Telafi Çalışması Nedir, Kaç Saat Yaptırılır? İşK 64 Şartları, Ücret Hakkı ve Yargıtay Rehberi 2026

//Telafi Çalışması Nedir, Kaç Saat Yaptırılır? İşK 64 Şartları, Ücret Hakkı ve Yargıtay Rehberi 2026

Telafi Çalışması Nedir, Kaç Saat Yaptırılır? İşK 64 Şartları, Ücret Hakkı ve Yargıtay Rehberi 2026

Kısaca: Telafi çalışması, 4857 sayılı İş Kanunu m. 64 uyarınca; zorunlu nedenlerle işin durması, ulusal bayram ve genel tatillerden önce ya da sonra işyerinin tatil edilmesi, normal çalışma süresinin önemli ölçüde altında kalınması veya işçinin talebiyle izin verilmesi hâllerinde, çalışılmayan sürelerin sonradan çalıştırılarak kapatılmasıdır. İşveren telafi çalışmasını 4 ay içinde, günlük en çok çalışma süresini (11 saat) aşmamak koşuluyla günde en fazla 3 saat olacak şekilde yaptırabilir; tatil günlerinde telafi çalışması yaptırılamaz. Telafi çalışması fazla çalışma sayılmaz ve ek ücret doğurmaz; şartı, işçinin çalışmadığı dönemdeki ücretinin kesintisiz ödenmiş olmasıdır.

İşyeri bir hafta boyunca arıza nedeniyle kapalıydı, salgın ya da ağır kış koşulları üretimi durdurdu ya da bayram öncesinde işveren işyerini iki gün tatil etti; ücretler kesintisiz ödendi. Şimdi yönetim “eksi kalan saatleri telafi edeceksiniz” diyor ve işçiler hafta sonuna kadar günlük üç-dört saat ek mesaiye kalıyor. Bu tablo çoğu işyerinde ya sessizce kabul ediliyor ya da “fazla mesai ücretim ödenmeli” diyen işçi uyarı alıyor. Oysa İş Kanunu bu konuda tek bir dar çerçeve çizer: 4857 sayılı İş Kanunu m. 64. Kanunda sayılan nedenler gerçekleşmedikçe, süre ve saat sınırlarına uyulmadıkça ya da işçinin çalışmadığı sürenin ücreti ödenmedikçe telafi çalışması yaptırılamaz. Bu rehberde telafi çalışmasının şartlarını, 4 ay ve günde 3 saat sınırlarını, ücret etkisini, Yargıtay’ın yaklaşımını ve işçinin reddetme hakkını adım adım ele alıyoruz.

Telafi Çalışması Nedir? İş Kanunu 64’ün Anlamı ve Amacı

Telafi çalışması, işyerinde kanunda sayılan nedenlerle çalışılamayan sürelerin, daha sonraki bir tarihte çalıştırılarak telafi edilmesi uygulamasıdır. Düzenlemenin kaynağı 4857 sayılı İş Kanunu’nun 64. maddesidir. Madde metni, COVID-19 salgını döneminde yürürlüğe giren 7244 sayılı Kanun’la (25.03.2020) baştan değiştirilmiş, telafi çalışması yaptırılabilecek süre dört aya çıkarılmış ve Cumhurbaşkanına bu süreyi iki katına kadar artırma yetkisi verilmiştir. Yeni metinde ayrıca telafi çalışmalarının günde üç saati geçemeyeceği ve tatil günlerinde yaptırılamayacağı açık hükme bağlanmıştır.

Telafi çalışması, denkleştirme esasından farklı bir kurumdur ve sık karıştırılır. Denkleştirme (İş K. m. 63 ve Çalışma Süreleri Yönetmeliği), iki haftalık dönemde ortalama haftalık çalışmanın 45 saati aşmaması koşuluyla işverene haftalık çalışma sürelerini serbestçe dağıtma imkânı verir; karşılığında işçiye borç doğurmaz. Telafi çalışmasında ise ortada fiilen çalışılmamış bir süre vardır ve işveren bu sürenin karşılığını, işçinin ücretini kesmeden ödedikten sonra çalışmayı sonradan yaptırarak alır. Kısacası denkleştirme “saat kaydırma”, telafi çalışması ise “çalışılmayan sürenin sonradan kapatılmasıdır”.

