Konut Dokunulmazlığının İhlali (TCK 116): Eve Zorla Girenin Cezası, Şikayet Süresi ve Yargıtay 2026

//Konut Dokunulmazlığının İhlali (TCK 116): Eve Zorla Girenin Cezası, Şikayet Süresi ve Yargıtay 2026

Konut Dokunulmazlığının İhlali (TCK 116): Eve Zorla Girenin Cezası, Şikayet Süresi ve Yargıtay 2026

Evinize zorla giren, kilidi kırarak içeri dalan ya da ayrı yaşadığınız eşin konutuna hukuksuz yollarla giren bir kişiyle karşılaştınız. Polise gittiğinizde “ailevi mesele” ya da “mülkiyet tartışması” gibi gerekçelerle geri çevrildiğünüzde elinizde hiçbir şey kalmadığını düşünüyorsunuz. Oysa Türk Ceza Kanunu bu durumu açıkça suç olarak düzenlemiştir ve mağdurun şikayetiyle fail cezalandırılabilir. Bu rehberde konut dokunulmazlığının ihlali suçunun (TCK 116) sınırlarını, ceza miktarlarını, şikayet süresini ve tazminat yolunu adım adım anlatıyoruz.

Kısa cevap: Hukuka aykırı olarak ve rıza olmaksızın bir kişinin konutuna giren ya da konutta rızaya aykırı olarak kalan kişi, mağdurun şikayeti üzerine 6 aydan 2 yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılır (TCK 116/1). Fiilin yaralama veya mala zarar verme gibi bir suçla birlikte işlenmesi hâlinde ceza 1 yıldan 3 yıla, ölüm veya cinsel saldırıyla birlikte işlenmesi hâlinde 6 yıldan 10 yıla kadar çıkar. Şikayet süresi fiilin ve failin öğrenilmesinden itibaren 6 aydır.

Konut Dokunulmazlığının İhlali Suçu Nedir? (TCK 116)

Türk Ceza Kanunu’nun 116. maddesi, kişilerin özel yaşam alanlarında güvence içinde olma hakkını korur. Suç iki farklı biçimde işlenebilir: hukuka aykırı olarak ve mağdurun rızası olmadan konuta girmek ya da başlangıçta rızayla girilen konutta rızaya aykırı olarak kalmak. Her iki halde de suç, mağdurun şikayeti üzerine soruşturulur.

Maddenin 2016 yılında 6763 sayılı Kanunla yapılan değişiklikten bu yana üç fıkralık bir yapı vardır ve cezalar fiilin birlikte işlendiği diğer suçlara göre ağırlaşır. Suçun koruduğu hukuki değer yalnızca mülkiyet değil, kişinin sükûnet ve mahremiyetidir; bu nedenle konut kiraya da oturuyor, ev sahibine de ait olsa dokunulmazlık herkes için geçerlidir.

Düzenlemede önemli bir istisna vardır: aile hukukundan doğan bakım yükümlülüğüne dayanan hâller suç kapsamı dışındadır. Bunun anlamı, bakım yükümlüsü bir kişinin bakımını üstlendiği konuta girmesi bu madde cezalandırılmaz; ancak buradan doğan uyuşmazlıklar aile hukuku kuralları içinde çözülür.

TCK 116 Cezası Ne Kadar? Temel Hal ve Nitelikli Haller

Basit hâlde, yani başka bir suçla birleşmeyen izinsiz girme veya rızaya aykırı kalma fiilinde faile 6 aydan 2 yıla kadar hapis cezası verilir. Suç, mağdurun şikayetine tabidir; şikayet yoksa ceza davası açılamaz.

  • Başka bir suçla birlikte işlenmesi (TCK 116/2): Fiilin, konut sahibinin veya birlikte yaşadığı kişilerin vücut dokunulmazlığına ya da malvarlığı değerlerine karşı bir suçun (örneğin yaralama, hırsızlık, mala zarar verme) işlenmesiyle birlikte işlenmesi hâlinde ceza 1 yıldan 3 yıla kadar hapis cezasına çıkar.
  • Ölüm veya cinsel saldırıyla birlikte işlenmesi (TCK 116/3): Fiilin ölüm ya da cinsel saldırı suçlarıyla birlikte işlenmesi hâlinde faile 6 yıldan 10 yıla kadar hapis cezası verilir. Bu, suçun en ağır nitelikli halidir.

Ceza tayininde hâkim, olayın biçimine, failin kastına ve mağdurun konuttaki hukuki durumuna bakar. Örneğin gece vakti kapı kırarak girilmesi ile açık bırakılan kapıdan girilmesi cezayı aynı hapse soksa da infaz aşamasında ve içtihatta farklı değerlendirilebilir.

Hangi Durumlarda Konut Dokunulmazlığı İhlal Edilmiş Olur?

