Çocuğun Kaçırılması ve Alıkonulması Suçu (TCK 234): Velayet Amacıyla Çocuğu Götürmenin Cezası ve Yargıtay 2026

//Çocuğun Kaçırılması ve Alıkonulması Suçu (TCK 234): Velayet Amacıyla Çocuğu Götürmenin Cezası ve Yargıtay 2026

Çocuğun Kaçırılması ve Alıkonulması Suçu (TCK 234): Velayet Amacıyla Çocuğu Götürmenin Cezası ve Yargıtay 2026

Kısa cevap: Türk Ceza Kanunu madde 234’e göre, velayet yetkisi elinden alınmış ana veya babanın ya da üçüncü derece dahil kan hısmının, 16 yaşını bitirmemiş bir çocuğu veli, vasi veya bakım ve gözetimi altında bulunan kimsenin yanından cebir ya da tehdit kullanmaksızın kaçırması veya alıkoyması, üç aydan bir yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılır. Fiilde cebir veya tehdit kullanılmışsa ya da çocuk 12 yaşını bitirmemişse ceza bir katı oranında artırılır. Bu suç şikâyete tabi değildir; savcılık resen soruşturma başlatır.

Boşanma sonrasında veya velayet uyuşmazlıkları sürerken çocuğun bir ebeveyn ya da akraba tarafından karşı tarafın bilgisi dışında götürülmesi, aile hukukunda en sık karşılaşılan acil krizlerden biridir. Pek çok aile, olayın yalnızca “ara bozukluğu” olduğunu düşünür; oysa Türk Ceza Kanunu’nda bu eylem bağımsız bir suç olarak düzenlenmiştir ve hem fail hem mağdur açısından ciddi hukuki sonuçlar doğurur. Bu rehberde çocuğun kaçırılması ve alıkonulması suçunun (TCK 234) unsurlarını, ceza miktarını, soruşturma usulünü ve Yargıtay’ın güncel içtihadını, İstanbul ceza avukatı perspektifiyle ve pratik örneklerle ele alıyoruz.

TCK 234 Nedir? Suçun Tanımı ve Korunan Hukuki Değer

5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 234. maddesinde düzenlenen suç, halk arasında “çocuk kaçırma” olarak bilinse de kanundaki adıyla çocuğun kaçırılması ve alıkonulması suçudur. Suç iki ayrı fiil biçiminde işlenebilir: çocuğun bulunduğu yerden götürülmesi (kaçırma) ya da meşru şekilde yanında bulunan çocuğun hak sahibine geri verilmemesi (alıkoymanın süreklilik kazanması).

Bu suçla korunan hukuki değer öncelikle çocuğun kendisi değil, velayet ve bakım-gözetim hakkına sahip kimselerin aile hukukundan doğan yetkisidir. Yargıtay, sayısız kararında bu vurguyu yapar: TCK 234’te korunan değer çocuğun iradesi değil, velayet hakkı sahibinin hakkıdır. Bu nedenle çocuğun gitmeye rıza göstermesi suçu ortadan kaldırmaz; küçüğün rızası belirli hâllerde hukuka uygunluk sebebi sayılamaz. Ayrıca suçun varlığı için cebir veya tehdit kullanılması şart değildir; ilk fıkradaki temel suç tamamen rıza dışı götürme veya alıkoyma ile oluşur.

Suçun Unsurları: Fail Kim Olabilir, Mağdur ve Fiil Nasıl Belirlenir?

TCK 234 diğer özgü suçlar gibi özel fail ister. Bu suçu herkes işleyemez; fail sıfatı kanunda sınırlı olarak sayılmıştır. Buna göre fail ya velayet yetkisi elinden alınmış ana veya baba, ya da üçüncü derece dahil kan hısmı olmalıdır. Velayeti devam eden, hiçbir kısıtlamaya tabi olmayan ebeveyn için bu madde uygulanmaz; ancak boşanmada velayet karşı tarafa bırakılmışsa, velayeti olmayan ebeveyn bu suçun faili olabilir.