Hangi Durumlarda Telafi Çalışması Yaptırılabilir?

İş Kanunu m. 64, telafi çalışması yaptırılabilecek hâlleri saymıştır; bu liste dışında kalan nedenlerle telafi çalışması istenemez. Kanun kapsamındaki başlıca durumlar şunlardır:

Durum Telafi Çalışması Mümkün mü?
Zorunlu nedenlerle işin durması (yangın, deprem, sel, salgın, genel elektrik kesintisi gibi) Mümkün — işçinin ücreti kesintisiz ödenmiş olmalı
Ulusal bayram ve genel tatillerden önce veya sonra işyerinin tatil edilmesi Mümkün — örneğin bayrama bağlanan günler için
Benzer nedenlerle normal çalışmanın “önemli ölçüde” altına düşmesi veya tamamen tatil Mümkün — öğretide normal günlük sürenin üçte ikisinin altındaki çalışma “önemli ölçüde altında” kabul edilir
İşçinin talebiyle izin verilmesi (ör. nişan, kişisel organizasyon) Mümkün — izin işçinin isteğiyle verilmiş olmalı
Sipariş yetersizliği, hammadde bulunamaması, pazar daralması Mümkün değil — kanunda sayılan zorunlu nedenler arasında sayılmaz; bu hâllerde denkleştirme ya da kısa çalışma değerlendirilir
Ücretsiz izin verilen süreler Mümkün değil — ücreti ödenmemiş sürenin telafisi istenemez
Yasal grev ve lokavt süreleri ile kanunen verilmesi zorunlu izinler (evlilik, mazeret izinleri) Mümkün değil

Zorunlu neden kavramının İş Kanunu’nun 24/III, 25/III ve 42/I maddelerindeki zorlayıcı sebepleri kapsadığı, ayrıca makinelerin ve araç-gereçlerin acil tamir ve bakımı gibi hâllerin de öğretide zorunlu neden sayıldığı kabul edilir. Buradaki ölçüt ekonomik değil, dışarıdan gelen ve işyerinin faaliyetini fiilen durduran objektif bir engeldir; sipariş azlığı gibi tamamen ticari kararlar bu kapsama girmez.

Telafi Çalışmasının Şartları: Ücret Kesintisi, Süre ve Bildirim Yükümlülüğü

Yargıtay ve Çalışma Süreleri Yönetmeliği çerçevesinde telafi çalışmasının hukuka uygun olması için aşağıdaki şartların tümü gerçekleşmelidir:

  • Kanunda sayılan neden gerçekleşmiş olmalı: Zorunlu neden, bayram öncesi-sonrası tatil, önemli ölçüde altında çalışma veya işçinin talebiyle izin dışındaki hâllerde telafi istenemez.
  • İşçinin ücreti kesintisiz ödenmiş olmalı: İşverenin tek taraflı iradesiyle telafi yaptırabilmesinin ön koşulu, işçinin çalışmadığı süreye ilişkin ücretini tam ödemesidir. Ücretsiz geçen sürenin telafisi istenemez.
  • Dört ay içinde yaptırılmalı: Telafi çalışması, zorunlu nedenin ortadan kalkmasını ve işyerinin normal çalışma dönemine dönüşünü izleyen en çok dört ay içinde yaptırılmalıdır; Cumhurbaşkanı bu süreyi iki katına kadar artırabileceği gibi, sürenin geçirilmesi hâlinde telafi hakkı düşer.
  • Günde üç saat ve günlük 11 saat sınırına uyulmalı: Telafi çalışması günlük en çok çalışma süresini aşmamak koşuluyla günde üç saatten fazla olamaz. Günlük toplam çalışma (normal çalışma + telafi) 11 saati geçemez.
  • Tatil günlerinde yaptırılmamalı: Hafta tatili, ulusal bayram ve genel tatil günleri ile işyerinde akdi tatil sayılan günlerde telafi çalışması yapılamaz.
  • Önceden ve açıkça bildirilmeli: Çalışma Süreleri Yönetmeliği’nin 7. maddesi uyarınca işveren, telafi çalışmasının hangi nedenle yaptırıldığını ve hangi tarihte başlayacağını işçiye dürüstlük kurallarına uygun biçimde, makul bir süre önceden bildirmek zorundadır.
  • İş Kanunu kapsamında olmalı: Basın İş Kanunu ve Deniz İş Kanunu’nun uygulandığı işyerlerinde telafi çalışması yaptırılamaz. İş Kanunu dışında kalan ve Türk Borçlar Kanunu’na tabi iş sözleşmelerinde ise ancak sözleşmede özel düzenleme varsa telafi çalışması gündeme gelir.

