Kişisel İlişki Kararına Uyulmazsa Ne Olur? 2026 İstanbul Rehberi

//Kişisel İlişki Kararına Uyulmazsa Ne Olur? 2026 İstanbul Rehberi

Kişisel İlişki Kararına Uyulmazsa Ne Olur? 2026 İstanbul Rehberi

Kısa Cevap: Kişisel ilişki kararına uyulmaması, sadece eski sistemdeki gibi icra dosyası meselesi değildir. 2026 itibarıyla çocukla görüşme kararını engelleyen ebeveyn hakkında 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu m. 41/F kapsamında disiplin hapsi gündeme gelebilir; ihlal süreklilik kazanırsa TMK m. 182 ve m. 183 çerçevesinde velayetin değiştirilmesi de tartışılabilir. Özellikle İstanbul’da çocuk görüşme merkezi uygulaması nedeniyle doğru başvuru yolu ve delil hazırlığı belirleyici hale gelmiştir.

Yazan: Av. Arı | İstanbul Barosu | Bu makale hukuki bilgilendirme amaçlıdır, danışmanlık yerine geçmez.

Kişisel ilişki kararına uyulmaması, boşanma sonrası en sık yaşanan aile hukuku sorunlarından biridir. Mahkeme kararında hafta sonu, bayram, yaz tatili veya belirli günler için çocukla görüşme düzeni kurulmasına rağmen çocuğun teslim edilmemesi, adres bilgisinin saklanması, son anda mazeret üretilmesi ya da çocuğun görüşmeye sistematik biçimde hazırlanmaması uygulamada ciddi uyuşmazlık doğurur. Büromuzda sıkça karşılaştığımız dosyalarda sorun, çoğu zaman sadece bir görüş gününün kaçırılması değil; çocuğun diğer ebeveynle bağının zaman içinde zayıflatılmasıdır.

Problem büyüdüğünde taraflar genellikle iki uç arasında sıkışır: Bir taraf “mahkeme kararı var ama uygulanmıyor” derken, diğer taraf “çocuk istemiyor” veya “koşullar uygun değildi” savunmasına sığınır. Agitation tam burada başlar. Çünkü yanlış adım atılırsa hem çocuk daha fazla yıpranır hem de haklı taraf delil üretemediği için süreç uzar. Eski “çocuk icrası” algısıyla hareket edilmesi de ayrıca hatalıdır. 7343 sayılı Kanun sonrasında sistem değişmiş; çocuk teslimi ve çocukla kişisel ilişki kurulmasına dair ilamların yerine getirilmesi 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu m. 41/A ve devamı hükümlerine bağlanmıştır. Çözüm ise duygusal tepkiyle değil, doğru başvuru, doğru belge ve çocuğun üstün yararı ekseninde ilerlemektir.

Kişisel ilişki kararına uyulmaması ciddi hukuki sonuç doğurur mu?

Evet, ciddi hukuki sonuç doğurur. Türk Medeni Kanunu m. 323, velayeti kendisine bırakılmayan ana veya babanın çocukla uygun kişisel ilişki kurulmasını isteme hakkını tanır. TMK m. 324 ise bu ilişkinin sınırlarını belirler ve ana-babadan her birinin diğerinin çocukla ilişkisini zedelemekten kaçınma yükümlülüğünü açıkça düzenler. Dolayısıyla mahkemenin kurduğu görüş düzeni keyfi bir tavsiye değil, uyulması gereken yargı kararının parçasıdır.

Boşanma veya ayrılık kararında çocukla kişisel ilişki düzenlenirken TMK m. 182 uygulanır. Bu madde uyarınca hâkim, çocukla kişisel ilişkiyi düzenler ve kararın gereklerinin yerine getirilmemesi halinde velayetin değiştirilebileceği yönünde ihtarda bulunabilir. Sonradan durum değişirse TMK m. 183 kapsamında çocuklara ilişkin önlemler yeniden düzenlenebilir. Bu nedenle “birkaç kez göstermedim, bir şey olmaz” düşüncesi hukuken risklidir.

Yargıtay uygulaması da bu yöndedir. Yargıtay 2. HD, 04.04.2002 tarihli, 2002/3930 E., 2002/4731 K. sayılı kararında, kişisel ilişki günlerinde çocuğu hazır bulundurmayan ve adres değişikliğini bildirmeyerek ilişkiyi engelleyen davranışın velayet değişikliği sonucunu doğurabileceğini kabul etmiştir. Daha yakın tarihli içtihat çizgisinde de çocuğun üstün yararı esas alınmakta; ihlalin tek başına değil, sürekliliği ve çocuğa etkisi birlikte değerlendirilmektedir.