Mağdur yönünden aranan şart, çocuğun 16 yaşını bitirmemiş olmasıdır. Fiil ise çocuğun veli, vasi veya bakım ve gözetimi altında bulunan kimsenin yanından kaçırılması veya alıkonulmasıdır. Pratikte en sık görülen örnekler şunlardır:

  • Velayeti olmayan ebeveynin çocuğu okuldan veya bulunduğu yerden alıp karşı tarafın erişimini kesmesi,
  • Dede, nine veya amca gibi üçüncü derece dahil kan hısımlarının çocuğu ailesinden habersiz başka bir şehre götürmesi,
  • Kişisel ilişki (görüş hakkı) sırasında çocuğun süresi dolduğu hâlde teslim edilmemesi ve alıkoymaya dönüştürülmesi,
  • Evlilik dışı doğan, velayeti baştan itibaren annede bulunan çocuğun biyolojik baba tarafından alınması.

Cezası Ne Kadar? Temel Ceza ve Artırım Sebepleri

Madde metnine göre ceza yapısı üç kademelidir:

Fiil Ceza
Cebir veya tehdit kullanmaksızın kaçırma veya alıkoyma (234/1) 3 aydan 1 yıla kadar hapis
Cebir veya tehdit kullanılarak işlenmesi ya da çocuğun 12 yaşını bitirmemiş olması (234/2) Ceza bir katı oranında artırılır
Evi terk eden çocuğun rızasıyla yanında tutulması (234/3) Şikâyet üzerine, 3 aydan 1 yıla kadar hapis

Birinci fıkradaki temel ceza düşük görünse de, ikinci fıkradaki artırım hâllerinin varlığında ceza ciddi biçimde yükselir. Ayrıca zincirleme suç hükümlerinin (TCK 43) uygulanabileceği, birden fazla tekrarlanan fiillerde cezanın artabileceği uygulamada görülmektedir. Mahkeme, TCK 62 uyarınca takdiri indirim yapabilir; hak yoksunluğuna (TCK 53) da hükmedilebilir. Somut dosyada uygulanacak ceza miktarı, olayın koşullarına göre değişeceğinden genelleme yapmadan bir ceza hukuku avukatıyla değerlendirilmesi gerekir.

Şikâyete Tabi mi? Soruşturma ve Uzlaştırma Usulü

Birinci ve ikinci fıkradaki suçlar şikâyete tabi değildir. Bu, ihbar veya şikâyet olmasa dahi cumhuriyet savcılığının suç haberini aldığı anda resen soruşturma başlatabileceği anlamına gelir. Şikâyete tabi olmadığı için şikâyetten vazgeçilmesi soruşturmayı düşürmez; mağdurun süre sınırı gözetmeksizin beyanı alınır ve failin ifadesine başvurulur.

Buna karşılık maddenin üçüncü fıkrası farklıdır: Kanunî temsilcisinin bilgisi veya rızası dışında evi terk eden çocuğu, rızasıyla da olsa, ailesini veya yetkili makamları haberdar etmeksizin yanında tutan kişi, ancak şikâyet üzerine cezalandırılır. Uygulamada bu fıkra, evden kaçan erginliğe yakın gençleri yanına alan kişilerle ilgili dosyalarda gündeme gelir. Uzlaştırma yönünden ise suç, CMK m. 253 kapsamında değerlendirilebilir; fiilin hangi fıkradan işlendiği, uzlaştırma ve şikâyet koşullarının belirlenmesinde belirleyicidir. Sürecin hangi usule tabi olduğu, iddianamenin seyrini doğrudan etkilediğinden erken evrede hukuki destek alınması önemlidir.

Kişisel İlişki Sırasında Çocuğun Geri Verilmemesi Suç mudur?

Boşanmış ailelerde en çok tartışılan konulardan biri, kişisel ilişki (görüş) saatleri içinde çocuğu alan ebeveynin çocuğu süresi dolduğu hâlde geri getirmemesidir. Yargıtay uygulamasında bu eylemin TCK 234 kapsamına girip girmediği, alıkoyma unsurunun süreklilik kazanıp kazanmadığına ve failin velayet yetkisinin elinden alınmış olup olmadığına göre değerlendirilir. Gecikmeli teslim ile çocuğun karşı tarafın erişimine tümüyle kapatılması aynı şey değildir; somut olayın koşulları, geçen süre ve çocuğun barınma düzeni karar üzerinde etkilidir.

