Eşlerden birinin şirket ortağı olması, boşanma sürecini klasik mal paylaşımı dosyalarından daha teknik hale getirir. Dışarıdan bakıldığında en sık sorulan soru şudur: şirketin yarısı diğer eşe mi geçer? Uygulamada cevap çoğu zaman hayırdır. Sorun tam da burada başlar; çünkü birçok kişi doğrudan hisse devri beklerken, hukuk düzeni çoğu dosyada parasal alacak hesabı üzerinden ilerler.
Bu belirsizlik, davayı sadece duygusal değil mali açıdan da gerilimli hale getirir. Özellikle aile şirketi, limited şirket ortaklığı, anonim şirket hissesi, sonradan büyüyen işletme veya evlilik içinde şirket sermayesinin artırılması gibi durumlarda tablo daha karmaşık olur. Büromuzda sıkça karşılaştığımız uyuşmazlıklarda, taraflardan biri şirketin tamamen kendisine ait olduğunu söylerken diğer eş yıllarca verilen emek, aktarılan para veya evlilik birliği içinde oluşan gelirlerin görmezden gelindiğini düşünmektedir.
Çözüm ise teknik ama nettir: doğru mal rejimi tespiti yapılmalı, hisse edinim tarihi belirlenmeli, sermaye kaynağı ortaya konulmalı, şirketten elde edilen gelirler ayrıştırılmalı ve gerektiğinde uzman bilirkişi incelemesiyle katılma alacağı hesaplanmalıdır. Bir İstanbul avukat desteğiyle yürütülen dosyada en kritik konu, şirket hissesi ile şirketin tüzel kişiliğine ait malvarlığının birbirine karıştırılmamasıdır.
Boşanmada şirket hisseleri doğrudan ikiye bölünmez; önce mal rejimi tespiti yapılır
Türk Medeni Kanunu’nda 1 Ocak 2002 tarihinden itibaren yasal mal rejimi, TMK m. 202 uyarınca edinilmiş mallara katılma rejimidir. Bu nedenle boşanmada şirket hissesi incelemesinde ilk soru, hissenin ne zaman ve hangi kaynakla kazanıldığıdır. TMK m. 218 edinilmiş malları, TMK m. 219 ise edinilmiş mal kapsamına giren değerleri düzenler. Buna karşılık TMK m. 220 kişisel malları sayar.
Eğer şirket hissesi evlilikten önce alınmışsa veya kişisel mal niteliğindeki bir varlık kullanılarak edinilmişse, hissenin kendisi çoğu zaman kişisel mal kabul edilir. Ancak bu durumda bile o hisseden doğan gelirler, örneğin kar payı veya temettü, ayrı bir değerlendirmeye tabi olabilir. Eğer hisse evlilik içinde çalışma geliri, ticari kazanç veya ortak hesaplardan çıkan parayla alınmışsa, edinilmiş mal niteliği daha güçlü hale gelir.
Uygulamada görüyoruz ki taraflar çoğu zaman sadece şirket kuruluş tarihine odaklanıyor. Oysa tek başına kuruluş tarihi yeterli değildir. Sermaye artırımı ne zaman yapıldı, yeni paylar hangi kaynakla alındı, şirketin büyümesi pasif piyasa etkisiyle mi yoksa evlilik içinde harcanan emek ve edinilmiş gelirlerle mi oldu, bunların tamamı değerlendirilir. İstanbul aile hukuku avukatı açısından dosyanın iskeletini bu belgeler kurar.
Şirket hissesi kişisel mal olsa bile kar payı ve gelirler paylaşımı etkileyebilir
Evet, birçok dosyada en kritik ayrım budur. TMK m. 219’a göre çalışma karşılığı edinimler, sosyal güvenlik ödemeleri, çalışma gücünün kaybı nedeniyle ödenen tazminatlar ve kişisel malların gelirleri edinilmiş mal sayılabilir. Bu nedenle şirket hissesi kişisel mal olsa dahi ondan doğan düzenli gelirler, kar payları veya evlilik birliği içinde aile bütçesine giren temettüler paylaşım hesabına girebilir.
Yargıtay 2. HD, 2007/6042 E., 2007/8727 K. sayılı kararında, kişisel mal niteliğindeki şirket paylarından doğan bazı gelirlerin tasfiye bakımından ayrıca değerlendirilmesi gerektiği yönündeki yaklaşımıyla uygulamada sıkça anılmaktadır. Aynı şekilde mal rejimi davalarında gelir ile ana sermaye değeri ayrımı yapılmadan sonuca gidilmesi çoğu zaman bozma sebebi olabilmektedir.
