Erkeğin Boşanma Davası Açması

Anasayfa » Tüm Yazılar » Erkeğin Boşanma Davası Açması

Erkeğin Boşanma Davası Açması

Erkeğin Boşanma Davası Açması

Türk Medeni Hukukumuza göre, boşanma davası açılması için cinsiyet ayrımı olmamaktadır. Toplumumuzda oluşan yanlış algılardan biri de, cinsiyet ayrımına göre boşanma davasının istenilebileceğidir. Oysaki Kanun koyucu dava açılırken, cinsiyet ayrımında bulunmaz. Bu faktörün yanı sıra farklı şartlar sunar taraf ya da taraflara.

Boşanma davaları iki şekilde açılabilir. Bunlar; anlaşmalı boşanma ve çekişmeli boşanmalardır. Bu iki şekilde birbirinden oldukça farklı özelliklere sahiptir. Anlaşmalı boşanma davaları her iki tarafında boşanmayı kabul etmesi ve boşanmanın bütün sonuçlarında uzlaşma sağlamasıyla olabilir. Ayrıca bu davanın açılabilmesi için, boşanma dilekçesi ve anlamanın yapıldığını beyan eden protokol hazırlanması gerekir. Taraflardan biri boşanmak istemezse ya da boşanmanın sonuçlarında uzlaşma sağlanamazsa, çekişmeli boşanma davası açılabilir. Bu şekilde açılmak istenen davanın en önemli unsuru da, boşanmaya sebep olan vakıaların yer aldığı dilekçedir.

Kadın Boşanma Davası Açarsa Erkek Kabul Etmezse

Kadının açmış olduğu boşanma davasını, erkek kabul etmek zorunda mı, boşanmayı istemeyen erkek bu durumda ne yapmalı? Boşanma davası açıldıktan sonra pek çok soru, tarafların aklını karıştırmaktadır. Akılda oluşan karışıklardan kaynaklı yanlış ve usule aykırı işlemlerin olmaması için, avukat desteği almak her zaman avantaj sağlayacak bir durum olur.

Taraflardan birinin açmış olduğu boşanma davasını (Davacı), diğer taraf (Davalı) kabul ederse eğer, boşanma davası anlaşmalı boşanma davasına dönüştürülerek işlem yapılabilir. Fakat davacı tarafın açmış olduğu davayı, davalı taraf kabul etmezse dava çekişmeli boşanma olarak devam eder. Burada bahsettiğimiz kabul etmemenin birden fazla nedeni olabilir. Bunlar; Davalı tarafın boşanmak istememesi, tarafların boşanmanın maddi ve manevi sonuçlarında anlaşma sağlayamaması ve evlilik birliğinde geçirilen sürenin 1 yıldan az olması durumudur.

Kadının açmış olduğu boşanma davasını erkek kabul etmezse eğer, davalı taraf olarak kendisine ulaşan dava dilekçesine yanıt vermelidir. Bu durumda davalı taraf olarak gözükecek erkek, mahkemenin vereceği süre içerisinde dava dosyasına cevap dilekçesini eklemelidir. Cevap dilekçesi yazma ve dosyaya ekleme işlemini kendisi yapabileceği gibi, vekil ataması yapılmış avukatı varsa avukatı da işlemleri yapabilir. Cevap dilekçesinin içeriğinde; Boşanmanın kabul edilip edilmediği ve nedenleri kanuna uygun şekilde beyan edilmelidir.

Davalı tarafın mahkemeye sunacağı cevap dilekçesi, davacı tarafa da tebliğ edilecektir. Davacı taraf kendisine ulaştırılan cevap dilekçesine istinaden tekrardan cevaba cevap dilekçesi yazarak, hakkında yapılan iddialara yanıt verebilme hakkına sahiptir. Karşılıklı birkaç kere düzenlenen dilekçeler sonrasında, mahkeme ilk dava gününü yani ön inceleme duruşması gününü belirler.

Erkeğin boşanma davası açması ya da kadının boşanma davası açması fark etmeksizin, dava süreçleri aynı şekilde ilerleme göstermektedir. Kanunlarımıza göre davadaki işlemler cinsiyete göre değil, davanın şekline göre ayrımlara uğrar.

