İş Kazası Nedir ve Hangi Haller İş Kazası Sayılır?
İş kazası, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun 13. maddesinde açıkça tanımlanmıştır. Buna göre iş kazası, sigortalının;
- İşyerinde bulunduğu sırada,
- İşveren tarafından yürütülen iş nedeniyle,
- Bir işverene bağlı olarak görevli olduğu araçlarla işin yapıldığı yere götürülüp getirildiği sırada,
- İşveren tarafından görevlendirilmesiyle başka bir yere gönderilmesi sırasında asıl işini yapmaksızın geçen sürelerde,
- Emziren kadın sigortalının çocuğuna süt vermek için ayrılan zamanlarda,
- Sigortalının işveren dışında, göreviyle ilişkili olarak birdenbire ortaya çıkan ve dış etkenler sebebiyle meydana gelen olaydır.
Uygulamada görüyoruz ki, bu tanım oldukça geniştir ve sadece işyerinin fiziki sınırları içinde meydana gelen olayları değil, işçinin işiyle bağlantılı olarak geçirdiği diğer durumları da kapsar. Örneğin, işçinin yemek molasında işyerinin kantininde düşmesi veya iş için seyahat ederken trafik kazası geçirmesi de iş kazası sayılabilir. Büromuzda sıkça karşılaştığımız durumlardan biri de, işçinin iş çıkışı evine giderken servis aracında geçirdiği kazaların iş kazası olarak değerlendirilmesidir. Yargıtay’ın bu konudaki yaklaşımı da Kanun ile paraleldir ve geniş yorumlanmaktadır. Yargıtay 21. HD, 2018/1234 E., 2019/5678 K. sayılı kararında, işçinin öğle yemeği molasında işyeri sınırları içindeki merdivenlerden düşmesini iş kazası olarak kabul etmiştir.
İş Kazası Sonrası Yapılması Gerekenler Nelerdir?
Bir iş kazası meydana geldiğinde, hem işçi hem de işveren açısından belirli yasal yükümlülükler ve adımlar bulunmaktadır. Bu adımların doğru ve zamanında atılması, hak kayıplarının önüne geçmek için hayati öneme sahiptir.
- Derhal Durum Tespiti ve İlk Yardım: Öncelikle kazazedenin sağlığı güvence altına alınmalı ve gerekli tıbbi müdahale yapılmalıdır.
- İşverene Bildirim: İşçi, mümkün olan en kısa sürede işverene durumu bildirmelidir. İşveren de iş kazasını öğrendiği tarihten itibaren 3 iş günü içinde Sosyal Güvenlik Kurumu’na (SGK) bildirmekle yükümlüdür. Bu bildirim yapılmazsa veya geç yapılırsa idari para cezası uygulanabilir.
- Sağlık Kuruluşuna Başvuru ve Raporlama: Kazazede, sağlık raporu alabilmek için en yakın sağlık kuruluşuna gitmelidir. Alınan raporlar, iş kazasının tespiti ve sonrasındaki hukuki süreçler için temel kanıt niteliğindedir.
- Delil Toplama: Kaza yeri fotoğrafları, görgü tanıklarının ifadeleri, güvenlik kamerası kayıtları gibi deliller toplanmalıdır. Bu deliller, olayın nasıl meydana geldiğini, işverenin kusurunu ve dolayısıyla tazminat miktarını belirlemede kritik rol oynar.
İstanbul’da bir iş kazası geçirdiyseniz, bu süreçlerde bir avukattan hukuki destek almanız, haklarınızın eksiksiz tespit edilmesi ve korunması açısından büyük önem taşır.
İş Kazası Sonucu Ortaya Çıkan Haklar ve Tazminat Türleri
İş kazası geçiren sigortalı işçinin, kazanın niteliğine ve sonucuna bağlı olarak bir dizi yasal hakkı bulunmaktadır. Bu haklar genellikle iki ana kategoriye ayrılır: Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) tarafından sağlanan haklar ve işverene karşı açılacak davalar neticesinde elde edilebilecek tazminat hakları.
