Boşanma aşamasında en kritik başlıklardan biri güvenliktir. Eşler aynı evde yaşamaya devam ederken veya fiilen ayrılmış olsalar bile tehdit, baskı, hakaret, fiziksel şiddet ya da ısrarlı takip ortaya çıkabiliyor. Sorun tam da burada başlıyor: Kişi çoğu zaman boşanma davasını açmadan önce mi, dava sırasında mı, yoksa karakola giderek mi koruma isteyeceğini bilemiyor. Büromuzda sıkça karşılaştığımız tablo, hukuki hakların geç öğrenilmesi nedeniyle riskin büyümesi oluyor.
Bu belirsizlik, yalnızca psikolojik baskıyı artırmıyor; çocukların düzeni, barınma hakkı, iletişim güvenliği ve delillerin korunması açısından da ciddi sonuçlar doğuruyor. Uygulamada görüyoruz ki, zamanında alınmayan koruma tedbirleri daha sonra hem boşanma dosyasını hem de ceza boyutunu gereksiz şekilde ağırlaştırabiliyor. Bu nedenle konu sadece bir aile hukuku meselesi değil; aynı zamanda can güvenliği, kişilik hakları ve usul stratejisi meselesidir.
Bu rehberde, 2026 itibarıyla boşanmada uzaklaştırma kararının hangi şartlarda alınabileceğini, İstanbul’da başvurunun nasıl yapıldığını, hangi delillerin işe yaradığını, kararın ne kadar süreyle uygulanabildiğini ve ihlal halinde neler yaşandığını adım adım anlatıyorum. Özellikle İstanbul avukat veya İstanbul aile hukuku avukatı arayışında olan kişiler için uygulamaya dönük noktaları sadeleştirerek aktarıyorum.
Boşanmada uzaklaştırma kararı alınabilir mi?
Evet, boşanma davası açılmış olsun ya da olmasın uzaklaştırma kararı alınabilir. 6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun, şiddete uğrayan veya uğrama tehlikesi bulunan kişiyi korumayı amaçlar. Bu koruma, yalnızca eşe karşı değil; eski eş, nişanlı, birlikte yaşanan kişi veya aile bireyleri bakımından da gündeme gelebilir.
Kanunun 5. maddesinde şiddet uygulayan hakkında verilebilecek önleyici tedbirler sayılmıştır. Bunlar arasında mağdura yaklaşmama, konuttan uzaklaştırma, iletişim araçlarıyla rahatsız etmeme, silah teslimi ve alkol ya da uyuşturucu etkisindeyken mağdura yaklaşmama gibi tedbirler bulunur. Boşanma dosyasında ise ayrıca TMK m. 169 uyarınca hakim, davanın devamı süresince eşlerin barınmasına, geçimine ve çocukların korunmasına ilişkin geçici önlemleri re’sen alabilir. Yani 6284 ile güvenlik tedbiri, TMK 169 ile boşanma sürecinin geçici düzeni birlikte ilerleyebilir.
Evlilik birliğinin temelinden sarsılması davası açısından dayanak çoğu zaman TMK m. 166 olur. Ancak uzaklaştırma kararı için mutlaka boşanma sebebinin ispat edilmiş olması aranmaz. Amaç, önce zararı önlemek ve güvenliği sağlamaktır. Bu yönüyle koruma tedbiri, boşanma hükmünden bağımsız ve daha hızlı çalışan bir mekanizmadır.
Uzaklaştırma kararı hangi hallerde verilir?
Şiddet, tehdit, hakaret, ısrarlı takip veya ciddi saldırı riski varsa uzaklaştırma kararı verilebilir. Fiziksel darp elbette en görünür örnektir; fakat hukuken yalnızca fiziksel şiddet aranmaz. Psikolojik baskı, sürekli mesaj atma, konuta zorla gelme, çocuk üzerinden baskı kurma, işyerine gitme, sosyal medya üzerinden korkutma, ekonomik baskı ve yakın çevreyi kullanarak tehditte bulunma da tedbir sebebi olabilir.
6284 sayılı Kanun’un 8. maddesi uygulamada çok önemlidir. Bu maddede koruyucu tedbir kararı verilebilmesi için şiddetin uygulandığı hususunda delil veya belge aranmayacağı belirtilir; ayrıca önleyici tedbir kararının geciktirilmeksizin verilmesi gerektiği vurgulanır. Bu düzenleme, korumayı ceza davasındaki ispat standardına bağlamaz. Çünkü koruma tedbirinin mantığı, zarar büyümeden müdahale etmektir.