Erkek Boşanma Davası Açarsa Kadın İstemezse

Toplumumuzda yanlış algı oluşturulan bir durumda, genel olarak erkeklerin boşanmayı kabul etmemesi durumudur. Durum aslında bu şekilde değildir. Yaşanılan vakıalar, süreçteki anlaşmazlıklar vb. pek çok etkene bakıldığı zaman, kadınlarda erkeğin açmış olduğu boşanma davasını kabul etmeyebilir. Erkeğin davacı, kadının davalı olduğu boşanma davası sürecinde kadın davayı kabul etmek istemezse, nedenleri ve haklı sebepleri dâhilinde mahkemeye bunu cevap dilekçesi ile birlikte beyan etmelidir.

Mahkemenin çekişmeli boşanma davası sürecinde belli başlı kararları verme yetkisi olmaktadır. Bunlar; Müşterek çocuğun velayet hakkı, nafaka ve diğer geçici tedbirler şeklindedir. Mahkemenin kararı ve şartları dâhilinde uygulanması gereken bu etkenler, taraflar arasında yapılamayan uzlaşma konularının sonuçlandırılmasıdır. Nafaka ve diğer verilen mali kararlar, maddi yoksunluğa düşecek olan tarafın hayatını idame ettirebilmesi için verilen kararlardandır. Müşterek çocuğun velayet kararı ise, tamamen çocuğun faydası düşünülerek çocuğun düzeninin sağlanması için verilen bir karardır. Hâkim bu kararları verdikten sonra, tarafların yüzüne karşı bu bildirim yapılabilir veya verilen karar taraflara tebliğ edilebilir.

Mahkemenin vermiş olduğu maddi ve manevi içerikleri olan kararlara, tarafların itiraz etme hakkı da vardır. Fakat konu hakkında itiraz edilirken dikkat edilmesi gereken belli başlı hususlar olmaktadır. Örneğin; Velayet hakkı kendisine bırakılmayan taraf, velayete itiraz hakkını mahkemenin belirlediği itiraz süresi içinde yapmalıdır. İtiraz işleminin başlatılabilmesi için, öncelikle itiraz dilekçesi hazırlanır ve bu dilekçe dava dosyasına eklenir. Ayrıca bilinmesi gerekir ki; İtiraz hakkını kullanan tarafın, bu itirazı yapabilmesi için haklı ve kanıtlanır sebepleri olması gerekir. Mahkemeye karşı ispat edilemeyen bir iddia geçerliliğini yitirir.

Erkek Boşanma Davası Açarsa Kadın Nafaka Alır mı?

Nafaka, maddi yoksunluğa düşmesi muhtemel olan tarafın diğer taraftan alacağı maddi ödenektir. Nafaka ödenmesinin ve nafakanın miktarına, belli başlı incelemeleri yaptıktan sonra hâkim karar verir. Toplumda bilinen yanlış bir bilgi de nafaka hakkındadır. Genel olarak halk arasında bilinen sadece kadının nafaka almaya hakkının olduğu görüşüdür. Fakat kanun koyucu bu durumda cinsiyet ayrımı yapmaz, taraflar arasında maddi ölçüt ayrımı yapar. Ayrıca bilinmesi gerekir ki; erkeğin boşanma davasını başlatması durumunda da, kadının nafaka alma hakkı ortadan kaldırılmaz. Yani davayı açan taraf, nafaka ödemez diye bir kural olamaz.

Nafaka türleri kendi içinde birkaç ayrıma uğrar. Bunlardan biri de geçici tedbir nafakası olmaktadır. Boşanma davasının ilk etabında, hâkim maddi yoksunluğa düşecek olan taraf için bu ödemenin yapılmasına karar verir. Geçici tedbir nafakası kural olarak boşanma veya ayrılık davasının açılmış olduğu tarihten itibaren ödenmeye başlar. Fakat taraf olan kişi, geçici tedbir nafakası hakkından feragat eden yani vazgeçen ve daha sonra nafakaya ihtiyacı bulunduğundan geçici tedbir nafakası ödenmesini istemişse muhtaç olduğu gerçekleşmişse feragat tarihinden değil yeni istek tarihinden itibaren nafaka ödemesi almaya hak kazanır.