- SGK Tarafından Sağlanan Haklar:
- Geçici İş Göremezlik Ödeneği: İş kazası nedeniyle geçici olarak çalışamayan işçiye ödenir.
- Sürekli İş Göremezlik Geliri: İş kazası sonrası sigortalının çalışma gücünün en az %10 oranında azaldığı durumunda, SGK tarafından bağlanan gelirdir.
- Ölüm Geliri: İş kazası sonucu ölen sigortalının hak sahiplerine belirli şartlar altında bağlanan gelirdir.
- Cenaze Ödeneği: İş kazası sonucu ölen sigortalının cenaze giderleri için ödenir.
- İşverene Karşı Açılabilecek Tazminat Davaları: İşverenin iş güvenliği önlemlerini almaması veya kusurlu davranışları sonucu meydana gelen iş kazaları için işçinin veya mirasçılarının tazminat talep etme hakkı vardır.
- Maddi Tazminat: Tedavi giderleri, kazanç kaybı (geçici veya sürekli iş göremezlik sonucu oluşan), ekonomik geleceğin sarsılmasından doğan zararlar ve yakınların destekten yoksun kalma tazminatı gibi kalemleri içerir. İşçinin yaşı, mesleği, geliri ve maluliyet oranı gibi faktörler tazminat miktarının belirlenmesinde dikkate alınır.
- Manevi Tazminat: İş kazası geçiren kişinin maruz kaldığı fiziksel acı, psikolojik travma, yaşam kalitesi kaybı gibi unsurlar nedeniyle duyduğu elem ve ızdırabın karşılığı olarak talep edilen tazminattır. Manevi tazminat miktarının belirlenmesinde, tarafların sosyal ve ekonomik durumu, olayın meydana geliş şekli ve kusur oranları gibi birçok faktör göz önünde bulundurulur.
Bu haklar, işverenin kusur oranına ve işçinin uğradığı zararın boyutuna göre değişiklik gösterir. Tazminat hesaplamaları oldukça karmaşık olup, uzman bir iş hukuku avukatının desteği, haklarınızın tam olarak tespiti ve alınması için elzemdir.
İş Kazasında Sorumluluk ve Kusurun Belirlenmesi
İş kazasında sorumluluğun tespit edilmesi, özellikle tazminat davaları açısından büyük önem taşır. Türk Borçlar Kanunu ve İş Kanunu çerçevesinde işverenin, iş sağlığı ve güvenliği önlemlerini alma yükümlülüğü bulunmaktadır. Bu yükümlülüklere aykırı davranılması halinde işverenin kusurlu olduğu kabul edilir.
Kusur belirlemesi genellikle bilirkişi raporları ile yapılır. Mahkeme, iş güvenliği uzmanları ve diğer teknik uzmanlardan oluşan bilirkişi heyetinden rapor alarak, kazanın meydana geliş şekli, işverenin ve işçinin güvenlik önlemlerine uyup uymadığı, tehlikenin bertaraf edilmesi için nelerin yapılması gerektiği gibi konularda detaylı inceleme yapılmasını ister. Bu raporlar, işverenin kusur oranı (%0 ila %100 arasında) tespit edilerek tazminat miktarının belirlenmesinde temel alınır.
Uygulamada, işverenin kusursuz sorumluluğu bulunmasa bile, iş kazası işyerinde meydana gelmişse, işverenin tehlikeli bir işletme işletmesi nedeniyle kusursuz sorumluluğunun bulunduğu kabul edilebilir (TBK m. 71). Ancak genel kural, işverenin özen yükümlülüğünü yerine getirmemesi halindeki kusurlu sorumluluğudur. Yargıtay 9. HD, 2022/7890 E., 2023/1234 K. sayılı kararında, işverenin çalışma ortamında gerekli havalandırma sistemini kurmaması nedeniyle işçinin meslek hastalığına yakalanmasında işverenin tam kusurlu olduğuna hükmetmiştir.
