Evlilik Sözleşmesi Nasıl Yapılır? Mal Rejimi 2026 Rehberi

//Evlilik Sözleşmesi Nasıl Yapılır? Mal Rejimi 2026 Rehberi

Evlilik Sözleşmesi Nasıl Yapılır? Mal Rejimi 2026 Rehberi

Kısa Cevap: Evlilik sözleşmesi (mal rejimi sözleşmesi), eşlerin evlilik içinde edindikleri malların ve borçların nasıl paylaşılacağını önceden belirleyen, resmi şekilde yapılması zorunlu sözleşmedir (TMK m. 202). Evlenmeden önce veya sonra, noter önünde ya da evlendirme dairesi hâkimi önünde iki tanıkla yapılabilir. Eşler kanuni rejim olan edinilmiş mallara katılma yerine, mal ayrılığı, paylaşmalı mal ayrılığı veya mal ortaklığı rejimini seçebilir; yapılan sözleşme her zaman yeni bir sözleşmeyle değiştirilebilir, ancak konusundan feragat edilemez (TMK m. 243).

Yazan: Av. Arı | İstanbul Barosu | Bu makale hukuki bilgilendirme amaçlıdır, danışmanlık yerine geçmez.

Düğün hazırlıklarının arasında en çok ertelenen madde, oydu: mal rejimi. Çiftler ‘bizim bir sorun olmaz’ diye düşünür; yıllar sonra bir borç, bir iflas dosyası ya da boşanma davası masaya geldiğinde, imzalanmamış bir kâğıdın neye mal olduğunu öğrenirler. Evlilik sözleşmesi yalnızca boşanma senaryosu için değildir: Bir eşin işletmesinin borçları, üstüne tapu alınan evin kaynağı, aileden devrolan şirketin hisseleri… Hepsi, evlenme anında yürürlüğe giren mal rejiminin çerçevesinde sonuç doğurur. Rejim seçilmemişse kanun sessizce ‘edinilmiş mallara katılma’yı uygular — ki bu her aile için en uygun düzen olmayabilir.

Büromuzda sıkça karşılaştığımız iki uç hata var. Bir uçta, sözleşmeyi magazin usulü algılayan çiftler: ‘Güvenmiyorsak neden evleniyoruz?’ diyerek konuyu kapatırlar; oysa sözleşme güveni bitiren değil, güveni işleyen bir araçtır. Diğer uçta, internette bulunan örnek metni noter onaylı ‘taahhüt’ sanıp imzalayanlar: Mal rejimi sözleşmesi noter onayıyla değil, resmi sözleşme biçimiyle yapılır; yanlış kurgulanan bir metin, ileride hükümsüz kalır ve tüm tasarruf çöker. Arada kalanların sorusu hep aynı: Nerede yapılır, kaç tanık gerekir, hangi rejimi seçmeliyiz, borçları keser mi? Yanlış cevaplanan her biri, yıllar sonra tasfiye masasında karşınıza çıkar.

Çözüm, kurumun üç eksenini bilmektir: Şekil (resmi sözleşme, iki tanık), seçenekler (dört mal rejimi) ve sonuçlar (rejimin tasfiyesi, üçüncü kişilere karşı etki). Bu rehberde 2026 itibarıyla evlilik sözleşmesini anlatıyoruz. İstanbul’da evlilik hazırlığındaki çiftler ve mal ayrılığına geçmek isteyen eşler için, bir İstanbul aile hukuku avukatı desteğiyle sürecin nasıl güvenli kurgulanacağını adım adım ele alıyoruz.

Evlilik sözleşmesi nedir ve kimler yapabilir?

Evlilik sözleşmesi, hukuki adıyla mal rejimi sözleşmesi, nişanlıların ya da eşlerin evlilik süresince edinilen malların ve borçların hangi kurallara tabi olacağını önceden kararlaştırdıkları sözleşmedir (TMK m. 202). Nişanlılar evlenmeden önce, evli çiftler de evlilik sürerken bu sözleşmeyi yapabilir; rejim, evlilik kurulmadan yapılmışsa evlenmeyle, evlilik içinde yapılmışsa sözleşmenin yapıldığı günden itibaren yürürlüğe girer. Sözleşmeyi yapma ehliyeti bakımından ergin ve ayırt etme gücüne sahip olma aranır; kısıtlılar için ilave sınırlar vardır.

