Kasten Yaralama Şikayete Tabi mi? 2026 İstanbul Rehberi

//Kasten Yaralama Şikayete Tabi mi? 2026 İstanbul Rehberi

Kasten Yaralama Şikayete Tabi mi? 2026 İstanbul Rehberi

Kısa Cevap: Kasten yaralama suçu her zaman şikayete tabi değildir. TCK m.86/2 kapsamındaki basit tıbbi müdahaleyle giderilebilecek hafif yaralamalar kural olarak şikayete bağlıyken, TCK m.86/1, m.86/3 ve m.87 kapsamına giren daha ağır veya nitelikli haller çoğunlukla resen soruşturulur.

Yazan: Av. Arı | İstanbul Barosu | Bu makale hukuki bilgilendirme amaçlıdır, danışmanlık yerine geçmez.

Kasten yaralama suçu her durumda şikayete tabi midir?

Hayır, kasten yaralama suçu her durumda şikayete tabi değildir. Asıl ayrım, fiilin TCK m.86/2 kapsamındaki basit yaralama mı yoksa TCK m.86/1, m.86/3 veya m.87 kapsamındaki daha ağır ya da nitelikli bir yaralama mı olduğunda ortaya çıkar. 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu m.86/2 açık biçimde, yaralamanın kişi üzerindeki etkisinin basit bir tıbbi müdahaleyle giderilebilecek ölçüde hafif olması halinde mağdurun şikayeti üzerine soruşturma yapılacağını düzenler.

Problem tam burada başlar. Uygulamada birçok kişi “darp varsa şikayet olmasa da dava açılır” diye düşünürken, bazıları da tam tersine “şikayetimi geri alırsam dosya kapanır” sanır. Oysa bu iki yaklaşım da her dosyada doğru değildir. Özellikle İstanbul gibi büyük şehirlerde aile içi tartışmalar, trafikte yaşanan fiziksel temaslar, işyeri gerilimleri ve komşu uyuşmazlıkları nedeniyle açılan dosyalarda suçun niteliği ilk aşamada yanlış değerlendirilebilmektedir.

Agitation kısmı önemlidir; çünkü yanlış değerlendirme mağdur açısından 6 aylık şikayet süresinin kaçırılmasına, şüpheli açısından ise şikayetten vazgeçme ile dosyanın düşeceği yönünde hatalı güven oluşmasına yol açabilir. Çözüm ise olayın tıbbi rapor, olay yeri koşulları, kullanılan araç, tarafların ilişkisi ve yaralanmanın derecesi üzerinden teknik biçimde sınıflandırılmasıdır. Büromuzda sıkça karşılaştığımız dosyalarda, ilk bakışta basit görülen bir yaralamanın sonradan silahla işlenmiş nitelikli hal veya kemik kırığı nedeniyle ağırlaşmış yaralama kapsamında değerlendirildiğini görüyoruz.

Hangi yaralama halleri şikayete tabidir?

Evet, basit tıbbi müdahaleyle giderilebilecek ölçüde hafif yaralamalar kural olarak şikayete tabidir. TCK m.86/2’ye göre, fiilin mağdur üzerindeki etkisi hafifse soruşturma mağdurun şikayeti üzerine yürütülür. Buradaki temel ölçüt, adli raporda yaralanmanın basit tıbbi müdahaleyle giderilebilir nitelikte olup olmadığıdır. Her morluk, her kızarıklık veya her temas otomatik olarak aynı sonuca götürmez; adli tıp değerlendirmesi belirleyici olur.

Uygulamada görüyoruz ki taraflar çoğu zaman “hastaneye gittim, rapor aldım, demek ki ağır suç” diye düşünmektedir. Oysa rapor alınmış olması tek başına suçun resen takip edildiği anlamına gelmez. Raporun içeriğinde yaralanmanın BTM ile giderilebilir olup olmadığı, kemik kırığı bulunup bulunmadığı, hayati tehlike veya yüzde sabit iz gibi sonuçların varlığı önem taşır.

Şikayete tabi yaralamalarda TCK m.73 devreye girer. Buna göre, soruşturulması ve kovuşturulması şikayete bağlı suçlarda yetkili kişi altı ay içinde şikayette bulunmazsa soruşturma ve kovuşturma yapılamaz. Süre, fiilin ve failin öğrenildiği tarihten itibaren işlemeye başlar. İstanbul ceza avukatı desteği burada özellikle önemlidir; çünkü kimi dosyada fail açıkça belliyken kimi dosyada kamera görüntüsü, tanık anlatımı veya araç plakasıyla fail sonradan tespit edilir. Sürenin başlangıcı da buna göre değişebilir.

