Ölmüş Kişinin Borcu Mirasçıya Geçer mi? Tereke Rehberi 2026

//Ölmüş Kişinin Borcu Mirasçıya Geçer mi? Tereke Rehberi 2026

Ölmüş Kişinin Borcu Mirasçıya Geçer mi? Tereke Rehberi 2026

Ölen Kişinin Borçları Mirasçıya Geçer mi?

Kısa cevap: Evet, geçer. Türk Medeni Kanunu’nun 605. maddesine göre miras, ölüm anında kanun veya vasiyetname yoluyla mirasçılara bir bütün hâlinde ve doğrudan doğruya geçer; bu bütünlük borçları da kapsar. Mirasçı, terekedeki taşınır ve taşınmazların yanı sıra ölen kişinin kredi, kredi kartı, TCDD ya da özel kişi borçlarını da devralır. Tek çıkış yolu, TMK m. 609’daki süreyi kaçırmadan mirasın reddi bildirimini sulh hukuk mahkemesine sunmaktır. Süre, mirasçının mirasçı olduğunu öğrendiği tarihten itibaren üç aydır.

Bir yakınının vefatından sonra bankadan gelen borç bildirimi, icra tebligatı ya da kredi kartı ekstresi, zaten zor bir dönemin en kafa karıştırıcı parçası hâline gelebilir. Bir yanda ev, araba, banka hesabı gibi mallar; diğer yanda ödenmemiş krediler durmaktadır. “Ben kefil değilim, niye benden istiyorlar?” sorusu bu noktada hukuki bir cevap gerektirir ve bu cevap, mirasçının atacağı adımları doğrudan belirler.

Bu rehberde tereke borçlarının nasıl devredildiğini, mirasın reddi ve hükmen red mekanizmalarını, süresi kaçan mirasçının hâlâ sahip olduğu davaları ve İstanbul’da tereke işlemlerinin pratik akışını adım adım inceleyeceğiz.

Tereke Nedir ve Borçlar Nasıl Devralınır?

Tereke, MK m. 601 uyarınca ölen kişinin geride bıraktığı malları, alacakları ve borçlarını kapsayan malvarlığı bütünüdür. Yaygın yanlış kanının aksine tereke yalnızca “ne kaldıysa” demek değildir; aktiflerin yanında pasifler, yani borçlar da terekenin ayrılmaz parçasıdır.

MK m. 605’in “külli halefiyet” ilkesine göre mirasçı, ölen kişinin malvarlığındaki tüm hak ve borçları aynen devralır. Bunun somut sonuçları şunlardır:

  • Banka kredileri ve kredi kartı borçları: Banka, borçlunun öldüğünü öğrenince terekeden alacağını ister; mirasçılardan her biri, terekedeki payı oranında sorumludur.
  • İcra takipleri: Ölen kişi aleyhine başlamış takip, tereke lehine veya aleyhine devam eder; mirasçı davaya katılabilir.
  • Kefalet ve garanti borçları: Ölen kişinin üçüncü kişiler için verdiği kefaletler de terekeye dahildir.
  • Vergi ve resmi borçlar: Beyan edilmemiş vergi borçları, idari para cezalarının bir kısmı da terekede yer alabilir.

Önemli ayrıntı: mirasçının sorumluluğu ilk aşamada tereke malları ile sınırlıdır (MK m. 612). Yani kredi borcu terekeden karşılanır; alacaklının, mirasçının kişisel malvarlığına yönelmesi için önce alacağın terekeden karşılanamadığını ispat etmesi gerekir. Ancak miras reddedilmediyse ve tereke resmi tasfiyeye gitmeden paylaşılırsa, mirasçılar alacaklılara karşı müteselsil biçimde sorumlu tutulabilir. İşte asıl risk noktası budur.

Mirasın Reddi ile Borçtan Kurtulma: Süreç ve Süreler

Terekenin borcu mallarından fazla görünüyorsa ya da borçların gerçek tutarı belirsizse mirasçının elindeki en güçlü araç mirasın reddidir (MK m. 606). Red, mirasçının borçlardan tamamen sıyrılmasını sağlar; bedelsiz kazanma ve hakkaniyet kurallarıyla geri alınabilir olsa da temel sonuç budur.