Çocukla görüşme kararı artık icra yoluyla mı uygulanır?

Hayır, artık klasik icra sistemi uygulanmaz. 7343 sayılı Kanun sonrasında çocuk teslimi ve çocukla kişisel ilişki kurulmasına dair kararların yerine getirilmesi, 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu’na eklenen m. 41/A ve devamı hükümleriyle düzenlenmiştir. Adalet Bakanlığı kaynaklarında da açıkça belirtildiği üzere, eski icra dairesi merkezli yapı kaldırılmış; süreç adli destek ve mağdur hizmetleri müdürlükleri ile teslim mekânları üzerinden yürütülmeye başlanmıştır.

ÇKK m. 41/A görevli ve yetkili birimi gösterir. ÇKK m. 41/C, çocukla kişisel ilişki kurulmasına dair ilam veya tedbir kararlarının nasıl yerine getirileceğini düzenler. ÇKK m. 41/D’ye göre işlemler müdürlükçe belirlenen teslim mekânlarında gerçekleştirilir. Uygulamada görüyoruz ki İstanbul’da tarafların önemli bir kısmı hâlâ “icraya vereceğim” ifadesini kullanıyor; oysa 2026 yılında doğru yol, ilgili müdürlüğe başvuru yapmaktır.

Bu değişikliğin amacı da çocuğun üstün yararını korumaktır. Adalet Bakanlığı rehberlerinde, işlemlerin uzmanlar aracılığıyla ve çocuk dostu teslim mekânlarında yürütüldüğü; masrafların ise kural olarak devlet bütçesinden karşılandığı belirtilmektedir. Bu nedenle yeni sistem, yaptırım kadar psikolojik korunma işlevi de taşır.

Hangi davranışlar kişisel ilişki kararına aykırılık sayılır?

Evet, aykırılık sadece çocuğu kapıda teslim etmemekle sınırlı değildir. Mahkeme kararına rağmen çocuğu görüş gününde hazır etmemek, teslim yerinə hiç gelmemek, sürekli mazeret bildirmek, adres değişikliğini saklamak, çocuğu diğer ebeveyne karşı sistematik biçimde olumsuz yönlendirmek, okul veya kurs planını kasıtlı biçimde görüş saatlerine denk getirmek, çocuğu teslim alıp süresi sonunda geri getirmemek de ihlal olarak değerlendirilebilir.

Özellikle iki davranış uygulamada kritik görülür. Birincisi, velayet sahibi ebeveynin çocukla diğer ebeveyn arasındaki bağı bilerek zedelemesi. İkincisi, görüş hakkı sahibi ebeveynin çocuğu süresi sonunda geri getirmemesi veya çocuğu kararda öngörülmeyen biçimde yanında tutmaya çalışması. ÇKK m. 41/F bu iki farklı ihlal grubunu ayrı yaptırımlara bağlamıştır. Kişisel ilişki kurulmasına dair karara aykırı hareket eden ve emrin gereğini engelleyen kişi hakkında üç günden on güne kadar disiplin hapsi gündeme gelebilir. Çocuğu süresi sonunda belirlenen yere getirmeyen hak sahibi hakkında ise üç aya kadar disiplin hapsi söz konusu olabilir.

Büromuzda sıkça karşılaştığımız bir başka sorun da “çocuk gitmek istemedi” savunmasıdır. Bu savunma bazı dosyalarda gerçekten çocuğun üstün yararıyla bağlantılı olabilir; ancak her somut olayda otomatik kabul edilmez. Mahkeme ve müdürlük, çocuğun yaşı, psikolojik durumu, önceki iletişim geçmişi, uzman gözlemi ve velayet sahibinin tutumunu birlikte değerlendirir.

Başvuru nereye yapılır ve İstanbul’da süreç nasıl işler?

Evet, başvuru doğrudan doğruya ilgili müdürlüğe yapılır. Çocukla kişisel ilişki kurulmasına dair aile mahkemesi kararının veya tedbir kararının yerine getirilmesi için hak sahibi, görevli adli destek ve mağdur hizmetleri müdürlüğüne başvurur. Müdürlük önce gönüllü uyumu sağlamaya çalışır; sonuç alınamazsa teslim emri ve devamındaki işlemler devreye girer.