Hangi yaralama halleri savcılık tarafından resen soruşturulur?

Evet, ağır veya nitelikli yaralama halleri çoğu durumda savcılık tarafından resen soruşturulur. TCK m.86/1 kapsamındaki temel kasten yaralama suçu zaten bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası öngörür ve şikayet şartına bağlanmamıştır. Ayrıca TCK m.86/3 uyarınca üstsoya, altsoya, eşe, boşandığı eşe veya kardeşe karşı; kendisini savunamayacak kişiye karşı; kamu görevi nedeniyle; kamu görevlisinin nüfuzu kötüye kullanılarak veya silahla işlenen yaralamalarda “şikayet aranmaksızın” ceza artırılır.

Bu hüküm çok kritiktir. Yani normalde hafif görünse bile, yaralama fiili örneğin eşe karşı veya silahla işlenmişse artık yalnızca “hafif darp” mantığıyla değerlendirilmez. Yargıtay 3. Ceza Dairesi, 2014/8141 E., 2014/30284 K. sayılı kararında eşe karşı işlenen kasten yaralama suçunda takibin şikayete tabi olmadığını açıkça vurgulamıştır. Benzer şekilde Yargıtay 3. Ceza Dairesi, 2012/29520 E., 2013/30815 K. sayılı kararında öğretmenin öğrencisini yaralaması olayında TCK m.86/3-d kapsamında kamu görevlisinin sahip bulunduğu nüfuzun kötüye kullanılması nedeniyle suçun şikayete tabi olmadığını belirtmiştir.

Agitation tarafı şudur: mağdur bazen korku, aile baskısı veya ekonomik bağımlılık nedeniyle şikayetini geri almak ister; şüpheli taraf da dosyanın kapanacağını düşünür. Oysa resen takip edilen dosyalarda şikayetten vazgeçme her zaman davayı sona erdirmez. Özellikle aile içi şiddet, silahla yaralama ve kamu görevi nedeniyle işlenen yaralama dosyalarında savcılık kamu düzeni yönünden süreci devam ettirebilir. İstanbul avukat desteği bu aşamada dosyanın usulüne uygun yönetilmesi açısından belirgin fark yaratır.

Şikayet süresi ne kadar ve ne zaman başlar?

Şikayete tabi yaralamalarda süre kural olarak 6 aydır. Bu süre TCK m.73’e göre mağdurun hem fiili hem faili öğrendiği günden itibaren başlar. Eğer mağdur olayı biliyor ama failin kim olduğunu bilmiyorsa, fail öğrenilince süre işlemeye başlar. Ancak olay günü saldırgan açıkça tanınıyorsa “daha sonra karar veririm” yaklaşımı ciddi hak kaybına neden olabilir.

Büromuzda sıkça karşılaştığımız bir sorun, tarafların uzlaşma ihtimali var diye resmi başvuruyu ertelemesidir. Bu strateji bazen büyük risk yaratır. Çünkü şikayete tabi bir yaralamada altı aylık süre geçerse, daha sonra taraflar anlaşamamış olsa bile ceza dosyasını başlatmak mümkün olmayabilir. Uygulamada görüyoruz ki özellikle aile çevresi, işyeri yöneticileri veya ortak tanıdıklar devreye girdiğinde mağdur beklemeye yönlendiriliyor; fakat hukuki takvim beklemiyor.

Çözüm nettir: olaydan hemen sonra adli rapor alınmalı, mümkünse darp izleri fotoğraflanmalı, kamera kayıtlarının silinmemesi için hızlı hareket edilmeli ve şikayet tarihi geciktirilmemelidir. İstanbul ceza avukatı ile hazırlanan dilekçelerde olayın tarihi, saati, delilleri, tanıkları ve failin ne zaman öğrenildiği açıkça yazıldığında süre tartışmaları daha sağlıklı yönetilir.

Kasten yaralamada şikayetten vazgeçme dosyayı düşürür mü?

Hayır, şikayetten vazgeçme her dosyada davayı düşürmez. Eğer dosya TCK m.86/2 kapsamında şikayete bağlı hafif yaralama ise mağdurun şikayetten vazgeçmesi soruşturma veya kovuşturmanın düşmesine yol açabilir. Ancak suç TCK m.86/1, TCK m.86/3 veya TCK m.87 kapsamındaysa, mağdurun vazgeçmesi otomatik olarak dosyanın kapanacağı anlamına gelmez.