Yargı kararlarına ve uygulamaya bakıldığında bu suçun tipik görünümleri şunlardır:

  • Zorla girme: Kapıyı kırmak, kilidi açmak, camdan atlamak ya da fiziksel kuvvet kullanarak içeri girmek. Kişinin direncini kırarak girmek de (örneğin itekleyerek) zorla girme sayılır.
  • Rızayla girip gitmeme: Misafir olarak evinize gelen ya da birlikte yaşadığı kişinin evinden ayrılması istenen kimsenin çıkması için yapılan talebe rağmen konutta ısrarla kalması.
  • Ev sahibinin kiracıyı fiilen çıkarması: Tahliye kararı olmadan kilidi değiştirmek, eşyaları sokağa atmak, baskı ve şiddetle kiracıyı evden uzaklaştırmaya çalışmak.
  • Ayrı yaşanan eşe ait konuta zorla girme: Boşanma sürecinde ayrı yaşanan ve artık müşterek olmayan konuta eşin rızaya aykırı biçimde girmesi veya girdikten sonra çıkmak istememesi.

Bu örnekler gösteriyor ki suç yalnızca “yabancının eve girmesi” olarak anlaşılmamalı; yakın çevre ve aile içi olaylarda da sık karşılaşılan bir suçtur. Ancak aile içi olaylarda bakım yükümlülüğü istisnası ve olayın hangi konutta gerçekleştiği titizlikle incelenmelidir; bu tür dosyalarda değerlendirme olaya özgüdür.

Konut Dokunulmazlığının İhlali Şikayete Tabi mi? Süreler ve Zamanaşımı

Evet, suç şikayete tabidir. Şikayet süresi, mağdurun fiili ve faili öğrenmesinden itibaren 6 aydır ve her hâlde fiilin işlenmesinden itibaren zamanaşımı süresinin geçmesiyle şikayet hakkı düşer. Sürenin hesabında öğrenme tarihinin belirlenmesi kritiktir; failin kim olduğu sonradan öğrenilmişse süre o tarihten itibaren işlemeye başlar.

Şikayet, en yakın polis merkezi veya jandarma karakolu üzerinden ya da doğrudan cumhuriyet savcılığına yapılabileceği gibi e-Devlet üzerinden adli suç duyurusu kanalıyla da iletilebilir. İstanbul gibi büyük illerde, olay yerindeki emniyet müdürlüğüne başvurmak ve tutanağın bir örneğini almak sürecin sağlam yürütülmesi açısından önemlidir.

Şikayetten vazgeçme durumunda davayla ilgili olarak yeni bir şikayet hakkı doğmaz. Şikayetin geri alınması, ceza davasının düşmesiyle sonuçlanır; ancak mağdurun suçtan kaynaklanan tazminat hakkı her koşulda saklı kalır.

Ev Sahibi Kiracısını Zorla Çıkarabilir mi? Yargıtay’ın Yaklaşımı

Uygulamada en sık görülen yanılgı, “ev benim, istediğim zaman girerim” düşüncesidir. Yargıtay 14. Ceza Dairesinin yerleşik içtihatlarında, kiralanan konutun dokunulmazlığının kiracıya ait olduğu ve tahliye kararı ya da kiracının rızası olmaksızın ev sahibinin konuta girmesinin veya kiracıyı fiilen çıkarmaya çalışmasının TCK 116 kapsamında kaldığı kabul edilmektedir. Yani mülkiyet hakkı, kira sözleşmesi süresince kiracının konut dokunulmazlığını ortadan kaldırmaz.

Buna karşılık ev sahibi, kira hukukunun öngördüğü yolları kullanmalıdır: kira sözleşmesini feshetmek, tahliye davası açmak veya tahliye taahhüdünün icrasını talep etmek. Bu yolların dışına çıkıp kilit değiştirmek, eşya taşımak, baskı uygulamak hem ceza sorumluluğu hem de kiracının uğradığı zararların tazmini yükümlülüğü doğurur. Kiracı da böyle bir olay yaşadığında olayı anında belgelemeli (fotoğraf, tanık, kamera kaydı) ve süresi içinde şikayette bulunmalıdır.

Şikayet ve Dava Süreci Nasıl İşler?

Süreç, mağdurun şikayet başvurusuyla başlar ve tipik olarak şu aşamalardan geçer:

  1. Suç duyurusu: Karakol, cumhuriyet savcılığı veya e-Devlet kanalıyla olayın anlatılması. Başvuruda tarih, saat, yer ve tanık bilgilerini içeren net bir anlatım çok önemlidir.
  2. Soruşturma: Savcılık, ifade alınması, kamera kayıtlarının istenmesi, tanık beyanları ve gerekirse keşif ile delilleri toplar. Şikayet süresi içinde başvuru yapılmışsa soruşturma derinleşir.
  3. İddianame veya takipsizlik: Yeterli şüphe varsa iddianame düzenlenir ve dava açılır; delil yetersizse takipsizlik kararı çıkar. Takipsizliğe karşı itiraz yolu açıktır.
  4. Kamu davası: Ağır ceza mahkemesi ya da asliye ceza mahkemesi nezdinde yargılama yapılır; mağdur katılan sıfatıyla davaya katılabilir ve tazminat davasını ayrıca açabilir.

