazırlanırken yalnızca kimlik kartı ile notere gitmek çoğu dosyada yeterli düşünülse de stratejik olarak daha kapsamlı hazırlık gerekir. Doğru sözleşme, tarafların mal tablosunu ve risklerini gerçekçi biçimde yansıtmalıdır.
Pratikte yararlı olan belgeler şunlardır:
- Kimlik ve medeni hal bilgileri
- Taşınmaz kayıtları ve tapu belgeleri
- Şirket ortaklık yapısını gösteren evraklar
- Kredi ve borç yükünü gösteren belgeler
- Miras veya bağış yoluyla gelen mallara ilişkin kayıtlar
- Mevcut araç, mevduat, yatırım ve altın dökümleri
Bu belgeler her zaman noterde tek tek sunulmak zorunda olmayabilir; ancak avukatlık değerlendirmesi açısından son derece önemlidir. Uygulamada görüyoruz ki ispat sorunu, çoğu zaman hakkın kendisinden daha büyük hale gelmektedir. Bir malın kişisel mal olduğunu söylemek ile bunu yıllar sonra belgelemek aynı şey değildir.
Sağlıklı bir strateji için şu yaklaşım önerilir:
- Önce aile yapısı ve ekonomik riskler belirlenir.
- Sonra mal rejimi tercihi teknik olarak kıyaslanır.
- Sözleşme yalnızca bugünü değil, 5-10 yıllık ihtimalleri de gözetir.
- Gerekirse miras planlaması ve aile konutu etkisi ayrıca değerlendirilir.
- Tüm süreç yazılı belge ve hukuki görüşle desteklenir.
Sık sorulan soruların kısa değil, net cevapları nelerdir?
Evlilik sözleşmesi notersiz yapılırsa geçerli olur mu?
Kural olarak hayır. TMK m. 205 gereğince mal rejimi sözleşmesinin noterde düzenleme veya onaylama şeklinde yapılması gerekir. Sadece tarafların kendi aralarında imzaladığı bir belge, çoğu durumda geçerli mal rejimi sözleşmesi olarak kabul edilmez. Bu nedenle internette bulunan hazır metinlerin imzalanması, ileride dava çıktığında ciddi ispat ve geçerlilik sorunu doğurabilir. Özellikle İstanbul gibi malvarlığı değerlerinin yüksek olduğu uyuşmazlıklarda bu hata çok pahalı sonuçlar doğurur.
Evlilikten sonra mal ayrılığına geçilebilir mi?
Evet, geçilebilir. TMK m. 203, eşlerin evlenmeden önce veya sonra mal rejimi sözleşmesi yapabileceğini düzenler. Ancak sonradan yapılan değişiklik, hangi tarihten itibaren hüküm doğuracak, daha önce edinilen mallar nasıl değerlendirilecek ve tasfiye anında hangi hesaplama yapılacak gibi teknik sorular yaratır. Bu yüzden yalnızca “sonradan mal ayrılığı yaptık” demek yetmez; sözleşmenin tarihi, içeriği ve ekonomik etkisi birlikte değerlendirilmelidir.
Evlilik sözleşmesi nafaka ve velayeti de belirler mi?
Hayır, doğrudan ve sınırsız biçimde belirlemez. Mal rejimi sözleşmesi esas olarak malvarlığı ilişkisini düzenler. Nafaka, velayet, çocukla kişisel ilişki ve kamu düzenine ilişkin alanlarda hâkimin denetimi ve kanunun emredici hükümleri devrededir. Taraflar bazı beklentilerini yazıya dökse bile bu hükümler her zaman bağlayıcı sonuç doğurmaz. Bu nedenle mal rejimi sözleşmesini boşanma protokolüyle karıştırmamak gerekir.
Şirket hisseleri olan biri için hangi rejim daha uygundur?
Her olayda aynı cevap verilemez. Şirket hisselerinin edinim tarihi, şirketin aileden mi geldiği, evlilikten önce mi sonra mı alındığı, gelirlerin nasıl kullanıldığı ve eşin katkısının niteliği sonucu değiştirir. Bazı dosyalarda mal ayrılığı daha koruyucu olurken, bazı dosyalarda paylaşmalı mal ayrılığı veya yasal rejim daha dengeli sonuç verebilir. Büromuzda sıkça karşılaştığımız ticari dosyalarda sözleşme, yalnızca hisseleri değil temettü, sermaye artırımı ve borç riskini de düşünerek hazırlanmalıdır.
Evlilik sözleşmesi yapmadan da mallar korunabilir mi?
Bazı durumlarda evet, ancak bu her zaman yeterli olmaz. Kanun zaten kişisel malları belirli ölçüde korur; örneğin miras yoluyla gelen mallar veya bazı kişisel kullanım eşyaları farklı değerlendirilebilir. Fakat kişisel mal iddiasının yıllar sonra ispatı zorlaşabilir. Ayrıca aile konutu, ortak ödemeler, kredi katkıları ve değer artışları işin içine girdiğinde tablo karmaşıklaşır. Bu yüzden “nasıl olsa kanun korur” yaklaşımı yerine, belgelendirilmiş ve resmi şekilde kurulmuş bir planlama çok daha güvenlidir.
Bu konuda hukuki destek almak için bizimle iletişime geçin.
Leave A Comment