Bu noktada dikkat edilmesi gereken pratik sonuç şudur: kişisel ilişki kararına uyulmamasının önce aile mahkemesinde yaptırımları (kişisel ilişkinin kısıtlanması veya kaldırılması, TMK m. 324 kapsamında değerlendirme) gündeme gelirken, fiilin ağırlaşması hâlinde ceza soruşturması da söz konusu olabilmektedir. İki süreç birbirinin alternatifi değil, paralel yollardır.

TCK 109 ile Farkı: Üçüncü Kişiler Hangi Suçtan Yargılanır?

TCK 234’ün faili kanunda sınırlı olarak sayıldığından, bu kapsama girmeyen kişilerin eylemi genel hükümlere göre değerlendirilir. Yargıtay, 15 yaşından küçük bir çocuğu rızasıyla dahi olsa alıkoyan ve TCK 234’ün fail sıfatını taşımayan failler hakkındaki beraat kararlarını bozarak, eylemin kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunu (TCK 109) oluşturduğunu kabul etmektedir. Başka bir deyişle arkadaş, akraba olmayan komşu ya da tanıdık bir kişinin reşit olmayan bir çocuğu ailesinden habersiz yanında alıkoyması hâlinde cezalandırma TCK 109 üzerinden yapılır ve bu suçun ceza sınırları daha ağırdır.

Ayrımın önemi şu noktada ortaya çıkar: ceza hukuku açısından “fail kimdir?” sorusu, uygulanacak maddeyi ve dolayısıyla cezanın kapsamını belirler. Somut olayda failin velayet ilişkisi ve hısımlık derecesi, kovuşturmanın yönünü değiştirebileceğinden, iddianame aşamasında bu tespitin doğru yapılması savunma veya mağdur vekilliği açısından kritiktir.

Yargıtay Kararları: Suçun Sınırları Nasıl Çiziliyor?

Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 30.04.2025 tarihli, 2024/490 E., 2025/197 K. sayılı kararında, evlilik dışında doğan ve velayeti baştan itibaren annede bulunan çocuğu zorla alan biyolojik babanın, birinci derece kan hısmı olması nedeniyle eyleminin TCK 234 kapsamında değerlendirilebileceği kabul edilmiştir. Bu karar, fail sıfatının biyolojik bağ üzerinden nasıl yorumlandığına ilişkin önemli bir içtihat örneğidir.

Yargıtay 8. Ceza Dairesi’nin 2022/6398 E., 2023/1034 K. sayılı kararında, TCK 234/1 kapsamındaki cezalandırma talebiyle açılan dosyada suçun niteliği ve şikâyete tabi olmama sonucu birlikte değerlendirilmiştir. Yine Yargıtay 8. Ceza Dairesi’nin 2020/8299 E., 2021/2436 K. sayılı kararında ise, birinci derece usul sonuçları bakımından velayet hakkı sahibi babanın beraat kararını temyiz etmemesi hâlinde, yaş küçüklüğü nedeniyle mağdura atanan vekilin temyiz hakkının bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Bu kararlar, süreçte kimin hangi sıfatla hareket edebileceğinin de mevzuat kadar içtihatla şekillendiğini göstermektedir.

Çocuk Yurt Dışına Götürülürse Ne Olur? 5717 Sayılı Kanun ve Lahey Sözleşmesi

Çocuğun yurt dışına götürülmesi hâlinde süreç daha da karmaşık hâle gelir. Türkiye, uluslararası çocuk kaçırılmasına ilişkin Lahey Sözleşmesi‘ne taraftır ve sözleşmenin uygulanmasına dair usulü düzenleyen 5717 sayılı Kanun yürürlüktedir. Bu düzenleme uyarınca sözleşmeye taraf devletlerden birinde oturma izni olan çocuğun izinsiz olarak Türkiye’ye getirilmesi veya getirildikten sonra geri gönderilmemesi hâlinde, geri gönderme talebi Adalet Bakanlığı üzerinden ilgili merkezi makama iletilebilir.