Ne var ki burada önemli bir nüans vardır. Başlangıçta tam delil aranmaması, başvurunun özensiz yapılabileceği anlamına gelmez. Uygulamada ayrıntılı olay kronolojisi, hangi tarihte ne yaşandığı, çocukların etkilenip etkilenmediği, failin hangi yollardan temas kurduğu ve riskin neden acil olduğu ne kadar net yazılırsa kararın kapsamı da o kadar isabetli olur. Büromuzda sıkça karşılaştığımız bir hata, dilekçede yalnızca ‘beni rahatsız ediyor’ denilip somut örnek verilmemesidir.
Başvuru nereye ve nasıl yapılır?
Başvuru aile mahkemesine, mülki amire, ŞÖNİM’e veya kolluğa yapılabilir. İstanbul’da yaşayan kişiler bakımından en pratik yol çoğu zaman en yakın karakola giderek tutanak tutturmak ve aile mahkemesine tedbir talebini yazılı olarak sunmaktır. Gecikmesinde sakınca bulunan hallerde kolluk da derhal işlem yapar ve durumu onaya sunar.
Başvuruda şu bilgilerin yer alması önemlidir:
- Tarafların açık kimlik ve adres bilgileri
- Şiddet veya tehdit olaylarının tarih sırasına göre özeti
- Varsa çocukların durumuna ilişkin bilgi
- Talep edilen tedbirlerin açık listesi
- Varsa mesaj, ekran görüntüsü, darp raporu, polis tutanağı, tanık bilgileri
İstanbul aile hukuku avukatı desteğiyle hazırlanmış bir dilekçe, özellikle tedbirin kapsamını doğru kurmak bakımından avantaj sağlar. Örneğin sadece evden uzaklaştırma değil, iletişim yasağı, işyerine yaklaşmama, çocuk okuluna gelmeme, kişisel eşyaların kolluk eşliğinde alınması veya silah teslimi gibi talepler somut olaya göre birlikte istenebilir. İstanbul avukat desteği özellikle yoğun adliye pratiğinde usul hatalarının önüne geçmek açısından fark yaratır.
Başvurunun mutlaka boşanma davasıyla aynı gün yapılması şart değildir. Ancak risk devam ediyorsa beklemek doğru değildir. Problem büyüdükçe deliller dağılır, tanıklar çekinir ve çocuklar daha fazla etkilenir. PAS yaklaşımıyla söylemek gerekirse: Sorun güvenlik açığıdır, gecikme bu açığı derinleştirir, çözüm ise hızlı ve hedefli tedbir başvurusudur.
Hangi deliller uzaklaştırma kararında etkili olur?
Her ne kadar başlangıçta tam delil zorunlu olmasa da somut veriler başvuruyu ciddi biçimde güçlendirir. En etkili deliller arasında hastane veya adli muayene kayıtları, kolluk tutanakları, WhatsApp veya SMS içerikleri, arama kayıtları, kamera görüntüleri, komşu ya da akraba tanıkları ve sosyal medya yazışmaları yer alır.
Uygulamada görüyoruz ki, ekran görüntülerinin tarih ve saat bilgisiyle birlikte alınması, mümkünse yedeklenmesi ve tek bir olay değil süreklilik gösteren baskının ortaya konulması önemlidir. Fiziksel şiddet yoksa dahi tehdit içerikli mesajlar, ev önünde bekleme, ısrarlı arama ve çocuk üzerinden kurulan baskı kararın kapsamını etkileyebilir.
Öte yandan hukuka aykırı delil üretme riski de unutulmamalıdır. Gizlice cihaz hacklemek, karşı tarafın hesabına izinsiz girmek veya üçüncü kişilerin özel alanını ihlal edecek yöntemler ileride ayrı bir hukuki sorun yaratabilir. Delil toplarken hem güvenlik hem de hukuka uygunluk birlikte düşünülmelidir.
Yargıtay uygulaması da geçici önlemler ve aile konutuna ilişkin taleplerde dosya koşullarının somut biçimde değerlendirilmesi gerektiğini göstermektedir. Örneğin Yargıtay 2. HD, 2024/10353 E., 2025/6634 K. sayılı dosyada tedbir nafakasının başlangıç tarihi ve miktarı temyiz incelemesine konu edilmiştir. Yine Yargıtay 2. HD, 2023/4394 E., 2024/2495 K. sayılı kararda aile konutu şerhi ve ipoteğin kaldırılması talepleri birlikte değerlendirilmiştir. Bu kararlar, aile hukukunda geçici korumanın teknik ve delile dayalı bir alan olduğunu açıkça gösterir.