Bu kurallara aykırı biçimde telafi çalışması yaptıran işveren hakkında 4857 sayılı İş Kanunu’nun 104. maddesi uyarınca idari para cezası uygulanır. Şartlara uyulmayan telafi çalışması, hukuken telafi değil; ölçüsü aşan kısmıyla fazla çalışma sayılır ve işçinin fazla çalışma ücreti talep etme kapısını açar.

Telafi Çalışması Sınır Tablosu: 4 Ay, 3 Saat, 11 Saat ve Tatil Yasağı

Sınır Kural Dayanak
Yaptırma süresi Normal çalışmaya dönüşü izleyen en çok 4 ay (Cumhurbaşkanı 2 katına çıkarabilir) İş K. m. 64
Günlük telafi üst sınırı Günde en fazla 3 saat İş K. m. 64
Günlük toplam çalışma Normal çalışma + telafi birlikte 11 saati aşamaz İş K. m. 63 ve Yönetmelik
Gün kısıtı Hafta tatili, ulusal bayram, genel tatil ve akdi tatil günlerinde yasak İş K. m. 46, 47, 64
Ücret etkisi Fazla çalışma sayılmaz, ek ücret ödenmez; işçi normal ücretini alır İş K. m. 64
Ön koşul Çalışılmayan sürenin ücreti kesintisiz ödenmiş olmalı Yargıtay içtihadı
Bildirim Gerekçe ve başlama tarihi makul süre önceden açıkça bildirilir Çalışma Süreleri Yönetmeliği m. 7

Cumartesi ve Diğer Tatil Günlerinde Telafi Yaptırılamaz: Yargıtay Kararı

Pratikte en çok tartışılan konu, işyerinin zaten tatil olduğu günlere telafi çalışması dayatılmasıdır. Beş gün çalışan bir işyerinde cumartesi çoğu kez akdi tatil, pazar ise hafta tatilidir; her ikisinde de telafi çalışması yaptırılamaz. Aynı şekilde resmî tatil günlerinde ve kanuni mazeret izinlerinde (evlilik, eş veya yakınını kaybetme gibi) telafi çalışması istenemez.

Bu konuda gösterici bir karar Yargıtay 9. Hukuk Dairesi’nin 17.03.2008 tarihli, 2007/27667 esas ve 2008/5298 karar sayılı kararıdır. Kararda, cumartesi gününün dava konusu işyeri bakımından tatil günü olduğu ve telafi çalışması olduğu ileri sürülen çalışmanın günde üç saatten fazla yapıldığı anlaşıldığı belirtilerek; bu durumda işçinin çalışmak istememesinin hukuka uygun olduğu, feshin haklı veya geçerli nedene dayandığını kabul etmenin mümkün olmadığı sonucuna varılmıştır. Somut olaya göre mahkemece davanın (işe iade) kabulü gerektiği vurgulanmıştır. Kararın mesajı nettir: telafi çalışmasına dayanan fesihte, işveren önce kendi uygulamasının kanuni sınırlara uyduğunu kanıtlamak zorundadır.

Telafi Çalışması Fazla Mesai Sayılır mı? Ücret Hakkı ve Bordro Etkisi

İş Kanunu m. 64’te açık hüküm vardır: telafi çalışmaları fazla çalışma veya fazla sürelerle çalışma sayılmaz ve her saat için ek bir ücret ödenmez. İşçi, çalışmadığı dönemde de telafi çalıştığı dönemde de aynı ücreti alır; telafi saatleri haftalık 45 saatlik hesaba ve yıllık fazla çalışma tavanına dahil edilmez. Buna karşılık telafi çalışması yaparken işçiye normal ücretinin ödenmemesi, telafinin çalışma karşılığı ücretsiz bırakılması hukuken mümkün değildir.