Aynı zamanda velayet veya kişisel ilişki kararının tenfizi (yabancı mahkeme kararının Türkiye’de icrası) yoluna da başvurulabilir. Aile hukuku ve ceza hukukunun kesiştiği bu alanda süre, hem yurt içi ceza soruşturması hem uluslararası başvurular açısından kritiktir; gecikme, çocuğun yerleşim düzeninin yeniden kurulmasını zorlaştırır. Bu nedenle yurt dışına götürülme şüphesinde ilk adım, derhal bir avukatla başvuru yolunun belirlenmesidir.

İstanbul’da Süreç Nasıl İşler? Mağdur ve Fail İçin Pratik Rehber

İstanbul gibi yoğun iş yüküne sahip illerde süreç, olayın anında ve doğru şekilde raporlanmasına göre şekillenir. Çocuğu götürülen taraf için atılması gereken adımlar tipik olarak şöyledir: önce polis veya cumhuriyet başsavcılığına başvuru yapılarak olay tutanağa bağlanır; ardından aile mahkemesine acil tedbir talebi (çocuğun getirtilmesi, gerekiyorsa kişisel ilişkinin kısıtlanması) iletilir; ceza soruşturması kapsamında tanık beyanları, mesaj kayıtları, kamera görüntüleri gibi deliller toplanır ve derhal sunulur. İstanbul’da görevli mahkemeler, olayın yerlerine göre değişmekle birlikte süreç genellikle savcılık soruşturması ile aile mahkemesi tedbirinin paralel yürümesiyle ilerler.

Fail sıfatıyla hakkında soruşturma başlatılan taraf için ise süreç, savunmanın nasıl kurulduğuyla doğrudan ilgilidir. Failin özel olması, suçun şikâyete tabi olmaması ve ceza artırım sebeplerinin varlığı dikkate alındığında, ifadenin hukuki nitelendirme yapılmadan verilmesi dosyanın seyrini belirler. Alıkoymanın sürekli olup olmadığı, çocuğun rızasının hukuki değeri, velayet ilişkisinin gerçek durumu ve TCK 109 ile fail sıfatı ayrımı, ancak tecrübeli bir ceza avukatınca doğru biçimde ileri sürülebilir. Her iki taraf için de sürecin ilk günlerinde alınan hukuki destek, sonucu en çok etkileyen faktördür.

Sık Sorulan Sorular

Çocuğun kaçırılması ve alıkonulması suçunda ceza kaç yıldır?

TCK 234/1 uyarınca temel ceza üç aydan bir yıla kadar hapis cezasıdır. Ancak fiil cebir veya tehdit kullanılarak işlenmişse ya da mağdur çocuk 12 yaşını bitirmemişse, TCK 234/2 gereği ceza bir katı oranında artırılır. Somut olayda hükmedilecek ceza; işleme biçimi, failin sıfatı, zincirleme suç hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağı ve TCK 62 kapsamındaki takdiri indirim gibi unsurlara göre değişir. Bu nedenle ceza miktarını olaydan bağımsız tek bir rakamla vermek doğru değildir.

Velayeti olmayan anne veya baba çocuğu alırsa ne olur?

Boşanma sonrası velayeti karşı tarafa bırakılmış ebeveyn, kanun ifadesiyle “velayet yetkisi elinden alınmış ana veya baba” kabul edilir ve bu kişinin çocuğu karşı tarafın yanından kaçırması ya da alıkoyması TCK 234 kapsamında suç teşkil eder. Suç şikâyete tabi olmadığından mağdur şikâyetçi olmasa dahi savcılık resen soruşturma yürütebilir. Aynı anda aile mahkemesinde kişisel ilişkinin kısıtlanması veya velayetin değiştirilmesi gibi talepler de gündeme gelebilir; iki süreç birbirini engellemeden paralel ilerler.

Çocuğun gitmeye razı olması suçu ortadan kaldırır mı?