Karar ne kadar sürer ve neleri kapsar?
Uzaklaştırma kararı çoğu zaman hızlı verilir ve somut olaya göre farklı yükümlülükler içerebilir. Hakim veya yetkili makam, belirli bir süre için konuttan uzaklaştırma, mağdura yaklaşmama, iletişim kurmama, çocukların bulunduğu yere gitmeme, hakaret ve tehdit içeren davranışlardan kaçınma, silah teslimi veya eşyanın kolluk gözetiminde alınması gibi tedbirler kurabilir.
Boşanma dosyasında ayrıca TMK m. 169 kapsamında barınma, geçim ve çocukların korunmasına ilişkin geçici önlemler gündeme gelir. Eğer ortak konut aile konutu niteliğindeyse, TMK m. 194 de ayrıca önem taşır. Eşlerden biri diğer eşin açık rızası olmadan aile konutu ile ilgili kira sözleşmesini feshedemez, konutu devredemez veya hakları sınırlayamaz. Gerekiyorsa aile konutu şerhi talebi de ayrıca düşünülmelidir.
Yargıtay 2. HD, 2024/6789 E., 2025/3256 K. ve Yargıtay 2. HD, 2024/7408 E., 2025/5182 K. sayılı dosyalarda tedbir nafakası ile geçici mali sonuçların temyiz incelemesine konu edilmesi, geçici kararların bile son derece önemli olduğunu gösteriyor. Özellikle çocuklu dosyalarda barınma ve güvenlik sorunu birbirinden ayrılmaz. Bu yüzden uzaklaştırma kararını yalnızca ‘yaklaşmama’ olarak değil, daha geniş bir koruma paketi olarak okumak gerekir.
Karara uyulmazsa ne olur?
Uzaklaştırma kararına uyulmazsa zorlama hapsi gündeme gelir. 6284 sayılı Kanun’un 13. maddesine göre, hakkında tedbir kararı verilen kişi bu karara aykırı davranırsa hakim kararıyla üç günden on güne kadar zorlama hapsine tabi tutulabilir. İhlalin tekrarı halinde süre on beş günden otuz güne kadar çıkabilir; toplam süre altı ayı geçemez.
Burada önemli olan, ihlalin belgelendirilmesidir. İlk başvuruda tam delil aranmaması ile ihlal yaptırımının uygulanması aynı şey değildir. Karar verildikten sonra ihlalin tarihini, saatini, mesaj içeriğini, kamera kaydını veya tanığını gösterebilmek gerekir. Örneğin korunan kişiye yaklaşmama kararı varken failin işyeri önüne gelmesi, telefonla rahatsız etmesi veya ortak tanıdıklar üzerinden baskı kurması ayrı ayrı ihlal sayılabilir.
Anayasa Mahkemesi’nin 2020/15967 başvuru numaralı ve 20.05.2021 tarihli kararında, 6284 kapsamında verilen zorlama hapsi yönünden kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edilmediği sonucuna varılmıştır. Bu da tedbir kararlarının kağıt üzerinde kalmadığını, ihlal halinde yaptırım mekanizmasının anayasal denetimden geçmiş olduğunu gösterir.
Uzaklaştırma kararı boşanma davasını nasıl etkiler?
Uzaklaştırma kararı otomatik olarak boşanma kararı verileceği anlamına gelmez; ancak kusur değerlendirmesi, çocukların korunması, nafaka ve konut düzeni üzerinde güçlü etkiler yaratabilir. Özellikle tehdit, fiziksel şiddet, ağır hakaret veya ısrarlı takip gibi vakıalar, TMK m. 166 çerçevesinde evlilik birliğinin temelinden sarsıldığını destekleyen önemli olgular arasında yer alabilir.
Uygulamada görüyoruz ki, doğru zamanda alınmış koruma kararı tarafların güvenliğini sağlamakla kalmaz; dava dosyasındaki anlatımın ciddiyetini de güçlendirir. Buna karşılık sırf stratejik üstünlük için gerçek dışı başvuru yapılması, karşı deliller ortaya çıktığında güven kaybı doğurabilir. Bu nedenle her başvuru, duygusal değil somut olaya dayalı bir hukuki stratejiyle hazırlanmalıdır.
Çocuk varsa durum daha da hassastır. Şiddet ortamına tanıklık eden çocuk bakımından velayet, kişisel ilişki ve psikolojik destek başlıkları öne çıkar. Aile mahkemesi, yalnızca eşler arasındaki uyuşmazlığı değil çocuğun üstün yararını da dikkate alır. Bu nedenle boşanma ile koruma tedbirini ayrı dosyalar gibi değil, birbirini etkileyen iki süreç gibi yönetmek gerekir.