Sınır ihlal edildiğinde tablo değişir. Şartlarına uyulmayan telafi — örneğin bildirim yapılmadan yaptırılan, günde üç saati aşan ya da tatil gününe rastlayan çalışma — hukuken telafi sayılmaz; ölçüsü aşan kısım için işçi fazla çalışma ücreti talep edebilir. Yargıtay 22. Hukuk Dairesi’nin 12.01.2016 tarihli, 2014/26030 esas ve 2016/338 karar sayılı kararında da, tanık beyanlarıyla telafi çalışması yaptırıldığının ortaya konulduğu dosyada, fazla çalışma hesabının bu süreler nazara alınarak yapılması gerektiği vurgulanmıştır. Başka bir deyişle fazla mesai davasında işveren, öne sürdüğü sürelerin telafi çalışması kapsamında ve kanuni sınırlar içinde kaldığını delilleriyle göstermelidir.

İşçi Telafi Çalışmasını Reddedebilir mi? Reddetmenin Sonuçları

Kanuni şartları gerçekleşmiş bir telafi çalışması için kural olarak işçinin ayrıca onayı aranmaz; işveren yönetim hakkı çerçevesinde bu çalışmayı isteyebilir. Şartlara uygun telafi çalışmasını haksız olarak reddeden işçi açısından işverenin İş Kanunu m. 25/2’nin (II) bendinde sayılan “işçinin yapmakla görevli olduğu işleri üstüne almaması” gerekçesiyle fesih ve disiplin yaptırımı gündeme getirebileceği, somut olayın koşullarına göre devamsızlık sayılıp sayılmayacağının da ayrıca değerlendirileceği unutulmamalıdır.

Buna karşılık telafi istemi kanuna aykırıysa — tatil gününe denk geliyorsa, günde üç saati aşıyorsa, bildirim yükümlülüğü yerine getirilmemişse veya çalışmadığı sürenin ücreti ödenmemişse — işçinin çalışmayı reddetme hakkı vardır. Yukarıda aktarılan Yargıtay 9. Hukuk Dairesi kararı, tam da bu aykırılıkların varlığında işçinin direnmesinin hukuka uygun olduğunu ve bu direnç nedeniyle yapılan feshin işe iadeye konu olacağını ortaya koymaktadır. Kısacası redde karar veren işçinin önce sınır tablosunu bilinçli okuması, bildirimin varlığını, günü ve saatleri kayda alması gerekir; çünkü uyuşmazlık hâlinde tartışma bu detaylar üzerinden yürütülür.

İstanbul’da Telafi Çalışması Uyuşmazlıkları: Sektörler, İspat ve Arabuluculuk

İstanbul, telafi çalışması uyuşmazlıklarının en yoğun yaşandığı işgücü piyasalarından biridir. İmalat, tekstil ve konfeksiyon, lojistik-depolama, organize perakende ve etkinlik-organizasyon sektörlerinde sezonluk duruşlar, fire (iptal) dönemleri ve emir bazlı üretim duruşları sık görülür; bu dönemlerde “telafi” adı altında hafta içi uzatılmış vardiyalar ya da hafta sonu çağrıları gündeme gelir. İstanbul’daki işyerlerinde uygulamanın yasal çerçeveye sığıp sığmadığı, büyük ölçüde puantaj ve PDKS kayıtları, vardiya bildirimleri, e-posta ve mesajlaşma gruplarındaki duyurular ile bordrolar üzerinden belirlenir.

İspat yönünden iki nokta kritiktir. Birincisi, işveren bildirim yükümlülüğünü (gerekçe + başlama tarihi) yazılı delillerle göstermelidir; “herkes biliyordu” savunması Yargıtay nezdinde yeterli değildir. İkincisi, telafi çalışması yapıldığı iddia edilen saatlerin bordroya yansıyıp yansımadığıdır; bordro imzası mutlak bir ispat aracı olmayıp içeriğin gerçek çalışmayı yansıtmadığı diğer delillerle (tanık, mesaj kayıtları, kamera ve giriş-çıkış verileri) gösterebilir. Telafi çalışması kaynaklı fazla çalışma ücreti, ihbar ya da kıdem tazminatı uyuşmazlıklarında 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu gereği önce arabuluculuğa başvurulması dava şartıdır; İstanbul’daki iş arabuluculuk büroları ve iş mahkemelerindeki yoğun dosya akışı nedeniyle delillerin baştan doğru toplanması, sürecin sonucunu belirleyen en önemli faktördür. İstanbul’da çalışıp telafi çalışması dayatıldığını düşünen işçinin, duyuruların ekran görüntüsünü, vardiya listelerini ve bordrolarını saklaması ilk adım olmalıdır.