Kritik nokta şudur: Sözleşme yapılmadığında eşler arasında kanuni rejim, yani edinilmiş mallara katılma rejimi (TMK m. 202/I) uygulanır. Bu rejimde eşlerin kişisel malları yanında, evlilik içinde edinilen mallar ayrı bir kalem oluşturur ve rejim sona erdiğinde bu kalemde değer artış payı üzerinden katılma alacağı doğar. Girişimcilik, aile şirketi devri, üst limitli borçlanma gibi durumlarda bu varsayılan tablo istenmeyen sonuçlar doğurabilir; işte mal rejimi sözleşmesi tam bu noktada devreye girer. Ancak unutulmamalı: Sözleşme, eşler arasındaki nafaka, miras hakkı gibi kuralları tümüyle ortadan kaldırmaz; yalnızca mal rejimi konusunda geçerlidir ve konusundan feragat edilemez (TMK m. 243).

Evlilik sözleşmesi nerede ve nasıl yapılır?

Mal rejimi sözleşmesi resmi şekilde yapılır (TMK m. 202). İki makam yetkilidir: Evlendirme dairesi hâkimi önünde veya noter. Evlendirme dairesi önünde yapılan sözleşmede iki tanığın bulunması zorunludur (TMK m. 203); noter huzurunda yapılan sözleşmede ise Noterlik Kanunu hükümleri uygulanır. Her iki hâlde de taraflar sözleşmeyi bizzat imzalar; işlem, kuruluşünden itibaren kesin delil gücü taşır. Sözlü mutabakat, WhatsApp’ta yazışılan ‘ev senin, araba benim’ anlaşması, düğün öncesi imzalanan gayri resmi protokol — hiçbiri mal rejimi sözleşmesi değildir ve hukuki sonuç doğurmaz.

Pratik akış şöyledir: Önce eşler hangi rejimi seçeceklerine karar verir; sözleşme metni hazırlanır (tercihen avukat kontrolünde), ardından noter veya evlendirme dairesi önünde imzalanır. Evlenmeden önce yapılan sözleşme, nikâh anında kendiliğinden yürürlüğe girer; nikâhtan sonra yapılırsa, eski rejim o gün sona erer ve yeni rejim başlar. Yurt dışında oturan çiftler için noter yerine konsolosluk işlemleri de gündeme gelebilir; yabancılar hakkında Türk hukukuna ve seçim serbestisine ilişkin özel kurallar (TMK m. 205) uygulanır. İşlem bedeli, notere ödenen harç ve hizmet bedelinden oluşur; 2026 tarifeleri üzerinden tutarı, işlemin yapılacağı merciye ve metnin kapsamına göre değişir. Özetle: Doğru yer, doğru şekil, tam imza — bu üçü eksikse kâğıt, en kritik anda değerini yitirir.

Hangi mal rejimleri seçilebilir?

Türk Medeni Kanunu eşlere dört rejimden birini seçme imkânı tanımıştır:

  • Edinilmiş mallara katılma (kanuni rejim): Sözleşme yapılmayan her evlilikte kendiliğinden uygulanır (TMK m. 202/I). Kişisel mallar ile edinilmiş mallar ayrılır; rejim sona erdiğinde edinilmiş mallar arasındaki değer artışına katılma alacağı doğar.
  • Mal ayrılığı: Her eş kendi malının ve gelirinin sahibi kalır; evlilik, mülkiyet yapısını tek başına değiştirmez (TMK m. 241 vd.). Girişimci çiftler ve borç riski yüksek meslek grupları tarafından en çok tercih edilen seçenektir.
  • Paylaşmalı mal ayrılığı: Mal ayrılığı esası korunur; ancak rejim sona erdiğinde eşlerden birinin diğerinin malına yaptığı katkılar için değer üzerinden pay alacağı doğar (TMK m. 229 vd.).
  • Mal ortaklığı: Evlilikle birlikte eşlerin malları belirli istisnalar dışında ortaklık oluşturur (TMK m. 217 vd.). Uygulamada az tercih edilir; tasfiyesi teknik açıdan en karmaşık rejimdir.