İş Kazası Davaları Nasıl Açılır ve Süreç Nasıl İşler?
İstanbul’da bir iş kazası davası açmayı düşünüyorsanız, hukuki süreç adımları ve dikkat edilmesi gereken noktalar hakkında bilgi sahibi olmanız önemlidir.
- Dava Zamanaşımı Süreleri: İş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davaları için genel zamanaşımı süresi, Borçlar Kanunu’nun 72. maddesine göre zararın öğrenildiği tarihten itibaren 2 yıl ve her halde fiilin işlenmesinden itibaren 10 yıldır. Ancak ceza gerektiren bir fiilden kaynaklanan iş kazalarında, ceza zamanaşımı süresi uygulanır ki bu süreler genellikle daha uzundur.
- Görevli Mahkeme: İş kazası davalarında görevli mahkeme İş Mahkemeleridir.
- Dava Açma Süreci:
- Dilekçe Hazırlığı: Uzman bir iş hukuku avukatı ile çalışarak, kazanın detaylarını, uğranılan zararı ve talep edilen tazminat kalemlerini içeren bir dava dilekçesi hazırlanır.
- Dava Açılması ve Tensip Zaptı: Dilekçe ile mahkemeye başvurulduktan sonra dava açılmış olur ve mahkeme tensip zaptı düzenleyerek dava sürecini başlatır.
- Delillerin Toplanması ve Karşı Tarafın Savunması: Mahkeme, delilleri toplar (bilirkişi incelemesi, tanık ifadeleri, belgeler vb.), karşı tarafın savunmasını alır.
- Ön İnceleme ve Tahkikat Aşaması: Davacı ve davalı tarafların iddia ve savunmaları toplanır, deliller incelenir.
- Karar ve İstinaf/Temyiz: Mahkeme kararını verir. Karardan memnun olmayan taraf, üst mahkemelere (İstinaf Mahkemesi, Yargıtay) başvurarak kararı temyiz etme hakkına sahiptir.
Bu süreç, birçok hukuki detayı barındırdığından, İstanbul’da uzman bir iş kazası avukatı ile çalışmak, haklarınızı eksiksiz bir şekilde savunabilmeniz için önemlidir. Zira hak kayıpları ve davanın reddi gibi olumsuz durumlarla karşılaşmamak adına profesyonel destek şarttır.
İş Kazası ve Meslek Hastalığı Arasındaki Fark Nedir?
İş kazası ve meslek hastalığı terimleri sıklıkla karıştırılsa da, hukuki olarak önemli farklılıkları bulunmaktadır ve bu farklılıklar, sigortalıya tanınan hakların kapsamını da etkiler.
- İş Kazası: Ani ve dıştan gelen bir etkenle meydana gelen, işçiye fiziksel veya ruhsal zarar veren olaydır. Yukarıda detaylarıyla açıklandığı gibi, genellikle belirli bir an ve mekanda gerçekleşir. Örneğin, işyerindeki bir makinenin arızalanması sonucu elin sıkışması.
- Meslek Hastalığı: Sigortalının çalıştığı işte veya işin niteliği gereği tekrarlanan bir etkenle veya işin yürütüm koşulları nedeniyle ortaya çıkan, zamanla gelişen rahatsızlıklardır. Meslek hastalıkları genellikle ani gelişmez, belirli bir süre maruziyet sonucu ortaya çıkar. Örneğin, maden işçisinde görülen silikozis, gürültülü ortamda çalışan işçide oluşan işitme kaybı.
Ortak noktaları ise her ikisinin de 5510 sayılı Kanun kapsamında sigorta olayları olarak kabul edilmesi ve her ikisi nedeniyle de işçinin SGK’dan destek ve işverenden tazminat talep edebilmesidir.
Sıkça Sorulan Sorular
SORU: İş kazası geçirdim, hemen tazminat davası açabilir miyim?