Süreç şu adımlardan oluşur:

  1. Sürenin başlangıcı: Mirasçı, murisin öldüğünü ve kendisinin mirasçı olduğunu öğrendiği tarihten itibaren üç ay içinde red hakkını kullanmalıdır (MK m. 609/1). Türk vatandaşı olmayanlar için süre altı aydır.
  2. Yetkili merci: Red beyanı, ölen kişinin son yerleşim yeri sulh hukuk mahkemesine yapılır. Beyan tutanağa geçirilir ve mirasçıya bir örneği verilir.
  3. Zamanaşımı defs’i: Bu üç aylık süre hak düşürücü süredir; mahkemece resen gözetilir. Süre geçtikten sonra artık sıradan red yapılamaz.
  4. Sonuç: Reddeden mirasçı, terekenin borç ve mallarından hiçbirine katılmaz; payı, red etmeyen veya edemeyen diğer mirasçılara kalır.

Pratikte en sık yapılan hata, “veraset ilamı çıkardım, zaten borcu üstlenmedim” sanmaktır. Oysa veraset ilamı yalnızca kimin mirasçı olduğunu gösterir; mirası kabul ettiğinizin kesin kanıtı sayılır. Sulh mahkemesinin tereke işlemleri sırasında imzalatılan mirasçılar beyanı da örtülü kabul oluşturabilir.

Süre Kaçtıysa: Mirasın Hükmen Reddi Davası

Üç aylık süre geçtikten sonra her şey bitmiş değildir. MK m. 611, terekenin borç batağına düşmesi hâlinde mirasçıya dava yoluyla kurtulma imkânı tanır. Hükmen red davasında mirasçı, borçların malları aştığını ya da aşacağını ciddi olasılık hâlinde göstereceğini ispat etmek zorundadır.

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi’nin yerleşik uygulamasına göre hükmen reddin ispat ölçütleri şunlardır:

  • Terekedeki bilinen borçların toplamının, tereke aktiflerini aştığının emlak rayiç değerleri, banka kayıtları ve kredi belgeleriyle gösterilmesi,
  • Murisin son dönemlerdeki icra dosyaları, ödenemeyen taksitler ve takip kayıtlarının sunulması,
  • Gizli kalan borçların sonradan ortaya çıkması ihtimalinin somut delillerle desteklenmesi (kredi kefaletleri, senetler gibi).

Dava sonucu terekenin borç batağında olduğu anlaşılırsa mahkeme, hükmen red kararıyla mirasçının sıfatını ortadan kaldırır. Böylece geçen süreye rağmen kişi, borçlardan ve takiplerden korunur. Yargıtay uygulamasında hükmen red istenebilmesi için öncelikle terekenin borç batağında (pasiflerinin aktiflerini aştığında) bulunması gerekir; mirasçının sırf piyasa koşullarıyla zarar etmemesi dava nedeni olmaz.

Miras Kalan Borçlara Karşı Hangi Davalar Açılabilir?

Mirasa konu borçlar konusunda mirasçının veya alacaklının önündeki başlıca dava yolları şunlardır:

  • Terekenin tasfiyesi (MK m. 612): Mirasçılar, alacaklılara karşı sorumluluktan kurtulmak için sulh mahkemesinden terekenin resmi tasfiyesini isteyebilir. Bu yolla tereke, kişisel malvarlıklarından ayrı yönetilir ve borçlar terekeden ödenir.
  • Mirasın açılmasından doğan davalar: Tenkis, muris muvazaası, tazminat ve tespit davaları da borç-mal dengesini değiştirebilir.
  • Terekenin defterinin tutulması: Terekeye karşı takip başlatan alacaklı, alacağını tereke mallarına yönelterek ilama veya senede dayalı takip yapabilir; mirasçı kefil değilse kişisel malvarlığına müracaat edilemez.
  • Ölüme bağlı tasarrufların tenkisi: Vasiyetname ya da bağışlamalar mirasçılardan borç ödeme gücünü kaldırmışsa tenkis davası ile denge kurulabilir.

Hangi davanın açılacağı, terekenin aktif-pasif dengesine ve mirasçının konumuna göre değişir. Bu nedenle borç bildirimi geldiğinde ilk iş panikle ödeme yapmak değil, terenin gerçek durumunu ortaya koymaktır.