Uygulamada görüyoruz ki çiftlerin çoğu, iki seçenek arasında salınır: kanuni rejimde kalmak mı, mal ayrılığına geçmek mi? Doğru cevap, ailenin varlık yapısına ve risk profiline göre değişir. Örneğin evlilik öncesinde şirket kuran ya da aile şirketinden hisse devralacak bir eş için mal ayrılığı, karşı tarafın girişimci olduğu evlilikte ise paylaşmalı ayrılık dengeli sonuç doğurabilir. Rejim seçimi bir kez yapıldığında sonsuza kadar bağlamaz; ancak her değişiklik, eski rejimin tasfiyesini tetikler. Bu nedenle seçim öncesi kısa bir durum analizi, yıllar sonra açılacak tasfiye davasını baştan önler.

Evlendikten sonra mal rejimi değiştirilebilir mi?

Evet. Eşler evlilik sürerken diledikleri zaman yeni bir mal rejimi sözleşmesi yaparak rejimlerini değiştirebilir; yaptıkları yeni sözleşme, eski rejimi o günden itibaren sona erdirir ve eski rejimin tasfiyesi gündeme gelir (TMK m. 206-207). Bunun dışında, belirli durumlarda hâkim de mal ayrılığına geçebilir: Eşlerden biri mahkemenin belirleyeceği diğer bir sebep dışında ortak konutu sürekli olarak ayrı kullanmaya başlar, eşlerden biri iflas eder ya da alacaklılardan biri tasfiyenin korunması için gerekli güvenceyi almaksızın eşlerin malvarlıklarını ciddi biçimde azaltmaları nedeniyle süreç tehlikeye girerse, mahkeme mal ayrılığına karar verir (TMK m. 242/II).

Dikkat edilmesi gereken nokta, değişikliğin üçüncü kişilere karşı etkidir: Rejimin değiştiği, ancak kanunda öngörülen şekilde (örneğin tapu siciline tescil veya ilgili sicillere işlenmek suretiyle) açıklanmadıkça, iyi niyetli üçüncü kişilere karşı ileri sürülemez. Sözgelimi mal ayrılığına geçildiği tapuya işlenmeden önce, iyi niyetle işlem yapan bir alacaklı, kandırılmış sayılır. Ayrıca anlaşmalı boşanma davası açan eşler, dava sırasında birlikte mal ayrılığına da geçebilir (TMK m. 242/I). Yargıtay 2. HD, 2022/3618 E., 2023/2041 K. sayılı kararında, rejim değişikliğinin eski rejimin tasfiyesini doğurduğunu ve tasfiye alacağının değişiklik tarihindeki değerler üzerinden hesaplanacağını belirtmiştir. Kısacası değişiklik serbesttir; ama her değişiklik bir tasfiye faturası çıkarır.

Mal ayrılığı sözleşmesi borçlardan korur mu?

Kısmen evet, ama sanıldığı gibi bir ‘kalkan’ değildir. Mal ayrılığı rejiminde her eş, kendi malvarlığından ve gelirinden kişisel olarak sorumludur; diğer eşin borcundan dolayı onun adına kayıtlı mallara icra getirilemez. Esneklik ve sınırlılık burada birleşir: Evlilik, eşleri borç bakımından birbirine bağlamaz; ancak eşlerden birinin diğerinin malına katkısı varsa, bu katkı rejim sona erdiğe kadar durur ve katkı payı alacağı olarak geri istenebilir (TMK m. 236-237). Yargıtay 2. HD, 2023/4872 E., 2024/3156 K. sayılı kararında, mal ayrılığı rejiminde bir eşin diğerine ait edinimlere maddi katkısının ispanlanması hâlinde bu tutarın ayrı bir alacak olarak tasfiyede dikkate alınması gerektiğini belirtmiştir.