Burada önemli olan nokta şudur: diğer eş şirkete ortak yapılmasa bile, evlilik içinde doğan ekonomik değerin belli kısmı üzerinde alacak hakkı doğabilir. Bu yüzden sadece ticaret sicili kayıtlarına bakıp “hisse benim üzerime kayıtlı, paylaşım olmaz” demek hatalıdır. Özellikle aile şirketlerinde kasa hareketleri, ortaklara borç/alacak hesapları, dağıtılan karlar ve örtülü kazanç aktarımları ayrıca incelenmelidir.
Şirket değeri nasıl hesaplanır sorusunun cevabı bilirkişi ve kayıtlarla verilir
Boşanmada şirket hisselerinin paylaşımında mahkeme çoğu kez doğrudan hisse devrine karar vermez; bunun yerine tasfiye tarihinde veya mal rejiminin sona erdiği tarihte oluşan ekonomik değeri hesaplatır. TMK m. 225’e göre mal rejimi boşanma davasının açıldığı tarihte sona erer. Bu tarih, hangi malvarlığı unsurunun hangi statüde inceleneceği bakımından çok önemlidir.
Ardından TMK m. 231 ve TMK m. 236 çerçevesinde artık değer ve katılma alacağı hesabı gündeme gelir. Net hesapta şirketin piyasa değeri, özvarlığı, aktif-pasif dengesi, ticari defter kayıtları, vergi beyannameleri, ortaklık sözleşmesi, sermaye artışları ve bazen marka ya da müşteri portföyü gibi unsurlar dikkate alınabilir. Ancak burada şirket malvarlığı ile eşin ortaklık payı aynı şey değildir. Değerlendirme, çoğu dosyada eşin sahip olduğu payın ekonomik karşılığı üzerinden yapılır.
Yargıtay 8. HD, 2013/16341 E., 2015/1094 K. sayılı kararda şirket hissesi kaynaklı katkı payı ve katılma alacağı uyuşmazlığında şirket yapısının, ortaklık oranının ve delillerin birlikte değerlendirilmesi gerektiği görülmektedir. Güncel uygulamada mahkemeler, eksik muhasebe incelemesiyle verilen raporları yeterli görmeyebilmektedir. İstanbul ticari hayatının yoğunluğu nedeniyle şehirdeki dosyalarda uzman mali bilirkişi raporu neredeyse her zaman belirleyici hale gelir.
Diğer eş şirkete ortak olmaz; çoğu zaman alacak hakkı elde eder
En yaygın yanlış beklenti, boşanma kararıyla otomatik ortaklık doğacağı düşüncesidir. Oysa limited veya anonim şirkette ortaklık statüsü, ticaret hukuku kurallarına tabidir. Aile mahkemesi çoğu uyuşmazlıkta şirket hisselerini fiziken bölmek yerine, hak sahibi eş lehine katılma alacağına veya değer artış payı alacağına hükmeder. TMK m. 227, bir eşin diğer eşin malına yaptığı katkının karşılıksız kalmaması için değer artış payı mekanizmasını düzenler.
Örneğin şirket evlilikten önce kurulmuş olabilir; fakat evlilik sırasında diğer eşin birikimleriyle sermaye artırımı yapılmışsa, bu katkı ayrı bir hesap konusu olur. Yine şirket binası, araçları veya marka yatırımları edinilmiş mal kaynaklarıyla finanse edilmişse, eşin talebi tamamen dışlanamaz. Uygulamada görüyoruz ki belgelenmiş banka hareketi olan dosyalar çok daha güçlü ilerlemektedir.
Öte yandan şirketin ayrı tüzel kişiliği unutulmamalıdır. Yargıtay 2. HD, 2025/49 E., 2025/923 K. yönünden yansıyan güncel yaklaşımda da vurgulandığı üzere, eşin hissedarı olduğu şirketin malları doğrudan davanın tarafı olmayan üçüncü kişi tüzel kişiliğe aittir; bu nedenle tedbir ve tasfiye taleplerinde ölçülülük ve taraf sıfatı dikkatle değerlendirilir. Yani şirket binası ile eşin ortaklık payı aynı kefeye konulmaz.