İstanbul’da başvuru yaparken nelere dikkat edilmeli?
İstanbul’da başvuru yaparken hız, belge düzeni ve doğru mahkeme pratiği belirleyici olur. Şehrin yoğunluğu nedeniyle karakol, savcılık, aile mahkemesi ve icra işlemleri arasında zaman kaybı yaşanabilir. Bu yüzden olayın kronolojisini önceden not etmek, ekran görüntülerini tek dosyada toplamak, varsa sağlık raporunu eklemek ve çocuklarla ilgili ayrı riskleri belirtmek ciddi avantaj sağlar.
Büromuzda sıkça karşılaştığımız bir diğer sorun, kişilerin koruma tedbiri ile boşanma davasını aynı şey sanmasıdır. Oysa biri acil koruma, diğeri esas uyuşmazlığın çözümüdür. İstanbul aile hukuku avukatı desteği, hangi gün hangi merciye hangi taleple gidileceğini planlamada önemlidir. İstanbul avukat desteğiyle, 6284 başvurusu, TMK 169 tedbirleri, aile konutu şerhi ve gerekiyorsa ceza şikayeti tek bir strateji içinde koordine edilebilir.
Son olarak, güvenlik riski varsa karşı tarafla birebir görüşme, ortak evde tek başına eşya alma veya çocuk teslimini kontrolsüz biçimde yapma gibi adımlardan kaçınmak gerekir. Koruma tedbiri sadece mahkeme kararından ibaret değildir; günlük hayatın güvenli planlanması da bu sürecin parçasıdır.
Sık sorulan sorular
Boşanma davası açmadan uzaklaştırma kararı alınabilir mi?
Evet, alınabilir. 6284 sayılı Kanun kapsamında koruma başvurusu için mutlaka boşanma davası açılmış olması gerekmez. Şiddet veya tehdit riski varsa kişi doğrudan kolluğa, aile mahkemesine, ŞÖNİM’e ya da mülki amire başvurabilir. Ancak aynı olaylar boşanma dosyasını da etkileyebileceğinden, sürecin baştan planlı yürütülmesi önem taşır.
Mesaj ve arama kayıtları tek başına yeterli olur mu?
Birçok olayda mesaj ve arama kayıtları önemli başlangıç delilidir. Özellikle tehdit, hakaret, ısrarlı arama ve yaklaşmama kararının ihlali gibi durumlarda bu kayıtlar etkili olur. Yine de tek delile bağlı kalmak yerine ekran görüntüsü, tanık, kamera kaydı, kolluk tutanağı ve varsa sağlık raporuyla dosyanın desteklenmesi daha güçlü sonuç verir.
Uzaklaştırma kararı çocukla kişisel ilişkiyi tamamen kaldırır mı?
Her zaman kaldırmaz. Mahkeme somut olayın ağırlığına, çocuk üzerindeki riske ve tarafların durumuna bakar. Bazı dosyalarda kişisel ilişki gözetim altında kurulabilir, bazı dosyalarda geçici olarak sınırlandırılabilir. Çocuğun üstün yararı temel ölçüttür. Bu nedenle ebeveynler arasındaki çatışma ile çocuğun güvenlik ihtiyacı ayrı ayrı değerlendirilmelidir.
Karara rağmen karşı taraf eve veya işe gelirse ne yapılmalı?
Bu durumda ihlal derhal belgelendirilmeli ve kolluğa başvurulmalıdır. Tarih, saat, kamera görüntüsü, mesaj, tanık veya tutanak ne kadar hızlı oluşturulursa 6284 m. 13 kapsamında zorlama hapsi talebi o kadar güçlü olur. Uygulamada gecikme, özellikle tanık anlatımlarının zayıflamasına neden olur. Bu yüzden ihlal anında resmi kayıt oluşturmak kritik önemdedir.
İstanbul’da aile konutu ve uzaklaştırma birlikte talep edilebilir mi?
Evet, somut olaya göre birlikte değerlendirilebilir. Eğer ortak yaşanan yer aile konutu niteliğindeyse TMK m. 194 gündeme gelir; ayrıca güvenlik riski varsa 6284 kapsamında konuttan uzaklaştırma veya yaklaşmama tedbiri istenebilir. Boşanma davası açılmışsa TMK m. 169 çerçevesinde barınma ve çocukların korunmasına ilişkin ek geçici önlemler de talep edilebilir.
Bu konuda hukuki destek almak için bizimle iletişime geçin.
Leave A Comment