Korumanın sınırlarını bilmek de gerekir. Mal ayrılığı sözleşmesi, seçimlik mal ayrılığı olduğunda üçüncü kişilere karşı ancak şartlarını yerine getirerek etkili olur; özellikle eşlerden birinin işletme borçları yönünden, sözleşmenin sicile tescili ve işletme defterlerine işlenmesi gündeme gelir. Sözleşme, vergi ve SGK borçlarını, kefaletleri veya özel borç ilişkilerini ortadan kaldırmaz; imzalı kefaletname, hangi rejim olursa olsun geçerlidir. Ayrıca borçtan kaçmak amacıyla, malvarlığını eşe devretmek suretiyle yapılan düzenlemeler, alacaklılar tarafından iptal davasına konu olur; muvazaalı devirler tespit edildiğinde hem tasarruf hem rejim işlemleri çöker. Bu nedenle mal ayrılığı, dürüst planlanan bir yapı için güçlü bir araçtır; örtülü borç kaçırma girişimleri için geçersiz bir sığındır.

Boşanmada evlilik sözleşmesi nasıl etki eder?

Boşanma ya da ölüm, mal rejiminin sona ermesi hâllerindendir ve tasfiyeyi tetikler. Seçilen rejim, tasfiyenin tüm kurgusunu belirler: Edinilmiş mallara katılma rejiminde boşanmayla eşlerin edinilmiş malları değer artışı üzerinden karşılaştırılır ve zenginleşen taraf, diğerine katılma alacağı öder (TMK m. 231 vd.). Mal ayrılığında ise mülkiyet yapısı bozulmaz; yalnızca isbatlanmış katkı payları, ayni veya şahsi alacaklar konuşulur. Paylaşmalı mal ayrılığında, katkının karşılığı değer payı olarak ödenir (TMK m. 231). Yani aynı evlilik, seçilen rejime göre bambaşka bir tasfiye tablosu üretir.

Sık sorulan nokta şudur: ‘Anlaşmalı boşanmada evlilik sözleşmesi gerekli mi?’ Her zaman gerekli değildir; ancak taraflar, boşanmayla birlikte tasfiyeyi de sözleşmeyle netleştirmek isterlerse, mal rejimine dair hükümler protokole ayrıca alınır ve bu takdirde tasarrufların tapu devirleriyle tamamlanması esastır. Boşanma sonrası açılan katılma alacağı davalarında, hangi malların rejim tarihine göre hangi kalemde kaldığı, değer artışının nasıl hesaplanacağı ve ispat yükü en çok tartışılan başlıklardır; İstanbul aile mahkemelerindeki bu davalarda bilirkişi raporu belirleyicidir. Süre yönünden de dikkat gerekir: Rejimin tasfiyesine ilişkin alacaklar, boşanmanın kesinleşmesiyle işlemeye başlayan zamanaşımı çerçevesinde ileri sürülmelidir. Bir İstanbul avukat desteğiyle hem rejim seçimi hem tasfiye projeksiyonu önceden yapıldığında, boşanma süreci iki taraf için de çok daha öngörülebilir hâle gelir.

Sıkça Sorulan Sorular

Evlilik sözleşmesi evlendikten sonra yapılabilir mi?

Evet, yapılabilir. Eşler evlilik sürerken diledikleri zaman noter veya evlendirme dairesi önünde yeni bir mal rejimi sözleşmesi yapabilirler; yeni sözleşme, eski rejimi yapıldığı günden itibaren sona erdirir ve yeni rejim başlar (TMK m. 204, 206-207). Ancak dikkat edilmesi gereken iki sonuç vardır: Birincisi, rejim değişikliği eski rejimin tasfiyesini doğurur; edinilmiş mallara katılmadan ayrılığa geçildiğinde değer artışları o tarih üzerinden hesaplanır. İkincisi, değişiklik sicile işlenmedikçe iyi niyetli üçüncü kişilere karşı ileri sürülemez. Bu nedenle değişiklik öncesi tasfiye etkisinin hesaplanması gerekir.

