Çalışanların en sık yaşadığı sorunlardan biri, maaş bordrosunda veya banka hesabında beklenmedik kesintiler görmeleridir. Bazen avans mahsup edildiği söylenir, bazen performans düşüklüğü gerekçe gösterilir, bazen de işyerine verilen zarar iddiasıyla ücret azaltılır. Ancak iş hukukunda ücret, işçinin en temel hakkıdır ve işveren bu alana sınırsız şekilde müdahale edemez.
Uygulamada birçok işçi, “işveren kesinti yaptıysa mutlaka hakkı vardır” düşüncesiyle sessiz kalmaktadır. Oysa her kesinti hukuka uygun değildir. Kanunda açıkça düzenlenmeyen, işçinin yazılı onayına dayanmayan ya da disiplin süreci doğru işletilmeden yapılan kesintiler, sonradan işveren aleyhine ücret alacağı uyuşmazlığına dönüşebilir.
İşveren maaştan istediği kesintiyi yapabilir mi?
Hayır, yapamaz. 4857 sayılı İş Kanunu m.32 gereği ücret işçinin hakkıdır ve işverenin bunu keyfi biçimde azaltması mümkün değildir. İşveren ancak kanundan, sözleşmeden veya işçinin açık rızasından doğan belirli hallerde kesinti yapabilir.
Örneğin vergi, SGK primi, icra kesintisi gibi yasal kesintiler mümkündür. Buna karşılık “bu ay satış düşük geçti”, “müşteri şikâyeti oldu”, “kasada açık çıktı” gibi gerekçelerle doğrudan ücret düşürülmesi çoğu durumda hukuka aykırıdır. İşverenin zararı varsa bunu otomatik olarak maaştan mahsup etmesi değil, belirli koşulları sağlaması gerekir.
Ücret kesme cezası hangi şartlarda uygulanabilir?
Evet, bazı durumlarda uygulanabilir; ancak çok sıkı kurallara tabidir. İş Kanunu m.38 uyarınca işveren, toplu iş sözleşmesi veya iş sözleşmesinde açık hüküm varsa disiplin cezası olarak ücret kesme yoluna gidebilir. Ancak bunun da sınırları vardır.
- Kesinti nedeni önceden belirli olmalıdır.
- İşçiye sebep açıkça bildirilmelidir.
- Bir ayda yapılacak ücret kesme cezası iki gündelikten fazla olamaz.
- Kesilen tutarlar doğrudan işverenin kazancı olamaz, mevzuata uygun şekilde kullanılmalıdır.
Yani işverenin “ceza kestim” demesi tek başına yeterli değildir. Sözleşmede dayanak yoksa veya sınırlar aşılmışsa yapılan kesinti geçersiz sayılabilir.
İşçiden zarar nedeniyle ücret kesilebilir mi?
Her durumda hayır. İşveren, işçinin kusuruyla zarar doğduğunu ileri sürse bile bunu doğrudan maaştan düşemez. Önce zararın gerçekten oluştuğunu, işçinin kusurunu ve kesilecek miktarın hukuki temelini ortaya koyması gerekir.
Özellikle kasa açığı, ekipman kırılması, stok eksilmesi veya müşteri iadesi gibi durumlarda işverenler doğrudan bordrodan kesinti yoluna gitmektedir. Oysa işçinin açık ve yazılı onayı yoksa veya kesinleşmiş bir sorumluluk durumu bulunmuyorsa, bu kesintiler çoğu dosyada tartışmalı hale gelir.
İşçi hukuka aykırı kesintiye karşı ne yapabilir?
Evet, işçi itiraz edebilir ve ücret farkını talep edebilir. Öncelikle bordro, banka kaydı ve işyeri yazışmaları saklanmalıdır. Ardından işverene yazılı başvuru yapılabilir, sonuç alınamazsa zorunlu arabuluculuk ve dava süreci başlatılabilir.
İşçinin başlıca hakları şunlar olabilir:
- Haksız kesilen ücret farkını isteme,
- Ücret alacağı için faiz talep etme,
- Arabuluculuk başvurusu yapma,
- Şartları varsa haklı nedenle fesih yapma,
- Kıdem tazminatı ve diğer işçilik alacaklarını talep etme.
Eğer kesintiler süreklilik kazanmışsa ve işçinin ücretini esaslı biçimde düşürüyorsa, bu durum 4857 sayılı İş Kanunu m.24/II-e kapsamında haklı fesih tartışmasını da gündeme getirebilir.
İmzalı bordro varsa kesintiye rağmen dava açılabilir mi?
Evet, açılabilir. Ancak bordro işveren lehine güçlü delil olduğundan, işçi bordronun gerçeği yansıtmadığını veya kesintinin hukuka aykırı olduğunu destekleyici delillerle göstermelidir. Banka hesabına yatan tutar, yazışmalar ve tanık anlatımları burada önem kazanır.
Örneğin bordroda “ceza kesintisi” yazmasına rağmen işçiye sebep bildirilmemişse veya kesinti kanuni sınırı aşmışsa, bordro tek başına işvereni kurtarmayabilir. Mahkeme fiili ödeme düzenine ve kesintinin hukuki dayanağına bakar.
Ücret kesintisi nedeniyle haklı fesih yapılabilir mi?
Evet, bazı durumlarda yapılabilir. İşveren ücretin önemli bir kısmını sürekli ve hukuka aykırı biçimde kesiyorsa, bu işçi açısından ücretin sözleşmeye uygun ödenmemesi anlamına gelebilir. Böyle bir durumda işçi haklı nedenle fesih yoluna başvurabilir.
Ancak fesih kararı verilmeden önce şu noktalar dikkatle değerlendirilmelidir:
- Kesinti tek seferlik mi yoksa süreklilik gösteriyor mu?
- Kesintinin yazılı ve yasal dayanağı var mı?
- Gerçek ücret ile fiili ödeme arasındaki fark açık mı?
- Deliller yeterince güçlü mü?
Yanlış zamanda veya eksik delille yapılan fesih, işveren tarafından istifa gibi gösterilmeye çalışılabilir. Bu nedenle süreç çoğu zaman profesyonel hukuki değerlendirme gerektirir.
Sık Sorulan Sorular
Prim kesintisi de ücret kesintisi sayılır mı?
Eğer prim düzenli, öngörülebilir ve ücretin parçası haline gelmişse, keyfi şekilde azaltılması uyuşmazlık yaratabilir. Her prim kesintisi otomatik olarak hukuka uygun değildir.
İşveren kasadaki açığı maaştan düşebilir mi?
Her zaman hayır. Açığın neden kaynaklandığı, işçinin kusuru ve kesinti için yazılı onay olup olmadığı önemlidir.
Ücret kesme cezası sınırsız uygulanabilir mi?
Hayır. İş Kanunu m.38 gereği aylık kesinti iki gündelik sınırını aşamaz ve usul şartlarına uyulmalıdır.
Kesilen ücret için dava açma süresi var mı?
Evet. Ücret alacaklarında kural olarak 5 yıllık zamanaşımı uygulanır. Bu nedenle işçinin çok geç kalmaması önemlidir.
Maaştan yapılan kesintiler, ücret alacağı veya haklı fesih süreci hakkında hukuki destek almak için bizimle iletişime geçin.
Leave A Comment