Kiracı Eve Zarar Verirse Ev Sahibi Ne Yapmalı? 2026

//Kiracı Eve Zarar Verirse Ev Sahibi Ne Yapmalı? 2026

Kiracı Eve Zarar Verirse Ev Sahibi Ne Yapmalı? 2026

Kısa Cevap: Evet, kiracı kiralananı hor kullanarak zarar verdiyse ev sahibi onarım bedelini, gerekiyorsa tazminatı ve şartları varsa depozitodan mahsup hakkını talep edebilir. Ancak olağan yıpranma ile gerçek zarar birbirinden ayrılmalı; ispat için tutanak, fotoğraf, delil tespiti ve gerektiğinde bilirkişi incelemesi kullanılmalıdır.

Yazan: Av. Arı | İstanbul Barosu | Bu makale hukuki bilgilendirme amaçlıdır, danışmanlık yerine geçmez.

Kiracının tahliye sırasında evi hasarlı bırakması, özellikle büyükşehirlerde en sık karşılaşılan kira uyuşmazlıklarından biridir. İstanbul gibi taşınmaz sirkülasyonunun yoğun olduğu yerlerde, taraflar çoğu zaman tahliye günü birden fazla sorunla karşı karşıya kalır: kırık kapılar, zarar görmüş parkeler, sökülmüş mutfak dolapları, duvarlara verilmiş ağır hasar, eksik teslim edilen demirbaşlar ve iade edilmeyen anahtarlar bunların başında gelir.

Problem tam da burada başlar. Ev sahibi çoğu zaman öfkeyle hemen tadilata girişir; kiracı ise zararın olağan kullanım olduğunu savunur. Agitation aşamasında uyuşmazlık daha da büyür; çünkü onarım yapılınca eski durumun ispatı zorlaşır, depozito tek taraflı tutulunca yeni bir ihtilaf çıkar, WhatsApp yazışmaları delil değeri tartışmalı hale gelir ve sonunda iki taraf da zaman ve para kaybeder. Solution ise usulüne uygun hareket etmektir: zararı doğru sınıflandırmak, delili korumak, depozito ve tazminat hesabını hukuka uygun yapmak ve gerekiyorsa dava veya icra yoluna başvurmaktır.

Büromuzda sıkça karşılaştığımız dosyalarda, asıl sorun zararın varlığından çok nasıl ispatlandığıdır. Uygulamada görüyoruz ki aynı hasar, doğru tutanak ve bilirkişiyle güçlü bir alacağa dönüşebilirken; acele tadilat nedeniyle tamamen ispat dışı da kalabilmektedir. Bu nedenle İstanbul avukat veya İstanbul gayrimenkul avukatı arayan kişiler bakımından süreç yönetimi, en az hasarın kendisi kadar önemlidir.

Evet, kiracı verdiği gerçek zarardan hukuken sorumludur

Evet, kiracı kiralananı sözleşmeye uygun şekilde ve özenle kullanmak zorundadır. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m. 316 uyarınca kiracı, kiralananı özenle kullanmak ve taşınmazda oturan kişilerle komşulara gerekli saygıyı göstermekle yükümlüdür. Aynı şekilde TBK m. 334’e göre kiracı, kiralananı ne durumda teslim aldıysa sözleşmenin sonunda o durumda geri vermekle yükümlüdür; ancak sözleşmeye uygun kullanımdan doğan olağan eskime ve bozulmalardan sorumlu tutulamaz.

Bu iki madde birlikte okunduğunda temel ayrım açık hale gelir: olağan kullanım sonucu oluşan yıpranma kiracının sorumluluğunda değildir; hor kullanım, kasıtlı bozma, sözleşmeye aykırı müdahale veya ihmal sonucu oluşan zarar ise kiracıya yüklenebilir. Örneğin duvar boyasının zamanla matlaşması ile duvarın darbe sonucu kırılması aynı şey değildir. Parkenin yıllar içinde aşınması olağan kabul edilebilir; ancak su sızdıracak şekilde kırılması veya sökülmesi farklı değerlendirilir.

Türk Medeni Kanunu m. 683 de malike, mülkiyet hakkının içeriği kapsamında eşyasını kullanma, yararlanma ve hukuka aykırı müdahalelere karşı korunma hakkı verir. Bu nedenle ev sahibi, kiralanandaki gerçek zararın giderilmesini isteme hakkına sahiptir. Zararın kasıtlı olması halinde ise yalnızca kira hukuku değil, şartları varsa ceza hukuku da devreye girebilir.

Hayır, her bozulma kiracının ödeyeceği zarar sayılmaz

Hayır, tahliye sonrası görülen her eksiklik otomatik olarak kiracıya fatura edilemez. TBK m. 334 açık biçimde olağan eskime ve bozulmalardan kiracının sorumlu olmayacağını söyler. Bu nedenle ev sahibinin ilk yapması gereken şey, normal kullanım izleri ile olağan dışı zararları ayırmaktır.