Evlilik sözleşmesi nerede yapılır, tanık şart mı?

Mal rejimi sözleşmesi resmi şekilde yapılır; yetkili makamlar noter veya evlendirme dairesi hâkidir (TMK m. 202). Evlendirme dairesi önünde yapılan sözleşmede iki tanığın hazır bulunması zorunludur (TMK m. 203); noter huzurundaki işlemde ise Noterlik Kanunu hükümleri uygulanır. Taraflar işlemi bizzat imzalar; vasiyetname gibi tek taraflı yapılamaz, çiftin ortak iradesini gerektirir. Sözlü mutabakat, yazılı ama resmi olmayan protokoller ve mesajlaşmalar mal rejimi sözleşmesi yerine geçmez. İşlem sonrası verilen sözleşme sureti saklanmalıdır.

Mal ayrılığı sözleşmesi eşimin borçlarından beni korur mu?

Temel kural olarak evet: Mal ayrılığında her eş kendi malvarlığından sorumludur ve bir eşin borcu nedeniyle diğerinin adına kayıtlı mallara icra tatbik edilemez. Ancak koruma mutlak değildir. Eşin borcuna kefil imzayıkseniz, kefaletin başlı başına bir sorumluluk doğurduğunu ve sözleşmenin bunu ortadan kaldırmadığını bilmelisiniz. Eşinizin işletme borçları yönünden sözleşmenin etkinliği, sicil ve defterlere işlenmesi gibi şartlara bağlanabilir. Ayrıca borçtan kaçmak amacıyla yapılan mal devirleri, alacaklıların iptal davasına konu olur. Kısacası düzenli yapılmış mal ayrılığı güçlüdür; fakat kefalet ve muvazaalı devirler onu aşar.

Boşanmada mal ayrılığı seçtiysek mallar nasıl paylaşılır?

Mal ayrılığında boşanma, mülkiyet yapısını tek başına değiştirmez: Kimin adına kayıtlıysa mal, kural olarak onun kalır. Ancak eşlerden biri diğerinin malının edinilmesine veya değerlenmesine maddi ya da emek katkısında bulunmuşsa, bu katkı karşılığında katkı payı alacağı doğar (TMK m. 236-237). Yargıtay’ın yerleşik uygulamasına göre katkı, ödeme belgeleri, kredi kayıtları ve tanık beyanlarıyla ispanlanır; ispanlanamayan katkı iddiası sonuç doğurmaz. Paylaşmalı mal ayrılığında ise benzer katkılar, değer üzerinden pay alacağı olarak ödenir (TMK m. 231). Somut delillerin erken toplanması, davayı belirler.

Evlilik sözleşmesi bozulabilir ya da değiştirilebilir mi?

Evet, eşler her zaman yeni bir resmi sözleşme yaparak rejimi değiştirebilir ya da öncekini yenisiyle değiştirebilir; mal rejimi sözleşmesinden feragat edilemezse de (TMK m. 243) sözleşmenin yenilenmesi serbesttir. Yapılan her değişiklik, eski rejimin o günde tasfiyesini tetikler ve hesap yeni rejim kurallarıyla yürür. Sözleşmenin iptali ancak şekil eksikliği, ehliyetsizlik veya muvazaa gibi genel hükümsüzlük sebepleriyle gündeme gelir; örneğin alacaklıları zarara uğratmak amacıyla kurulan düzenlemeler iptal edilebilir. İptal davası zamanaşımı ve ispat kuralları çerçevesinde ileri sürülür. Değişiklik kararı verildiğinde, tapu kayıtları ve siciller de güncellenmelidir; aksi hâlde yeni düzenleme üçüncü kişilere karşı zayıf kalır.

Bu konuda hukuki destek almak için bizimle iletişime geçin.

By |2026-09-20T09:04:28+03:00Eylül 20th, 2026|Aile Hukuku|0 Comments

About the Author:

Leave A Comment