Bu ayrım özellikle eşe karşı yaralama, silahla yaralama ve kemik kırığı bulunan olaylarda çok önemlidir. Yargıtay 3. Ceza Dairesi’nin 2019/11354 E., 2019/20041 K. sayılı kararında da eşe karşı kasten yaralama suçunda şikayetten vazgeçme nedeniyle davanın düşürülmesi hukuka aykırı bulunmuştur. Karar, uygulamada en çok karıştırılan noktalardan birini netleştirir: şikayete tabi olmayan yaralama dosyalarında vazgeçme beyanı ceza yargılamasını kendiliğinden sona erdirmez.

Agitation kısmı şudur: bazı mağdurlar baskı altında vazgeçme beyanı verir, sonra kamu davasının bittiğini sanır; bazı şüpheliler ise uzlaşma ile vazgeçmeyi birbirine karıştırır. Oysa çözüm, önce suçun hukuki niteliğini doğru belirlemektir. Ancak o zaman vazgeçmenin hukuki sonucu sağlıklı biçimde öngörülebilir.

Kasten yaralamada uzlaşma mümkün müdür?

Evet, bazı yaralama türlerinde uzlaşma mümkündür. CMK m.253 uyarınca şikayete bağlı suçlar uzlaşma kapsamındadır. Ayrıca şikayete bağlı olup olmadığına bakılmaksızın TCK m.86 kapsamındaki kasten yaralama suçunda üçüncü fıkra hariç uzlaştırma gündeme gelebilir. Bu nedenle birçok dosyada “şikayete tabi değilse uzlaşma da olmaz” düşüncesi eksik bir bilgidir.

Buradaki kritik ayrım şudur: TCK m.86/3 kapsamındaki nitelikli yaralamalar uzlaşma dışında kalır. Buna karşılık bazı TCK m.86/1 dosyalarında, suç şikayete tabi olmasa da CMK m.253 nedeniyle uzlaştırma prosedürü gündeme gelebilir. Bu teknik ayrım uygulamada sıkça gözden kaçar. İstanbul ceza avukatı desteğiyle yürütülen dosyalarda savcılığın uzlaştırmaya sevk edip etmeyeceği, sevk etmişse bunun usulüne uygun yürüyüp yürümediği dikkatle takip edilmelidir.

Uygulamada görüyoruz ki uzlaşma çoğu zaman yalnızca para konuşulan bir alan gibi algılanıyor. Oysa uzlaşma; özür, zarar giderimi, belirli bir edimin yerine getirilmesi veya farklı bir anlaşma modeli ile de sonuçlanabilir. Ancak nitelikli yaralama varsa bu yol her zaman açık değildir. Bu nedenle önce suç tipinin doğru tayini, sonra usul stratejisinin belirlenmesi gerekir.

Ağır sonuç doğuran yaralamalarda şikayet şartı var mı?

Hayır, ağır sonuç doğuran yaralamalarda çoğunlukla şikayet şartı aranmaz. TCK m.87 neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralamayı düzenler. Yaralama mağdurun duyularından veya organlarından birinin işlevinin sürekli zayıflamasına, konuşmasında sürekli zorluğa, yüzünde sabit ize, yaşamını tehlikeye sokan bir duruma veya kemik kırığına yol açarsa ceza önemli ölçüde artar. Daha da ağır hallerde organ işlevinin yitirilmesi, yüzün sürekli değişikliği ya da ölüm gibi sonuçlar gündeme gelebilir.

Bu dosyalarda tarafların “şikayetçi değilim, konu kapansın” yaklaşımı çoğu zaman hukuken yeterli olmaz. Çünkü artık mesele yalnızca iki kişi arasındaki anlık tartışma değil, kamu düzenini ilgilendiren ağır bir ceza soruşturmasıdır. Özellikle İstanbul gibi yoğun nüfuslu bir şehirde trafik, sokak, eğlence mekanı veya aile içi olaylardan sonra alınan ilk adli rapor bazen eksik olur; ilerleyen günlerde kemik kırığı, diş kaybı, sinir hasarı veya yüzde iz gibi ek bulgular ortaya çıkabilir. Bu nedenle ilk rapordan sonra kontrol muayeneleri de önem taşır.

Çözüm açısından en doğru yaklaşım, yaralanmanın gerçek tıbbi etkisi netleşmeden dosyanın hukuki niteliği hakkında kesin varsayımda bulunmamaktır. İstanbul avukat desteği ile hem ceza dosyası hem de gerekiyorsa maddi-manevi tazminat süreci birlikte planlanabilir.

İstanbul’da kasten yaralama dosyasında ilk adım ne olmalıdır?