Olağan yıpranmaya örnek olarak güneş alan perdelerin solması, uzun kullanım sonucu boyada kirlenme, musluk contasının zamanla aşınması veya günlük yaşamın doğal sonucu olan küçük izler gösterilebilir. Buna karşılık kırılmış iç kapılar, delinmiş PVC doğramalar, bilinçli sökülmüş mutfak ekipmanları, aşırı nem veya darbe nedeniyle bozulmuş parkeler, sigara yanıkları, demirbaşların eksik bırakılması gibi haller çoğu olayda olağan kullanım sınırını aşar.

Yargıtay 6. HD, 2015/958 E., 2015/10614 K. sayılı kararında boya badana giderinin, yalnızca olağan kullanımdan kaynaklanması halinde kiracıya yüklenemeyeceğini vurgulamıştır. Bu yaklaşım önemlidir; çünkü uygulamada ev sahipleri tahliye sonrası neredeyse her tadilat kalemini kiracıya yöneltme eğilimindedir. Oysa hukuk, taşınmazın kullanıldıkça yaşlanacağını kabul eder.

Büromuzda sıkça karşılaştığımız uyuşmazlıklarda, en çok hata yapılan alan da budur. Ev sahibi zarar hesabına bütün yenileme masrafını dahil eder; kiracı ise hiçbir kalemi kabul etmez. Oysa doğru yöntem, zarar kalemlerini tek tek incelemek ve yıpranma payını düşerek gerçek alacağı belirlemektir.

Evet, ev sahibi önce delili toplamalı ve hasarı belgelemelidir

Evet, en doğru ilk adım delil toplamaktır. Tahliye günü veya hemen sonrasında ayrıntılı bir teslim tutanağı düzenlenmesi, hasarlı alanların tarihli fotoğraf ve video ile kayda alınması, mümkünse apartman görevlisi, emlak danışmanı veya bağımsız tanıkların imzasının alınması büyük önem taşır. Anahtar teslim saati, sayaç okumaları, eksik demirbaşlar ve hasarlı bölümler tek tek yazılmalıdır.

Kiracı imza atmaktan kaçınıyorsa bu durum da tutanağa geçirilmelidir. Ardından ciddi bir uyuşmazlık bekleniyorsa, Sulh Hukuk Mahkemesi üzerinden delil tespiti istenmesi çoğu zaman en güvenli yoldur. Çünkü tadilat başladıktan sonra eski hasarın kapsamını ispat etmek zorlaşır. Uygulamada görüyoruz ki delil tespiti yapılmadan başlayan onarımlar, sonradan açılacak davalarda ciddi ispat problemleri yaratmaktadır.

Yargıtay 3. HD, 2017/12053 E., 2019/6114 K. sayılı kararında, taşınmazdaki kötü kullanımdan doğan zararın uzman bilirkişiyle ve yıpranma payı düşülerek hesaplanması gerektiğini vurgulamıştır. Bu kararın pratik sonucu şudur: kaba tahminler, genel ifadeler ve taraflı listelemeler çoğu zaman yeterli görülmez. Mahkeme, denetime açık ve teknik bir hesaplama ister.

İstanbul’da özellikle yüksek kira bedelli konut ve rezidans dosyalarında, profesyonel delil yönetimi fark yaratır. İstanbul gayrimenkul avukatı desteği bu noktada, yalnızca dava açmak için değil, dava öncesi ispat zincirini kurmak için de önem taşır.

Evet, depozitodan kesinti yapılabilir; ancak keyfi kesinti yapılamaz

Evet, kiracı gerçek zarar verdiyse güvence bedelinden mahsup gündeme gelebilir. Ancak bu hak sınırsız değildir. TBK m. 342 uyarınca konut ve çatılı işyeri kiralarında güvence üç aylık kira bedelini aşamaz. Para olarak verilen güvence, kiraya verenin onayı olmaksızın çekilmemek üzere vadeli bir tasarruf hesabına yatırılmalıdır; banka ise bu güvenceyi ancak tarafların rızasıyla veya kesinleşmiş icra takibi ya da mahkeme kararına dayanarak serbest bırakabilir.

Bu düzenleme, ev sahibinin tek başına ‘zarar var’ diyerek depozitoyu otomatik biçimde elinde tutmasını engellemeyi amaçlar. Kiraya veren, kira sözleşmesinin sona ermesini izleyen üç ay içinde kiracıya karşı dava açtığını veya icra takibi başlattığını bankaya yazılı olarak bildirmezse, banka kiracının talebi üzerine güvenceyi geri verir. Bu nedenle tahliye sonrası beklemek yerine hızlı hareket edilmesi gerekir.