Hayır, kaldırmaz. Yargıtay, TCK 234’te korunan hukuki değerin çocuğun iradesi değil, velayet hakkı sahibinin yetkisi olduğunun altını çizmektedir. On altı yaşını bitirmemiş çocuğun kendisinin gitmeyi istemesi, fail hakkında hukuka uygunluk sebebi oluşturmaz; mahkemeler bu rızayı genellikle ceza tayininde değerlendirme dışı tutar. Bu kural özellikle erginliğe yakın çocukların ebeveynler arasında “taraf” yapıldığı uyuşmazlıklarda sık tartışma konusudur ve mağdur tarafın elini güçlendiren temel içtihattır.

Çocuk kaçırma suçu şikâyete tabi midir, zamanaşımı var mıdır?

Maddenin birinci ve ikinci fıkralarındaki suçlar şikâyete tabi değildir; cumhuriyet savcılığı suçu herhangi bir ihbar veya şikâyet olmasa bile resen soruşturabilir. Şikâyete tabi olmama sonucunun doğal etkisi, mağdurun şikâyetten vazgeçmesinin soruşturmayı düşürmemesidir. Üçüncü fıkradaki evi terk eden çocuğu yanında tutma suçu ise yalnızca şikâyet üzerine cezalandırılabilir. Ceza zamanaşımı yönünden genel hükümler uygulanır ve süre, hükmedilecek cezanın ağırlığına göre belirlenir.

Kişisel ilişki (görüş) sırasında çocuğu geri getirmemek suç mudur?

Kişisel ilişki saatinde alınan çocuğun süresi dolduğunda teslim edilmemesi, uygulamada en sık karşılaşılan sınır olaydır. Yargıtay içtihatlarında bu eylemin TCK 234 kapsamına girip girmediği, alıkoyma unsurunun süreklilik kazanıp kazanmadığına, çocuğun karşı tarafın erişimine tümüyle kapatılıp kapatılmadığına ve failin velayet ilişkisine göre değerlendirilir. Kısa süreli gecikme ile çocuğun tamamen alıkonulması aynı hukuki niteliği taşımaz; her somut olay kendi koşulları içinde yorumlanır.

Çocuk yurt dışına götürüldüyse hangi yola başvurulur?

Çocuğun yurt dışına izinsiz götürülmesi hâlinde iki yol birlikte değerlendirilir: ceza soruşturması ve uluslararası hukuk yoludur. Türkiye’nin taraf olduğu Lahey Sözleşmesi ve bu sözleşmenin iç hukuktaki karşılığı olan 5717 sayılı Kanun uyarınca, çocuğun alışılan yerinden kaldırılması veya geri gönderilmemesi hâlinde geri gönderme talebi Adalet Bakanlığı üzerinden ilgili devletin merkezi makamına iletilebilir. Ayrıca yabancı mahkeme kararlarının tenfizi yoluna da başvurulabilir. Bu süreçler hukuki teknik içerdiğinden uzman desteğiyle yürütülmelidir.

Üçüncü kişiler (arkadaş, tanıdık) çocuğu alıkoyarsa hangi suç oluşur?

TCK 234’ün faili sınırlıdır: velayet yetkisi elinden alınmış ana-baba veya üçüncü derece dahil kan hısmı. Bu sıfatları taşımayan kişilerin reşit olmayan bir çocuğu ailesinden habersiz yanında alıkoyması hâlinde ise kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçu (TCK 109) gündeme gelir. Yargıtay, küçük yaştaki çocuğun rızasıyla dahi yanında tutulması hâlinde bile üçüncü kişiler yönünden TCK 109’un uygulandığını kabul etmektedir. Bu suçun ceza sınırları TCK 234’e göre daha ağırdır ve fiilin niteliği cebir kullanımına göre ayrıca belirlenir.

Not: Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır; içtihatlar ve uygulama, somut olayın koşullarına göre değişebilir. Dosyanıza ilişkin hukuki değerlendirme için avukat desteği almanız gerekir.

Yazan: Av. Arı | İstanbul Barosu

Çocuğunuz izniniz dışında götürüldüyse veya bu suçlamayla karşı karşıyaysanız, sürecin ilk günleri sonucu belirler. İstanbul ceza avukatı desteğiyle sürecinizi değerlendirmek için iletişim sayfamızdan bize ulaşabilirsiniz.

By |2026-10-21T18:10:21+03:00Ekim 21st, 2026|Ceza Hukuku|0 Comments

About the Author:

Leave A Comment