Hâkim nafaka miktarını belirlerken oldukça titizlikle hazırlanmış beyanları inceler, değerlendirir ve gerekli görürse dosyaya ek belgeler sunulmasını ister. Mahkemeler bu durumda;

  • Cumhuriyet Savcılığı
  • Mal Müdürlüğü
  • Tapu Sicil Müdürlüğü
  • Belediye Başkanlıkları
  • Banka Müdürlükleri
  • Trafik Şube Müdürlüğü gibi yerlerden mali ve ekonomik duruma ilişkin belgelere ulaşabilir.

Bütün bunlardan da anlaşılacağı gibi, erkeğin boşanma davası açması kadının (maddi yoksunluğa düşecekse) nafaka almasına engel olmaz. Geçici tedbir nafakasına kural olarak boşanma veya ayrılık davasının açıldığı tarihten itibaren hükmedilir. Nafaka ödemesi boşanma veya ret hükmünün kesinleştiği tarihe kadar ödenir. Ancak geçici tedbir nafakası bu durumların haricinde de sonlanabilmektedir. Bu konuya açıklık getirecek olursak;

  • Eşlerden birinin ölmesiyle
  • Ölüm benzeri durumun gerçekleşmesiyle
  • Gaiplik kararının alınması ile nafaka
  • Boşanma kararının kesinleşmesiyle geçici nafaka biter ve iştirak nafakası ödemesi başlar
  • Evliliğin iptali kararının kesinleşmesi sebebiyle
  • Sınırlı sürenin tamamlanmasıyla
  • Başkasıyla düzenli yaşamaya başlanmasıyla
  • Boşanma davasından feragat edilmesiyle
  • Takip edilmeyen dava sebebiyle
  • İhtiyacın sona ermesi yani nafaka alan tarafın maddi olanaklarının yeterli olması durumlarında, nafaka ödemesine son verilir

Kadın Boşanma Davası Açarsa Ne Kadar Sürer

Boşanma davalarının sonuçlanma süreleri birden fazla faktöre göre belirlenebilir. Bunları; Avukatlı ya da avukatsız ilerletilen davalar, anlaşmalı boşanma davası süreci, çekişmeli boşanma davası süreci, reddedilen dava, dava sürecinde gelişen etkenler olarak gruplandırabiliriz. Yazdıklarımızdan da anlaşılacağı gibi, boşanma davasını açan kişinin kadın olması durumu, sürecin sonuçlanmasında etkili olan bir faktöre değildir. Yani davayı kadın veya erkek kim açarsa açsın, işlemlerin süresi aynı şekilde ilerlemektedir. Belirttiğimiz dava sürecini etkileyen faktörleri kısım kısım açıklayacak olursak;

Avukatlı ilerletilen boşanma davasının sonuçlanması: Avukat eşliğinde ilerletilen her dava süreci, daha kısa zamanda sonuca ulaşır.

Avukatsız ilerletilen boşanma davasının sonuçlanması: Avukatsız ilerletilen her dava, avukatlı olan dava sürecinden daha fazla sürede sonlanır.

Anlaşmalı boşanma davasının sonuçlanması: Anlaşmalı boşanma davası avukat eşliğinde ilerletilirse ortalama 1 ayda, avukatsız ilerletilirse ortalama 6 ayda sonuçlanır.

Çekişmeli boşanma davasının sonuçlanması: Çekişmeli boşanma davası avukat eşliğinde ilerletilirse ortalama 1,5 yılda, avukatsız ilerletilirse ortalama 3 yılda sonlanır.

Reddedilen boşanma davasının sonuçlanması: Reddedilen boşanma davasından sonra 3 yıl ortak hayat kurulmazsa eğer eylemli ayrılık sebebiyle boşanma gerçekleşir.

Dava sürecinde gelişen faktörler: Dava sürecinde gelişen faktörler arasında hâkim değişikliği vb. unsurlar olmaktadır.

Yukarıda belirttiğimiz bütün etkenlerden de anlaşılacağı gibi kadının ya da erkeğin boşanma davası açması, davanın sonuçlanmasına kadar olan sürede etkili olan bir durum olmamaktadır.