Dosyanın sağlam olması için en değerli deliller; apartman ve cep kamerası kayıtları, kırık kilit veya kapı fotoğrafları, mesajlaşma kayıtları, tanık beyanları ve olayın hemen ardından tutulan karakol tutanağıdır. Delillerin kaybolma riskine karşı başvurunun geciktirilmesi önerilmez.

Konut Dokunulmazlığı İhlalinde Tazminat Davası

Ceza süreci faile hapis cezası getirse de mağdurun zararlarını karşılamaz. TCK 116 kapsamındaki fiiller, aynı zamanda haksız fiil niteliği taşıdığı için mağdur maddi ve manevi tazminat davası açabilir. Ceza davasından ayrı olarak genel mahkemelerde görülen bu dava, ceza dosyasındaki delillerden büyük ölçüde yararlanır.

Maddi tazminat kapsamına kırılan kapı ve kilit, zarar gören eşyalar, kiracının eşyalarının sokağa atılması hâlinde doğan zararlar, taşınma masrafları gibi somut kalemler girer. Manevi tazminat ise evin özel yaşam alanı olmasından kaynaklanan güven ve huzurunun ihlalinin karşılığıdır; mahkeme, olayın niteliğini, nasıl gerçekleştiğini ve tarafların durumunu dikkate alarak miktarı belirler. Tazminat davasının zamanaşımı, fiilin öğrenilmesinden itibaren işler; bu nedenle süre yönetimi de bir avukat desteğiyle planlanmalıdır.

Mağdurun Dikkat Etmesi Gereken Noktalar

  • 6 aylık şikayet süresini kaçırmayın: Süre, olayın ve failin öğrenildiği tarihten işlemeye başlar; geç başvuru davayı düşürür.
  • Anında belgeleyin: Fotoğraf, kamera görüntüsü, tanık ve mesaj kayıtları hem ceza hem tazminat sürecinin omurgasıdır.
  • Kendi kuvvet uygulamasına geçmeyin: Faili çıkarmaya çalışırken sınırın aşılması ters tepip size sorumluluk doğurabilir; kolluk çağırmak en güvenli yoldur.
  • Aile içi olaylarda hukuki değerlendirme yaptırın: Bakım yükümlülüğü istisnası ve konutun kimin kullanımında olduğu gibi noktalar dosyanın kaderini belirler.
  • Ceza ve tazminat süreçlerini birlikte planlayın: Ceza dosyasındaki tespitler tazminat davasında kullanılabilir; iki süreç koordineli yürütülmelidir.

Yazan: Av. Arı | İstanbul Barosu. Bu içerik genel bilgilendirme amaçlıdır; yaşanan olaya özgü hukuki değerlendirme için avukatınızla görüşün.

Sık Sorulan Sorular

Evin izinsiz giren kişiye karşı doğrudan dava açabilir miyim?

Öncelikle şikayet hakkınızı kullanmanız gerekir; suç şikayete tabi olduğu için 6 ay içinde karakol, cumhuriyet savcılığı veya e-Devlet üzerinden suç duyurusunda bulunmalısınız. Savcılık delilleri topladıktan sonra yeterli şüphe oluşursa iddianame düzenler ve kamu davası açılır. Bu sürecin yanında, uğradığınız maddi ve manevi zararlar için ayrı bir tazminat davası da açabilirsiniz. Her iki sürecin koordineli yürütülmesi, ceza dosyasında toplanan delillerin tazminat davasında da kullanılabilmesi açısından avantaj sağlar. Başvuruyu geciktirmek hem şikayet süresini hem de delillerin gücünü olumsuz etkiler.

Ev sahibi kendi evi olsa bile kiracının bulunduğu konuta girebilir mi?

Hayır. Kira ilişkisi devam ettiği sürece konutun kullanım hakkı ve dolayısıyla konut dokunulmazlığı kiracıya aittir. Yargıtay 14. Ceza Dairesinin yerleşik içtihatlarında, tahliye kararı ya da kiracının rızası bulunmaksızın ev sahibinin konuta girmesi veya kiracıyı fiilen çıkarmaya çalışması konut dokunulmazlığını ihlal olarak değerlendirilmektedir. Ev sahibinin meşru yolu, kira hukukuna uygun biçimde fesih ve tahliye davası açmaktır. Kilit değiştirmek, eşyayı dışarı taşımak veya baskı uygulamak hem ceza sorumluluğu hem tazminat yükümlülüğü doğurur. Mülkiyet hakkı, kira sözleşmesi süresince kiracının dokunulmazlığını ortadan kaldırmaz.