SSS — Telafi Çalışması Hakkında Sık Sorulan Sorular

Telafi çalışması fazla mesai sayılır mı, zamlı ücret ödenir mi?

Hayır. İş Kanunu m. 64’e göre telafi çalışmaları fazla çalışma veya fazla sürelerle çalışma sayılmaz ve her saat için ek bir ücret ödenmez. İşçi hem çalışmadığı dönemde hem telafi çalıştığı günlerde normal ücretini alır. Ancak bu sonucun geçerli olması için telafinin kanuni şartlara uygun olması gerekir: günde üç saati aşan, tatil gününe denk gelen ya da önceden bildirilmemiş telafi çalışması hukuken telafi sayılmaz ve işçi ölçüsü aşan kısım için fazla çalışma ücreti talep edebilir. Yargıtay’ın uygulamalarında da telafi kapsamında ve sınırlar içinde yaptırıldığı ispat edilen süreler fazla çalışma hesabından düşülmektedir.

Telafi çalışması yaptırabilmek için işçinin onayı gerekir mi?

Kural olarak gerekmez. Kanunda sayılan nedenler gerçekleşmiş ve işçinin çalışmadığı sürenin ücreti kesintisiz ödenmişse, işveren yönetim hakkına dayanarak telafi çalışmasını tek taraflı talep edebilir. Bunun iki önemli istisnası vardır. Birincisi, işçinin kendi talebiyle izin verilmesi hâlidir; burada izin zaten işçinin rızasıyla verildiği için telafi çalışması da bu rıza çerçevesinde düzenlenir. İkincisi, İş Kanunu’nun uygulanmadığı, Türk Borçlar Kanunu’na tabi sözleşmelerdir; bu sözleşmelerde ancak taraflarca kabul edilmiş özel bir düzenleme varsa telafi çalışması istenebilir. Basın ve Deniz İş Kanunu kapsamındaki işyerlerinde ise telafi çalışması hiçbir koşulda yaptırılamaz.

Cumartesi günü telafi çalışması yaptırılabilir mi?

İşyerinin çalışma düzenine bağlıdır; kural olarak hayır. Haftanın beş günü çalışılan işyerlerinde cumartesi akdi tatil, pazar hafta tatili sayılır ve telafi çalışması bu günlerde yaptırılamaz. Yargıtay 9. Hukuk Dairesi’nin 17.03.2008 tarihli, 2007/27667 esas ve 2008/5298 karar sayılı kararında, cumartesinin tatil günü olduğu işyerinde telafi çalışması yaptırılamayacağı, ayrıca telafi adı altındaki çalışmanın günde üç saati aştığı durumlarda işçinin çalışmak istememesinin hukuka uygun olduğu belirtilmiştir. Haftanın altı günü çalışılan işyerinde ise cumartesi normal çalışma günü olduğundan, o günkü telafi uygulaması farklı değerlendirilebilir; burada belirleyici olan işyerindeki fiili ve sözleşmesel çalışma düzenidir.

Telafi çalışması en geç ne zamana kadar yaptırılmalıdır?

Yürürlükteki İş Kanunu m. 64’e göre işveren, çalışılmayan süreler için telafi çalışmasını en çok dört ay içinde yaptırabilir ve Cumhurbaşkanı bu süreyi iki katına kadar artırma yetkisine sahiptir. Çalışma Süreleri Yönetmeliği’ne göre bu süre, telafi çalışmasına gerekçe gösterilen zorunlu sebebin ortadan kalkmasını ve işyerinin normal çalışma dönemine dönmesini izleyen süreden hesaplanır. Süre geçirildiğinde telafi çalışması yaptırma hakkı düşer; işveren geç dönemde çalıştırırsa bu süreler telafi değil, fazla çalışma hükümlerine tabi olur ve zamlı ücret talebi doğar. Bu nedenle işverenin telafi takvimini kayıt altına alması, işçinin de tarihleri birebir not etmesi gerekir.

Ücretsiz izinde geçen süre için telafi çalışması istenebilir mi?