Anlaşmalı Boşanma

Anlaşmalı boşanma TMK Madde 166 f. III hükmünde belirlenen genel boşanma sebepleri arasında yer almaktadır. Anlaşmalı boşanma davaları aynı zamanda, mutlak boşanma davalarından da olmaktadır. Türk Medeni Kanunumuzda, geçerli olan resmi evliliği sonlandırma yetkisi, hâkime ait olmaktadır. Hâkim, kadın ve erkek arasındaki evliliği sonlandırmadan önce, taraflar hakkında boşanma kesinleşmiş sayılamaz.

Anlaşmalı boşanmaya ilişkin hükümlere 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun genel boşanma sebebi olan 166. Maddesinde yer verildiği görülmektedir. Kanun koyucu tarafların boşanma konusundaki iradesi ile bir ilkenin unsurlarının gerçekleştiğini söylemektedir. Kanun koyucu tarafların irade ilkesine göre; boşanma yönündeki iradelerini belirli koşulların gerçekleşmiş olması durumunda evlilik birliğinin sarsılması ilkesi ile desteklemektedir. Kanun koyucu bu desteği her evlenme talebinde bulunan kişilere sağlamaktadır. Örneğin; evlilik töreni üzerinden bir ay geçtikten sonra yapılan başvuruda “her ne kadar sizin iradeniz boşanma konusunda birleşmiş ise de bu iradeniz evlilik birliğinin temelinden sarsıldığının bir ölçüsü sayılmaz” demektedir. O halde diyebiliriz ki evlilik en az 1 yıl sürmüşse bu aşamadan sonra eşler boşanma konusunda anlaşırlarsa evlilik birliğinin temelinden sarsıldığı ve bu durumun ortak yaşamın devamını beklenemez hale getirdiğine ilişkin bir vakıa olarak kabul etmiştir. Bu vakıa ile tarafların iradelerine hukuksal bir meşrutiyet kazandırma arzusu gerçekleşir. Devlet boşanma olgusunu kontrol altında tutarken hukuksal ilkelere dayanmak zorundadır.

Anlaşmalı olarak açılan boşanma davasının, boşanmanın gerçekleşmesiyle sonuçlanabilmesi için en önemli etkenlerden biri de; tarafların mahkemede dinlenebilmesidir. Hukukumuza göre, davacı ve davalı olan taraf, mahkemenin belirlemiş olduğu gün ve saatte mahkemede hazır bulunmalıdır. Hâkim öncelikle hazırlanan protokolün incelemesini yapar. Daha sonra taraflara, imzalanan protokolde yazılı olan maddeleri kabul edip etmediklerini sorar. Bu işlemlerden sonra tarafların boşanmasına karar verilebilir. Yani davacı ya da davalı fark etmeksizin taraflardan biri mahkemede hazır bulunmazsa veya protokol maddelerini kabul etmezse, boşanma gerçekleşemez. Ayrıca bilinmesi gerekir ki; Anlaşmalı davalarda da erkeğin boşanma davası açması veya kadının dava açması sorun teşkil etmez.

Çekişmeli Boşanma Davasında Hâkim Neler Sorar

Çekişmeli boşanma davaları sürecin uzun olmasından kaynaklı olarak, hem maddi hem de manevi yönden yorucu bir dönemdir. Anlaşmalı boşanma davalarına kıyasla, çekişmeli boşanma davaları daha yüksek meblağlardadır ve bu şekilde açılan davalar daha uzun sürede sonuçlanır. Ayrıca dava içerisinde boşanmanın sonuçlarına dair olan kararları verme yetkisi de, hâkime ait olmaktadır. Çekişmeli boşanma davasının sonuçları hem maddi hem de manevi olarak, iki kısma ayrılır. Boşanmanın sonuçlarında;

  • Müşterek çocuğun velayet hakkı
  • Müşterek çocukla görüşülmesi için, kişisel ilişki kurma zamanları
  • Çocuğa nafaka ödemesi
  • Maddi yoksunluğa düşen tarafa nafaka ödemesi
  • Evin tahsisi
  • Ev eşyalarının paylaşımı
  • Mal paylaşımı
  • Maddi tazminat
  • Manevi tazminat
  • Kadının soyadı değişikliği
  • Diğer talepler hakkında kararlar verilir.