İstanbul bakımından dosyanın görüldüğü mahkeme, tarafların yerleşim yeri ve çocuğun fiilen bulunduğu ilçe önem taşır. İstanbul avukat desteği alınmasının pratik yararı da burada ortaya çıkar. Çünkü aynı şehir içinde bile adliyeler, müdürlükler, teslim mekânları ve işlem takibi bakımından ciddi organizasyon gerekir. İstanbul aile hukuku avukatı ile sürecin yürütülmesi, başvurunun doğru yere yapılması, tutanakların eksiksiz temini ve gerektiğinde aile mahkemesine şikâyet başvurusunun zamanında hazırlanması açısından fark yaratır.

ÇKK m. 41/E uyarınca müdürlüğün yaptığı işlem ve verdiği kararlara karşı, öğrenme veya tebliğ tarihinden itibaren bir hafta içinde aile mahkemesine şikâyette bulunulabilir. Ayrıca itiraz mekanizması da aynı madde içinde düzenlenmiştir. Uygulamada süreler kısa olduğu için, tebligat tarihleri ve tutanak saatleri dikkatle takip edilmelidir.

Kişisel ilişki kararına uyulmaması velayetin değiştirilmesine yol açar mı?

Evet, yol açabilir; ancak her ihlal otomatik olarak velayet değişikliği anlamına gelmez. Esas ölçüt çocuğun üstün yararıdır. TMK m. 182 ve m. 183 çerçevesinde, kişisel ilişki düzeninin sürekli sabote edilmesi çocuğun duygusal gelişimini, ebeveynle bağını ve psikolojik dengesini bozuyorsa velayetin değiştirilmesi talebi gündeme gelebilir.

Yargıtay 2. HD, 10.01.2017 tarihli, 2016/25485 E., 2017/181 K. sayılı kararında, kişisel ilişki kurulmasına engel olunmasının velayet değişikliği yönünden somut olayın şartlarıyla birlikte değerlendirilmesi gerektiğini göstermiştir. Aynı şekilde Yargıtay 2. HD, 2017/1098 E., 2017/7796 K. sayılı kararında da kişisel ilişkiyi engelleme iddialarının tam araştırılmadan karar verilmesini isabetsiz bulmuştur. Bu çizgi, mahkemenin sadece iddiaya değil; tanık, tutanak, uzman raporu ve çocuğun mevcut durumuna bakacağını gösterir.

Uygulamada görüyoruz ki velayet değişikliği davalarında en sık hata, birkaç ihlali yeterli sanmaktır. Oysa mahkeme süreklilik, kasıt, çocuğun etkilenme düzeyi ve mevcut bakım ortamını birlikte inceler. Velayet değişikliği talebinin kabulü için karşı tarafın kusurlu davranışının ötesinde, yeni düzenlemenin çocuk lehine daha uygun olduğunun gösterilmesi gerekir.

Delil nasıl toplanmalı ve hangi hatalardan kaçınılmalıdır?

Evet, bu tür dosyalarda delil toplama yöntemi davanın kaderini belirler. En güçlü deliller genellikle müdürlük tutanakları, teslim emrine rağmen gerçekleşmeyen görüşme kayıtları, tebligat belgeleri, uzman gözlem notları, mesaj kayıtları, ulaşım ve bekleme bilgileri, okul veya sağlık mazeretinin gerçekliğini gösteren resmi belgeler ve tanık anlatımlarıdır. Salt ekran görüntüsü çoğu zaman yeterli olmaz; resmi süreçle desteklenmesi gerekir.

Yanlış yapılan şey ise tarafların birbirini provoke eden mesajlaşmalara girmesi, çocuğun yanında tartışması veya sosyal medyada paylaşım yapmasıdır. ÇKK m. 41/G, bu süreçte elde edilen ses ve görüntülerin internet ortamında yayımlanması bakımından ayrıca koruma mekanizması öngörmektedir. Çocuğu uyuşmazlığın merkezine koyan her davranış, uzun vadede haklı tarafın da aleyhine dönebilir.

Büromuzda sıkça karşılaştığımız bir başka hata, görüşme günü yaşanan ihlalin sadece telefonla konuşularak geçiştirilmesidir. Oysa resmi başvuru yapılmayan, tutanak altına alınmayan ve tekrar eden ihlaller sonradan ispat zorluğu yaratır. Özellikle İstanbul gibi yoğun nüfuslu şehirlerde dosya yükü fazladır; bu nedenle her ihlalin tarih, saat ve belge bazında sistemli tutulması gerekir.