Yargıtay 6. HD, 2012/15914 E., 2013/9504 K. sayılı kararında depozitonun güncel değerinin gözetilmesi gerektiğine işaret etmiştir. Yine uygulamada sıkça atıf yapılan Yargıtay 3. HD, 2011/14878 E., 2011/19944 K. kararı, sözleşme hükümleri ile tespit edilen zarar kalemlerinin birlikte değerlendirilmesi gerektiğini göstermektedir. Sonuç olarak ev sahibi, gerçek zararı aşıp depozitoyu cezalandırma aracı gibi kullanamaz.

Büromuzda sıkça karşılaştığımız bir başka hata da şudur: ev sahibi önce tüm depozitoyu elden tutar, sonra masrafları belgesiz şekilde ileri sürer. Bu yaklaşım, çoğu zaman karşı davaya veya iade yükümlülüğüne yol açar. Doğru yöntem, faturalanabilir ve ispatlanabilir zarar kadar talepte bulunmaktır.

Evet, zarar depozitoyu aşarsa ayrıca tazminat istenebilir

Evet, hasar bedeli depozito miktarından yüksekse ev sahibi yalnızca depozitoyla yetinmek zorunda değildir. TBK m. 112 genel borca aykırılık hükümleri kapsamında, sözleşmeye aykırılıktan doğan zararların tazmini talep edilebilir. Kiracı sözleşmeye aykırı davranışıyla ev sahibini daha büyük bir zarara uğratmışsa, onarım bedeli, eksik teslim edilen demirbaşların bedeli ve uygun koşullarda mahrum kalınan kira gibi kalemler somut olayın özelliğine göre ileri sürülebilir.

Burada önemli nokta, her masrafın otomatik olarak kabul edilmeyeceğidir. Örneğin ev sahibi, taşınmazı lüks seviyede yenileyip bütün masrafı kiracıya yükleyemez. Eski malzeme ile yeni malzeme arasındaki fark, kullanım süresi, amortisman ve yıpranma dikkate alınmalıdır. Mahkeme çoğu zaman bilirkişi incelemesi ile ‘eski hale getirme bedeli’ üzerinden değerlendirme yapar.

Uygulamada görüyoruz ki gerçek zararın üstüne çıkılarak düzenlenen yüksek talepler, davanın güvenilirliğini zayıflatır. Buna karşılık fotoğraf, fatura, ekspertiz ve bilirkişi desteğiyle hazırlanan ölçülü bir dosya daha güçlü sonuç verir. İstanbul avukat desteği bu nedenle yalnızca dava açma aşamasında değil, zarar hesabının makul kurulmasında da önem taşır.

Evet, kasıtlı tahrip varsa ceza hukuku da gündeme gelebilir

Evet, zarar yalnızca kira ilişkisinden doğan bir borç ihlali olmayabilir; bazı hallerde suç da oluşturabilir. 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu m. 151 uyarınca, başkasının taşınır veya taşınmaz malını kısmen veya tamamen yıkan, tahrip eden, bozan, kullanılamaz hale getiren veya kirleten kişi hakkında mala zarar verme suçu gündeme gelir. Eğer kiracının davranışı bilerek ve isteyerek taşınmazı tahrip etmeye yönelmişse, ev sahibi şikayet yoluna da başvurabilir.

Burada her hasarın suç sayılmayacağı unutulmamalıdır. Ceza hukuku bakımından kast, fiilin niteliği ve zarar verme iradesi önemlidir. Örneğin öfkeyle camların kırılması, kapıların sökülmesi, tesisatın parçalanması veya dairenin kullanılmaz hale getirilmesi çoğu olayda sıradan kira uyuşmazlığının ötesine geçer. Ancak zamanla oluşmuş ihmal ya da teknik arıza her zaman TCK anlamında suç oluşturmaz.

Bu nedenle hem hukuk hem ceza boyutu taşıyan dosyalarda strateji dikkatli kurulmalıdır. Yanlış nitelendirme yapılırsa süreç gereksiz yere uzayabilir. Büromuzda sıkça karşılaştığımız örneklerde, kasıtlı tahrip vakaları hem tazminat davası hem de ceza şikayeti ile birlikte ilerletilmektedir.

Evet, tahliye sonrası izlenecek doğru yol hak kaybını azaltır

Evet, ev sahibinin tahliye sonrası atacağı adımlar sonucu doğrudan etkiler. İlk olarak anahtar teslimi kayıt altına alınmalı, sayaçlar ve demirbaş listesi kontrol edilmelidir. İkinci olarak hasar hemen fotoğraflanmalı ve ayrıntılı tutanak tutulmalıdır. Üçüncü olarak ciddi zarar varsa delil tespiti düşünülmeli; dördüncü olarak onarım faturaları ve teklifleri toplanmalıdır. Son aşamada ise zarar hesabı yapılarak depozitodan mahsup, ihtarname, arabuluculuk veya dava seçenekleri değerlendirilmelidir.