Çekişmeli boşanmalarda hâkim, dava konusunu oluşturan eylemler ve diğer bütün konular hakkında soru sorma yetkisine sahiptir. Hâkim gerekli gördüğü durumlarda taraflara;

  • Boşanmaya sebep olan unsurlar nelerdir?
  • Maddi gelir kaynakları ve aylık gelirleri?
  • Aylık maddi giderleri?
  • Velayet gerektiren durum varsa, müşterek çocukla ilgili olarak yaşam alanları vb.
  • Diğer konular hakkında sorular sorma yetkisine sahiptir

Hâkim sorularını, ön inceleme duruşmasından sonra tahkikat aşamaları başlayınca sorabilir. Buradaki takdir yetkisi hâkime ait olduğu için, her davada ya da duruşmada soru sorması beklenemez. Gerekli gördüğü yerlerde bu sorular yöneltilir. Kanun koyucu bu durumu zorunluluk kapsamında belirtmemiştir. Çünkü hâkim, dava dosyasına sunulan dilekçe ve beyanlardan hemen hemen her bilgiye ulaşmaktadır. Bu sebeple de, dava dilekçesinin ve davada yer alan diğer dilekçelerin özenli şekilde hazırlanması gerekir. Davanızı ilerleten avukatınız varsa, kanun koyucunun belirlediği şekillerde eksiksiz olarak dilekçeniz hazırlanabilir. Dava sürecinizde avukatınız yoksa ve dilekçelerinizi kendiniz hazırlayacaksanız hak kaybı yaşamamak için, mutlaka avukattan danışmanlık almanızı tavsiye ederiz.

6 Aylık Evlilikte Boşanma Davası

6 aylık evli kalma sürecinden sonra, tarafların boşanması mümkün mü? Kadın ve erkek evlilik birliği ile birlikte ortak hayatı kurarlarken, karşılıklı belli başlı yükümlülükleri de yerine getireceklerini temin ederler. Taraf ya da taraflar cinsiyet fark etmeksizin yükümlülüklerini yerine getirmezse, ortak hayatın çekilmezlik koşulu oluşur ve boşanma talep edilir. Kanun koyucu ortak hayatın çekilmezliği oluştuğu durumlarda, boşanma davasının açılmasına onay vermektedir. Fakat dava açılırken belli başlı şartlara tabii tutulmaktadır. Örneğin; Anlaşmalı boşanma davası açarak tek celsede boşanmak isteyen tarafların, evlilik birliği içerisinde 1 yıllık süreyi doldurmuş olmaları, boşanmayı istemeleri ve boşanmanın sonuçlarında uzlaşmış olmaları gerekmektedir. Örnekten de anlaşılacağı gibi, 6 ay evli kalan çiftler koşul olarak, anlaşmalı boşanma yapamaz.

1 yıllık süreyi doldurmağı için, anlaşmalı boşanma yapamayan taraflar hangi şekillerde boşanabilir? Evlilik birliği kurulurken taraflar bir ömür evli kalmayı istediklerini beyan ederler. Fakat ortak hayatın içerisinde yaşanılan olumsuzluklar, evliliğin kısa sürede bitmesine de sebep olabilir. Kanunlarımız gerekliliğince anlaşmalı boşanmalar 1 yıllık süreye bağlı tutulduğu için, bu süreyi doldurmamış olan kişiler çekişmeli boşanma davası açabilirler.

Çekişmeli boşanma davasının açılabilmesi içinde, taraflardan birinin kusurunun olması gerekir. Türk Medeni Hukuku sistemine göre, kusurlu olan taraf çekişmeli boşanma davası açamaz. Ayrıca kanuna uygun şekilde oluşan kusur beyan edilmeden de dava açılamaz. Yani geçerli bir boşanma sebebi mahkemeye beyan edilmezse, mahkeme davanın reddini gerçekleştirir. 6 ay süren evlilikte, kadının ya da erkeğin boşanma davası açması koşullarda ve şartlarda değişiklik oluşturmaz.