Evet, doğru ilk adım dosyanın kaderini ciddi biçimde etkiler. Öncelikle olay sonrası gecikmeden devlet hastanesinden veya adli rapor düzenlenebilen sağlık kuruluşundan rapor alınmalıdır. Ardından olayın yeri, zamanı, tanıkları, mesajlar, kamera kayıtları ve kullanılan araç gibi tüm deliller korunmalıdır. Şikayete tabi olup olmadığı henüz bilinmese bile resmi başvuruyu geciktirmemek çoğu zaman en güvenli yoldur.

Büromuzda sıkça karşılaştığımız tablo, mağdurun önce yalnızca karakola sözlü bilgi vermesi, sonrasında rapor almaması veya delilleri telefon değişikliği nedeniyle kaybetmesidir. Bu durum hem soruşturmayı zayıflatır hem de suçun hangi fıkraya girdiğinin ispatını zorlaştırır. İstanbul ceza avukatı desteğiyle hazırlanan kapsamlı başvuru, olayın sıradan bir tartışma mı yoksa resen soruşturulacak nitelikli yaralama mı olduğunu daha baştan görünür kılar.

Özellikle “İstanbul avukat” veya “İstanbul ceza avukatı” arayışı içindeki kişiler için pratik sonuç şudur: şikayet hakkı, uzlaşma ihtimali, şikayetten vazgeçmenin etkisi ve tazminat bağlantısı aynı dosyada birlikte değerlendirilmelidir. Tek bir cümlelik tavsiye çoğu zaman yeterli olmaz; çünkü hukuki sonuç doğrudan olayın detayına bağlıdır.

Sık sorulan sorular

Basit darpta şikayet süresi kaç gündür?

Basit darp olarak anılan ve adli raporda basit tıbbi müdahaleyle giderilebilecek nitelikte değerlendirilen yaralamalarda şikayet süresi genellikle 6 aydır. Bu süre olay tarihinden değil, fiilin ve failin öğrenildiği tarihten başlar. Ancak fail zaten biliniyorsa beklemek risklidir. Delillerin kaybolması, kamera kayıtlarının silinmesi ve tanıkların unutması nedeniyle erken başvuru çoğu zaman daha sağlıklı sonuç verir.

Şikayetçi olmazsam savcılık yine dava açar mı?

Eğer yaralama TCK m.86/2 kapsamındaki hafif yaralama ise kural olarak mağdurun şikayeti gerekir. Buna karşılık TCK m.86/1, m.86/3 veya m.87 kapsamındaki hallerde savcılık resen işlem yapabilir. Özellikle silahla yaralama, eşe karşı yaralama, kemik kırığı veya hayati tehlike gibi durumlarda yalnızca mağdurun iradesi belirleyici olmaz. Dosyanın fıkra bazında analizi bu nedenle çok önemlidir.

Eşe karşı yaralamada şikayeti geri çekmek davayı bitirir mi?

Hayır, her zaman bitirmez. Eşe karşı yaralama TCK m.86/3 kapsamında değerlendirildiğinde şikayet aranmaksızın soruşturma yürütülür. Yargıtay uygulaması da bu yöndedir. Bu nedenle taraflar arasında sonradan barışma olmuş olsa bile kamu davası devam edebilir. Özellikle aile içi şiddet dosyalarında koruma tedbirleri ve ceza soruşturması birbirinden farklı hukuk yolları doğurabilir.

Kasten yaralamada uzlaşma olursa sicil tamamen temiz kalır mı?

Uzlaşma önemli sonuçlar doğurabilir; ancak her dosyada aynı sonuca yol açmaz. Önce suçun uzlaşmaya tabi olup olmadığı belirlenmelidir. Nitelikli yaralama halleri çoğu zaman uzlaşma dışındadır. Uzlaşma sağlandığında kamu davasının açılmaması veya düşmesi mümkün olabilir; fakat bunun adli sicil ve arşiv kaydı üzerindeki etkisi dosyanın aşamasına ve sonuca göre ayrıca değerlendirilmelidir. Tek tip bir cevap vermek doğru olmaz.

Darp raporu sonradan ağırlaşırsa dosyanın niteliği değişir mi?

Evet, değişebilir. İlk raporda hafif görünen bir yaralanma, ilerleyen günlerde kemik kırığı, diş kaybı, sinir hasarı, yüzde sabit iz veya hayati tehlike doğurduğunda TCK m.87 kapsamına yaklaşabilir. Bu durumda şikayete tabi olduğu düşünülen bir dosya sonradan resen takip edilen ağır yaralama boyutuna geçebilir. Bu nedenle kontrol muayeneleri, ek raporlar ve uzman görüşleri ceza dosyasında büyük önem taşır.

Bu konuda hukuki destek almak için bizimle iletişime geçin.

By |2026-07-26T18:03:52+03:00Temmuz 26th, 2026|Ceza Hukuku|0 Comments

About the Author:

Leave A Comment