Her olayda aynı yol izlenmez. Zarar küçükse ve kiracı kabul ediyorsa sulh mümkündür. Ancak yüksek meblağlı hasarlarda yalnızca sözlü görüşmeye güvenmek risklidir. Uygulamada görüyoruz ki tahliye gününde atılan bir mesaj çoğu zaman resmi ihtarın yerini tutmaz; buna karşılık düzgün hazırlanmış bir ihtarname ve teknik rapor, dosyanın seyrini değiştirir.

Özellikle İstanbul gibi piyasanın hızlı olduğu yerlerde ev sahibi bir an önce yeni kiracıya geçmek ister. Fakat acele tadilat bazen ispatı zayıflatır. Bu nedenle zaman baskısı ile hukuki gereklilikler arasında doğru denge kurulmalıdır.

Sık Sorulan Sorular

Kiracı duvarları delip ağır hasar bıraktıysa ev sahibi ne isteyebilir?

Ev sahibi, sıradan çivi izlerini değil; olağan kullanım sınırını aşan, duvarın sıva ve boya bütünlüğünü bozan gerçek hasarın giderim bedelini isteyebilir. Burada önemli olan, hasarın kapsamını fotoğraf, tutanak ve mümkünse bilirkişiyle ispat etmektir. Yalnızca tüm evi yeniden lüks şekilde boyatma masrafını istemek çoğu zaman kabul görmez. Mahkeme genellikle eski hale getirme bedeline ve yıpranma payına bakar.

Kiracı anahtarı teslim etti ama ev sahibi sonradan yeni hasarlar bulduğunu söylüyorsa ne olur?

Bu durumda teslim anındaki tutanak çok önemlidir. Eğer anahtar tesliminde hasar kaydı yoksa, ev sahibinin sonradan ileri sürdüğü zararları ispat etmesi zorlaşabilir. Ancak gizli ayıp niteliğinde ve teslim anında hemen fark edilmesi kolay olmayan bir zarar varsa, bu durum ayrıca değerlendirilebilir. En güvenli yol, teslim sırasında tüm odaların görüntülenmesi ve ayrıntılı bir anahtar teslim tutanağı düzenlenmesidir. Uygulamada eksik tutanak, birçok dosyada belirleyici olmaktadır.

Ev sahibi depozitoyu tamamen tuttuysa kiracı hemen dava açabilir mi?

Evet, şartlarına göre kiracı depozitonun iadesi için dava veya icra yoluna başvurabilir. Eğer güvence bankaya yatırılmışsa TBK m. 342’deki prosedür önem taşır; ev sahibi üç ay içinde dava veya takip açtığını bankaya bildirmezse kiracı bankadan iade isteyebilir. Elden verilen depozitoda ise ispat sorunları daha sık çıkar. Bu yüzden ödeme belgesi, sözleşme hükmü, mesaj kayıtları ve teslim tutanağı birlikte değerlendirilmelidir.

Kiracı kasıtlı olarak kapıları kırdıysa sadece tazminat mı istenir?

Hayır, olayın niteliğine göre yalnızca tazminat değil, ceza şikayeti de gündeme gelebilir. Kasıtlı kırma, sökme, kullanılamaz hale getirme gibi fiiller TCK m. 151 kapsamında mala zarar verme suçunu oluşturabilir. Ancak ceza süreci ile hukuk davası aynı şey değildir; birinde cezai sorumluluk, diğerinde maddi zarar incelenir. Bu nedenle deliller iki süreç açısından da dikkatle toplanmalıdır. Özellikle kasıt unsuru varsa sadece kira hukuku çerçevesinde kalmak eksik olabilir.

Ev sahibi tadilatı hemen yaptırdıysa artık zarar ispat edilemez mi?

Hayır, tamamen imkansız hale gelmez; ancak ispat ciddi biçimde zorlaşır. Tadilat öncesi tarihli fotoğraflar, video kayıtları, tanık anlatımları, ustadan alınan ilk tespitler, eksper raporları ve yazılı mesajlar yine kullanılabilir. Buna rağmen en güçlü yöntem, onarım başlamadan önce delil tespiti yaptırmaktır. Büromuzda sıkça karşılaştığımız örneklerde, acele yenileme kararı ev sahibinin haklı olduğu dosyalarda bile alacak miktarının düşmesine neden olabilmektedir.

Bu konuda hukuki destek almak için bizimle iletişime geçin.

By |2026-07-23T13:03:00+03:00Temmuz 23rd, 2026|Gayrimenkul Hukuku|0 Comments

About the Author:

Leave A Comment