Sık Sorulan Sorular

Çocuğum görüşmek istemiyorsa kişisel ilişki kararı kendiliğinden uygulanmaz mı?

Hayır, kendiliğinden uygulanmaz sayılmaz. Çocuğun görüşmek istememesi önemlidir; ancak bunun nedeninin uzman değerlendirmesiyle ortaya konulması gerekir. Çocuğun yaşı, yönlendirilip yönlendirilmediği, daha önceki ilişki geçmişi ve somut riskler birlikte incelenir. Gerçek bir güvenlik veya psikolojik zarar ihtimali varsa mahkemeden kişisel ilişkinin yeniden düzenlenmesi istenebilir; fakat mevcut karar, tek taraflı yorumla askıya alınamaz.

Bir kez çocuğu göstermemek disiplin hapsi için yeterli olur mu?

Tek bir olay bazen yaptırım tartışmasını başlatabilir; ancak her dosyada aynı sonuç çıkmaz. Müdürlük işlemleri, tebligatın usulü, mazeretin niteliği ve olayın nasıl tutanak altına alındığı önemlidir. Geçerli sağlık sorunu, ulaşım engeli veya çocuğun acil durumu gibi istisnalar ayrı değerlendirilir. Fakat mazeretin gerçek dışı olduğu veya engellemenin bilinçli olduğu anlaşılırsa ÇKK m. 41/F kapsamındaki şikâyet yolu işletilebilir.

Velayet sahibi anne veya baba şehir değiştirdiğinde kişisel ilişki kararı ne olur?

Karar kendiliğinden ortadan kalkmaz. Ancak şehir değişikliği, okul düzeni, ulaşım süresi ve çocuğun yaşam planı görüşme takvimini fiilen zorlaştırıyorsa kişisel ilişkinin yeniden düzenlenmesi davası açılabilir. Mahkeme bu durumda eski kararı otomatik devam ettirmez; çocuğun yaşına, eğitimine ve yeni yaşam çevresine göre yeni bir model kurabilir. Uygulamada İstanbul dışına taşınma, yeni değerlendirme ihtiyacını sık doğurur.

Kişisel ilişkiyi engelleyen taraf hakkında doğrudan velayet değişikliği davası açılabilir mi?

Evet, açılabilir; ancak çoğu dosyada önce ihlalin resmi tutanaklarla görünür hale gelmesi daha sağlıklı olur. Mahkeme, kişisel ilişkiyi engelleme iddiasının soyut kalmamasını ister. Bu nedenle müdürlük başvuruları, tebligatlar, gerçekleşmeyen teslim kayıtları ve uzman raporları velayet değişikliği talebini güçlendirir. Velayet değişikliği davası bir cezalandırma aracı değil, çocuğun üstün yararını korumaya yönelik bir araçtır.

İstanbul’da bu süreçte avukatla çalışmak zorunlu mu?

Avukatla çalışmak zorunlu değildir; ancak özellikle tekrar eden ihlal, teslim emrine aykırılık, disiplin hapsi şikâyeti veya velayet değişikliği ihtimali varsa ciddi avantaj sağlar. İstanbul’da adliyeler arası işlem yoğunluğu, müdürlük uygulamaları ve kısa itiraz süreleri nedeniyle usul hatası yapma riski yüksektir. İstanbul avukat desteği, hem delilin doğru kurulması hem de çocuğun menfaatini zedelemeyen bir yol haritası çizilmesi bakımından önemlidir.

Sonuç olarak kişisel ilişki kararına uyulmaması, aile içi kırgınlığın devamı olarak görülebilecek basit bir sorun değildir. Çocuğun diğer ebeveynle bağının sistematik biçimde kesilmesi, hem yaptırım hem de velayet düzeninin yeniden ele alınması sonucunu doğurabilir. Doğru yöntem; öfkeyle karşılık vermek değil, 5395 sayılı Kanun’daki başvuru yollarını işletmek, delili usulüne uygun toplamak ve gerekiyorsa aile mahkemesi önünde yeni düzenleme istemektir.

Bu konuda hukuki destek almak için bizimle iletişime geçin.

By |2026-06-15T21:03:09+03:00Haziran 15th, 2026|Aile Hukuku|0 Comments

About the Author:

Leave A Comment