Ayrı Şehirlerde Boşanma Davası

Evlilik birliği boşanma ile sonlandırılmak istendiğinde, merak edilen sorulardan biri de farklı şehre giden taraf varsa davanın nasıl açılacağı olmaktadır. Çünkü taraflar boşanma davası açarken, kendi ikamet adreslerinin bağlı bulunduğu Adliyeye veya son 6 ay ikametlerinin bulunduğu adresteki Adliyeye başvuru yaparlar. Fakat şartlardan dolayı veya farklı bir yerde yerleşime başlamak için, taraflardan birinin ikametgâh adresinde şehir olarak bir değişiklik yaşanabilmektedir. Özellikle ülkemizde de sıklıkla bu durum yaşanıyor. Genel olarak kadınlar evlilik birliğini kurmak için, eşlerinin yaşadığı şehre yerleşerek ailesinin yerleşim yeri olan şehirden ayrılırlar. Boşanma ve ayrılık sürecinde de evi terk eden kadın, yeniden ailesinin yanına yani farklı şehre yerleşir.

Taraflardan birinin herhangi bir nedene dayanarak, farklı şehre taşınmasından sonra açılacak boşanma davasında neler yapılabilir? Hemen belirtelim ki; İkametgâh adresi değişen taraf, yeni yerleşim yerinde bağlı bulunduğu Adliyeye başvuru yaparak boşanma davasının açılma işlemlerini burada yapabilir. Bu şekilde açılan boşanma davasından sonra, karşı taraf davaya yeni bir dava istemi ile yanıt verse bile dava ilk açılan Bölge Adliyesinde devam eder.

Farklı ikametgâh adresinde açılan dava süreçlerinde merak edilen bir konuda, şahit beyanlarının nasıl dinleneceğidir. Davaya şahit olan kişiler, kendilerine gelen tebligat sonrasında mahkeme gününde hazır bulunur ve tanıklıklarını bu şekilde yaparlar. Fakat şahit olan kişi ya da kişiler davanın ilerlediği şehirde yaşamıyorsa, bağlı bulundukları adresin Adliyesinde ifade vererek davaya tanıklık edebilirler.

Aynı Sebepten Boşanma Davası

Boşanma davası istemi ile açılan davadan taraflar kendi istekleri ile feragat (Vazgeçme) işlemi yapabileceği gibi, farklı sebeplerden dolayı da davadan vazgeçilebilir. Davadan vazgeçilmesinden sonra veya davanın reddedilmesinden sonra, tekrardan bir dava açılması istenildiği zaman yapılması gereken usullerde farklılıklar olmaktadır.

Boşanma davasının sürecinde taraflar arasında “af” yani barışma eylemi gerçekleştiyse eğer, davadan feragat edilir. Bunun sonrasında evlilik birliği, farklı işlem yapılmasına gerek duyulmadan aynen devam eder. Ayrıca taraflardan biri ya da ikisi de tekrardan boşanma davası isteminde bulunursa, bir önceki davaya konu olan sebebe dayanılarak dava açılamaz. Çünkü bir önceki sebep affa uğramıştır, Kanun koyucunun belirlediği maddeler bu konuda açık ve net olmaktadır. “Boşanmaya sebep olan vakıa affa uğramışsa, bu sebepten dolayı dava isteminde bulunulamaz”.  Fakat affa uğrayan sebep, barışma eyleminden sonra tekrar yaşanmışsa bu sebepten dolayı dava açılabilir.

Aynı sebebe dayanarak dava açma konusuna örnek verecek olursak; Evlilik birliği içerisinde şiddet gören kişi, bu sebebe dayanarak boşanma davası isteminde bulunabilir. Dava sürecinde kendi hür iradesi ile barışarak evlilik birliğinin devamını isteyebilir. Tekrardan evlilik devam ederken bu kişi, şiddet görürse boşanma davası isteminde bulunabilir. Ama evlilik tekrardan kurulduğunda şiddet görmezse bu sebepten dolayı dava açamaz. Farklı bir sebepten dolayı dava açabilir. Ayrıca bilinmesi gerekir ki; Mahkemeye boşanma sebebi olarak beyan edilen her etken ispatlanabilir olmalıdır ve ispat yükümlülüğü iddiayı yapan tarafa ait olmaktadır. İddialar kanıtlanmadığı takdirde mahkeme, kanıtlanmayan eylemlerden dolayı davanın reddine karar verme yetkisine sahiptir.

By |2020-09-21T15:32:02+00:00Eylül 21st, 2020|Aile Hukuku, Bilgilendirme|0 Comments

About the Author:

Leave A Comment