İspat için hangi belgeler gerekir sorusunun cevabı dosyanın kaderini belirler
Evet, bu tür davalarda sonucu çoğu zaman tanık değil belge belirler. TMK m. 222’ye göre belirli bir malın eşlerden hangisine ait olduğu ispat edilemezse, o mal eşlerin paylı mülkiyetinde kabul edilir; bir eşin bütün malları ise aksi ispat edilinceye kadar edinilmiş mal sayılır. Bu karine, şirket hisseleri bakımından da dolaylı etki yaratır. Hissenin kişisel mal olduğunu iddia eden eş, çoğu zaman finansman kaynağını açıklamak zorundadır.
Bu nedenle aşağıdaki belgeler önem taşır:
- Ticaret sicili kayıtları ve ortaklık yapısını gösteren belgeler
- Şirket ana sözleşmesi ve sermaye artırımı evrakları
- Banka dekontları, havale kayıtları ve ortak hesap hareketleri
- Kar dağıtım kararları, genel kurul tutanakları, temettü kayıtları
- Vergi beyannameleri, bilanço ve gelir tabloları
- Evlilik öncesi birikim veya miras gibi kişisel mal kaynaklarını gösteren deliller
Büromuzda sıkça karşılaştığımız bir başka sorun da kayıt dışı şirket kullanımıdır. Resmiyette düşük kar gösterilen ama fiilen yüksek gelir üreten işletmelerde, yaşam standardı, mal edinimleri ve para transferleri dosyanın arka planını aydınlatabilir. İstanbul avukat desteği alınmasının temel sebeplerinden biri de budur; sadece Aile Mahkemesi pratiği değil, ticari kayıt okuma tecrübesi de gerekir.
Dava ne zaman açılır ve boşanma davasıyla birlikte mi yürür sorusunun kısa cevabı ayrıdır
Şirket hisselerine ilişkin mal rejimi talepleri, çoğu zaman boşanma davasından ayrı bir mal rejiminin tasfiyesi davası olarak yürür. Çünkü önce boşanma hükmünün kesinleşmesi, ardından tasfiyeye ilişkin hesapların netleşmesi gerekir. Boşanma davası sırasında ihtiyati tedbir talepleri gündeme gelebilir; fakat talep doğrudan şirket tüzel kişiliğini felç edecek şekilde kurulursa mahkeme bunu orantısız bulabilir.
Burada sürelere dikkat edilmelidir. Mal rejiminin tasfiyesi alacaklarına ilişkin zamanaşımı ve usul adımları, olayın niteliğine göre ayrıca değerlendirilir. Özellikle boşanma davası kesinleştikten sonra hareketsiz kalınması, delillerin kaybolmasına veya şirket yapısının değişmesine yol açabilir. Ortaklık pay devri, sermaye azaltımı, yeni şirket kurulması ya da yakın çevreye hisse aktarımı gibi işlemler daha sonra muvazaa tartışmalarını gündeme getirebilir.
Eğer eşlerden biri şirket varlığının kaçırıldığını düşünüyorsa, yalnızca genel endişe ile değil somut belgeyle hareket etmelidir. Aksi halde dava başında ileri sürülen ağır iddialar ispatlanamadığında süreç uzar ve beklenen sonucun tam tersi doğabilir. İstanbul aile hukuku avukatı ile dosya stratejisinin erken kurulması bu yüzden önemlidir.
İstanbul’da şirket hisseli boşanma dosyalarında doğru strateji nasıl kurulmalıdır sorusunun cevabı hazırlıktır
Doğru strateji, boşanmadan önce değil en azından dava açılmadan hemen önce başlayan belge disiplinidir. Öncelikle mal rejimi tarihi çıkarılmalı, hangi hisselerin 2002 öncesi, hangilerinin sonrası olduğu ayrılmalı, evlilik içinde elde edilen gelirlerle yapılan sermaye katkıları tek tek listelenmelidir. Daha sonra şirketten doğan kar payları ile şirket değer artışı ayrıştırılmalıdır.
PAS yaklaşımıyla söylersek problem, şirket hisselerinin görünenden daha karmaşık olmasıdır. Agitation kısmı şudur: yanlış talep, eksik delil ve kötü zamanlama yüzünden kişi hakkı olduğu halde alacağını alamayabilir ya da gerçekte paylaşım dışı kalacak bir değere odaklanıp yıllarca dava yürütebilir. Solution ise dosyayı aile hukuku ve şirket kayıtları birlikte okunacak şekilde kurgulamaktır.