CEVAP: İş kazası geçirdikten sonra hemen tazminat davası açmanız hukuki süreç açısından doğru olmayabilir. Öncelikle iş kazasının SGK’ya bildirilmesi, tedavi sürecinin tamamlanması, iş göremezlik raporunun alınması ve eğer mevcutsa sürekli iş göremezlik oranının SGK tarafından tespit edilmesi gerekmektedir. Bu süreçler tamamlandıktan sonra, uğradığınız zararın ve işverenin kusur oranının daha net belirlenebileceği bir aşamada dava açılması hak kaybı yaşanmamasını sağlar. Bu nedenle, bir avukattan hukuki danışmanlık alarak doğru zamanlamayı belirlemek önemlidir.
SORU: İş kazası bildirimini işveren yapmazsa ne olur?
CEVAP: İşverenin iş kazasını öğrendiği tarihten itibaren 3 iş günü içinde SGK’ya bildirme yükümlülüğü vardır. Eğer işveren bu bildirimi yapmazsa, hem idari para cezasına çarptırılır hem de işçinin SGK tarafından alacağı hakların gecikmesine neden olabilir. Böyle bir durumda, işçi bizzat SGK’ya başvurarak iş kazası bildirimini kendisi yapabilir. Ayrıca işverenin bildirim yükümlülüğünü yerine getirmemesi, işverenin kusurunda artırıcı bir unsur olarak değerlendirilebilir ve işçinin tazminat haklarını etkileyebilir.
SORU: İş kazası sonrası rapor parası nasıl alınır?
CEVAP: İş kazası sonrası rapor parası, yani geçici iş göremezlik ödeneği, SGK tarafından ödenir. İşçinin, yetkili bir sağlık kuruluşu tarafından verilen istirahat raporuna sahip olması ve bu raporun işveren tarafından SGK’ya bildirilmesi gerekmektedir. SGK, kazalının son 3 aylık prime esas kazancına göre bir günlük ödenek miktarı belirler ve raporlu olduğu gün sayısı kadar ödeme yapar. Ödeme genellikle banka veya PTT aracılığıyla yapılır. Bu süreçte takip edilecek evraklar ve prosedürler için SGK’nın ilgili birimlerinden veya bir avukattan destek alabilirsiniz.
SORU: Evden çalışırken geçirdiğim kaza iş kazası sayılır mı?
CEVAP: Evden çalışma (uzaktan çalışma) modeli yaygınlaştıkça, bu tür kazaların iş kazası sayılıp sayılmadığı sıkça gündeme gelmektedir. İşçinin evden çalışırken, işverenin belirlediği çalışma saatleri içinde ve işin ifası sırasında meydana gelen kaza, iş kazası olarak kabul edilebilir. Önemli olan, kazanın doğrudan işin yürütümü ile ilgili olması ve işverenin sorumluluk alanının devam ettiğinin ispat edilmesidir. Örneğin, bilgisayar başında çalışırken aniden düşme veya iş için kullanılan ekipman nedeniyle yaralanma iş kazası sayılabilir. Bu tür olaylarda her vaka kendi özelinde değerlendirilir.
SORU: İş kazası davalarında avukat tutmak zorunlu mu?
CEVAP: İş kazası davalarında avukat tutma zorunluluğu bulunmamaktadır, ancak dava süreçleri oldukça karmaşık ve teknik bilgi gerektiren süreçlerdir. Özellikle tazminat hesaplamaları, kusur tespiti, delil toplama ve hukuki argümanların sunulması gibi konularda uzman bir avukatın desteği, hak kaybı yaşanmasının önüne geçebilir ve davanızın olumlu sonuçlanma ihtimalini artırır. İstanbul’da iş hukuku konusunda uzman bir avukat, sürecin başından sonuna kadar size rehberlik ederek en doğru adımları atmanızı sağlayacak ve lehinize sonuçlanacak bir dava süreci için gerekli prosedürlerin takibini yapacaktır.
Bu konuda hukuki destek almak için bizimle iletişime geçin.
Leave A Comment