İstanbul’da Tereke İşlemleri: Adım Adım Pratik Rehber

İstanbul gibi yoğun iş yüküne sahip illerde tereke işlemleri, doğru planlandığında beklenenden hızlı yürür. Pratik akış şöyledir:

  1. Ölüm belgesi ve veraset ilamı: Nüfus müdürlüğünden ölüm belgesi alınır; İstanbul Anadolu ya da Avrupa Yakası sulh hukuk mahkemelerinden (murisin son ikametgâhına göre) veraset ilamı talep edilir. Dosya e-Devlet üzerinden de izlenebilir.
  2. Veraset ve intikal beyannamesi: İlamın alınmasından itibaren dört ay içinde vergi dairesine beyanname verilir. Gecikme, gecikme faizi ve vergi ziyaı cezası riski doğurur.
  3. Tapu ve banka işlemleri: Veraset ilamıyla tapu müdürlüğünde hissedarlık şerhi, bankalarda hesap dondurma ve tereke hesabı işlemleri yapılır. Bankalar, borçlar ödenmeden ya da teminat gösterilmeden hesap üzerindeki tutarın tamamını serbest bırakmayabilir.
  4. Reddi miras süreci: İstanbul’da yetkili mahkeme yine murisin son yerleşim yeri sulh hukuk mahkemesidir. Beyan, mahkeme yazı işleri müdürlüğü üzerinden tutanakla yapılır ve ücreti harçtan muaf miras işlemi niteliğinde çok düşüktür.
  5. İcra dosyalarının takibi: Murisin açık icra dosyaları varsa İcra Daireleri’nden dosya örnekleri alınarak borç fotoğrafı çıkarılır.

İstanbul’daki icra ve mahkeme yoğunluğu nedeniyle süreç bazen aylar sürebilir; ancak reddi miras üç aylık süreye bağlıdır. Bu yüzden işlem sıralaması asla “önce veraset ilamı, sonra red kararı” diye bekletilmemelidir; red beyanı için ilam şart değildir.

Yargıtay Uygulamasından Önemli Ölçütler

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi’nin reddi miras ve tereke borçlarına ilişkin yerleşik içtihatları, aşağıdaki ilkeler etrafında şekillenmektedir:

  • Öğrenme tarihi ispatı: Üç aylık sürenin başlangıcı olan “öğrenme” kesin delille gösterilmelidir. Yargıtay, sürenin geçtiği iddiasını ileri süren tarafın buna dayanması gerektiğini; aksi hâlde sürenin içinde red yapıldığının kabul edildiğini belirtir.
  • Örtülü kabul davranışları: Tereke malını satış, devir veya kendi lehine tasarruf konusu yapan mirasçı, red hakkını kaybeder. Yargıtay bu eylemleri “mirası kabul” sayar.
  • Hükmen redde ispat yükü: Mirasçı, terekenin borç bataklığında olduğunu ispat edemezse dava reddedilir; hâkimin resen araştırması beklenmez.
  • Zamanaşımı def’i: Reddi kaçıran mirasçı, alacaklılara karşı yalnız tereke malvarlığıyla sorumlu olduğuna ilişkin savunmasını (MK m. 612/2) icra ve mahkeme önünde def olarak ileri sürebilir.

Bu ölçütler gösteriyor ki reddi miras hukuku, tek bir bildirimle çözülen değil; ispat ve süre yönetimi gerektiren teknik bir alandır. Yanlış bir imza ya da geç gönderilen bir beyan, aylar sonra telafisi güç sonuçlar doğurabilir.

Sık Sorulan Sorular

Kredi kartı borcu olan ölen kişinin borcu mirasçılara geçer mi?

Evet, geçer. Kredi kartı borcu, terekenin pasiflerinde yer aldığı için külli halefiyet ilkesi uyarınca tüm mirasçılara geçer. Banka, borç için önce tereke mallarına başvurur; mirasçı kefil olmadıkça kişisel malvarlığına doğrudan geçilemez. Mirasçılar üç aylık süre içinde mirası reddederse bu borçtan tamamen kurtulur. Red yoksa banka, veraset ilamındaki mirasçılara karşı terekeye yönelik takip başlatabilir ve tereke yetersizse ve paylaşım yapılmış olması hâlinde mirasçılara başvurma yolu arar.