Eşim ayrı yaşadığımız eve izinsiz girdi; suç oluşur mu?

Olayın ayrıntılarına göre değişir ve bu tür dosyalar en çok tartışılan grup arasındadır. Eşin hukuken artık kullanmadığı, size tahsis edilmiş bir konuta rızanız dışında girmesi veya çıkmayı reddetmesi doktrin ve içtihatlarda genellikle suç olarak değerlendirilmektedir. Buna karşılık olayın gerçekleştiği konut hâlâ müşterek yaşamın sürdüğü yerse veya bakım yükümlülüğünün yerine getirilmesine dayanan bir durum varsa madde metnindeki istisna uygulanabilir. Ayrıca fiilin başka bir suçla birlikte işlenmesi cezayı ağırlaştırır. Bu nedenle boşanma veya ayrılık sürecindeki olaylarda mutlaka somut dosya üzerinden hukuki değerlendirme yapılması gerekir.

Şikayet süresi geçtikten sonra başka bir hakkim var mı?

Şikayet süresi geçtikten sonra ceza soruşturması başlatılamaz; şikayete tabi suçlarda bu süre 6 aydır ve hakim tarafından resen gözetilir. Ancak ceza yolunun kapanması tüm haklarınızın tükendiği anlamına gelmez. Fiil haksız eylem niteliği taşıdığı için genel hukuk kurallarına dayanarak maddi ve manevi tazminat davası açma imkânınız bulunur; tazminat davasının kendi zamanaşımı süresi ayrıca işler. Yine de tazminat yolunda da süreyi ve delilleri kaybetmemek için başvurunun geciktirilmemesi önemlidir. Hangi yolun açık olduğu, olayın tarihine ve delil durumuna göre bir avukatla netleştirilmelidir.

Konut dokunulmazlığı suçu hangi mahkemede yargılanır?

Basit hâlde işlenen konut dokunulmazlığının ihlali, asliye ceza mahkemesinde yargılanır; suçun nitelikli halleri de kural olarak yine asliye ceza mahkemesinin görev alanındadır. Görev, uyuşmazlığın çözümünde iddianamenin kabul edildiği mahkeme ve maddi olayın niteliğine göre belirlenir. Yargılama sırasında mağdur, katılan sıfatıyla duruşmalara katılabilir, delil gösterebilir ve vekili aracılığıyla taleplerde bulunabilir. Yer bakımından kural, suçun işlendiği yer mahkemesinin yetkili olduğudur; yani olayın geçtiği konutun bulunduğu ilçedeki mahkeme dosyaya bakar. Sürecin aktif takibi, hem ceza sonucu hem de tazminat davası için önemli avantaj sağlar.

Tazminat davasında ne tür zararlar talep edilebilir?

Maddi tazminat kapsamında kırılan kapı ve kilit onarım giderleri, zarar gören veya kaybolan eşyaların değeri, kiracının eşyalarının dışarıya atılması hâlinde doğan taşınma ve depolama masrafları, varsa gelir kaybı gibi somut biçimde belgelenebilen tüm zararlar talep edilebilir. Manevi tazminat ise kişinin özel yaşam alanındaki huzur ve güven duygusunun ihlalinden doğan manevi zararın karşılığıdır; mahkeme olayın ağırlığını, işleniş biçimini ve tarafların durumunu dikkate alarak uygun bir miktar belirler. Zarar kalemlerinin fatura, fotoğraf ve ekspertiz raporlarıyla desteklenmesi tazminatın kapsamını doğrudan etkiler. Ceza dosyasındaki tespitler bu davada güçlü delil olarak kullanılabilir.

Konut Dokunulmazlığı İhlalinde Hukuki Destek

Konut dokunulmazlığının ihlali dosyaları, gözüktüğünden daha teknikdir: şikayet süresi, rıza ve istisna değerlendirmesi, suçun başka fiillerle ilişkisi ve tazminatın kapsamı birçok noktada süreç yön değiştirebilir. Evinize veya işyerinize yönelik böyle bir olay yaşadıysanız, sürecin başından itibaren profesyonel destek almak hem ceza hem tazminat haklarınızın kaybolmaması için en güvenli yoldur. Detaylı değerlendirme ve dosyanızın incelenmesi için iletişim sayfamızdan bize ulaşabilirsiniz.

By |2026-10-22T18:07:20+03:00Ekim 22nd, 2026|Ceza Hukuku|0 Comments

About the Author:

Leave A Comment