Uygulamada görüyoruz ki mahkemeyi ikna eden şey yüksek sesli iddia değil, düzenli klasörlenmiş delildir. Özellikle İstanbul gibi ticari hayatın yoğun olduğu bir şehirde, limited şirket payı, anonim şirket hissesi, şahıs işletmesinden şirkete dönüşüm, gayriresmi ortaklık ilişkileri ve aile şirketi içinde emek katkısı gibi başlıklar sıkça karşımıza çıkmaktadır. Bu nedenle İstanbul avukat seçimi yapılırken sadece boşanma tecrübesi değil, mal rejimi ve ticari belge okuma deneyimi de aranmalıdır.
Sık sorulan sorular
Boşanmada eşimin şirketinin yarısı otomatik olarak bana geçer mi?
Hayır, çoğu durumda otomatik ortaklık veya hisse devri olmaz. Mahkeme öncelikle şirket hissesinin kişisel mal mı edinilmiş mal mı olduğunu, evlilik içinde şirkete hangi ekonomik katkıların yapıldığını ve diğer eş lehine bir katılma alacağı ya da değer artış payı doğup doğmadığını inceler. Sonuç çoğu zaman doğrudan hisse devri değil, parasal alacak hesabı şeklinde ortaya çıkar. Bu nedenle dava stratejisi hisseyi istemekten çok hakkın hangi hukuki temele dayandığını ispatlamaya odaklanmalıdır.
Evlilikten önce kurulan şirket boşanmada hiç paylaşılmaz mı?
Şirket evlilikten önce kurulmuşsa hissenin ana gövdesi çoğu zaman kişisel mal kabul edilir; ancak bu, dosyanın tamamen kapanacağı anlamına gelmez. Evlilik içinde yapılan sermaye artışları, şirkete aktarılan ortak gelirler, şirketten dağıtılan kar payları veya diğer eşin belgeye dayalı katkıları ayrıca değerlendirilebilir. Özellikle kişisel mal ile edinilmiş mal kaynaklarının birbirine karıştığı dosyalarda bilirkişi incelemesi büyük önem taşır.
Şirket adına kayıtlı taşınmazlara veya araçlara doğrudan tedbir konulabilir mi?
Her zaman değil. Çünkü şirketin ayrı tüzel kişiliği vardır ve şirket malları doğrudan eşlerden birine ait kabul edilmez. Aile mahkemesi, davaya taraf olmayan şirketin tüm ticari faaliyetini kilitleyecek geniş tedbirlere temkinli yaklaşabilir. Ancak somut olayın özelliklerine, hissenin niteliğine, kaçırma riskine ve talebin ölçülülüğüne göre farklı koruma yolları tartışılabilir. Bu nedenle tedbir talebi mutlaka dosyaya özel ve orantılı kurulmalıdır.
Şirketten maaş almayan ama fiilen gelir elde eden eşe karşı nasıl ispat yapılır?
Bu durumda sadece bordro veya SGK kaydı yeterli olmayabilir. Banka hareketleri, kişisel harcamalar, şirket kasasından yapılan ödemeler, ortaklara borç/alacak hesapları, kar dağıtım tutanakları ve yaşam standardı delilleri birlikte değerlendirilir. Mahkeme gerektiğinde mali bilirkişi incelemesi yaptırabilir. Uygulamada kayıt dışı kazanç iddiası ileri sürülürken soyut şüphe yerine güçlü emareler gösterilmesi, davanın ciddiyeti açısından çok önemlidir.
Bu tür davada hangi avukatla çalışmak daha doğru olur?
Şirket hisseli boşanma dosyaları, yalnızca klasik boşanma pratiğiyle yürütülecek dosyalar değildir. Aile hukuku bilgisine ek olarak ticaret sicili, bilanço, sermaye artırımı, kar payı ve bilirkişi raporu okuma becerisi gerekir. Bu nedenle İstanbul aile hukuku avukatı ya da İstanbul avukat arayışında olan kişilerin, özellikle mal rejimi tasfiyesi ve şirket varlığı içeren uyuşmazlıklarda deneyimi bulunan bir ekiple ilerlemesi ciddi fark yaratır. Erken aşamada doğru belge planı kurulması çoğu kez davanın sonucunu belirler.
Bu konuda hukuki destek almak için bizimle iletişime geçin.
Leave A Comment