Hayır, istenemez. Telafi çalışmasının ön koşulu, işçinin çalışmadığı sürenin ücretinin tam ve kesintisiz ödenmiş olmasıdır. Ücreti ödenmeyen işverenin aynı süreyi sonradan çalıştırması hukuken telafi değil, ücretsiz çalıştırma olur. Bu ilke, salgın dönemlerinde işverenlerin işçilere ücretsiz izin dayatması ve ardından bu günleri “telafi” adı altında çalıştırması gündeme geldiğinde de Yargıtay ve öğreti tarafından tutarlı biçimde vurgulanmıştır. İşçi açısından pratik sonuç şudur: telafi çalışması talep edilen her günün ücretinin bordroda tam yansıdığının kontrol edilmesi gerekir; eksik ödeme varsa telafi yükümlülüğü doğmadığı gibi, ödenmeyen ücret için ayrıca alacak talep edilebilir.

İşçi telafi çalışmasını reddederse işten çıkarılabilir mi?

Telafinin kanuna uygun olup olmadığına göre cevap değişir. Bildirimi yapılmış, günde üç saati ve günlük on bir saati aşmayan, tatil gününe denk gelmeyen ve ücreti ödenmiş bir telafi çalışmasını haksız yere reddeden işçi için işverenin İş Kanunu m. 25/2-İİ kapsamında fesih imkânını ileri sürdüğü görülür; bu durumda disiplin ve fesih riski vardır. Buna karşılık aykırı bir telafi talebini reddetmek işçinin hakkıdır; Yargıtay 9. Hukuk Dairesi’nın yukarıda anılan kararında, sınırlara aykırı telafi emrine uymayan işçinin feshi, haklı veya geçerli fesih sayılamayarak işe iade ile sonuçlanmıştır. Red kararı veren işçinin reddini gerekçeleriyle (gün, saat, bildirim durumu) yazılı biçimde karşı tarafa iletmeye çalışması ve delillerini saklaması dava açısında belirleyici olur.

Telafi çalışması günde ve toplamda kaç saati geçemez?

Telafi çalışmaları günlük en çok çalışma süresini aşmamak koşuluyla günde en fazla üç saat yapılabilir. Günlük en çok çalışma süresi kural olarak on bir saattir; örneğin günde sekiz saat normal çalışmanın üzerine en fazla üç saat telafi eklenebilir, ancak dokuz saat normal çalışılan bir günde telafi en fazla iki saat olabilir ve on bir saatlik tavan hiçbir koşulda aşılamaz. Ayrıca telafi çalışması hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatil günlerinde hiç yapılamaz. Bu saat sınırlarının ihlâl edilen kısmı fazla çalışma sayılır; işçi aşan kısım için yüzde elli zamlı fazla çalışma ücreti talep edebilir ve işveren yönünden idari para cezası riski doğar.

Yazan: Av. Arı | İstanbul Barosu
Dosyalarda en sık karşılaştığım iki hata telafi çalışmasında tekrarlanıyor: işçi, yasak olan cumartesi çağrısına sessizce gidiyor ve saatleri hiç kaydetmiyor; işveren ise “telafi” diyerek ücreti kesilmiş günleri bile çalıştırıyor. İkisi de davadaki en güçlü argümanı ortadan kaldırıyor. Telafi emri aldığınızda önce üç soruyu sorun: günüm tatil mi, üç saati aşıyor mu, çalışmadığım sürenin ücretim kesildi mi? Bu üç cevabı ve telafi duyurusunun ekran görüntüsünü saklayın. Dosyanızın özelinde değerlendirme için iletişim sayfamızdan bize ulaşabilirsiniz.

Dayanaklar: 4857 sayılı İş Kanunu m. 25, 46, 47, 63, 64, 104; 7244 sayılı Kanun (25.03.2020); İş Kanununa İlişkin Çalışma Süreleri Yönetmeliği m. 5, 7; 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu; Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 17.03.2008 tarihli, E. 2007/27667, K. 2008/5298 sayılı kararı; Yargıtay 22. Hukuk Dairesi 12.01.2016 tarihli, E. 2014/26030, K. 2016/338 sayılı kararı.

By |2026-11-01T13:12:26+03:00Kasım 1st, 2026|İş Hukuku|0 Comments

About the Author:

Leave A Comment