Mirasın reddi için son tarih nasıl hesaplanır?

Süre, mirasçının murisin ölümünü ve kendisinin mirasçı olduğunu öğrendiği günden başlar ve üç ay devam eder. Ölüm tarihi ile öğrenme tarihi çoğu zaman aynıdır; ancak yurt dışında yaşayan ya da ölümünden uzun süre habersiz kalan mirasçılarda farklılık gösterir. Sürenin hesabında başlangıç günü sayılmaz. Beyan, süre bitmeden sulh hukuk mahkemesine yapılmalıdır; postaya verilen dilekçe tarihine değil, mahkemeye ulaştığı ana göre değerlendirme yapılabildiğinden son güne bırakılmamalıdır.

Veraset ilamı çıkarmak mirası kabul etmek sayılır mı?

Kural olarak evet. Veraset ilamı talep etmek ve ardından tereke işlemlerini yürütmek, Yargıtay’ın büyük ölçüde kabul saydığı davranışlar arasındadır. Bununla birlikte yalnızca ilam talep etmek, ilama dayanarak henüz hiçbir mal veya alacak üzerinde tasarrufta bulunmamış mirasçı için tek başına her durumda kesin kabul sonucu doğurmayabilir; değerlendirme somut dosyaya göre yapılır. Kesin sonuç, üç aylık süre içinde açıkça red beyanında bulunmaktır. Süre işlerken ilam beklenmemelidir.

Miras reddedilirse ev ve araba mirasçıya ait olmaktan çıkar mı?

Çıkar. Mirasın reddi, terekenin tamamını kapsar; mirasçı istediği malı alıp istediğini bırakamaz. Reddedilen ev ve araba, red etmeyen mirasçılara kalır; hepsi reddederse tereke MK m. 612 uyarınca tasfiye edilir, borçlar ödenir ve artan değer devlete geçebilir. Bu nedenle borç-mal dengesine bakılırken tek tek mal seçimi değil, terekenin bütününün değerlendirilmesi gerekir. Bazen borçlu görünen terekenin, doğru rayiç değerleme ile aslında aktif çıktığı da görülür.

Borçlu tereke için mirasçının kişisel malvarlığına el konulabilir mi?

Kural olarak hayır; MK m. 612 uyarınca mirasçı önce tereke mallarıyla sorumludur. Alacaklı, alacağın terekeden karşılanamadığını ispat etmedikçe mirasçının kişisel mallarına yönelik takip yapamaz. Ancak mirasçılar terekeyi resmi tasfiyeye gitmeden aralarında paylaşmış ve tereke alacaklıları zarara uğramışsa, sorumluluk paylaşılan değerlerle sınırlı kalmak üzere genişleyebilir. Bu nedenle borcu olduğu bilinen terekede acele paylaşım yerine tasfiye ya da hükmen red yolları tercih edilmelidir.

Reddi miras süresini kaçırdım, hiçbir yolum kaldı mı?

Kaldı. Öncelikle terekenin borç batağında olduğunu ispat ederek MK m. 611’deki hükmen red davası açılabilir. Dava, süreyi aşan mirasçıya tanınmış önemli bir kurtarma yoludur ve Yargıtay’ın somut olaylara göre esnek değerlendirdiği ispat ölçütleri vardır. Ayrıca icra takibine karşı MK m. 612/2 def’i, terekenin resmi tasfiyesi ve alacaklıların defterine yazılma talepleri de hukuki koruma sağlar. Süreyi kaçırmak yalnızca sıradan red hakkını ortadan kaldırır.

Yazan: Av. Arı | İstanbul Barosu

Murisinizin borçları ve tereke dengesi konusunda net bir resim çizmek, atacağınız her adımın sonucunu belirler. Mirasın reddi, hükmen red davası ya da tereke tasfiyesi süreçlerinde İstanbul Barosu kayıtlı ekibimizden görüş almak için iletişim sayfamızı kullanabilirsiniz.

By |2026-10-12T09:16:30+03:00Ekim 12th, 2026|Miras Hukuku|0 Comments

About the Author:

Leave A Comment